{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/757 Esas<br>KARAR NO: 2024/1479 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI: 2020/671 Esas- 2021/965\t<br>TARİH: 14/09/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 03/10/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari mal alım satım ilişkisi gerçekleştiği ve buna istinaden cari hesap bulunduğunu, davalı şirket borçlarını ödemediği için hakkında İst. Anadolu ... İcra Md. ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını ancak davalı şirketin borcu olmadığını bildirerek takibe itiraz ettiğini, her ne kadar davalı şirket borcu olmadığını beyan etmiş ise de müvekkili şirkete muhasebe kayıtlarında 17.940,13-TL borcu olduğunu,  itirazın haksız olduğunu belirterek itirazın iptali ile %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  daha önceden açılan derdest bir dava olduğunu, davacı tarafından İst. Anadolu 4. ATM 2015/76 E. ile çekten dolayı yazılı delil başlangıcı gösterilerek açılmış dava bulunduğunu, İst. Anadolu ... İcra Md. ... E. sayılı takipten dolayı  derdestlik itirazında bulunduğunu, esas yönünden de takip talebinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılığın asıl olduğunu, davacının takip talebine uygun borcu doğuran muaccel hale gelen ticari ilişkiyi dayanan sebepleri göstermediğini, faize ve icra inkar tazminatına itiraz ettiklerini, derdest olan davadan dolayı haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile %20 den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 14/09/2021 tarih 2020/671 Esas- 2021/965 sayılı kararında;\"Dava hukuki niteliği itibariyle cari hesaba dayalı olarak davacı tarafça başlatılan İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı isteminden ibarettir. Eldeki dava mahkememizde ... E. Sayılı dosya numarasını almış, mahkememizce yapılan yargılama sırasında alınan 21/03/2016 tarihli bilirkişi raporunda özetle:\"Davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş fatura tutarları ve bir adet çek iadesi tutarı olmak üzere toplam 69.538,53-TL davalıya borç kaydettiği, davalıdan yapılan tahsilatların toplam tutarının 51.598,40-TL olduğu, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 17.940,13-TL alacaklı bulunduğu, davalının ticari defterlerini ibraz etmediği\" içeriğinde raporunu ibraz etmiş, davalının derdestlik itirazları yönünden İstanbul Anadolu 4. ATM'nin 2015/76 E. Sayılı dosyasının bir örneği istenilmiş, neticeten davalının itirazları yerinde görülmeyerek davanın kısmen kabulüne, takibin 17.940,13-TL asıl alacak üzerinden devamına karar verilmiş, kararın davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. HD'nin 26/11/2020 tarihli 2017/6554 E. 2020/2044 K. Sayılı ilamında:\"Görüldüğü üzere tarafların açık hesap şeklinde işleyen ticari ilişkilerinde ; 17.940 TL olarak kayıtlara işlenen 10.000 USD bedelli çekin ödenmemesi dışında ayrıca bir cari hesap alacağı görünmemektedir.Yapılan bilirkişi incelemesinde de bu konuda açıklık bulunmamakta; taraflar arasındaki ticari ilişkide hem 10.000 USD karşılığı 17.940,00 TL, hem de ayrıca 17.940,00 TL lik bakiye alacak  bulunup bulunmadığı net değilse de bu durumda tahsilde tekerrür olmama kaydı bulunmayan iki ayrı takipte aynı alacağın talep edildiği izlenimi bulunmakta ,takip dayanağının farklı olması ve taraflardaki kısmi farklılık  nedeni ile derdestlik durumu sözkonusu olmasa da ; her iki davanın sonucunun birbirini doğrudan etkileyeceği ve mükerrer tahsilata neden olacağı açıktır. Bu nedenle ilgili icra dosyası ve mahkeme dosyasının celbi ile yeniden inceleme yapılarak  cari hesapta ödenmemiş görünen 17.940 TL miktarın 10.000 USD lik çekten mi kaynaklandığı yoksa bu miktarda ayrıca bir alacağın bulunup bulunmadığının tespiti ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, eksik inceleme yapılmış olması nedeni ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. \" gerekçesi ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrası Mahkememizce derdestlik itirazında bulunulan İstanbul Anadolu 4.ATM'nin dosyası derç edilmiş, her iki dava dosyasındaki alacakların aynı alacaktan