{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/699 Esas <br>KARAR NO: 2024/1417 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2017/528 Esas- 2021/806 Karar <br>TARİH: 12/10/2021 <br>DAVA: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ: 26/09/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ...markası ile uzun yıllardır sanayi tipi çelik varil üretimi yapan, ticari itibari ve banka kredi line yüksek olan basiretli bir tacir olduğunu, müvekkili şirketin üretimini yaptığı varillerin ham maddesi olan çelik saçların dışarıdan satın alma yoluyla tedarik edildiğini, davalı şirketin  çelik levha üretimi ve satış işlemi ile iştigal ettiğini, müvekkili şirket ile davalı arasında herhangi bir yazılı anlaşma bulunmadığı halde sipariş şeklinde başlayan ticari ilişki doğrultusunda 16.06.2015 tarihinden itibaren farklı tarih ve miktarlarda davalıdan çelik malulleri almaya başladığını, müvekkili şirketin çelik alımı yapmak istediğinde davalı şirkete sipariş vermekte, davalı tarafından TL olarak kesilen mal bedelleri ve ödemenin gecikmesi halinde vade farklarının davalının hesaplarına ödenerek bugüne kadar ticari ilişki sürdürüldüğünü, taraflar arasında mevcut ticari ilişkinin başladığı tarihten sonra doğabilecek borçlara teminat teşkil etmek üzere teminat mektuplarının davalıya teslim edildiğini ve ticari ilişkilerinin sipariş üzerine alım şeklinde devam ettiğini, müvekkili şirketin bugüne kadar doğmuş tüm borçlarını ödediğini, davalıya herhangi bir borcu bulunmadığı gibi ticari defter ve kayıtlarına göre hesap bakiyesinin bugün itibariyle sıfır olup, borç alacağın mevcut olmadığını, müvekkili şirketin farklı tarih ve miktarlarda çelik mamulü satın aldığı için doğmuş borçlarının ödenmesinin teminatı olarak; .. bank A.Ş'nin 21.08.2015 tarih. ... nolu ve 100.000TL tutarlı 21.08.2016 tarihine kadar geçerli süreli teminat mektubu, ... bank A.Ş'nin 03.09.2015 tarih, ... nolu ve 100.000TL tutarlı 03.09.2016 tarihine kadar geçerli süreli teminat mektubu,... bank A.Ş'nin 29.09.2015 tarih, ... nolu ve 100.000TL tutarlı 29.09.2016 tarihine kadar geçerli süreli teminat mektubu, ... bank T.A.Ş'nin 15.02.2016 tarih, ... nolu ve 100.000TL  tutarlı 15.02.2017 tarihine kadar geçerli süreli teminat mektubu olmak üzere belirtilen toplam 400.000TL tutarlı mektupları davalıya verdiğini, müvekkili şirketin basiretli bir tacir olarak tarafına iletilen mal alımından doğan borçlarını ve tüm borçlarının ödendiği için mektupların müvekkili şirkete iade edilmesinin sözlü olarak davalıdan talep ettiğini, davalı yanın ... bank A.Ş'nin 21.08.2015 tarih, ... nolu ve 100.000TL tutarlı ve ... bank A.Ş'nin 03.09.2015 tarih, ... nolu ve 100.000TL tutarlı teminat mektuplarını müvekkili şirkete iade ettiğini, ancak dava konusu olan ... bank A.Ş'nin 29.09.2015 tarih ... nolu ve 100.000TL tutarlı ve ... bank T.A.Ş'nin 15.02.2016 tarih ...-...  nolu ve 100.000TL tutarlı mektupların bugüne kadar iade edilmediğini, davalının kötü niyetli olup, basiretli bir tacir gibi hareket etmediğinin açık olduğunu, davalınında ticari defter ve kayıtları ile sabit olduğu üzere  müvekkili şirketin borçlu olmadığı bilindiği halde uzun süredir borçlarını ödemedikleri iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkili şirketin mal alımına ilişkin düzenlenen faturaların USD olduğunun eksik bilgi olup, fatura karşılıklarının TL olarak gösterdiğini ve müvekkili şirketin tüm ödemelerini yaptığını, davalının kötüniyetinin