{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/624 Esas<br>KARAR NO:2024/1500 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2020/28 Esas- 2022/90 Karar<br>TARİH:27/01/2022<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:03/10/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki kapsamında cari hesap alacağı olan 34.183,24TL'nin tahsili amacıyla ... sayılı dosyası ile davalı hakkında icra takibi başlattıklarını, davalının söz konusu takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu, davalının itirazının haksız ve usule aykırı olduğunu beyanla itirazın iptaline, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin üretmiş olduğu üründe kullandığı grissiniyi davacıdan aldığını, alınan grissiniler için 28.08.2018 tarihli 2 adet fatura düzenlendiğini, grissinilerin kullanıldığı ürünlerin Irak'a ihraç edildiğini, davacı tarafından üretilen grissinilerde kötü ve ağır koku olması sebebiyle ürünlerin iade edildiğini, bu hususta laboratuvar testi yaptırıldığını ve delil tespiti raporu alındığını, her iki raporda da grissinilerde ağır bir koku olduğunun tespit edildiğini, bu durumun müvekkilinin zor duruma düşmesine ve ticaretinde zarar etmesine sebep olduğunu, davacı tarafın ürünlerin ayıplı olduğunu bildiğini, bu konunun kendisine ihtar edildiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 27/01/2022 tarih 2020/28 Esas- 2022/90 Karar sayılı kararında;\"....Dava, İİK'nun 67. Maddesi gereğince itirazın iptali  talebine ilişkindir.Davalı tarafa dava dilekçesinin 21/01/2020 tarihinde tebliğ edildiği, tebligatı şirketin daimi çalışanı ...'in tebliğ aldığı tebliğin usulüne uygun oluğu anlaşılmıştır. Davalı vekilince her ne kadar cevap dilekçesi sunulmuşsa da cevap dilekçesinin tarihinin 13/11/2020 olduğu anlaşıldığından cevap dilekçesinin süresi içerisinde sunulmadığı anlaşılmıştır.Davalı tarafça her ne kadar beyan dilekçesi ile davacı taraftan almış olduğu ürünlerin ayıplı olduğu ileri sürülmüşse de cevap dilekçesi olarak sunulan dilekçenin süresinde olmaması sebebiyle bu husus dikkate alınmamıştır. Davalı taraf borca itiraz dilekçesinde davacının edimini gereği gibi yerine getirmediğini ileri sürmüşse de yine bu iddiaya dair süresinde delil bildirilmediğinden bu husus da dikkate alınmamıştır.Mahkememizce yapılan yargılama, dava ve cevap dilekçeleri, taraf vekillerinin mahkememiz huzurundaki beyanları, dosya arasına alınan ... sayılı takip dosyası ve tüm kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Her iki tarafın ticari defterleri sahibi lehine delil niteliği taşımaktadır. Ancak ticari defterlerin karşılıklı olarak birbiri ile uyumlu olmadığı anlaşılmıştır.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2019/791 esas, 2019/3589 karar sayılı ilamındaki; \" Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacaktır. Ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılmalıdır. Yani ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanmamalıdır. Bunun sonucu ise aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından  ispat yükü altında olan tarafın yararlanamayacağı kabul edilmelidir. Çünkü ispat yükü, uyuşmazlık konusu hususlar için olup, karşı tarafın ileri sürmediği bir husus için ispat yükü de söz konusu olamayacağından bu sonuca varılması usul kurallarının da temel bir sonucudur. \" şeklindeki gerekçesinden yola çıkılarak, davacı ticari defter ve kayıtlarına göre 34.183,24 TL davalıdan alacaklı olduğu, davalı ticari defter ve kayıtlarına göre defterlerinde kayıtlı olan dava masraflarının düşülmesinden sonra davacıya 33.183,24 TL borçlu olması hususunun, taraf  ticari defter kayıtlarının birbiri ile uyumlu olmadığı kanaatine varılmıştır. İspat yükü kendisinde olan davacının davasını kesin delillerle ispat etmesi gerektiği ancak farklı çıkan miktara ilişkin  davacı tarafça başkaca yazılı ve kesin delil sunulmadığı, yemin deliline de başvurulmadığı anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne,  ... sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 33.183,24TL üzerinden devamına karar verilmiş olup,  alacağın likit ve hesaplanabilir olması, davalının itirazında haksız olduğu kanaatine varıldığından, İİK 67/2 maddesi uyarınca asıl alacağın %20 si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan  davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile ''Davanın KISMEN KABULÜ ile; ... sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 33.183,24TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yerel mahkemenin cevap dilekçesi niteliğinde olan beyan dilekçesinde belirtilen hususlarda araştırma yapmasına rağmen netice olarak itirazlarını değerlendirmediğini ve eksik inceleme sonucu davanın kısmen kabulüne karar verdiğini;Beyan dilekçesinde de belirtildiği üzere müvekkili gıda sektöründe yer almakta olup üretmekte olduğu çikolata ve türevi ürünleri yurtiçi ve yurtdışına pazarladığını, müvekkilinin .... ticari tanımlı ürününün içindeki grissini çubuklarını davacı firmadan aldığını, davacı tarafça üretilen ve müvekkilinin ürünlerinde kullanılan grissiniler gizli ayıplı bir şekilde yapılmış olup bu durumun laboratuvar kayıtları, Küçükçekmece 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/61 D.