mı kaynaklandığı, ayrı alacaklardan mı kaynaklandığı hususunda bilirkişiden ek rapor alınmıştır. Bilirkişi ek raporunda özetle: \"Davacı şirketin ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfını taşıyabileceği,  davacının ... cari hesaptan 17.940,13-TL alacaklı olduğu, 101 8 USD karşılıksız çekler hesabında çekin karşılığı bulunmaması sebebiyle davacı şirket kayıtlarında 31/12/2013 tarihinde söz konusu çekin karşılıksız çekler hesabına borç kaydedildiği, davacı şirketin icra takip tarihi olan 13/11/2014 tarihinde 101 8 USD nolu karşılıksız çekler hesabında davalı şirketten 10.000,00 USD karşılığı 17.940,00-TL alacağının bulunduğu, cari hesapta ödenmemiş görünen 17.940,31-TL tutarlı alacağın, 10.000,00-USD (TL karşılığı: 17.940,00-TL) tutarlı çekten kaynaklanmadığı, 4 ATM'ye dayanak çek ile eldeki davadaki cari hesap alacağına dayanak alacağın derdest olmadığı\"  görüş ve kanaati ile raporu ibraz etmiştir. Davalı taraf rapora itiraz etmiş ise de aşağıda belirtilen sebeplerle itirazları yerinde görülmemiştir. Davalı taraf 23/02/2017 havale tarihli dilekçesi ile  çek ile davacıya ait olan dosya borcunun ödendiğini beyan ettiğinden davacı defterlerinde kayıtlı faturalara ilişkin bir itirazda bulunmamış olup, itirazı davacı alacağının ... seri numaralı 10.000,00-USD bedelli çek ile ödendiği, her iki takibin derdest olduğu yönündedir. Bu nedenle mal teslimini ayrıca araştırmaya gerek olmadığı açıktır. Alınan ek raporda her iki alacağın birbirinden bağımsız olduğu, davacının hem çekten dolayı o tarihteki kur karşılığı  17.940,00-TL alacağının hem de cari hesaptan kaynaklı takip konusu 17.940,13-TL alacağının bulunduğu, her iki takibin derdest olmadığı tespit edilmiştir. Mahkememizce de yapılan incelemede davacının 30/04/2013 tarihli işlemi ile davalı lehine 17.940,00-TL (çekten dolayı) borç mahsubu yaptığı, buna rağmen cari hesapta halen 17.940,13-TL alacaklı olduğu, çekin ödenmemesi sebebiyle tekrar cari hesaba giriş yapılması halinde esasen davacının toplam 17.940,00+17.940,13-TL=35.880,13-TL alacağı bulunacakken davacının bu girişi USD cinsinden bulunan cari hesaba yapması ve rakamların birbirine yakın olması sebebiyle derdestlik yönünden şüphe uyandırdığı ancak netice itibariyle raporda da değinildiği gibi her iki takibin mükerrer alacaktan doğmadığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca davalı itirazları yerinde görülmemiş, davalının takip tarihinden önce temerrüde düşürüldüğü ispatlanamadığından davacının işlemiş faiz talebi uygun bulunmamış, davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline karar vermek gerekmiş, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen tutar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiş, reddedilen işlemiş faiz kaleminde davacının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davacı aleyhine tazminata hükmedilmemiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile,  ''1-Davanın KISMEN KABULÜ ile Anadolu ... İcra Md. ... E. sayılı takip dosyasında, davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 17.940,13-TL asıl alacak üzerinden asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar 3095 sayılı kanun 2/2 md. uyarınca yıllık %11,75 ve değişen-azalan oranlarda ticari avans faizi yürütülmek sureti ile devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Kabul edilen asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Reddedilen tutar üzerinden davalının yerinde görülmeyen kötü niyet tazminatı talebinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  İst. BAM 16. HD'nin 26/11/2020 tarihli 2017/6554 E. 2020/2044 K. Sayılı ilamında: \"..Bilirkişi raporu incelendiğinde 10.000 USD tutarlı çekin kaydına dair 30.04.2013 tarihli yevmiye kaydının eldeki davada da cari hesap borcunu oluşturduğu, neticeten davacının 17.940 TL alacaklı olduğu bildirilmiştir. Görüldüğü üzere tarafların açık hesap şeklinde işleyen ticari ilişkilerinde; 17.940 TL olarak kayıtlara işlenen 10.000 USD bedelli çekin ödenmemesi dışında ayrıca bir cari hesap alacağı görünmemektedir...