bir göstergesi olarak müvekkili şirketin finansal ve hukuksal anlamda zora düşürmek amacıyla elinde bulunan teminat mektuplarını bankaya sunacağını beyan ederek müvekkilini mali ve finansal anlamda zorda bırakmaya çalıştığını, bu teminat mektuplarını baskı unsuru olarak kullanıp haksız kazanç elde etmeye çalıştığının açık olduğunu, ödemenin akabinde ya da dilerseniz öncesinde kur farkı faturası kesebiliriz diyerek davalının açıkça müvekkili şirketin kendi kayıtlarına göre dahi hiçbir borcu olmadığını kabul  ve ikrar ettiğini, müvekkili şirketin basiretli bir tacir  olarak bugüne kadar doğmuş tüm borçlarını davalıya ödemiş olmasına rağmen, davalının elinde bulunan teminat mektuplarını kullandığını, bankaya ibraz etmek ile müvekkili şirketi mali ve finansal anlamda hukuken tehdit etmek sureti ile haksız olarak kazanç elde etmeye çalışmakta olduğunun açık olduğunu, tüm bu nedenlerle müvekkili şirket ve davalının beyan ve kayıtları ile sabit olduğu üzere müvekkili şirketin davalıya hiçbir borcu bulunmadığının tespit edilesini, borçlu olmadıklarının tespiti ile dava süresince davalı yanın müvekkili şirkete ait teminat mektuplarını bankaya ibraz etmek ile hukuken tehdit etmek ve baskı oluşturmak suretiyle haksız kazanç sağlamaya çalıştığı ve ayrıca davalının herhangi bir zararı da doğmayacağı için teminat mektuplarının ödemesinin ihtiyati tedbir ile tedbiren durdurulmasına karar verilmesini, bugüne kadar müvekkili şirkete gönderilen farklı tarih ve tutarlardaki mal alımına ilişkin faturaların bedellerinin ödendiğini ve müvekkili şirketin başkaca hiçbir borcu kalmadığı için konusuz kalan ve teminat niteliğini yitiren ... bank A.Ş'nin 29.09.2015 tarih, ... nolu ve 100.000TL tutarlı 29.09.2016 tarihine kadar geçerli süreli teminat mektubu ve 28.09.2016 tarihli, ... nolu temdit mektubu ile 29.09.2017 tarihine kadar süresi uzatılmasına dair mektup ile ... bank T.Ş.Ş'nin 15.02.2016 tarih, ... nolu ve 100.000TL tutarlı 15.02.2017 tarihine kadar geçerli süreli teminat mektubu ve 13.02.2017 tarihli ... nolu temdit mektubu ile 15.02.2018 tarihine kadar süresi uzatımına dair mektupların ödenmesinin takdiren teminatsız olarak aksi halde teminat karşılığında ödemesinin ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasını ve verilecek olan ihtiyati tedbir kararının ilgili bankaların şube ve genel müdürlüğüne bildirilmesini, müvekkili şirketin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile dava konusu teminat mektuplarının müvekkili şirkete iadesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... Holding A.Ş. grubu şirketlerinden biri olup Soğuk ve Sıcak haddelenmiş galvanizli çelik sac üretimi ve ticareti ile iştigal ettiğini, davacı ... Ltd.Şti’nde davacı vekilinin dava dilekçesinde belirttiği üzere uzun yıllardır “...” markası ile sanayi tipi çelik varil üretimi yaptığını, davacı şirketin kendi üretiminde kullandığı hammaddeyi (çelik sac ürünlerini) müvekkili şirketten satın aldığını, gerek davacının gerek bu sektörde faaliyet gösteren tüm tacirlerin bildiği üzere demir çelik ürünlerinin tamamının, yabancı para cinsinden ve özellikle Amerikan Doları para biriminden fiyatlandığını ve alım satım işlemlerinin yabancı para birimi dikkate alınarak yapıldığını, bunun nedenlerinin, üretilen ürünlerin, uluslararası piyasalarda alım/satıma konu edilen bir emtia olması, söz konusu ürünlerin üretimindeki en önemli girdilerden olan hammaddenin ithal ediliyor olması ve sair üretim