{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/408 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1716<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/469E. 2021/1131 K. <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 11.10.2024 <br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11.10.2024<br><br>\tTaraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14.12.2021 gün ve 2020/469 E. 2021/1131 K. sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için  üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, davalıların zorunlu ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu temlik edene ait araçta hasar oluştuğunu, araçta meydana gelen hasardan davalıların poliçe limitleri ile sorumlu olduğunu, başvuru neticesinde yapılan ödemenin zararı tam olarak karşılamadığını, sigorta tazminat alacağının davacı tarafından temlik alındığını, belirterek; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile 41.000,00-TL hasar 10,00-TL değer kaybı olmak üzere toplam 41.010,00-TL maddi tazminatın davalılardan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini  talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 57.591,00-TL olarak artırmıştır.<br>\tCEVAP : Davalı ... Sigorta A.Ş.vekili, kazaya karışan aracın davalı  nezdinde Hesaplı kasko sigorta poliçesiyle sigortalı olduğu, poliçe kapsamında İMMS teminatı ön görüldüğünü, ZMMS poliçe limiti tükenilmeden bu teminatın kullanılamayacağını, davalının sigortalı araç sürücünün kusuru ve poliçe limiti kadar sorumlu olduğunu, temliknamenin geçerli olmadığını, genel şartlar esas alınrak kusurun ve zararın tespit edilmesi gerektiği, yasal faiz talep edilebileceği, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... Sigorta A.Ş. vekili, İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, kazaya karışan aracın davalı şirket nezdinde ZMMS trafik sigorta poliçesiyle sigortalı olduğu, kaza nedeniyle yapılan inceleme neticesinde hak sahibine 18.890,81-TL ödeme yapıldığını, davalının poliçeden kaynaklı üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, kusurun ve zararın tespit edilmesi gerektiği, yasal faiz talep edilebileceği, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının haksız fiil alacağının temlik ettiği şahsın aracına zarar verdiği, zarar ile davalıların sigortalısının fiili arasında uygun illiyet bağının bulunduğu, davalı sigorta şirketleri nezdinde trafik ve kasko sigorta poliçesiyle sigortalı bulunan karşı araç sürücüsünün kazada % 100 kusurlu, davacı sürücünün kusursuz olduğu, kaza nedeniyle araçta KDV dahil 57.591,00-TL hasar,  4.000,00-TL değer kaybı olmak üzere toplam 61.591,00-TL zarar oluştuğu,  söz konusu bedelden karşı aracın trafik ve kasko sigorta  poliçelerini düzenleyen davalı sigorta şirketlerinin trafik sigorta poliçe limiti ile artan kısımdan kasko sigorta poliçesi gereğince sorumlu olduğu, belirtilerek; davanın kabulüne, karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, temliknamenin geçerli olmadığını, sigorta tazminat alacağının devredilemeyeceğini,  temliknamenin temlik eden şirket yetkilisi tarafından düzenlenmediğini, diğer davalı ... Sigorta ile davalı şirketin sorumlulukları ayrı ayrı belirlenmesine rağmen yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden müştereken ve müteselsilen hüküm kurulduğunu, davalının asıl alacak ve fer'ileri yönünden zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin üstünde kalan miktardan başlayıp ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limitine kadar sorumlu tutlabileceğini, asıl alacağın fer'ileri niteliğinde olan vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden müştereken ve müteselsilen hüküm kurulduğunu, dava dosyasında alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin hüküm kurulduğunu, davanın kısmi dava olarak açıldığını,  ödemenin poliçe kapsamında zararı karşılanıp karşılanmadığının gözetilmediğini, aracın anlaşmalı onarım merkezinde tamir edilmemesi nedeni ile en az % 25 iskonto uygulanması gerektiğini, değer kaybı hesabının yeni genel şartlara göre yapılması gerektiğini,    aracın ikinci el rayiç değerinin fahiş olarak tespit ediliğini, araçta onarım ekonomik olup olmadığı pert-total işlemi yapılıp yapılmaması gerektiği yönünde hiçbir değerlendirme yapılmadığını, aracın hurdaya ayrıldığına dair hurda tescil belgesi sigorta şirketine ibraz edilmeden araç sahibine sigorta tazminatı ödenmeyeceğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan hasarın ZMMS ve İMMS kapsamında tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın  kabulüne karar verilmiştir.