{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/440 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1737<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/723 Esas - 2021/1059 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ \t: 14/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 14/10/2024<br>                  <br>\tTaraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen  23/11/2021 gün ve  2019/723 Esas 2021/1059 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için  üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, sürücü ...'ın yönetimindeki davacıya ait ... plakalı ticari taksiye ... plakalı ... marka aracın 10.03.2019 tarihinde çarptığını, kaza raporu tutulurken ... marka araç sürücüsünün olay yerimi terk etmesi nedeni ile sürücü araç bilgilerinin tutanağa işlenemediğini, ... plakanın kazaya karışan ... marka araca ait olmadığını bu hususta 2019/39364 nolu soruşturma dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, yapılan incelemede ... plakalı aracın 24.07.2017- 08.03.2019 tarihleri arasında ... adına kayıtlı olduğunu, 08.03.2019 tarihinde online satış ile ... adına ... plaka ile tescil edildiğini ve halen kendisi adına tescilli olduğunu, kaza nedeni ile davacı aracında toplam 4.515.00-TL zarar oluştuğunu, aracın 5 gün tamirde kaldığını, taksinin günlük getirisinin ortalama 250,00-TL olduğunu kaza nedeni ile ticari araçta değer kaybının da meydana geldiğini, davalı aracının kaza tarihinde davalı ... sigorta A.Ş. tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalandığını belirterek kazadan sebebiyle ticari taksi niteliğindeki aracın 500,00-TL parça isçilik bedeli, 250,00-TL kazanç kaybı bedeli, 250,00-TL değer kaybını bedelinin (belirsiz alacak davası)  olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir. <br>\tCEVAP : Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili, 10.03.2019 tarihinde trafik kazasına karışan ... plaka sayılı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı aracı olduğunu, meydana gelen kazada ... plaka sayılı araç sürücüsünün kusuru olduğuna dair hiçbir belgenin  bulunmadığını, kazanç kaybının dolaylı zarar olması nedeniyle  kazanç kaybı bedelinden sorumlu tutulamayacağını, davalı sigorta şirketi bakımından faiz başlangıcı tarihi olay başlangıcının olamayacağını davacının taleplerinin bu yönden reddini istemiştir.<br>\tDavalı ... tarafından davaya cevap verilmemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu uyuşmazlığın 10/03/2019 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı ...'e ait ... plakalı araçta meydana gelen hasar nedeniyle oluşan hasar bedeli ve değer kaybı bedeli miktarlarının belirlenmesi ile belirlenen parça işçilik ve değer kaybı bedellerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen, kazanç kaybı bedelinin belirlenerek belirlenecek kazanç kaybı bedelinin davalı ...'den tahsili taleplerine ilişkin olduğu, bilirkişi heyetinin 14/09/2021 havale tarihli raporlarında dava konusu araçta oluşan hasar tutarının KDV dahil 4.350,00-TL olduğunu, aracın bu kazadan önce 11 adet hasar kaydı olduğunu, dosya içeriğindeki kazaları incelendiğinde aynı yerden daha öncede hasarı olduğunu, 02.06.2017 tarihli kazasının ağır hasarlı kayıtlı olduğu dikkate alındığında  değer kaybının oluşmayacağını, ikame araç bedelinin ise 1.250,00-TL olacağını mütalaa ettikleri, davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde, dava değerinin 1.000,00-TL olarak gösterildiği, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edildiğine ilişkin herhangi bir ibarenin dava dilekçesinde yer almadığı, güncel ve yerleşik Yargıtay içtihatları kapsamında davanın belirsiz alacak davası olarak kabul edilebilmesi açısından davaya konu edilen taleplerin dava açılmadan önce belirlenebilmesinin mümkün bulunmamasının yeterli olmadığı, dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edildiğinin açık bir şekilde belirtilmesi gerektiği, ayrıca davacı vekilinin 26/10/2021 havale tarihli dilekçesinde dilekçenin ıslah dilekçesi mahiyetinde olduğunu açık bir şekilde belirttiği dikkate alınarak, davanın kısmi dava mahiyetinde olduğunun kabulünün gerektiği, dava konusu trafik kazası sebebiyle dava konusu araçta 4.350,00-TL hasar oluştuğu ve aracın tamiri süresince ikame araç bedelinin 1.250,00-TL olduğu, dava konusu aracın trafik kazasından daha önce karıştığı 11 adet trafik kazasında iş bu davaya konu trafik kazasında hasar gören parçalarının hasar görmesi neticesinde değer kaybına uğramayacağı mahkememizce kabul edilmiş olup, her ne kadar keşif sırasında alınan tanık beyanında sigortalı aracın kırmızı ışık ihlali yapmış olduğu belirtilmiş ise de, tanığın dava konusu aracın kaza anındaki sürücüsü olduğu, dava konusu aracın maliki olan davacının çalışanı