İş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu ve Yerel mahkeme tarafından alınan rapor ile de tespit edildiğini, fakat Yerel mahkemenin, ürünlerin ayıplı olup olmadığına dair bilirkişi incelemesi yaptırmasına rağmen gerekçeli kararında hiç bilirkişi incelemesi yaptırmamış gibi cevap dilekçesini süresinde vermediklerini, ticari defter kayıtlarında da borçlu gözüktüklerini gerekçe göstererek davayı reddettiğini;Davacı tarafa gönderilen ve davacı tarafın dosyada delil olarak dayandığı Beyoğlu ... Noterliğinin 13 Mart ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ve Küçükçekmece .. İcra Müdürlüğüne yapılan itirazda ürünlerin gizli ayıplı bir şekilde yapılmış olduğunun belirtildiğini, davacı tarafın, mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesinde her türlü resmi kurum kayıtlarını delil olarak gösterdiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde yazılı olan delil dosyanın aydınlanması için bile tek başına yeterli iken mahkemenin bunu görmemesinin doğru olmadığını;Bu sebeplerle Yerel mahkeme tarafından ayıp iddiasının araştırılmaya başlanıldığını, delil tespiti niteliğinde olan Küçükçekmece 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/61 D.İş sayılı dosyası, noter ihtarları ve cevapları, laboratuvar kayıtları göz önüne alınarak dosyanın esasına girildiğini, Mahkemenin usulen bu delilleri değerlendirmesinin normal bir durum olduğunu;Davacı tarafın delil olarak dayandığı evrakların her iki taraf açısından delil niteliği taşıdığını, mahkemenin süresinde delil sunulmadığını, bu sebeplerle delillerin incelemeye alınmayacağını gerekçe ettiğini, oysa ki usul hukuku gereği delillerin değerlendirilmesinde karşı tarafın açıkça muvafakatının olmadığına dair dosyada beyan olması gerektiğini, fakat davacı tarafın açıkça böyle bir beyanı da olmadığını, Yerel mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporunda, daha önce kendilerine gelen şikayetler üzerine gönderilen Gıda Ve Endüstriyel Analiz Laboratuvarı sonuçları ve Küçükçekmece 4.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/61 Değişik İş Dosyası ile aldırılan bilirkişi raporundaki tespitleri değerlendirdiğini, dosyanın ayıp yönünden bilirkişi incelemesine gitmesinde bir usulsüzlük olmadığını;Yerel mahkeme tarafından aldırılan bilirkişi raporundaki saklama koşulları yönündeki tespitlere katılmadıklarını, ancak ürünlerden satışa engel kötü koku geldiğinin tespit edildiğini, hiçbir tüketicinin tadında bozulma olmasa dahi ambalajı açtığında ağır koku gelen ürünü tüketmeyeceğini, fakat tüm bu itirazların ve muhafaza koşullarında herhangi bir değişiklik olmadığı, daha sonrada alınan grissiniler ile de aynı saklama koşullarında üretim yapıldığı ve onlardan şikayet gelmediği savunmalarının dinlenilmediğini, dosyanın geldiği aşamada dahi gözetilmeksizin eksik inceleme ile dosyanın karara çıkarıldığını, davanın bilirkişi raporundan bağımsız olarak kabul edildiğini;Bilirkişinin teknik ve yerinde bir çıkarımda bulunduğunu, müvekkilinin yıllardır aynı ürünün ticaretini yaptığını, muhafaza koşullarında bir değişiklik olmadığını, ayrıca davacı ile ticaretinde aynı dönemde almış olduğu davacının faturalandırdığı ( Ek-1  ... Şti tarafından kesilen 23.10.2018 tarihli fatura) dökme grissini ürünlerinde bir sıkıntı yaşamadığını, müvekkilinin davaya konu dönemde ve hemen sonrasında almış olduğu grissiniler ile .... lot numaralı ürünleri ürettiğini ve ihraç ettiğini, müvekkilinin bu ürünleri de aynı koşullarda muhafaza edip satışını yaptığını, bu ürünlerden bir şikayet almadığını, ham madde stoğu yapmadığını, sadece sipariş aldığında ham madde siparişi verdiğini, ürünlerini derhal üretip ihracatını yaptığını, davaya konu olayda şikayetin yalnızca müvekkili tarafından üretimi ve satışı yapılan ... lot numarası ile üretilen ve satışı yapılan grissinilerden geldiğini;Bilirkişinin ürünlerden kötü koku geldiğini ve bunun yağdan geldiğini tespit ettiğini, artık bu aşamadan sonra ürünlerden koku geldiğinin ispatlanmış olduğunu, Yerel mahkemenin bilirkişi raporundaki tespitlere