<br>\t1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun  91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan maddi zarardan sigorta şirketi, işleten sıfatına haiz sigortalı araç maliki ile araç sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumlu oldukları amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.  )<br>\t3.\tMotorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesine göre ise, sigortacı, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin dışında (üstünde) kalan miktardan başlayıp, ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limitine kadar sorumludur. Bahse konu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu trafik sigortacısı ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk değil, sıralı bir sorumluluk öngörmüştür. ( Yargıtay 17. HD'nin  08.12.2020 tarih  ve 2019/1797 E. -  2020/8207 K. ) Bu nedenle, aracın ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının, olay tarihi itibariyle aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısının limitini aşan kısımdan ve temin ettiği İMSS poliçe limiti dahilinde sınırlı olarak sorumlu olacağı açıktır.<br>\t4.\tEldeki uyuşmazlığa konu somut olayda, 15.06.2020 tarihli alacağın temliki sözleşmesiyle, tüzel kişi sıfatına haiz dava dışı araç maliki ... Tic. Ltd. Şti.'ye ait davalılar nezdinde ZMM ve genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile sigortalı aracın, poliçelerin yürürlük tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde zarara uğraması nedeniyle, poliçe kapsamında dava dışı araç maliki şirketin doğacak alacağını 55.000,00-TL karşılığında şirketi temsile yetkili kişi tarafından verilen vekaletnameye istinaden davacıya temlik ettiği anlaşılmaktadır.<br>\t5. Hukuki bir işlem (tasarrufi işlem) olan alacağın temliki sonrasında alacak üçüncü kişiye intikal etmektedir. Bu andan itibaren üçüncü kişi, borçlu karşısında alacaklı sıfatını kazanmaktadır. Niteliği itibariyle alacağın temliki, alacaklının tasarruf işlemidir. Temlik, alacağın tamamı için yapılabileceği gibi bir kısmı için de yapılabilir. Tam temlikte alacağın aslı ve fer’ileri temlik alana geçmekte olup alacaklı borç ilişkisinde taraf olmaktan çıkar. Temlik alan, temliki ve alacağın varlığını ispat ederek borçludan talepte bulunur. Temlik ile birlikte temlik alan, alacağın aslı ve fer’ileriyle birlikte, alacağa bağlı rüçhan haklarını da iktisap eder. Dolayısıyla temlik konusu alacak itibariyle dava ve takip hakkı da temlik alana geçer. Alacağın temlikinde esasen borç değişmez, sadece onu talep edecek taraf değişmiş olur.<br>\t6.\t28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun’un 57. maddesi ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’na eklenen Ek Madde 6.’da “(1) Bu Kanun uyarınca sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlardan ya da Hesaptan talep edilecek tazminat alacağı ancak; a) Alacaklı tarafından bizzat, b) Alacaklının kanuni temsilcisi veya kanuni temsilcinin bizzat vekâlet verdiği avukat vasıtasıyla, c) Alacaklının bizzat vekâlet verdiği eşi, çocukları, annesi, babası, kardeşleri veya avukatı vasıtasıyla, takip edilebilir. Takip yetkisi, sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlar ya da Hesap nezdinde yapılacak işlemleri kapsar.(2) Tazminat alacağı, sadece hak sahibine veya avukatına ödenir ve birinci fıkrada belirtilen kişiler de dâhil olmak üzere hiç kimseye devredilemez. (3) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunca belirlenir.” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Anılan Kanuni düzenlemenin 3. maddesi gereğince yayımlan 12.02.2021 tarihli genelgenin 12.  maddesi ile tüzel kişilerin tazminat alacaklısı olduğu durumların, 6284 sayılı kanunun ek 6. maddesi kapsamında olmadığı da belirtilmiştir.<br>\t7. Şu halde; 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun’un 57. maddesi ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’na Ek Madde 6'nın eklendiği, bu maddenin temlik yasağına ilişkin olduğu mahkemece, 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun’un 57 nci maddesi ile Sigortacılık Kanunu’na eklenen Ek Madde 6 hükmü ile Sigortacılık Kanunu Ek 6. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Genelge hükümleri de değerlendirilerek sonucuna göre başvuranın aktif husumet ehliyetin değerlendirilmesi gerekir. ( Yargıtay 4. HD'nin 23.11.2023 tarih ve 2023/10493 E.  - 2023/12521 K. )<br>\t8.\tAnılan düzenlenme çerçevesinde; sigorta ilişkinden kaynaklı tazminat alcağının temliki yasaklanmış ise de kasko sigorta poliçesi kapsamında tazminat alacaklısı araç malikinin tüzel kişi olması nedeniyle 7251 sayılı Kanun’un 57. maddesi ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’na Ek Madde 6. Maddesindeki temliğe ilişkin sınırlamanın eldeki uyuşmazlık yönünden uygulanmayacak olması nedeniyle taraflar arasındaki temliğin geçerli olduğu anlaşılmaktadır.