{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1105 <br>KARAR NO: 2024/1115<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2020/139 Esas<br>KARAR NO: 2021/608<br>TARİHİ: 09/06/2021<br>DAVA: İtirazın İptali <br>DAVA TARİHİ: 14/02/2020<br>KARAR TARİHİ: 18/09/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilin bir şahıs şirketi olarak hafriyat işi yapmakta olduğunu, müvekkil ile davalı arasında Bahçeşehir'de bulunan özel bir okulun zemin hafriyat işlerinin yapılması konusunda kepçe ile hafriyat çıkarılmasına yönelik bir anlaşma yapıldığını, yapılan bu anlaşma neticesinde müvekkilin kendi sorumluluğunda olan işleri eksiksiz yerine getirdiğini,  hafiyat işini yapan saha sorumlularına faturalar verildiğini, faturaların davalı şirket muhasebesine teslim edilmesine rağmen muhasebe kayıtlarına geçmediğini, müvekkilin bu şantiyede yaptığı işlere karşılık olarak kesilen fişlerde o tarihte şirketin şantiyesinde saha sorumluları olan mimar ve mühendisin imzaları olduğunu, alacağın tahsili konusunda davalının sürekli müvekkili oyaladığını, vekil olarak kendisinin merkeze çağrıldığını, muhasebe ile yapılan görüşmede alacak miktarının 24.638,40 TL olmadığını, bu nedenle faturaların bilerek kayıtlara işlenmediğini, 15.000,00 TL lik yeni bir fatura kesmesi halinde müvekkile ancak bu 15.000,00 TL lik tutarın ödeneceğini, aksi taktirde ödeme yapılmayacağını beyan ettiklerini, bunun üzerine icra takibine başlandığını, itiraz üzerine takibin durduğunu, arabuluculuğa başvurulduğunu anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle davanın kabulüne, haksız itirazın iptali ile takibin devamına, %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin konusunda uzmanlaşmış ve piyasada tanınmış bir şirket olduğunu, proje bazında almış olduğu işleri anahtar teslim götürü bedel üzerinden yüklenici 3.şahıslara ihale ettiğini, müvekkil şirketin davacı ile ticari, hukuki ve fiili bir bağı olmadığı gibi davacının iddia ettiği gibi Bahçeşehir adresinde bir okul projesi olmadığını, davacının iddiası kabul edilmiş olsa dahi davacının yapmış olacağı işin yüklenici firma talebiyle gerçekleştirilmiş olacağından dolayı müvekkil şirkete husumet yöneltilmesinin hukuka aykırı olacağını, husumet itirazlarının olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine, davacının %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece \"Dava, davalı tarafından  Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde HMK 222.maddesi uyarınca bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi ... tarafından düzenlenen  bilirkişi raporunda; taraf ticari defter ve kayıtlarının taraflar lehine delil olduğu, davacı defterlerine göre davacının davalıdan 24.638,40 TL alacağı bulunduğu, davalı defterlerine göre alacak/borç tespit edilemediğini bildirmiştir. Fatura ticari ilişkilerde ispat vasıtalarından birisidir. Bir faturanın borç doğurabilmesi için öncelikle faturanın karşı tarafa tebliğ ve teslim edilmesinin ispatı gereklidir. Faturalar altında ... imzası bulunmaktadır. Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre icra takibine konu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, SGK kayıtları ve bilirkişi raporuna göre dava konusu faturalarda teslim alan olarak adı ve imzası bulunanların davalı çalışanları oldukları, buna göre faturalara konu malların davalıya teslim edildiğinin ispatlandığı, davalının ödeme iddiasında bulunmadığı gibi, bu yönde bir delil de sunmadığı anlaşılmakla, davacının alacağını ispatladığı kanaatine varılmış davanın kısmen kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına ve alacak likit olmakla davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; ''Sayın Mahkeme tarafından gerçekleştirilen 09.12.2021 tarihli celsede, yapılacak bilirkişi incelemesi ile ilgili taraflara kesin süre verilmiş olup; bu durum celse de taraflara ihtar edilmiştir. Ancak 04.01.2021 tarihinde yapılan bilirkişi incelemesinde Davacı taraf herhangi bir mazeret bildirmeksizin inceleme gün ve saatinde hazır olmamıştır. Buna rağmen Sayın Mahkeme tarafından evvelce verilen kesin süreye rağmen Davacı'nın defterlerini sunmak üzere hukuka aykırı bir biçimde ek süre verilmiştir. Yukarıdaki işbu açıklamalarımız çerçevesinde verilen kesin süreye rağmen Davacı tarafça ticari defter ve kayıtların sunulmamış olması nedeniyle Davacı'nın ticari defter deliline dayanama hakkının ortadan kalkmış olduğu izahtan varestedir.  