{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/413 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1718<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/221 Esas - 2021/979 Karar\t\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Tapu İptali ve Tescil<br>KARAR TARİHİ \t: 11/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 11/10/2024                    <br><br>\tTaraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11/11/2021 gün ve 2020/221 Esas 2021/979 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için  üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :\t<br>\tDAVA :Davacı vekili, davacının oğlu ...'ın 2006 yılında davalı  kooperatife peşin ödemeli olarak ortak olduğunu, daha sonra ...'ın hissesini 2009 yılında davacıya devrettiğini, bu durumun kooperatif tarafından da zımni olarak kabul edildiğini,  taşınmazın aidat borcuna ilişkin olarak gönderilen ihtarnamenin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kooperatife karşı yükümlülüklerini yerine getiren ve kooperatifin oğlu adına tahsis etmiş olduğu taşınmaza ilişkin hissesini noter huzurunda devir alan davacıya kura çekimi sonucu isabet eden dairenin tapusunun verilmediğini, kooperatif tarafından üyeliğini devretmiş olan ...'a  kaynağı dahi belli olmayan borçlar gerekçe gösterilerek ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiğini, davacıyla aynı durumda olan ortaklara daire tapularının verildiği halde davacıya verilmemiş olmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, davacının davalı kooperatife üye olduğunun tespiti ile  davalı arsa sahipleri adına kayıtlı bulunan hisselerin iptaliyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP : Davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili, davalıların maliki olduğu taşınmaza ilişkin yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi  sebebiyle  yüklenicinin haklarını davalı ... Kooperatifine devrettiğini, kooperatif tarafından inşaata başlandığını, bir kısım inşaatların bitirildiğini, bir kısım inşaatlar bitirilmeden kooperatif tarafından sözleşmeye aykırı olarak paylaşım oranlarının değiştirilmesi yönünde ihtilaf çıkarıldığını, yüklenici kooperatifin edimlerin yerine getirilmediğini, kooperatif tarafından açılan paylaşımın belirlenmesi ve arsa sahipleri tarafından açılan karşı davaların hale devam ettiğini, dava konusu edilen bağımsız bölümün de bu sözleşme sonucu kurulan kat irtifakı sonucu davalılar adına irtifak hakkı tesis edilen bağımsız bölüm olduğunu, davacının kooperatif üyeliğinin tespitini talebinin davalılara yöneltilemeyeceğini, kooperatifin tüm edimlerini ve inşaattaki eksiklikler ile gecikmeler karşılığı uğranılan zararları ödediği takdirde, dava konusu bağımsız bölümün kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı olan kooperatife devredileceğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı kooperatif vekili, davacının oğlu ...'ın kooperatifin inşa ettiği C Blok Kat 1 , 2 Nolu bağımsız bölüme devir yolu ile üye olduğunu, kura çekiliş tutanağına göre dava konusu bağımsız bölüm üyeliğinin ...'e çıktığını, ...'in üyeliği  yönetim kurulu kararı ile .... ile takas ettiğini, ...'ın 1 yönetim kurulu kararı ile üyeliği ...'a devrettiğini, ...'ın yönetim kurulu kararı ile üyeliği ....'e devrettiğini, ...'in üyeliğinin ...'a devrine ilişkin kooperatif kayıtlarında belge olmadığı gibi yönetim kurulu kararı da bulunmadığını, ancak 25/06/2006 tarihinde yapılan olağan genel kurulunun hazirununda ... dava konusu bağımsız bölüm ortağı göründüğünden ve daireyi de kullandığından kooperatifte üye olarak kabul edildiğini, bu genel kuruldan itibaren üyelikten çıkarılıncaya kadar ...'ın bu dairenin ortağı olarak hazirunda yerini aldığını, ...'in peşin ödemeli ortak olmadığını, kooperatifte bu tür özel statüde ortaklık bulunmadığını, bu yönde alınmış herhangi bir genel kurul kararı bulunmadığını, kooperatifin bir kısım inşaatları tamamladığını, kura çekimi yaparak daireleri ortaklara tahsis ettiğini ancak kooperatifin arsa maliklerine daire teslimi yapamadığını, ortaklar tarafından kullanılan daireler içinde her ortağın dairesinin şerefiyesine göre arsa sahiplerine para verilmesinin genel kurulda kararlaştırıldığını, kararlaştırılan yükümlülükleri yerine getiren ortakların dairelerinin arsa sahipleri tarafından ortağa tapu devirleri yapılarak ferdileşmelerin gerçekleştirildiğini, davacının dava konusu bağımsız bölüme ilişkin üyelik devrini bildirilmediğini, kooperatife bildirilmediği sürece üyelik devir sözleşmesinin kooperatife karşı hüküm ifade etmediğini, ... 