\" denilerek önceki kararın bozulduğunu, Bozma nedeniyle alınan Bilirkişi Raporunda; \"31.12.20214 tarihli yıl sonu defter kaydında davacının bakiye alacağın 17.940,13 TL'sinin olduğu\" tespit edildiğini, Bilirkişinin bu alacağın, karşılıksız çek nedeniyle \"şüpheli alacaklar\" kalemine aktarıldığını, tahsilinin yapılıp yapılmadığının bankadan sorulması gerektiğini tespit ettiğini, bilirkişi raporunda 17.940.00 TL.sı tutarında tek bir borç kaydı tespiti mevcut olduğunu, Çek bedelinin tahsilatının sorulmasını isteyen, bilirkişi raporuna ilişkin beyan ve itirazların dikkate alınmadığı gibi, bilirkişinin ihtiyaç duyduğu bilginin de tamamlanmadığını, bozmaya uyulmadan kararda direnildiğini, Mahkeme gerekçesinde yer alan; \"... Mahkememizce de yapılan incelemede davacının 30/04/2013 tarihli işlemi ile davalı lehine 17.940,00-TL (çekten dolayı) borç mahsubu yaptığı, buna rağmen cari hesapta halen 17.940,13-TL alacaklı olduğu, çekin ödenmemesi sebebiyle tekrar cari hesaba giriş yapılması halinde esasen davacının toplam 17.940,00+17.940,13-TL=35.880,13-TL alacağı bulunacakken davacının bu girişi USD cinsinden bulunan cari hesaba yapması ve rakamların birbirine yakın olması sebebiyle derdestlik yönünden şüphe uyandırdığı..\" şeklinde bilirkişi raporunda yer almayan, teknik bir konuda usule aykırı ve hatalı bir değerlendirme yapıldığı, ayrıca, davacının delilleri arasında \"usd cinsinden cari hesap\" diye bir kayıt olmadığını,  Kabul anlamına gelmemek kaydıyla; Bilirkişi raporuna itirazlarında, davacının iddialarını genişletmesini, muavin defterlerini delil olarak kabul etmediklerini beyan etmişlerdi, dava konusu hesapların 120 1 1048 hesap kodu altında olduğu tespiti ile 21.02.2012-29.05.2014 arası tarih sırasına göre dökümü yapıldığını, ancak yapılan dökümde 06.03.2013 tarihli \"...\" kaydının 06.06.2013 tarihli \"... ALINAN ÇEK İADESİ\" kaydından sonra işlem tarihinden tam 3 ay sonra deftere kaydının yapıldığını, defterlerin hatalı tutulduğunun açık olduğunu, gerekçeye göre de davacının ticari defterlerinin usule uygun olmadığını, lehine kanıt niteliği taşımadığını, Dertdestlik itirazında bulundukları İst.And. 4.ATM'nin 2019/20 E., 2019/547 K. Sayılı davanın Gerekçeli kararında da özetle; \"..taraflar  arasındaki  ticari  ilişki  nedeni  ile  karşı tarafın davacı tarafa dosya  içerisine alınan icra  takibindeki kadar borcu olduğu, ..\" denilerek tarafları, konusu ve miktarı aynı olan TİCARİ alacağının kabulüne karar verildiğini, huzurda görülen davadan tek farkın, İst.And. 4.ATM'de görülen davada aynı alacak için kambiyo vasfı kalmayan çekin yazılı delil başlangıcı yapıldığını, İst.And.4.ATM'de düzenlenen bilirkişi raporunda; \"..27.06.2013 tarihli çekin, davacının yevmiye defterinde 30.04.2013 tarih ve 7241 yevmiye numaralı kaydının bulunduğu...\" tespit edildiğini ve dava konusu ticari ilişkiden kaynaklanan alacağın çek ile ödendiğinin anlaşıldığını, (EK) Bilirkişinin temas ettiği gibi, ticari ilişkiden kaynaklanan alacak ile \"... alınan çek\" kayıtlı çekin karşılığının eşit olduğunu, müvekkilin cari hesap borcunun \"... alınan çek\" ile ödendiğini, yıl sonu hesabında şüpheli alacaklara aktarılan 17.940,00 TL.sı karşılığı tek bir borç mevcut olduğunu, bu borcun karşılıksız çek olarak şüpheli alacaklara kayıt edildiğini, başka bir şüpheli alacak kalmadığını, ödemesi yapılan karşılıksız çek miktarının davacının şüpheli alacaklar hesabına işlendiği takdirde başka alacak kalmayacağını,  bu durumda derdestliğin yanında, borcun da kalmadığını, İlk derece mahkemesinin taleple bağlılık ilkesini dikkate almadan karar verdiğini, çünkü, davacının icra takibinde \"Cari Hesap\" kaydı ile bir belge sunulmadığının açık olduğunu, bu nedenle davacının alacağının likit olarak kabulü ve icra inkar tazminatı kararının da hukuka aykırı olduğunu, Öte yandan takibe itirazda ve davaya cevaplarda cari hesap borcunun bulunmadığının beyan edildiği, buna karşılık incelemenin çek alacağı ve aynı miktar cari hesap alacak kaydının karşılıklı kontrolü ile sınırlı kaldığını, bilirkişi raporunda ödenmediği iddia edilen faturalar incelenmeden, davanın ispatına yeterli delil olmadan, karar