<br>\t9. Kaza nedeniyle davacının aracında oluşan zarara ilişkin hasar dosyası celp  edilmiş, davacı tarafından araca ait kaza fotoğraflarının da dosyaya sunulmuştur. KDV dahil araçtaki hasar hasar dosyası kapsamında düzenlenen ekspertiz raporunda 22.397,35-TL, davacı tarafından yaptırılan ekspertiz incelemesi neticesinde ise 57.591,88-TL olacak şekilde tespit edilmiştir. Yargılama sırasında düzenlenen ilk raporda ise araçta oluşan hasar KDV dahil 33.785,95-TL, aracın kazasız ikinci el rayiç değeri 110.000,00-TL, kaza sonrası ikinci el rayiç değeri 107.500,00-TL, her iki değer arasındaki farktan oluşan değer kaybı da 2.500,00-TL olarak belirlenmiş, itiraz üzerine düzenlenen ve mahkemece hükme esas alınan ATK bilirkişi raporunda ise hasarın KDV dahil 57.591,00-TL, aracın kazasız ikinci el rayiç değerinin 110.000,00-TL kaza sonrası ikinci el rayiç değerinin 106.00,00-TL her iki değer arasındaki farktan oluşan değer kaybının ise 4.000,00-TL olduğu, belirtilmiş olup ancak yargılama sırasında düzenlenen her iki raporda da pert total değerlendirilmesi yapılmamıştır.<br>\t10.\tSigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan,  aracın  onarımı  yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun yada olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yide zarar görene ödemek zorundadır. (Yargıtay 17 HD'nın 05.06.2014 tarih ve 2014/9038 E. - 2014/9078 K.) Hasar bedeli araç rayicini % 50'si aştığı durumlarda  aracın  tamirinin ekonomik olmadığı açıktır. Bu durumda, araç pert total kabul edilerek aracın sovtaj bedeli de belirlenmek sureti ile hasarsız piyasa rayici ile sovtaj bedeli arasındaki farkın hasar miktarı olarak belirlenmesi gerekir. (Yargıtay 17. HD'nın 18.05.2016 tarih ve 2016/3196 E. -   2016/6047 K.) Motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen zararlardan dolayı sorumluluk zarar görenin uğradığı gerçek zarar ile sınırlıdır. BK’nun 42. (6102 sayılı Kanun 50. Md.) 6762 sayılı TTK'nın 1283. ( 6102 sayılı TTK'nın 1427 vd ) maddeleri gereğince sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup motorlu aracın neden olduğu zarar nedeniyle meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. Gerçek zarar, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsar. Davalı sigorta şirketi gerçek zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmektedir. Zira, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanır. Hasar bedeli tespit edilirken davalı sigorta şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma vb nedenlerle yedek parça ve işçilik bedellerinin değerinde indirim yapılmaksızın  meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. (Yargıtay 17 HD'nın 15.12.2011 tarih ve 2011/4075 E. - 2011/12321 K.,28.03.2016 tarih ve 2015/17481 E. - 2016/3833 K., 04.04.2016 tarih ve 2015/14700 E. 2016/4229 K.,17.03.2014 tarih ve 2014/4531 E. -  2014/3704 K. )<br>\t11. 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 22/17. maddesi gereğince eksperler tarafından düzenlenen raporların delil niteliğinde olduğu açıktır. (Yargıtay 4. HD'nin 14.04.2022 tarh ve 2021/10308 \t\tE. - 2022/7172 K.) <br>\t12.\tAnayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. (Yargıtay 17. HD'nin 03.12.2020 tarih 2019/6271 E. -2020/8104 K.). Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Dava tarihinden sonra 19.06.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanunun 18. maddesiyle KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklikle bu maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere \"Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı olarak dikkate alınarak.... hesaplanır\" ibareleri eklenmek suretiyle Anayasa Mahkemesinin iptal kararına uygun şekilde bir düzenleme yapılmıştır. Böylelikle poliçe tarihi itibariyle ister eski genel şartlar ister yeni genel şartlar yürürlükte olsun Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararından sonra değer kaybı tazminatının yeni genel şartlara göre hesaplanması mümkün değildir. Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihindeki el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınarak belirlenmelidir. (Yargıtay 17. HD'nın 07.03.2016 tarih ve 2015/15003 E.- 2016/2856 K.)<br>\t13.\tMahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi, raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için bilirkişiden ek rapor almalı ya da yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır. Bu çerçevede; ekspertiz raporları ile yargılama sırasında alınan ilk rapor arasında açık bir çelişki mevcut olduğu gibi itiraz üzerine düzenlenen ATK raporunda da aracın hasar bedelinin (57.591,00-TL) aracın rayiç bedelinin ( 110.000,00-TL) % 50 sini aştığı belirtilmiş olmasına rağmen, aracın pert total uygulamasına tabi tutulup tutulmayacağına dair bir değerlendirme yapılmamış olması da dikkate alındığında; hükme esas alınan raporda, raporlar asındaki çelişkiyi giderecek, itirazları karşılayacak şekilde yeterli gerekçeye yer verilmemiş olması nedeniyle yukarıda açıklanan ilkeler ışığında söz konusu ATK raporu yetersiz olup, davalıların sorumluluğunun tespiti konusunda yapılan araştırma eksiktir. