{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/690 Esas <br>KARAR NO: 2024/1541 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2020/530 Esas - 2021/1088 Karar<br>TARİH: 30/12/2021<br>DAVA: Genel Kurul Kararının İptali <br>KARAR TARİHİ: 10/10/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili, davalı şirketin pay sahibi olduğunu, davalı şirketin 08 Ağustos 2019 tarihinde yapılan 2018 yılı Olağan Genel Kurulu Toplantısına katıldığını, genel kurul toplantısında alınan bazı kararların şirketin menfaatine ters düştüğünü ve kötü niyetli olduğunu, Genel kurul toplantısında hissedarlar, ... ve ... 5. Maddeye ilişkin önerge sunarak, bağımsız yönetim kurulu üyelerinin azlini talep ettiğini, ilgili önergede müvekkil ve diğer yönetim kurulu üyesi ... hakkında 23/07/2019 tarihinde kamuyu aydınlatma platformunda da yayınlanan bağlı ortaklıklardan ...'daki görev ve sorumluluklarını ihlal ettiklerini, işbu sebeple ... Bankasını zarara uğrattıkları iddiaları ile müvekkil ve diğer yönetim üyesinin haklarında dava açılmasını ileri sürdüğünü,  Davalı şirketin, şirketin bağlı ortaklığa sahip olduğu ... Tarım ve ... Tarımın ticari yönden ... Bankası ile yapmış olduğu genel kredi sözleşmesine ilişkin taraflar arasındaki uyuşmazlığa yönelik hukuk davaları ve ... bankası tarafından müvekkile yönelik soruşturma dosyaları devam etmekte olduğunu, müvekkil ve şirket aleyhine şimdiye kadar herhangi bir karar verilmediği gibi müvekkilinin şirketi bizzat zarara uğratması da söz konusu olmadığını, bu nedenle müvekkilin azlinin talep edilmesine ilişkin önergeyi kabul etmediğini,  Faaliyet raporların ve finansal tabloların onaylanarak müvekkilin ibrasına karar verilmesini ve ... Ortaklığı A.Ş.’nin 08 Ağustos 2019 tarihli Olağan Genel Kurulun ve genel kurulda yukarıda 3., 5., 6., 7. ve 10. maddelerinde alınan kararların iptal edilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar  verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesine konu edilen 08.08.2019 tarihli Genel Kurulda müvekkili şirket ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine alınan kararların iptalinin gerektiğini, bu hususa bir diyeceklerinin bulunmadığını, dava dilekçesinde yer aldığı üzere; söz konusu Genel Kurulda düşük pay sahipli hissedarların gerekçe göstermeksizin dürüstlük kurallarına aykırı bir şekilde sürekli ret oyu kullandıklarını ve haksız yere yönetim kurul üyelerini ibra etmediklerini taraflarınca kabulünde olduğunu, bu nedenle huzurdaki davanın kabul edilmesinin müvekkili firma menfaati ile bağdaşacağı gibi hakkaniyetin de sağlanacağını, zira iptali talep edilen kararların hukuken iptal edilmesi gerektiğini, ret oyu kullanan pay sahiplerinin,  müvekkili şirkette hisse payının oldukça az olduğunu, 08.08.2019 tarihli genel kurul toplantısında gündem maddelerinin tümüne ve tüm alınan kararlarda ret oyu kullanarak kötü niyetli davrandıklarını, dolayısıyla ret oyu kullanan pay sahiplerinin müvekkili şirkette ne zaman hisse sahibi olduğunu, halen devam edip etmediğini, ne kadar hisseye sahip olduğunu  ve hisselerinin ne zaman satın alındığının Sermaye Piyasası Kuruluna ve Merkezi Kayıt Kuruluşuna mahkemeden müzekkere yazılarak sorulmasını talep ettiklerini, ret oyu kullanan ve yönetimi ibra etmeyen pay sahiplerinin, satın aldıklarında halka açık şirket olan müvekkilinin mali durumunu ve olası davaların durumunu bilmekte olduğunu, ret oyu kullanan pay sahiplerinin,  hisselerini genel kurul tarihinin açıklanmasından sonra alınmış