ve maliyet girdilerinin (enerji vb) yabancı paraya endeksli olması olarak sayabileceğini, bu hususların yıllardır bu piayasanın içinde olan ve basiretli bir tacir sıfatına haiz davacı şirket tarafından da çok iyi bilindiğini, müvekkili şirket ile davacı arasındaki ticari ilişki kapsamında, müvekkilinin şirket tarafından davacıya satılan tüm ürünler de,  Amerikan Doları para birimi ile fiyatlandırıldığını ve satışının da bu para birimi üzerinden yapıldığını, davacı şirket ile müvekkili şirket arasındaki ticari ilişkinin sürecinin; davacının satın almak istediği ürünün cins,ebat, tonaj miktarını, teslim almak istediği terminleri vb. hususları elektronik posta (e-mail) mesajı ile müvekkile şirkete ilettiğini, müvekkili şirketin söz konusu talepler doğrultusunda cins,ebat,tonaj,teslim tarihi, teslim yeri, birim fiyat, ödeme zamanı ve ödeme şekli, kur farkı  ve sair satış hususlarını da içeren satış teklifini yine elektronik posta (e-mail) mesajı ile davacı şirkete bildirdiğini, davacı şirket müvekkilinin şirketin teklifini ya olduğu şekliyle kabul edip siparişi teyit ettiğini,  yada  yine elektronik posta mesajı kanalıyla yapılan müzakereler neticesinde tarafların mutabık kaldığı haliyle sipariş oluşturulduğunu, siparişin oluşturulması sonrasında siparişe uygun fatuıralandırma yapıldığını, faturalandırma yapılırken Vergi Usul Kanunu hükümleri gereğince kanuni zorunluluk nedeniyle fatura konusu malın USD para biriminden olan tutarı, fatura tarihindeki TCMB Döviz Satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmekte ve faturaya hem döviz kuru,hem malın USD  tutarı hem de Türk Lirası tutarı yazıldığını, kesilen faturanın da davacı şirketin cari hesabına borç kaydı olarak işlendiğini, bu borç kaydı işlenirken hem yabancı para cinsinden tutarı hem de fatura tarihindeki Türk Lirası karşılığının işlendiğini, davacının (Müşterinin) yaptığı ödemelerde, eğer ödeme Amerikan Doları olarak yapılmış ise yapılan ödemenin tamamının aynen,  eğer Türk Lirası olarak yapılmış ise ödemenin yapıldığı tarihteki TCMB Döviz Satış kuru üzerinden Amerikan Doları’na çevrilerek bulunan USD tutar, davacının (müşterinin) yabancı para cinsinden tutulan borçlarından mahsup edildiğini, müvekkili  şirket tarafından davacı adına düzenlenen faturaların satışın yabancı para birimi üzerinden yapılmış olup, faturanın Türk Lirası olarak düzenlenmesinin yasal bir zorunluluk olduğunu, bu durumun malın döviz cinsinden satıldığı gerçeğini ortadan kaldırmadığını, söz konusu mahsuplaşma işleminin de gerek Vergi sistemimizin bir gereği olarak gerekse Türk Borçlar Kanunu’nun 102. Maddesi gereğince “ödemenin en eski borca mahsup edilmesi yöntemi  ile yapıldığını, bu ticari sürecin salt davacıya özgü olmayıp müvekkili şirketin, diğer müşterileri ile de aynı sistem ile ticaretini gerçekleştirdiğini,  davacı şirket ile müvekkili şirket arasında süregelen ticari ilişki ve sipariş şartları gereğince, davacının  satın aldığı/alacağı mallardan kaynaklanan borçlarının teminatını teşkil ermek üzere davacı şirketten teminat mektupları talep ettiğini, davacı şirketin de temin ettiği teminat mektuplarını müvekkiline ibraz ettiğini, taraflar arasında bu hususta bir ihtilaf olmadığını, davacı şirketin, satın aldığı mallara ilişkin olarak müvekkili şirkete borçlu olmasına ve bu borcun kendisinden talep edilmesine karşın, borcunun olmadığı iddiası ile  işbu  menfi tespit davasını açtığını ve aynı zamanda teminat mektuplarının paraya