'ın kooperatife karşı borçlarını ödemediğinden üyelikten çıkarıldığını, ihraç kararının kesinleştiğini, kooperatif yönünden davacının üyeliğinin zımni kabulünün söz konusu olmadığını, kooperatifin konutu üyesine tahsis etmesinden sonra üyenin bu yeri tasarruf etmesi başkalarına bedelli ya da bedelsiz kullandırmasının kooperatifi ilgilendirmediğini, üyenin kendi aile fertleri ile birlikte oturmasının bu şahısların üye olarak kabul anlamına gelmediğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça davacının oğlunun davalı  kooperatife peşin ödemeli olarak ortak olduğu, daha sonra hissesini davacıya devrettiği bu durumun  kooperatif tarafından zımni olarakta  kabul edildiği ileri sürülerek davacının kooperatifinin üyeliğinin tespiti ile taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesinin talep edildiği, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu  ve Ana Sözleşme hükümlerine göre ortaklık devirlerinde ortaklığı devir eden ile devir alanın anlaşıp, bu konudaki iradelerini açıkça ortaya koymaları ve bu hususu yönetim kuruluna yazılı olarak bildirmeleri gerektiği, yönetim kurulunun ortaklık şartlarını taşıması kaydıyla devir olan kişiyi ortaklığa kabul etmekten kaçınamayacağı, ortaklık devrinin yönetim kurulunun kabulü ile tamamlanacağı,  davacı ... ile dava dışı ... arasında imzalanmış olan 09.10.2009 tarihli kooperatif hisse devir sözleşmesinin davalı kooperatife teslim edildiğinin ispat edilemediği, kooperatif kayıtları içerisinde bu nitelikte herhangi bir bulguya rastlanmadığı, davalı kooperatife ait defter ve kayıtlarda ortaklık devri ile ilgili herhangi bir karara rastlanmadığı, yevmiye kayıtlarında ... ile ... arasında hesap aktarımı yapılmadığı, devir tarihinden sonraki genel kurul toplantılarına ...’ın davet edildiği, hazirun listelerinde de ortak olarak ...’a yer verilmeye devam edildiği, ...’ın, bu genel kurul toplantılarından bazılarına katıldığı veya kendisini temsil etmek üzere vekil tayin ettiği, 2016 yılında ortaklık yükümlülükleri kapsamında dava dışı ... tarafından 9.955,00-TL ödeme yapıldığı, bu tespitlerin ortaklık devrinin kooperatif tarafından eylemli olarak kabullenilmesinin söz konusu olmadığını gösterdiği, bu hususlar göz önüne alındığında davacının davalı ... Kooperatifi üyesi olmadığı, davacının tapu iptal ve tescil talebinin dayanağının davacının davalı kooperatif üyesi olması ve ortaklık hakkına dayalı olarak taşınmazın adına tescili gerektiği iddiasına dayalı olduğu, davacı ...'ın davalı kooperatif üyesi olmaması nedeniyle tapu iptal ve tescil talebinin de dayanağının bulunmadığı, belirtilerek; davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davanın reddine ilişkin mahkeme kararının gerekçesinde belirtilen hususların bilirkişi raporu incelemesi neticesinde tespit edildiğini, dosyaya sunulan bilirkişi raporunun ...  adına İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2020/242 E. sayılı dosyası ile açılan ve konusu 'ortaklıktan çıkarılma kararının yokluğunun tespiti' olan dosyaya ait bilirkişi raporu olduğunu, işbu davada ise davacı ... olup dava konusunun ortaklığın tespiti ile tapu iptal ve tescil davası olduğunu, tarafları farklı konusu farklı olan bir bilirkişi raporunun hükme esas alıanamaycağını, kooperatif ortağı olan  davacının oğlu ...'ın 09.10.2009 tarihinde Uluborlu Noterliği'nin 000765 sayılı koopertatif hisse devri sözleşmesi ile söz konusu kooperatife ait kendi adına tahsis edilen C2 Blok, Kat 1’de bulunan 2 nolu dairesinde hissesinin tamamını davacıya devrettiğini, kooperatif tarafından 2016 yılında davacının oğlu ...’a ihtarname gönderilerek aidat borcu olduğu bildirildiğini, davalı kooperatif tarafından başka üyelere de aynı şekilde aidat borcu çıkarılmış olmasına rağmen bu üyelere tapu devri yapıldığını, devir sözleşmesinin davalı kooperatife ... tarafından teslim edildiğini, sonrasında genel kurula da sunulduğunu, bu hususta tanıkların dinlenmediğini, davalı kooperatif hiçbir dönemde usulüne uygun yönetilmediğini, devir tarihinden buyana tarihinden bu yana ...'