olması halinde, bu durum davacıların sırf genel kurulda kötü niyetli davranma gayesiyle hisse satın aldıklarını göstereceğini, genel kurulda haksız yere ret oyu kullanan düşük pay sahiplerinin, müvekkili şirket nezdinde 2019 yılında 2018 yılı ile alakalı bütün bağımsız denetimden geçtiğini, finansal raporlar açıklandıktan sonra hisse sahibi olduklarını, ancak hisse sahibi olmadığı döneme yönelik asılsız iddialarda bulunduklarını, bu nedenle 08.08.2019  tarihinde yapılan genel kurul toplantısında 2018 yılı gündem konuları ele alındığından bu kişilerin oldukça düşük hisse oranlarının dikkate alınması gerektiğini, keza bu kadar düşük hisse oranları ile hukuki yararı bulunmadığı ortada olmakla birlikte genel kurul toplantısındaki tüm gündem konularına ve kararlarına ret oyu kullanarak kötü niyetli olduklarını, davaya konu Genel kurul toplantısında 2018 yılı faaliyet işlem ve hesaplarından dolayı yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibrasına geçilmiş ancak bu sefer düşük pay sahipli hissedarların ibraya ilişkin muhalefet şerhi işlediklerini, hissedarlar tarafından haksız bir şekilde verilen ibranın reddinin, keyfi ve dürüstlük kuralına aykırı  olduğunu, davalı tarafça bahsedilenler üzere ret oyu verenlerin hem düşük hisseye sahip olması hem de 2019 yılında hisse sahip olması nedeniyle kendisi ile çeliştiği bu nedenle yeni hisse sahip olduğu müvekkili şirkette olmadığı döneme ilişkin şerhler ve önerge sunması taraflarınca kabul edilemez olduğunu,  davalı tarafça açıklanan nedenlerle ve mahkemenin res'en alacağı hususlar dahilinde, dava dilekçesinde yazılı hususların kabulleri dahilinde olduğunu, mahkemece verilecek nihai kararda  dava dilekçesine ilişkin beyanlarının dikkate alınmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi  30/12/2021 tarih  2020/530 Esas - 2021/1088 Karar sayılı kararında; \"Mahkememizin 2019/586 Esas 2019/724 Karar, 12/11/2019 tarihli kararıyla işbu dosya Mahkememizin 2019/585 Esas sayılı dosyasıyla birleşmiş, Mahkememiz 2019/585 Esas sayılı dosyanın 01/10/2020 tarihli duruşmasında \" Her ne kadar sunulan dava dilekçelerinde genel kurul kararlarının iptali belirtilmiş olduğundan mahkememizde açılan her iki dava birleştirilmiş ise de daha sonra davacı vekili tarafından sunulan 26/11/2019 tarihli dilekçesiyle açılan asıl davanın davacının ibra edilmesine yönelik olduğu, birleşen davanın ise genel kurul kararının iptaline yönelik olduğu açıklanmış olduğundan mahkememizin bu dosya ile birleştirilen 2019/586 esas sayılı dosyasının tefrik edilerek ayrı bir esasa kayıt edilmesine ve yargılamaya bu dosya üzerinden devamına,\" kararı verilmiş, işbu Mahkememiz dosyası 2020/530 Esas sırasına kaydedilerek yargılamaya devam edilmiştir. Taraflarca gösterilen delliller toplanmış, Mahkememiz 2019/585 Esas sayılı dosyası, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabi yazısı celp edilmiş, Davalı şirket defter ve kayıtları üzerinde, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden gönderilen genel kurul toplantı tutanakları ve kayıtlarda gözetilerek 3, 5, 6, 7 ve 10 no.lu kararların iptal edilip edilemeyeceği yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve rapor alınmıştır. Bilirkişi dosyaya sunduğu 08/09/2021 tarihli raporda \" Yukarıda ayrıntılarıyla arzettiğimiz nedenlerden dolayı bilirkişi kurulumuz, dava konusu 3 ve 7 numaralı kararların iptali şartlarının oluştuğu, diğer kararların iptali şartlarının oluşmadığı sonuç ve kanaatine varmış bulunmaktadır.