çevrilmesini engelllemek adına ihtiyati tedbir talebinde bulunduğunu, davacı şirketin tüm satışlarının yabancı para cinsinden olduğunu, faturaların yabancı para üzerinden düzenlendiğini,  yabancı para üzerinden yapılan satıma ilişkin kur farkı riskini üstlendiğini beyan ve kabul ettiğini, müvekkili şirket tarafından davacı şirkete yapılan tüm mal satışlarının, teklif ve teyit üzerinden ilerlediğini ve tarafların da anlaşması uyarınca USD para birimi ile yapıldığını, davacı şirket ile müvekkili arasındaki tüm ticari ilişkinin bu şekilde yürütülmüş olup fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki kur farkı riski ilgili tarafa ait olduğunu, davacının 2015 yılından bu yana yaptığı tüm ürün alımlarındaki kabul ve muvafakatı gereği, fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki farkın davacı tarafından üstlenildiğini,  dava dilekçesindeki iddiaların aksine, davacı şirketin ticari ilişkinin devamı süresi içerisinde anlaşmaya uygun şekilde düzenlenmiş olan kur farkı faturalarını da itirazsız şekilde ödediğini, nitekim müvekkili şirket tarafından düzenlenmiş olan ve davacı şirketin ticari defter kayıtlarında da yer alan; 31.07.2015 tarihli ... nolu 3.583,75 TL bedelli ve 30.09.2015 tarihli ... nolu 19.262,25-TL bedelli iki adet kur farkı değerleme faturasının davacı şirket tarafından kayıtlarına alındığını ve bedelleri de yapılan ödemeler kapsamında nakden davacı tarafından müvekkili şirkete ödendiğini, yine davacının bazı ödemelerini Amerikan Doları olarak bazı ödemelerini de Türk Lirası olarak yaptığını, 24.06.2015 tarihinde 3.500,00-USD, 29.06.2015 tarihinde 5.000,00-USD, 27.05.2016 tarihinde 30.000,00-USD  tutarındaki ödemelerin bizzat Amerikan doları para cinsinden yapıldığını, kaldı ki davacı şirketin ticari ilişki süreci içerisinde oluşan USD bazlı borç bakiye miktarlarını kabul ederek bunun ödemelerinin gerçekleştirileceğini de yazılı olarak beyan ettiğini, davacı tarafından da bilindiği üzere taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, satılan malların faturaları USD para birimi üzerinden faturalandırıldığını  ve cari hesap düzeninin de USD para birimi üzerinden tutularak alacak/borç hesabı belirlendiğini, cari hesap ekstresindeki alacak/borç kayıtlarının USD cinsinden tutulması  ve ödemelerin en eski borca mahsup edilmesi yöntemi ile mahsuplaşma işlemlerinin yapılmasının  mevzuata ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin kurallarına uygun nitelikte olduğunu, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde, davacının yaptığı ödemelerin birebir fatura bedelleri ile eşleşmediği ve ödemelerin birebir fatura bedellerine ilişkin olmadığını, davacı tarafından yapılan kısmi ödemelerin en eski borca mahsup edilerek cari hesap tutulduğunun görüleceğini, davacının ticari ilişki kapsamında ödemelerini zaman zaman Amerikan Doları olarak yaptığını, zaman zaman ise Türk Lirası  olarak yaptığını, yine  davacının ticari ilişki süreci içerisinde iki kur farkı değerleme faturasının da defter kayıtlarına işlediğini ve ödediğini, müvekkili şirketin yapılan ödemeleri cari hesapta USD para birimi ile tuttuğunu yine aynı cari hesapta faturaların Türk Lirası karşılıklarının da (vergi mevzuatı gereği faturadaki döviz tutarının fatura tarihindeki kur karşılığını) ulusal para birimi sütununda yazdığını, davacının yaptığı her ödemenin en eski borca mahsup edilecek şekilde cari hesaba işlendiğini, söz konusu ödemelerin cari hesaba geçirilirken; döviz