{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>37. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/925 <br>KARAR NO: 2024/2576<br>KARAR TARİHİ: 18/10/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/12/2023<br>NUMARASI: 2023/339 2023/1076<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki davada mahkemelerce ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalı tarafından davacı müvekkili aleyhine, 23.06.2022 tarihinde İstanbul Anadolu .. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, ancak davacı müvekkilinin takip alacaklısı davalıya böyle bir borcu bulunmadığını, yapılan takibin açıkça usulu ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafından başlatılan söz konusu icra takibine konu alacakların hiçbir hukuki dayanağı olmadığını belirterek, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında vezneye giren paranın alacaklıya ödenmemesine ve icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davaya bakan İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesince, davaya konu kazada davacıya ve davalıya ait her iki aracında ticari taksi olduğu, anılan nedenle tarafların ticari taksici olup TTK'da düzenlenen taşıma işi iştigal ettikleri, dava haksiz fiilden kaynaklanmış olsa dahi her iki tarafın da ticari işletmesinden kaynaklandığı,  uyuşmazlığın ticari dava mahiyetinde olduğu bu nedenle de davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı vermiştir. Davaya bakan İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesince ise, tarafların ticaret sicilde gerçek kişi ticari işletme kayıtlarının bulunmaması ve vergi dairesi kayıtlarına göre basit usulde defter tutmaları karşısında tacir sayılamayacakları, haksız fiilden kaynaklı menfi tespit davasının mutlak ticari davalardan olmadığı, mahkememizin davaya bakmakla görevli olmadığı ve uyuşmazlığın çözüm yerinin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğundan bahisle karşı görevsizlik kararı vermiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde Ticaret Mahkemeleri'nin kuruluşu ve hangi mahkemelerin Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.  Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Somut olayda, taraflar adına kayıtlı bulunan  ticari taksi araçların  çarpışması sonucu, araçta meydana gelen hasar, onarım bedeli ve değer kaybı zararının tazmini için başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti talep edilmekle; taraflar bakımından yaptırılan araştırmaya göre her iki tarafından gerçek kişi olması, vergi ve ticaret sicil kaydına göre her iki tarafın basit usulle defter tuttuğu, kazanç oranlarına göre tacir olmadıkları, davanın mutlak ticari davalardan olmadığı ve olayın haksız fiilden kaynaklandığı, her iki tarafın tacir olmaması nedeniyle uyuşmazlığın nispi ticari dava niteliğinde de bulunmadığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek çözümlenmesi gerekmektedir.<br>SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince  İSTANBUL ANADOLU 24. ASLİYE HUKUK  MAHKEMESİNİN YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 18/10/2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.<br>KANUN YOLU: Kesin olmak üzere</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5e32504a83a367d5","SID":"535165c874ed7275"}}