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz.<br>\t14.\tAçıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından dosyanın İTÜ 'de görevli otomotiv alanında uzman bilirkişilerin bulunduğu bilirkişi kuruludan tarafların iddia savunmaları çerçevesinde, raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde, kaza tarihinde kaza nedeniyle davacının aracında oluşan hasar, araçta meydana gelen hasar nedeniyle aracın pert total uygulamasına tabi tutulup tutulmayacağı, aracın pert olarak kabul edilmesi halinde hurda/sovtaj değeri ve hasarsız piyasa rayici ile her iki değer  arasındaki fark üzerinden hasar miktarını, pert kabul edilmemesi halinde ise; davacının aracının markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihindeki hasarsız el satış değeri ile kazadan aracın tamir edilmiş hali ile ikinci el satış değerinin ayrı ayrı tespit edilerek, her iki değer arasındaki fark üzerinden hesaplanan değer kaybı bedelini gösterir açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli bilirkişi kurul raporu alınarak varsa rapora yönelik itirazlar da giderilip, oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar gözetilerek, infazda tereddüte neden olmayacak biçimde anılan ilke ve esaslara uygun şekilde doğru şekilde belirlenecek temerrüt tarihi ve davalının sorumlu olduğu poliçe limitide belirtilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>\t15. Kabule göre de; davalı sigorta şirketleri, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 93. ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelik'in 24. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiği tarihte sigortaya konu motorlu aracın cinsine göre Hazine Müsteşarlığınca asgari tutarı belirlenen tarifedeki limitler uyarınca sınırlı sorumludur. Bu sorumluluk miktarının ihtilafa yol açmayacak şekilde açık ve net olarak hüküm fıkrasında belirtilmesi gerekir. ( Yargıtay 17. HD'nin  27.06.2013 tarih ve 2013/5199 E. -  2013/10140 K., 17.12.2020 tarih ve 2020/2108 E. -  2020/8665 K. )<br>\t16.\tDavalı sigorta şirketlerinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olup Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.2.b maddesi uyarınca kabul edilen dava değerinin poliçe limitini aşması halinde davalıya yükletilecek yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin toplam tazminatın, dava değerinin limite oranı dahilinde hüküm altına alınması gerekir. ( Yargıtay 17.HD'nin 14.06.2017 tarih ve 2016/12075 E. - 2017/5498 K.)<br>\t17.\tDavalı sigorta şirketleri poliçe limiti ile sorumludur. Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından kazaya neden olan araç için hazırlanan zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesinde araç başına teminat limitinin 36.000,00-TL olduğu belirtilmiş ise de kaza tarihi itibariyle bu limit 41.000,00-TL ye yükseltilmiştir. Poliçede de belirtildiği üzere limitin yükseltilmesi halinde yazılı teminat tutarları da her hangi bir işleme gerek kalmadan yeni limit üzeriden geçerli olacaktır. O halde, davalı nezdinde düzenlenen zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesinde araç başına teminat limiti kaza tarihi itibariyle 41.000,00-TL olup dava tarihinden önce ödenen miktar (18.980,81-TL) nispetinde poliçe limitinin tüketildiği gözetilerek ( ZMMS yönünden bakiye) poliçe limitlerini aşmayacak ve infazda tereddüte neden olmayacak şekilde poliçe limiti belirtilmek suretiyle yukarıda açıklanan sıralı bir sorumluluk ilkesi gereğince davalı sigorta şirketlerinin sorumluluğu cihetine gidilmesi, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden davalı sigorta şirketlerinin sorumluluğunun ise kabul edilen dava değerinin ilgili sigorta şirketinin sorumlu tutulduğu değere oranı dahilinde belirlenmesi, gerekirken aksi şekilde verilen kararda isabet bulunmamaktadır.<br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve  değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;<br>\t1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca  ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>\t2-İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14.12.2021 gün ve 2020/469 E. 2021/1131 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına<br>\t5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 11.10.2024 tarihinde  oy birliğiyle karar verildi. <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0f5621c9eb09aa73","SID":"a9a1f49ca05b6748"}}