cinsinden yapılan ödemelerin toplam döviz borcundan indirildiğini, Türk Lirası olarak yapılan ödemelerin ise ödeme tarihindeki TCMB döviz satış kuru esas alınarak Amerikan Dolarına çevrildiğini ve davacı şirketin USD borcundan düşüldüğünü, bu şekilde yapılan hesaplama neticesinde davacının müvekkili şirkete 03.06.2017 tarihi itibariyle 34.509,91-USD tutarında borcunun olduğunun gerek cari hesap ekstresinde gerek ticari defter kayıtlarında sabit olduğunu, bu nedenlerle, tüm talep itiraz, davaya yasal süresince cevap verme, delil sunma ve sair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, Mahkeme tarafından 09.06.2017 tarihli tensip tutanağı ile verilen haksız ve hukuka aykırı ihtiyati tedbir kararının öncelikle HMK MADDE 394/1 gereğince uygulanmasının durdurulmasına (tehir-i icrasına) ve akabinde tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini, yargılama sonucunda da davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmil edilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 12/10/2021 Tarih 2017/528 Esas- 2021/806 Karar sayılı kararında; \"....Tüm dosya kapsamına ve mahkememizce alınan bilirkişi raporlarına göre; taraflar arasında 2015 yılından beri ticari ilişkinin olduğu,  davalı tarafından kesilen faturaların USD cinsinden kesildiği, davacı tarafın faturaları kabul ederek VUK 215/b maddesine uygun biçimde TL karşılığını ticari defterlerine işlediği, taraflar arasındaki mail yazışmalarında fiyat tekliflerinin USD üzerinden yapıldığı, ödeme tarihindeki TCMB döviz kurunun esas alınacağının bildirildiği, davacı tarafça onay verilmiş olan tekliflerin USD cinsinde olduğu, yine mail yazışmalarında ödemeye ilişkin anlaşmanın USD cinsinde olduğu, davacının zaman zaman USD cinsinden ödemeler yapmış olduğu, davalının iki kez kur farkı faturası düzenlediği ve bu faturaların da davacı defterlerinde kayıtlı olduğu,  her ne kadar davacı taraf kur farkına ilişkin anlaşma olmadığını savunmuş ise de,  tüm tespitler dikkate alındğında bu hususta teamül halini almış fiili bir uygulamanın bulunduğu, davacı tarafın defter kayıtlarına göre davalı tarafça kesilen faturaların toplamının 1.014.121,89 USD olduğu, davacı tarafında yapılan ödemelerin ödeme tarihindeki kur üzerinden USD karşılığının 980.186,90 USD olduğu, bu bağlamda davalının 33.934,99 USD kur farkı alacağı olduğu anlaşılmakla; davacının ispatlayamadığı davasının reddine karar vermek gerekmiştir....\"gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ...'in, uzun yıllardır sanayi tipi çelik varil üretimi yapmakta olup, davalı şirket çelik levha üretim ve satış işlemi ile iştigal ettiğini, müvekkil şirketin, 16.06.2015 tarihinden itibaren davalıdan yazılı bir sözleşme olmaksızın çelik mamulleri sipariş ederek tedarik ettiğini, tüm borçlarını ödemesine rağmen, davalı tarafın kur farkı alacağı iddiasında bulunduğunu ve bu nedenle müvekkil şirketin davalıya borcu olmadığının tespiti istemiyle menfi tespit davası açıldığını, yerel mahkemenin, eksik inceleme ve yanlış hukuki nitelendirme ile davanın reddine karar verdiğini, Yerel mahkemenin, gerekçeli kararında taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ve döviz üzerinden yapılan ödemeleri dikkate alarak, müvekkil şirketin davalıya 33.934,99 USD kur farkı borcu olduğuna hükmettiğini, ancak, mahkemenin, davacının ispatlayamadığı davasının reddine karar vererek ispat yükümlülüğü konusunda hataya düştüğünü, menfi tespit davasında alacaklı olduğunu