verildiğini, Sonuç olarak; huzurda görülen ve İst. And. 4. ATM’nin 2019/20 E. sayılı her iki davanın konusunun ticari alacak olduğunu, bahsedilen her iki davada alınan bilirkişi raporuna göre, davacının ticari defter kayıtlarında “30.04.2013 tarihli ve “... ALINAN ÇEK” 17.940,00 TL.sı kaydıyla geçen “ÇEK ve tutarının” İst. And.4. ATM’nin 2019/20 E. sayılı  davasının konusu olan çekin ALACAK sütununda kayıtlı olduğunun tespit edildiğini, kötüniyetli olan davacının aynı alacak için İst. And. 4.ATM'de ÇEK delil olarak gösterilerek, aynı ticari alacak için \"cari hesap kayıtları\" delil gösterilerek  MÜKERRER TALEP ile huzurda görülen davanın açıldığını, her iki davada aynı alacak iddiasının kabulü ile bakiye borcun iki defa ödenmesi sonucu doğduğunu, 30.04.2013 tarihli ve “... ALINAN ÇEK” ile davanın konusu olan borcun ödenmesine karşın, Bilirkişi raporu ile derdestlik itirazı kabul edilmeden, Mahkemece kısmen kabul kararı verilmesinin yasaya aykırı ve hatalı olduğunu, bozmayı gerektirdiğini beyanla, istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasına ve davanın reddine, Tehir-i icra talebinin kabulüne, İstinaf İncelemesinin Murafaalı olarak yapılmasına yargılama giderleri, ücreti vekâletin, karşı taraf üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; dava ve icra takibi dayanağı cari hesaba konu faturalara konu ürünlerin davalıya teslim edilmesine rağmen bakiye cari hesap alacağının ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece 16/05/2017 tarih, 2015/66 esas ve 2017/489 karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verilmiş, verilen kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 26/11/2020 tarih, 2017/6554 esas 2020/2044 karar sayılı ilamı ile; \"....Eldeki davada da bakiye cari hesap alacağı talep edilmektedir. Bilirkişi raporu incelendiğinde 10.000 USD tutarlı çekin kaydına dair 30.04.2013 tarihli yevmiye kaydının eldeki davada da cari hesap borcunu oluşturduğu ,neticeten davacının 17.940 TL alacaklı olduğu bildirilmiştir. Görüldüğü üzere tarafların açık hesap şeklinde işleyen ticari ilişkilerinde ; 17.940 TL olarak kayıtlara işlenen 10.000 USD bedelli çekin ödenmemesi dışında ayrıca bir cari hesap alacağı görünmemektedir.Yapılan bilirkişi incelemesinde de bu konuda açıklık bulunmamakta; taraflar arasındaki ticari ilişkide hem 10.000 USD karşılığı 17.940,00 TL, hem de ayrıca 17.940,00 TL lik bakiye alacak  bulunup bulunmadığı net değilse de bu durumda tahsilde tekerrür olmama kaydı bulunmayan iki ayrı takipte aynı alacağın talep edildiği izlenimi bulunmakta ,takip dayanağının farklı olması ve taraflardaki kısmi farklılık  nedeni ile derdestlik durumu sözkonusu olmasa da ; her iki davanın sonucunun birbirini doğrudan etkileyeceği ve mükerrer tahsilata neden olacağı açıktır. Bu nedenle ilgili icra dosyası ve mahkeme dosyasının celbi ile yeniden inceleme yapılarak  cari hesapta ödenmemiş görünen 17.940 TL miktarın 10.000 USD lik çekten mi kaynaklandığı yoksa bu miktarda ayrıca bir alacağın bulunup bulunmadığının tespiti ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, eksik inceleme yapılmış olması nedeni ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir...\" gerekçesi ile kaldırılmasına karar verilmiştir İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 26/11/2020 tarih, 2017/6554 esas 2020/2044 karar sayılı kaldırma ilamından sonra Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Taraflar arasında dava ve icra takip dayanağı cari hesaba konu faturalara konu ürünlerin davacı tarafından davalıya teslim edildiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki istinafa gelen temel ihtilaf; davacının davalıdan cari hesap alacağı bulunup bulunmadığı, bulunması halinde miktarı, cari hesaba mahsuben davalı tarafından davacıya verilen ve karşılıksız çıkması ve kambiyo senedi vasfını yitirmesi sebebiyle İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasında ilamsız icra takibine konulan ve icra takibine itiraz üzerine İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/20 esas sayılı dosyasındaki itirazın iptali davasına konu alacak ile iş bu  icra