\" görüşü bildirilmiştir. Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde, açılan dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. TTK 445 Vd. Maddelerinde düzenlenen işbu dava da iptal davasını açabilecekler TTK 446 Md.'de düzelenmiş olup TTK 446/1-a md.'de \"Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefeterini tutanağa geçirten\" hükmüne yer verilmiştir. Davacı taraf, 08.08.2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 3,5,6,7 ve 10 numaralı kararların iptalini talep etmekte olup 5,6 ve 10 no'lu kararlar genel kurulda alınırken davacının bu maddelere ilişkin muhalefet şerhi bulunmamakta olup bu kararlar yönünden dava şartı yerine gelmemiş olduğundan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Genel kurulda alınan 3 ve 7 numaralı kararlar yönünden açılan dava incelenecek olursa davacı taraf, şirketin yönetim kurulu başkanı olup ibra edilmeme yönünde alınan kararın iptalini ve faaliyet raporlarının onaylanmasını talep etmektedir. Emsal niteliğindeki istinaf ve yargıtay içtihatları (İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi 2018/627 Esas - 2019/399 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 06.03.2017 tarihli, 2015/13056 Esas - 2017/1271 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 11.06.2015 tarihli 2015/747 Esas - 2015/8180 Karar sayılı ilamı)  dikkate alındığında alınan karar, henüz uygulanabilir bir karar niteliğinde olmayıp bu karara dayanılarak yönetim kurulu üyeleri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi mümkün değildir. Sorumluluk davası açılması için genel kurulda bu hususta özellikli olarak karar alınması gerekmekte olup bu karar alınmadan önceki aşamada ibra edilmeme, kararının iptalini talep ve dava etmek mümkün olmamaktadır. Sorumluluk kararı ve davası için makul bir sürenin geçmesi beklenilmeden davanın bu aşamada dinlenilmesi hukuken mümkün olmayıp 3 ve 7 numaralı kararlar yönünden açılan davanın esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile,  '' Açılan davada 08/08/2019 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında iptal edilmesi talep edilen 5-6 ve 10 numaralı kararlar yönünden açılan Davanın USULDEN REDDİNE 3 ve 7 nolu kararların iptali yönünden açılan davanın ise ESASTAN REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  müvekkilinin, davalı ... Yatırım Ortaklığı A.Ş.'nde pay sahibi olduğunu, müvekkilinin, davalı şirketin 08 Ağustos 2019 tarihinde ...&... Levent-... Cad. No:... Şişli adresinde yapılan 2018 yılı Olağan  Genel Kurulu toplantısına katıldığını, davalı ... Yatırım Ortaklığı A.Ş, ... A.Ş.’nin de işlem gören halka açık bir şirket olduğunu, davalı şirketin ayrıca Sermaye Piyasası Kurulu’na tabi bir şirket olduğunu, bu nedenle davalı şirketin  genel kurullarında Sermaye Piyasası Mevzuatı gereğince de yapılması gereken yükümlülükleri bulunduğunu, ancak genel kurul toplantısında alınan bazı kararların şirketin menfaatine ters düştüğü gibi müvekkilin sorumluluğunu doğuracak şekilde hukuka aykırı ve kötü niyetli olduğunu, bu nedenle davacı tarafça iptal talebi ile dava açılmış ise de yerel mahkemece usul ve yasaya aykırı bir şekilde davasının reddine karar verildiğini, Yerel mahkemece 5,6 ve 10 no'lu kararlar genel kurulda alınırken davacının bu maddelere ilişkin muhalefet şerhi bulunmadığından bahisle söz konusu kararlar için davanın usulden reddine karar verildiğini, TTK 446. Maddeye göre kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her birinin de kararın iptali için dava