iddia eden davalı tarafın ispat yükü altında olduğunu, müvekkil şirketin ispat yükümlülüğü olmadığını, Mahkemenin, bilirkişi raporları arasındaki çelişkileri ve itirazlarını gidermeksizin davanın reddine karar verdiğini,  bilirkişi raporları arasında farklı ödemeler tespit edildiğini ve bu çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, örneğin, bir bilirkişinin 3 USD ödeme tespit ederken, diğerinin 2 USD ödeme tespit ettiğini, Yerel mahkemenin, taraflar arasında ticari teamül oluştuğuna dair hukuki değerlendirmesinin de hatalı olduğunu, ticari ilişkide kur farkı talep edilmediğini ve bu yönde bir uygulama bulunmadığını, Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu gereğince, taraflar arasında yazılı bir anlaşma yoksa, yurtiçinde yapılan tüm satışların TL olarak yapılmasının karine olarak kabul edildiğini, ayrıca, müvekkil şirketin ticari defterlerinde de borç-alacak ilişkisinin sıfır olduğunun tespit edildiğini, Yerel mahkeme kararının, Yargıtay içtihatlarına da aykırı olduğunu, Yargıtay kararlarına göre, taraflar arasında kur farkına ilişkin yazılı bir sözleşme yoksa ve faturalar TL bazında düzenlenmişse, kur farkı talep edilemeyeceğini, bu nedenle, yerel mahkemenin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Davacı, taraflar arasındaki ticari satım sözleşmesi uyarınca davalıya borçlu olmadığının tespiti ile sözleşme uyarınca davalıya teslim edilen ...bank A.Ş'nin 29.09.2015 tarih ... nolu ve 100.000TL tutarlı ve ... bank T.A.Ş'nin 15.02.2016 tarih ...-... nolu ve 100.000TL tutarlı teminat mektuplarının iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Somut olayda,  davacı ... Ltd.Şti’nin “...” markası ile sanayi tipi çelik varil üretimi yaptığı, davacı şirketin kendi üretiminde kullandığı hammaddeyi (çelik sac ürünlerini) davalı şirketten satın aldığı ( birleşmeden önceki ... İmalat ve Tic.A.Ş.'den satın almış olmakla birlikte, ... Tic.A.Ş.’nin iş bu davanın açıldığı tarihten önce tasfiyesiz birleşme yolu ile davalı ...  San. Ve Tic.A.Ş. tarafından devralınmıştır.) , taraflar arasında  yazılı bir satış sözleşmesi olmasa da davacı şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkinin mail yolu ile yürütüldüğü, Davacı satın almak istediği ürünün cins,ebat, tonaj miktarını, teslim almak istediği terminleri vb. hususları elektronik posta (e-mail) mesajı ile davalı şirkete ilettiği, Davalı şirkette söz konusu talepler doğrultusunda cins,ebat,tonaj,teslim tarihi, teslim yeri, birim fiyat, ödeme zamanı ve ödeme şekli, kur farkı  ve sair satış hususlarını da içeren satış teklifini yine elektronik posta (e-mail) mesajı ile davacı şirkete bildirdiği, Davacı şirket davalı şirketin teklifini ya olduğu şekliyle kabul edip siparişi teyit ettiği  yada  yine elektronik posta mesajı kanalıyla yapılan müzakereler neticesinde tarafların mutabık kaldığı haliyle sipariş oluşturulduğu, davalı tarafça ibraz edilen mail içeriklerine göre  davacının kabul ettiği/tarafların mutabık kaldığı tüm sipariş şartlarında; Siparişlere konu ürünlerin, USD (Amerikan Doları) para birimi ve birim fiyatları üzerinden fiyatlandırıldığı, Ödemelerde  ödeme günündeki TCMB Döviz Satış Kurunun esas alınacağı,  Ödemenin USD dışı para birimi ile yapılması durumunda saat 15.30’da açıklanacak bir sonraki güne ait TCMB Döviz Satış Kurunun geçerli olacağı , DBS ile çalışılan müşterilerde saat 15.30 öncesindeki kurun esas alınacağı, Kur Riskinin davacı ... firmasına ait olduğu, Geciken