olduğu, beyanlarının sorumluluktan kurtulmaya yönelik olduğu, kazanın sigortalı aracın sürücüsünün kırmızı ışık ihlali yapması sonucunda gerçekleştiğine ilişkin başkaca herhangi bir delil bulunmadığı hususları çerçevesinde, kazanın gerçekleşmesi açısından kırmızı ışık ihlali yapan aracın tespit edilememesi sebebiyle dava konusu trafik kazasının, kazaya karışan her iki araç sürücüsünün %50 oranında kusurları neticesinde meydana geldiği mahkememizin kabulünde ise de, bu husus hüküm kurma aşamasında sehven gözden kaçırılmış olup, tarafların %50 oranında kusurları neticesinde davacının talep edebileceği tazminat bedellerinin hasar bedeli yönünden 2.175,00-TL, ikame araç bedeli yönünden ise 625,00-TL olduğunun kabulü ile davanın kısmen kabulüne, hasar bedeli talebinin kabulüne, 4.350,00-TL maddi tazminatın 500,00-TL'sinin davalı ... yönünden haksız fiil tarihi olan 10/03/2019 tarihinden, davalı ... Sigorta Anonim Şirketi yönünden ise rizikonun ihbarı akabinde 8 iş gününün sona erdiği 01/07/2019 tarihinden itibaren, 3.850,00-TL'sinin ise her iki davalı yönünden ıslah tarihi olan 26/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'e verilmesine, ikame araç bedeli talebinin kabulü ile 1.250,00-TL maddi tazminatın 250,00-TL'sinin haksız fiil tarihi olan 10/03/2019 tarihinden itibaren, 1.000,00-TL'sinin ise ıslah tarihi olan 26/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacı ...'e verilmesine, değer kaybı bedeli talebinin reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili ve davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, kabul edilen alacak kalemlerine ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hukuka uygun olmadığını, trafik kazasının haksız fiil niteliğinde olup, tazminat borcunun haksız fiil tarihinde muaccel olduğunu, bunun için ihtar gerekmediğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, bu nedenle kabul edilen alacak kalemleri için ... yönünden kaza tarihinden; sigorta şirketi için ihbarı takip eden 8 iş günü sonundan itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini, İlk derece mahkemesince HMK'nun 298. Maddesine aykırı olarak, karar gerekçesini, tefhim ettiği hükme aykırı tanzim ettiğini, tefhim edilen hükümde \"hasar bedeli ve ikame araç bedeli\" ne ilişkin taleplerinin tamamı kabul edilmiş iken, karar gerekçesinde \"kırmızı ışıkta hangi sürücünün geçtiği tam olarak belirlenemediğinden\" hasar bedeli ve ikame araç bedelinin %50'sine karar verilmesi gerekir iken, sehven tamamının kabulüne karar verildiği belirtilerek kısa kararla gerekçe arasında çelişki yaratıldığını, 13.09.2021 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili araç sürücüsünün tam ya da yarı yarıya kusurlu olduğuna dair seçenekleri kabul etmediklerini asli ve tam kusurlu olanın  davalı olduğunu,  tarfların olayın oluşunda %50 kusurlu olduğuna dair değerlendirmenin oluşa uymadığını, itirazlarına karşın ek rapor alınmadığını, davalı araç sürücüsünün kaza mahallini terk etmesinin kusurlu olduğuna karine olduğunu, kaza mahallini terk eden davalı sürücüsünün kusurlu veya alkollü olmaması halinde kaza mahallini terk etmeyeceğini, davalı araç sürücüsünün yeşil ışıkta geçen müvekkilinin otomobiline çarparak ışık ihlali yaptığını, sürücünün olay mahallini terk etmesinin söz konusu kusuru destekler nitelikte olduğunu, Müvekkile ait araç sürücüsünün kusurlu olması halinde karşı aracının sahibini bulmak için Cumhuriyet Savcılığına şikayetçi olmayacağını, davalının kaza tarihi olan 10.03.2019 tarihinden 2 gün önce 08.03.2019 tarihinde kazaya karışan aracı,  Kocaeli ilindeki noterden satın aldığını, kazada aracın  üzerinde eski plakası olan ... sayılı plakanın bulunduğunu, müvekkilinin aracın tamiri için önce 2.515,00-TL yedek parça ücreti, ardından 2.000-TL işçilik ücreti olmak üzere toplam 4.515,00-TL harcadığını, buna rağmen bilirkişi raporunda müvekkilin işçilik ve parça  giderlerinin 164,34-TL eksik belirlendiğini, değer kaybı talebinin reddinin hatalı olduğunu, istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.<br>\t... Sigorta A.Ş vekili,  müvekkili şirket sigortalısı olan ... plaka sayılı araç sürücüsünün meydana gelen trafik kazasında kusuru olduğuna ilişkin dosyada hiçbir belge bulunmadığını, kaza tespit tutanağının davacı tarafın beyanına göre düzenlendiğini,  müvekkil şirket sigortalısının hiçbir kusuru bulunmadığını, davacı taraf beyanı da meydana gelen kaza ile örtüşmediğini, davacı tarafından ikame edilen davanın ispatı açısından sadece davacı tarafın beyanlarının dikkate alındığını, davacı araç sürücüsü 10.03.2019 tarihinde meydana gelen kazada sağ tarafında araç olduğu için sağını göremediğini beyan ettiği, ancak aracın hasar fotoğraflarından ise dava konusu aracın sağ şeritte bulunduğunu dolayısıyla davacı adına kayıtlı aracın sağ kısmında başka bir araç da bulunmadığından davacı araç sürücüsünün beyanlarının hükme esas teşkil edemeyeceğini, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere hangi sürücünün kırmızı ışığı ihlal ettiği belirlenemediğini, yerel mahkeme tarafından hatalı olarak gerekçeli karar ile hüküm arasında çelişki oluşturulduğunu, istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.