açabileceğini, müvekkilinin davalı şirkette hem pay sahibi hem de yönetim kurul başkanı ve üyesi olduğunu, müvekkilinin kişisel sorumluluğunun söz konusu olabileceğini, davaya konu kararlara karşı müvekkilinin iptal davası açabilme hakkına sahip olduğunu, Yerel mahkemece  3 ve 7 numaralı kararlar yönünden de dosyada yer alan bilirkişi raporuna rağmen aleyhe hüküm kurularak söz konusu kararlar için davanın esastan reddine karar verildiğini, ancak usul ve yasaya aykırı olarak verilen bu kararın kaldırılması gerektiğini, yerel mahkemece 3 ve 7 numaralı kararlar yönünden sorumluluk kararı ve davası için makul bir sürenin geçmesi beklenilmeden davanın açılması ve dinlenilmesinin  hukuken mümkün olmaması gerekçesi ile reddine karar verildiğini, ancak Sayın Mahkemece bilindiği üzere genel kurulup iptali davasını açma süresi bulunmakta olduğunu, bu süre hak düşürücü süre niteliğinde olduğundan sürenin geçmesinden sonra açılacak davanın dinlenilme olanağı bulunmadığını, buna karşın sorumluluk davasının açılması ise 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu, bu nedenle mahkeme gerekçesinde geçen makul süreden beklentinin ne olduğu açık olmamakla beraber bu yöndeki gerekçenin kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafça huzurdaki davanın süresinde açılmış olduğunu, dava açmak için 3 aylık hak düşürücü sürenin bitimine yakın zamana kadar beklendiğini, buna rağmen yerel mahkemece makul sürenin beklenmediğine dair verilen gerekçe ve usulün  yasaya aykırı olduğunu, Dava dilekçelerinde belirttikleri üzere; genel kurul toplantısına katılan şirket hissedarları, ... ve ...'ın  toplantıda şirket menfaatine uygun düşen tüm önerge, öneri ve konulara yasal mevzuata aykırı bir şekilde  hiçbir gerekçe göstermeden sıralı ret oyu kullandıklarını,  ancak bu husus usul ve yasaya aykırı olduğunu,  ret oyunun gerekçesinin her madde için ayrı ayrı açıklanmasını ve söz konusu gerekçenin de açık, anlaşılır ve haklı olması gerektiğini, toplantıda 2018 yılı hesap dönemine ait yönetim kurulu faaliyet raporu müzakereye açıldığını, hissedarlar ... ve ...'ın ret oyu verdiğini, 3. Maddeye ilişkin muhalefet şerhi sunduklarını, muhalefet şerhinde ise hissedarlar tarafından faaliyet raporunun gerçeği yansıtmadığına yönelik beyan verildiğini, ancak hangi delile dayanılarak bu yönde bir kanıda olduklarını açıklamadıklarını ve herhangi bir gerekçe sunmadıklarını, yine aynı şekilde 5. Madde de geçen  şirketin 2018 yılı hesap dönemine ait finansal tablolarının müzakereye açılmış ve hissedarlar tarafından ret oyu verildiğini, ancak yapılan toplantı bir önceki döneme ait olup, şirket hissedarlarının bir önceki dönemde hisseleri bulunmamasına rağmen yönetim kurulu faaliyet raporu ve finansal tablolarına yönelik ret oyu verildiğini, ret oyu kullanan hissedarların şirketin oldukça düşük payına sahip olmakla birlikte yalnızca 2-3 aydan beri hisseleri bulunduğunu, kısa sürede hissedarların şirketin bir önceki yıla ait mali işleyişi ve yönetimi hususunda hiçbir bilgisi ve söz hakkı bulunmazken gözü kapalı ret kararının verilmesinin hissedarların kötü niyetini göstermekle birlikte yönetim üyelerine ayrıca şirkete karşı zarar verme politikasından başka bir şey olmadığını, genel kurul toplantısında hissedarlar ... ve ...'