ödemeler için aylık %1,5 oranında gecikme faizinin fatura edileceği, Siparişle birlikte USD tutarında DBS limiti açılacağı veya banka teminat mektubu verileceği, Satışların vadeli olduğu ve vade tarihinin fatura tarihinden itibaren 90 gün olduğunun kararlaştırıldığı, davacı şirket ile davalı şirket arasında süregelen ticari ilişki ve sipariş şartları gereğince, davacının  satın aldığı/alacağı mallardan kaynaklanan borçlarının teminatını teşkil etmek üzere davacı şirketten teminat mektupları talep ettiği, davacı şirketin de her biri 100.000,00 TL. Lik toplam 400.000 TL. Tutarlı 4 adet teminat mektuplarını davalıya ibraz ettiği, taraflar arasında bu hususta bir ihtilafın olmadığı, taraflar arasındaki mail içeriklerine göre taraflar arasındaki satışın USD üzerinden yapıldığı,  siparişin oluşturulması sonrasında siparişe uygun faturalandırma yapıldığı, faturalandırma yapılırken Vergi Usul Kanunu hükümleri gereğince kanuni zorunluluk nedeniyle fatura konusu malın USD para biriminden olan tutarı, fatura tarihindeki TCMB Döviz Satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmekte ve faturaya hem döviz kuru,hem malın USD  tutarı hem de Türk Lirası tutarı yazıldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça, taraflar arasında çelik sac alımına ilişkin ticari ilişki olduğunu, borçların ödenmesinin teminatı olarak davalıya toplam 400.000 TL tutarlı 4 adet teminat mektubu verildiğini, mal alımından doğan tüm borçları ödendiği için mektupların iade edilmesinin sözlü olarak davalıdan talep ettiğini, davalı yanın ... bank A.Ş'nin 21.08.2015 tarih, ... nolu ve 100.000TL tutarlı ve... bank A.Ş'nin 03.09.2015 tarih, ... nolu ve 100.000TL tutarlı teminat mektuplarını iade ettiğini, ancak dava konusu olan...bank A.Ş'nin 29.09.2015 tarih ... nolu ve 100.000TL tutarlı ve ... bank T.A.Ş'nin 15.02.2016 tarih ... nolu ve 100.000TL tutarlı mektupların bugüne kadar iade edilmediğini, borçları bulunmamasına rağmen davalı tarafın kur farkı talep edip, teminat mektuplarını  iade etmediğini, taraflar arasında kur farkına ilişkin sözleşme olmadığını, ödemelerin bugüne kadar Türk Lirası ile yapıldığını beyan ederek davalıya borçlu olunmadığının tespiti ile teminat mektuplarının iadesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf ise; Demir çelik piyasasında döviz bazlı satışların teamül olduğunu, davacıya yapılan satımların USD cinsinden olduğunu, kanuni zorunluluk gereği faturaların faturaya konu malın USD para biriminden olan tutarının, fatura tarihindeki TCMB döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek faturaya hem döviz kuru, hem TL tutarı hem de USD tutarının yazıldığını, cari hesaba iki tutarın da işlendiğini, davacının USD cinsinden ödemeler yaptığını, TL ile ödeme yaptığında ödemenin yapıldığı tarihteki kur üzerinden USD ye çevrilerek davacının yabancı para cinsinden tutulan borcundan mahsup edildiğini, bu hususlarda tarafların mutabık olduğu, satın alım teklifleri ve maillerde bu  hususun kabul edildiği, davacının kur farkı riskini üstlendiğini, davacının borçlu olduğu halde ödeme yapmadığını, teminat mektuplarının tüm ticari ilişkinin teminatı olarak verildiğinin beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen davalı tarafından davacı adına düzenlenen faturalar incelendiğinde; USD cinsinden düzenlenen faturalarda TL. Karşılıklarının ve fatura tarihindeki TCMB döviz kurunun yazıldığı  görülmüştür. 