<br>\tGEREKÇE :Dava, trafik kazası nedeniyle davacının aracında oluşan hasar, değer kaybı ve ikame araç ücretinin davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tHüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm delilleri toplanıp inceledikten ve son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı yasanın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne  var  ki, uygulamada HMK'nın 294/4. maddesi hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır. İşte bu gibi hallerde, HMK'nın 297. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun biçimde gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa karar yazıp tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin, artık bu kararını değiştirmesine de yasal olanak yoktur. Bir başka ifade ile  tefhim edilen hüküm sonucu yanlış da olsa, gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz veya istinaf kanun yoluna başvurulması ve bu nedenle kararın Yargıtay tarafından bozulması veya istinaf tarafından  kaldırılması halinde düzeltilebilir. Nitekim l0.4.l992 tarihli 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik olmasının bozma nedeni oluşturacağı ve bozmadan sonra yerel mahkemenin önceki kısa kararı ile bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak kaydıyla vicdani kanaatine göre karar verebileceği belirtilmiştir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile HMK'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzenine ilişkin olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.<br>\t Eldeki dava dosyasında, İlk derece mahkemesince HMK'nun 297 ve devamı maddelerine  aykırı olarak, tefhim edilen kısa kararda hasar bedeli ve ikame araç bedeline ilişkin taleplerinin tamamı kabul edilmiş iken, karar gerekçesinde \"kırmızı ışıkta hangi sürücünün geçtiği tam olarak belirlenemediğinden\" hasar bedeli ve ikame araç bedelinin %50'sine karar verilmesi gerektiği belirtilmek sureti ile kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulmuştur.<br>\t İstinaf incelemesi yapılabilmesi için delillerin değerlendirildiğini gösterir biçimde usulüne uygun gerekçeli kararın bulunması zorunludur. Mahkemece, dosyada toplanan deliller tartışılıp değerlendirilerek, tefhim edilen hüküm sonucuna nasıl ulaşıldığının, gerekçede açıklanmalıdır. Kararda hiç ya da yeterli gerekçeye yer verilmemesi veya gerekçenin kendi içinde çelişir olması halinde istinaf incelemesi yapılabilecek usulüne uygun bir karar bulunmadığı için delillerin hiç değerlendirilmemiş olduğunun kabulü gerekir. Denetime elverişli usulün aradığı niteliklere haiz bir kararın bulunması istinaf incelemesinin yapılabilmesinin ön şartı olup, bu nitelikte olmayan bir kararla ilgili olarak istinaf denetim ve yargılaması yapılarak bir hüküm verilemesi de mümkün değildir.<br>\tİstinaf incelemesi yapılan yukarıda yazılı kararın gerekçesinde, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillere, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesine, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin çelişkili olduğu anlaşıldığından HMK’nın 297. maddesinde belirtilen şekilde ve denetime elverişli gerekçe içerir ve denetlenebilir bir hüküm olduğundan söz edilemez.<br>\tKabule göre de; somut olayda davacı tarafça davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı açıkça belirtilmesine karşın, Mahkemece davanın kısmi alacak davası olarak değerlendirilerek sonuçlandırılması yerinde olmamıştır. Belirsiz alacak davasına konu alacaklar bakımından faiz başlangıç tarihi dava tarihidir. Bu itibarla davaya konu trafik kazası da haksız fiil olduğundan, kabul edilen alacak kalemleri için davalı işleten ... yönünden kaza tarihinden, sigorta şirketi için ihbarı takip eden 8 iş günü sonundan itibaren faiz yürütülmemesi isabetli olmamıştır.<br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve  değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.  \t\t <br>HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;<br>1-Davacı vekili ve davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>2-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/11/2021 tarih  2019/723 Esas 2021/1059 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,<br>5-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.14/10/2024<br>\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4dd77e537b3e84a6","SID":"d0c1cd07ea04b79f"}}