ın 5. Maddeye ilişkin önerge sunarak, bağımsız yönetim kurulu üyelerinin azlini talep ettiğini, İlgili önergede müvekkili ve diğer yönetim kurulu üyesi ... hakkında 23/07/2019 tarihinde kamuyu aydınlatma platformunda da yayınlanan bağlı ortaklıklardan ...'daki görev ve sorumluluklarını ihlal ettikleri, işbu sebeple ... Bankasını zarara uğrattıkları iddiaları ile müvekkili ve diğer yönetim üyesinin haklarında dava açılmasını ileri sürdüğünü, söz konusu soruşturma sebebi ile müvekkilinin, şirketi zarara uğratmasının söz konusu olmadığını, davalı şirketin, şirketin bağlı ortaklığa sahip olduğu ... Tarım ve ... Tarımın ticari yönden ... Bankası ile yapmış olduğu genel kredi sözleşmesine ilişkin taraflar arasındaki uyuşmazlığa yönelik hukuk davaları ve ... bankası tarafından müvekkiline yönelik soruşturma dosyalarının devam etmekte olduğunu, müvekkili ve şirket aleyhine şimdiye kadar herhangi bir karar verilmediği gibi müvekkilinin şirketi bizzat zarara uğratmasının da söz konusu olmadığını, bu nedenle müvekkilinin azlinin talep edilmesine ilişkin önergeyi kabul etmediklerini, Hissedarların tamamen bu durumdan faydalanarak müvekkilini haksız yere azletme gayesi güttüklerini, ancak gerek ülke ekonomisi gerek de piyasa koşulları dikkate alındığında şirketin mali yönden yönetim ve işleyişini en az zarar alacak şekilde yönetmekte olduğunu, bununla birlikte şirket nezdinde hiçbir emek ve tecrübesi bulunmayan hissedarların genel kurul toplantısındaki tüm kararlardaki net olumsuz tutumunun iyi niyet göstergesi oluşturmadığını ve dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, sayın mahkemece bilindiği üzere;  dürüstlük kurallarına aykırı genel kurul kararlarının iptalinin gerektiğini, burada göz önünde tutulması gereken ilke, “hakların başkalarına zarar vermeden ya da en az zararı vererek kullanılması ilkesi” olduğunu, bu ilkeye göre, eğer hakların elde edilmesini sağlayabilecek birden fazla alternatif varsa, bunlar arasından başkalarına zarar vermeyen ya da en az zarar verenin seçilmesi olduğunu, aksi halde alınan genel kurul kararının, dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle iptal edilebilir bir karar olacağını, ancak iptale konu edilen genel kurul kararları kötü niyetli ve dürüstlük kuralarına aykırı bir şekilde tesis edildiğini, bu durum toplantı tutanağının 10 nolu ret kararınında,  2019 yılı içerisindeki görevleri süresince ödenecek huzur hakkının belirlenmesinde de ortaya çıktığını, bilindiği üzere  bağımsız yönetim üyesinin kazançsız şekilde çalıştırılmasının mümkün değilken şirket hissedarlarının ödeme yönündeki öneriye ret oyu verdiklerini, yönetim kurulu üyesi ... önerisi üzerine sadece bağımsız üyelere yönelik ödeme yapılmasını, diğer üyeler bakımından ödeme yapılmamasına karşı hissedarların bu denli tutumu tamamen toplantıda gündeme alınan her konuya karşı çıkmak ve müvekkilin, manipüle etmekten başka bir şey olmadığını, ancak bu durumun şirketin yönetimini zorlaştırmakla birlikte şirkete zarar verdiğini, yine yıl içinde yönetim kurulu üyeliklerinde meydana gelen boşluğa yönelik atanan bağımsız yönetim kurulu üyesi ...'in üyeliğinin onaylanmasında hissedarlar ret oyu verdiğini, hissedarlar gerekçe göstermeden ve mesnetsizce kullanmış olduğu ret oyları tamamen hukuka aykırılık içerdiğini, Genel kurul toplantısında 2018 yılı faaliyet işlem ve hesaplarından dolayı yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibrasına geçildiğini, ancak bu seferde hissedarların ibraya ilişkin muhalefet şerhi işlediklerini, hissedarlar tarafından  haksız şekilde yapılan ibranın reddine yönelik tazminat hakkı saklı kalmakla birlikte, hissedarların keyfi ve dürüstlük kuralına aykırı şekilde genel kurul toplantısında hareket