6098 Sayılı TBK'nun 99/1 fıkrası uyarınca konusu para olan borç Ülke parası ile ödenir. Maddenin 99/2 fıkrasına göre borcun yabancı para birimi ile ödenmesi kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç değer üzerinden ülke parası ile ödenir. Maddenin  99/3 fıkrası uyarınca yabancı para alacaklısı, sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen başka bir ifade bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi  halinde, alacağının aynen, veya vade tarihinde yahut fiili ödeme tarihinde rayiç olan kur üzerinden ülke parası ile ödenmesini talep edebilir. Bu halde yabancı para alacaklısına seçimlik bir yetki tanınmıştır. TBK'nun 99/2 fıkrası uyarınca  kur farkı alacağının talep edilebilmesi için; satış sözleşmesinde satış bedelinin yabancı para cinsinden kararlaştırılması veya faturaya konu malların yabancı para karşılığı satımının yapılmış olması yeterli olup, kur farkında vade farkından farklı olarak teamül aranmaz. Yargıtay 19 HD.nin 2015/413 Esas. 2015/16682 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere Yabancı para üzerinden yapılan alım satımlarda Vergi Usul Kanunu hükümleri gereğince faturalarda yabancı para cinsinden bedel yanında, faturanın tanzim tarihindeki TL cinsinden bedelin de yazılması zorunlu olduğundan, bu yazım biçimi döviz alacağını TL alacağına çevirmez. Dolayısıyla yabancı para borçlusu faturada yazılı TL tutarını ödemiş ise ve fiili ödeme tarihindeki kur tanzim tarihindeki kurdan yüksek ise, yabancı para alacaklısı, TBK'nun 99/2 fıkrası uyarınca tanzim tarihi ile fiili ödeme tarihi arasındaki kur farkını talep edebilir. HMK'nın 146.maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. Bu hükümle birlikte yukarıda belirtilen tesbitler ve  ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde,  davacı vekilinin bilirkişi raporları arasındaki çelişki ve itirazları giderilmeden  eksik bilirkişi raporuna göre karar verildiğine yönelik  istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin yargılama aşamasında verilen beyan dilekçeleri ile de ileri sürüldüğü, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu iddiaların değerlendirildiği, ilk derece mahkemesine sunulan deliller, bilirkişiler tarafından düzenlenen  rapor içeriğindeki tespitler ile HMK 282 maddesindeki \"Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir,\" yasal düzenlemesi de gözetildiğinde;  davalı tarafından davacı taraf adına düzenlenen faturalarının USD olarak düzenlendiği ve fatura üzerinde TCMB Döviz Satış Kuru üzerinden TL. cinsi olarak da faturada belirtildiği, davalı tarafından davacı taraf adına toplam 1.014.121,89 USD karşılığı 13.076.517,93 TL.'lik fatura düzenlendiği,  davacı ticari defterlerine göre davacı tarafından davalı tarafa toplam 13.076.517.911 TL. Ödeme yapıldığı, 6100 Sayılı HMK.' nın 222 maddesi uyarınca kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhine delil sayıldığı, yapılan ödemelerin ödeme tarihindeki kur üzerinden USD karşılığının 980.186,90 USD olduğu, bu bağlamda davacının kur farkından kaynaklı davalıya borçlu olduğu ve teminat mektuplarının iadesi şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla; İlk derece mahkemesince davanın reddine yönelik verilen hüküm gerekçesinde davacı vekilinin istinaf nedenleri de karşılanmış olmakla, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak,  davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/09/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"186755e717c7461c","SID":"a148b395e1daf964"}}