takibi ve davaya konu alacağın aynı olup olmadığı, her iki icra takibi ve dava dosyası yönünden derdestlik bulunup bulunmadığı, bu çek bedeli alacağı dışında davacının cari hesaptan kaynaklanan başkaca alacağının bulunup bulunmadığı ve bulunması halinde miktarıdır. Davalı vekili istinaf sebebi olarak İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasında ilamsız icra takibine konulan ve icra takibine itiraz üzerine İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/20 esas sayılı dosyasındaki itirazın iptali davasına konu alacak ile iş bu  icra takibi ve davaya konu alacağın aynı olduğunu ve davacının mükerrer talepte bulunduğunu, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını ileri sürmüştür.  Mahkemece kaldırma kararından önce ve sonra taraf defter ve kayıtlarının incelenmesine karar verilmiş, davacı defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmış, davalı tarafından defter ve kayıtları bilirkişi incelemesine sunulmamıştır. Davacının 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin defter ve kayıtlarına göre davacı tarafından davalıya ilk faturanın 21/01/2013 tarihinde, son faturanın 29/05/2014 tarihinde olmak üzere 33 adet fatura düzenlendiği, söz konusu faturalara istinaden davalı tarafından davacıya 12.454,40 TL bedelli çek verildiği ve bu çek bedelinin ödendiği, 750,00 TL ve 8.000,00 TL miktarlı olmak üzere iki adet nakit ödeme yapıldığı, bunlar dışında 30/04/2013 tarihinde ihtilafa konu 26/07/2013 keşide tarihli, 10.000 USD bedelli çek verildiği ve bu çekin davacı tarafından defterlerine 17.940,00 TL olarak kaydedildiği, davacı tarafından bu çek bedelinin de alacağa mahsuben kayıtlarına alındığı ve bu ödemeler ve çekten sonra da taraflar arasında ticari ilişkinin devam ettiği, davacı tarafından davalıya düzenlenen faturalar toplamından davalı tarafından yapılan ödemeler ve ihtilafa konu çek bedeli mahsup edildiğinde dahi icra takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 17.940,13 TL cari hesap alacağının kaldığı, davacı tarafından 17.940,00 TL çek bedelinin ödenmemesi sebebiyle bu çeki karşılıksız USD çekler hesabına kaydettiği ve süresinde ibraz edilmediği için kambiyo senedi vasfını yitirmesi sebebiyle İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasında ilamsız icra takibine koyduğu, takibe itiraz edilmesi üzerine İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/20 esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığı, yargılama sonrasında davacının alacağının hüküm altına alındığı ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Her iki dosyadaki alacağın dayanağı taraflar arasındaki cari hesaba konu bakiye fatura bedelleridir. Ödeme aracı olan ve cari hesaba mahsuben davacıya verilen çek bedelinin davalı tarafından ödenmemesi sebebiyle davacının toplamda 35.880,13 TL cari hesap alacağı bulunup, davacı tarafından  17.940,00 TL bedelli çeke dayalı olarak ayrı icra takibi başlatılmış ve bakiye  17.940,13 TL bedelli alacak için de iş bu davamıza konu ayrı icra takibi başlatılmıştır. Bu durumda davacı tarafından mükerrer alacak talebinde bulunulmadığı, derdest icra takibi ve dava dosyasının bulunmadığı, dava konusu alacağın faturalar ile likit olduğu ve icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu, çek bedelinin ödenmemesi sebebiyle davacı alacağının İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/20 esas sayılı dosyasında hüküm altına alındığı ve iş bu davada çeke dayalı olarak talepte bulunulmadığından çekin ödenip ödenmediği hususunun bankadan sorulmasının dosyanın sonucuna etkisinin bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,  3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan alınması gereken 1.225,49 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 248,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 977,49-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine,  6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 03/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.    </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0670e6bb8e1dfb20","SID":"4b4f5311cb260652"}}