ettiklerini, şirket faaliyet rapor ve finansal tablolarının 2018 genel kurulunda seçilen SPK lisanslı bağımsız denetim şirketi tarafından tutulmuş ve denetlenmiş olduğunu, söz konusu raporların  usule uygun bir şekilde gerekli duyurulduğunu, bunlara rağmen ibranın onaylanmamasının tek nedeninin kötü niyet olduğunu, iptali talep edilen madde ile yönetim kurulun tamamının veya üyelerinin tümünün değil, yalnızca müvekkilinin de aralarında bulundukları 3 kişinin ibra edilmediğini, aynı dönemde görev yapan bir kısım yönetim kurulu üyelerinin ibralarına karar verildiği halde, müvekkilinin  ibra edilmemesine karar verildiğinin kötü niyet içerdiğini, bilindiği üzere Genel kurullarda ibranın onaylanmaması gündeme ibra hususunda bir madde eklenmesi suretiyle veya hesapların onaylanmaması şeklinde olabileceğini, ancak  kanuna, ana sözleşmeye veya objektif iyi niyet kurallarına aykırı bulunan ibranın onaylanmaması kararlarının iptalinin istenebileceğini,  YARGITAY 11. Hukuk Dairesi Esas: 1984 / 252 Karar: 1984 / 594 Karar Tarihi: 07.02.1984), açılan gerek iptal, gerekse ibra davalarında her olayın özelliği dikkate alınarak inceleme yapılması ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiğini, hissedarlar tarafından müvekkiline yönelik sorumluluk davası açılmadığını, hissedarların bu tutumunun yalnızca müvekkiline karşı tutum takınmaktan başka bir şey olmadığını, müvekkiline yönelik şerh düşülen hiç bir önergeye ilişkin dava yoluna gidilmemesinin de düşülen şerhlerin amaçsız ve keyfi olduğunu gösterdiğini, bu nedenlerle Faaliyet raporların ve finansal tabloların onaylanarak müvekkilinin ibrasına karar verilmesinin ve  belirtmiş oldukları  3., 5., 6., 7. ve 10. maddelerinin iptaline karar verilmesi gerektiğini, İleri sürerek;  yukarıda ve yerel mahkeme dosyasında arz ve izah ettikleri üzere ve re’sen dikkate alınacak gerekçelerle; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/530 Esass 2021/1088 KR  sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı şirketin 08/08/2019 tarihinde yapılan 2018 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 3,5,6,7,10 nolu kararların iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın 5,6,10 nolu kararlar yönünden usulden, 3 ve 7 nolu kararlar yönünden esastan reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.  İş bu davanın ilk derece mahkemesinin 2019/586 esasında açıldığı, mahkemece dosyanın aynı mahkemenin 2019/585 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, akabinde ise dava konuları arasında bağlantı bulunmadığı gerekçesi ile tefrik kararı verilerek genel kurul karar iptali davasının 2020/530 esasına kaydedilerek yargılamanın bu esas üzerinden yürütüldüğü anlaşılmıştır. Dava konusu 08/08/2019 tarihli genel kurul toplantı tutanağı ve bu toplantıya ilişkin çağrı ilanı incelendiğinde, yeni yönetim kurulu seçimine ilişkin gündem ve alınan karar bulunmadığı, yalnızca önceki yönetim kurulu üyeliklerinden boşalan bir üyeliğe yapılan geçici atamanın oylanmasına ilişkin madde bulunduğu, diğer ifade ile bir önceki genel kurul toplantısında yapılan yönetim kurulu seçimine ve şirketin temsil ve ilzamına ilişkin hükümlerin hem anılan genel kurul toplantısının yapıldığı tarih hem de 06/11/2019 dava tarihi itibariyle cari olduğu anlaşılmıştır. Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi internet sitesi üzerinden dairemizce yapılan inceleme sonucu, davalı ...'nin en son yönetim kurulu seçimi ile şirketin temsil ve ilzamına ilişkin kararların alındığı 04/08/2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında ..., ..., ..., .... Destek Hizmetleri A.