rağmen davanı reddine  karar verdiğini, yapılan tespitler doğru olmasına rağmen mahkemenin usulden giderek davayı kabul etmesinin yerinde olmadığını beyanla usul ve kanuna aykırı Yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili ek istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından asıl alacağın % 20'si oranında tazminata hükmedilmesinin yerinde olmadığını, davaya konu olayın yargılama gerektirmiş olup yargılama sonucunda karar verildiğini, davacının dava dilekçesinde  34.183,24 TL davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla huzurdaki davayı açtığını, mahkeme tarafından dava dilekçesinde yazılı olan miktara değil daha düşük miktara karar verildiğini, bu durumda % 20 oranında tazminata hükmedilmesinin yerinde olmadığını beyanla, 22.02.2022 tarihli istinaf başvuru dilekçesine ek olarak bu istinaf nedeninin de dikkate alınmasına, usul ve kanuna aykırı Yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, fatura ve açık hesap bakiyesine dayalı alacağın tahsili talebi ile başlatılmış icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, aralarındaki ticari ilişki nedeniyle davalıdan alacaklı olduğunu, bu nedenle hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itirazının haksız olduğunu beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davacıdan aldığı bir kısım grissini ürününde ağır bir koku olduğunu, bu grissini ile üretilen ürünlerin müşteri tarafından iade edildiğini, iade edilen ürünlerden numune alınarak test yaptırıldığını, yine Sulh Hukuk Mahkemesinde delil tespiti yaptırıldığını, her iki raporda da ürünlerde ağır koku olduğunun tespit edildiğini, dolayısıyla davacı tarafından düzenlenen 28.08.2018 tarihli 2 adet faturaya konu ürünlerin ayıplı olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; Mahkemece beyan dilekçesi ile sürdükleri hususların araştırıldığı ancak karar verilirken değerlendirmeye alınmadığı, eksik inceleme ile karar verildiği, davacı tarafından üretilen ve davalının ürünlerinde kullandığı grissininin ayıplı olduğu, bu hususun delil tespiti ve laboratuvar analiz raporu ile tespit edildiği, Mahkemece de bu hususta rapor alındığı ve raporda ürünlerde ağır koku olduğunun tespit edildiği, ayıp hususunun davacıya Noter ihtarnamesi ile bildirildiği ve davacının bu ihtarnameye delil olarak dayandığı, cevap dilekçesinin süresinde sunulmadığından bahisle ayıp konusunda alınan bilirkişi raporu ve diğer delillerin değerlendirmeye alınmamasının hatalı olduğu, davacı tarafın delil sunulmasına karşı bir itirazda bulunmadığı, icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği, bu sebeplerle karar hatalı olup kaldırılması gerektiğine ilişkindir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; davalı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebeplerinin yargılama aşamasında sunulan cevap, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürüldüğü, gerekçeli kararda her bir savunma sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığının açıklandığı, taraflar arasında davacının düzenlemiş olduğu faturalara konu ürünlerin davalı tarafa teslim edildiği konusunda bir ihtilaf olmadığı, bu hususun mali müşavir bilirkişi raporunda da tespit edildiği, her ne kadar davalı tarafça alacağın bir kısmının (28.08.2018 tarihli ve 9.070,30 TL bedelli fatura ile aynı tarihli ve 6.561,00 TL bedelli faturalara konu ürünlerin), gizli ayıplı olduğu iddia edilmiş ise de bu iddianın süresi içerisinde cevap dilekçesi ile değil süresinden sonra beyan dilekçesi ile ileri sürüldüğü, davacı tarafça süresinden sonra sunulan dilekçede ileri sürülen savunma sebeplerine açık bir şekilde muvafakat edilmediği, davalı tarafından icra takip dosyasına, davacının edimini gereği gibi yerine getirmediği ve bu nedenle borçlu olmadığından bahisle yapılan itirazda da ayıptan bahsedilmediği, bu nedenle her ne kadar Mahkemece usule aykırı olarak ayıp iddiası konusunda araştırma yapılarak bilirkişi raporu alınmış ise de, hüküm verilirken ayıp iddiasının değerlendirmeye alınmaması ve dosya kapsamına göre davanın kabulü ile davalının davacının edimini kısmen gereği gibi ifa etmediğine dair itirazı haksız, takip haklı ve alacak likit olduğundan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin isabetli olduğu anlaşılmıştır.Bu sebeplerle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.266,75 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 566,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.700,05 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 03/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ad41026e8020f7b7","SID":"f0df2c11ff306f83"}}