ın kooperatifle bir ilgisi kalmadığını, söz konusu evde davacının eşi ile birlikte yaşadığını, kooperatif üyelik hakkının devredildiğinin davadan önce davalı kooperatife bildirilmemesinin devir alanın hakkına olumsuz bir etki yapmayacağını, yazılı bildirim bulunmasa dahi dosya kapsamından davacının kooperatif ortaklığına zımnen kabul edilidiğini, bazı ödemelerin davacının oğlu ve zaman zaman eşi tarafından yapılmış olmasının davacının kooperatif ortağı olmadığı şeklinde yorumlanamayacağını, belirterek kararın kaldırılmasını, talep etmiştir.<br>GEREKÇE : Dava, kooperatife üye olduğunun tespiti ile tapuya kayıt ve tesciline  istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\t1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2.\t6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiştir. Buna göre, davanın taraflarının yargılama ile ilgili bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat hakkı bulunmaktadır. Maddenin gerekçesinde açıklandığı üzere bu hak Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. İddia ve savunma hakkı olarak da bilinen bu hak, tarafların yargılama konusunda tam bilgi sahibi olmalarını, açıklama ve ispat hakkını tam ve eşit olarak kullanabilmelerini, yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermelerini zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle hakim, tarafları dinlemeden veya açıklama ve ispat hakkını kullanmaları için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremeyecektir.<br>3.\t6100 sayılı HMK'nun 280. maddesinde, bilirkişi raporunun birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği, aynı Kanun'un 281. maddesinde; tarafların bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde raporda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebileceği hükme bağlanmıştır.<br>4.\tEldeki davada, davacı vekili bilirkişi raporuna itiraz ve esas hakkındaki beyan dilekçesiyle kendisine tebliğ edilen rapordaki dava dosyasının tarafları ve konusunun eldeki dava dosyasından farklı olduğunu, başka bir dava dosyası için düzenlenen raporun kendisine tebliğ edildiğini belirtimiştir. UYAP ve dosya kapsamında yapılan kontrolde, bilirkişi raporunun davacı vekiline 18.07.2021 tarihinde elektronik tebliğatla ekinde \"bilirkişi raporu ... 13.07.2021\" açıklamasıyla elektronik posta aracılığıyla tebliğ edilmiş ise de bilirkişi ... tarafından düzenlenen ve UYAP siteminde dava dosyasına bilirkişi raporu başlığıyla 13.07.2021 tarihinde eklenen rapor ile dosya kapsamında fizikken mevcut olan 13.07.2021 havale tarihli bilirkişi raporunun birbirinden farklı olduğu, yine UYAP kapalı tebligat ekranı üzerinden yapılan kontrolde de taraflara tebliğe çıkarılan raporun bilirkişi raporu başlığıyla 13.07.2021 tarihinde UYAP'a eklenen eldeki dava dosyası ile ilgili olmayan rapor olduğu, bu surtte mahkemece karar gerekçesinde tartışılıp hükme esas alınan raporun taraflara usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Anılan yasal düzenlemeler gereğince itirazlar dikkate alınarak, bahsi geçen bilirkişi raporunun tebligat yasasına uygun şekilde taraflara tebliği  ile hukuki dinlenilme hakkı çerçevesinde taraflara rapora karşı beyanda bulunma imkanı tanınıp, varsa itirazlar da karşılandıktan sonra tüm dosya kapsamı gözetilip, oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken adil yargılanma  hakkının en önemli  unsuru  olan hukuki dinlenilme hakkının ihlaline neden olacak şekilde bu hususun gözden kaçırılması suretiyle karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.<br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve  değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karar yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca davacılar ve davalının istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.\t<br>H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;<br>1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>2-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/11/2021 gün ve 2020/221 Esas 2021/979 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,<br>5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 11/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"84a31c4374fb5aa5","SID":"c836286a664657b0"}}