Ş(temsilen ...) ile bağımsız üye olarak... ve ...'in üç yıl süre ile yönetim kurulu üyesi olarak seçildikleri, ticaret sicil gazetesinde de ilan edilen 05/09/2017 tarihli iç yönergenin A bendi uyarınca şirketi en geniş şekilde temsil ve ilzam etmeye şirketin A grubu imza yetkililerinden en az ikisinin veya A grubu imza yetkililerinden en az birisi ile B grubu imza yetkililerinden en az birisinin müşterek imza ile yetkili oldukları, davacı ...'nin tek A grubu imza yetkilisi aynı zamanda yönetim kurulu başkanı olduğu, B grubu imza yetkililerinin ise ... ve ...oldukları anlaşılmıştır. Davacı vekili Av. ...  tarafından davalı şirkete karşı 06/11/2019 tarihinde açılan bu davada, dava dilekçesine ekli 28/03/2019 tarihli vekaletname incelendiğinde,  avukatın hem davacı ...'nin hem ...'ın hem de diğer grup şirketleri ile birlikte davalı ...'nin vekili olduğu, davalı şirket adına ... ve ...'ın Av. ... 'a vekalet verdikleri,  Av. ... tarafından 18/11/2019 tarihli dilekçe ile vekillikten çekilme talep edildiği, bu dilekçenin davacıya tebliğ edildiği, bu kez dosyaya davacı vekili olarak Av. ...'nin 19/11/2011 tarihli vekaletnameyi sunduğu, Av ... 'ın ise 14/01/2020 tarihinde davalı şirket adına yine  28/03/2019 tarihli hem davacı ...'nin hem ...'ın hem de diğer grup şirketleri ile birlikte davalı ...'nin vekaletlerinin içeren vekaletnameyi sunup, aynı tarihte davalı şirket adına cevap dilekçesi sunduğu ve davayı kabul ettiği, akabinde Av. ...'ın davalı şirket adına sunduğu vekaletnameye dayanarak 20/10/2021 tarihinde Av ...'e yetki belgesi verdiği, Av ...'ün UYAP sistemi üzerinde davalı vekili olarak kayıtlı bulunmadığı ve davalı adına herhangi bir işlem yapmadığı; akabinde Av ...'ün bu kez davacı ... adına dosyaya 29/12/2021 tarihinde 08/12/2021 tarihli vekaletnameyi sunarak davacı vekili sıfatıyla mazeret dilekçesi ibraz ettiği, davacı adına istinaf dilekçesinin de Av. ... tarafından dosyaya sunulduğu anlaşılmıştır. Mahkemece önce 2019/585 esas sayılı dosya ile birleştirilip akabinde tefrik edilerek 2020/530 esas sayısını alan dava dosyasında davalı şirkete dava dilekçesi ve eklerinin usulüne uygun tebliğ edilmediği, Tebligat Kanunu 35 maddesine göre tebligat çıkartıldığı, akabinde ise tüm tebligatların Av. ...'a yapıldığı görülmektedir. Öncelikle davalı şirketi B grubu imza yetkilileri ile birlikte temsil ve ilzama yetkili ...'nin iş bu davada davacı olması karşısında, şirketin bu davada temsil edilemediği açıktır. Mahkemece sicil kayıtları getirtilip incelenmeksizin ve taraf teşkilinin sağlanması amacıyla şirketin bu davada temsilini sağlamak üzere temsil kayyımı atanması gerekip gerekmediği değerlendirilip taraf teşkili sağlanmaksızın yargılamaya devam edilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, kamu düzenine ilişkin bu husus dairemizce re'sen nazara alınmıştır. Öte yandan 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun  “işin reddi zorunluluğu” başlıklı 38. maddesinin (b) bendi uyarınca, aynı işte menfaati zıt bir tarafa avukatlık etmiş veya mütalaa vermiş olan avukat, iş teklifini reddetmek zorundadır. Kanunun bu amir hükmü karşısında,   aynı zamanda davalı şirketin vekaletnamesini de almış olan Av ...'ın önce davacı adına genel kurul kararının iptali istemli dava açıp, vekillikten istifa ettikten sonra aynı vekaletname ile bu kez davalı şirket vekili sıfatıyla davalı adına dosyaya cevap dilekçesi ve kabul beyanı sunması mümkün olmadığı gibi, yargılama aşamasında davalı şirket vekili sıfatıyla bu vekile tebligat yapılması da mümkün değildir. Diğer ifade ile Av. ... 'ın davalı adına geçerli bir vekaletname sunduğundan bahsedilemez.  Bu nedenle Av....'a davalı vekili sıfatıyla çıkartılan tebligatlar da hükümsüzdür.  Davalı vekili olarak hareket eden Av ... 'ın bu vekaletnameye dayalı şekilde Av ...'e davalı adına işlem yapmak üzere vekaletnamedeki tüm yetkileri kapsar şekilde yetki belgesi vermiş olması, Av. ...'ün davalı adına vekil kaydı yapılmadan ve davalı adına herhangi bir işlem de yapmamış olması karşısında,  dosyaya davacı vekili olarak sunduğu 08/12/2021 tarihli vekaletnamenin geçerli kabul edilip edilmeyeceği hususunda bir değerlendirme yapılmamış ve davacının önceki vekili ...'nin vekalet görevi devam etmesine rağmen, gerekçeli kararın Av. ...'e tebliğ edilmiş olması da isabetsiz olmuştur.  Kabule göre de; dava konusu genel kurul toplantısında alınan ve iptali istenen 3 nolu kararın 2018 yılı yönetim kurulu faaliyet raporunun onaylanmasına ilişkin olduğu, 5 nolu kararın 2018 yılı finansal tabloların onaylanmasına ilişkin olduğu, 6 nolu kararın yıl içinde boşalan yönetim kurulu üyeliğine, TTK'nun 363 maddesi uyarınca atanan yönetim kurulu üyesinin atamasının onaylanmasına, 7 nolu kararın yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibrasına, 10 nolu kararın ise yalnızca iki bağımsız yönetim kurulu üyesine aylık 2.000,00-TL huzur hakkı ödenmesine ilişkin olduğu, tüm gündem maddelerinin oy çokluğu ile reddedildiği, davacının tüm kararlarda olumlu oy kullandığı anlaşılmıştır. Davacının eldeki davayı, iptalini talep ettiği kararların, yönetim kurulu üyesi olan davacının sorumluluğunu gerektirecek nitelikte oldukları iddiası ile açmış olup, TTK'nun 446/1 maddesinde iptal davası açma hakkı pay sahiplerine, yönetim kuruluna ve yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin her birine tanınmış olup, hükmün birinci fıkrasının a bendinde yer alan kararlarda olumsuz oy kullanma ve muhalefetini tutanağa geçirtmiş olma koşulu pay sahibi sıfatıyla açılan iptal davaları bakımından aranır. TTK'nun 446/1-c bendi uyarınca bir yönetim kurulu üyesinin iptal davası açabilmesi, toplantıya katılmış olup olmamasına veya oy kullanmış bulunup bulunmamasına bakılmaksızın ve sadece iptalini talep ettiği kararların yerine getirilmesinin, kişisel sorumluluğuna sebep olacak mahiyette bulunması koşuluna bağlanmıştır. Şu halde mahkemece iptali talep edilen tüm kararlar bakımından, bu kararların yerine getirilmesinin yönetim kurulu üyesi olan davacının kişisel sorumluluğuna neden olacak nitelikte bulunup bulunmadığı, TTK'nun 446/1-c hükmü koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek, iptal davası açma hakkının mevcut olup olmadığı tespit edilmek gerekirken, 5, 6, 10 nolu kararlar yönünden davacının muhalefetini tutanağa geçirtmediği gerekçesi ile istemin usulden reddedilmesi de yerinde olmamıştır. Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a4, 353/1-a6 uyarınca kaldırılmasına, kaldırma kararı doğrultusunda dosyanın taraf teşkili sağlanmak ve akabinde tahkikat işlemleri tamamlanmak üzere mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 30/12/2021 tarih ve 2020/530 Esas - 2021/1088 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a4-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/10/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8e4169568614627e","SID":"ff805731a256f84d"}}