Hangi anlaşmaya veya hangi hizmete ilişkin düzenlediği dahi bilinmeyen ve Davacı tarafından tanzim edilerek, icra takibine konu edilen 24.638,40 Türk Lirası bedelli iki adet fatura ile ilgili “faturalar muhteviyatı hizmetlerin davacı tarafça verildiğinin ispata muhtaç kaldığı” şeklinde bilirkişi tespitine rağmen Sayın Mahkeme'ce suret fatura (fotokopi fatura) üzerinde yer alan isimler üzerinden ilgili faturaların Müvekkil Şirket'e tebliğ edildiğine kanaat edilmesi objektif hukuk kaideleri ile bağdaşmamaktadır. Davacı tarafça Sayın Mahkeme'ye sunulan fatura ve diğer belgelerin tamamı suret olup; Müvekkiil Şirket'e söz konusu faturaların tebliğ edildiğini ispatlayıcı mahiyette değildir. Davacı'nın icra takibine konu faturaları tebliğ edip, etmediğini ve söz konusu fatura tutarlarının verilen hizmet ile orantılı olup; olmadığını ispatla mükellef olduğu izahtan varestedir. '' şeklinde beyanda bulunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz.\" kuralı nazara alınmıştır. Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağa yönelik başlatılan icra takibine davalının itirazı üzerine itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi taleplidir. Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhine ¨24.638,04 asıl alacak , 2.141,03 işlemiş faiz ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu vekilinin süresinde borca itiraz ettiği, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Takibe konu faturalar 15/08/2018 tarihli 8.549,10TL bedelli ve 02/10/2018 tarihli 16.089,30TL bedelli iki adet faturadır.Mahkemece dava kabul edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 21/2 maddesinde \"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.\" hükmüne yer verilmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/4521 E. 2016/549 K. sayılı ilamı; \"...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/062003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Faturalar ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.... Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde  yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille  bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.)...Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin  kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra  iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi  uyarınca alacağını ispatladığının  kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..\" şeklindedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Somut olayda her ne kadar mahkeme, faturalarda davalı çalışanının imzası olduğu gerekçesi ile davayı kabul etmiş ise de; dosya kapsamında mevcut fatura fotokopilerinde isim ve imza bulunmamaktadır. Davalının, ihtilaf konusu faturalara ilişkin hizmet verilmediği, faturaların teslim edilmediği savunması karşısında; dava konusu faturaların davalının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespiti ile; faturaların teslim edildiği hususunda ispat yükü davacı üzerindedir. Davacının faturaları teslim ettiğini kanıtlaması durumunda; davalı faturaları süresinde iade ettiğini kanıtlayamazsa fatura içeriği kesinleşmiş olur, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ve kesinleşmediğini ispat yükü davalı borçluya geçer. Davalı, faturaları süresinde iade ettiğini kanıtlanırsa; hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekececektir.Somut olayda takibe konu faturalarda teslim alan kısmında isim ve imza bulunmasa da davacının delil olarak sunduğu okunaksız fiş fotokopilerinde çalışma saati, şekli ve ''Bahçeşehir'' yazmaktadır. Fişlerin büyük bir kısmında ... ismi ve imzası, bir kısmında sadece imza ve birisinde de ... ismi ve imzası bulunmaktadır. Mahkemece davalının SGK kayıtları celp edilmiş, fişlerde isim ve imzası bulunan ...'nın davalı çalışanı olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece fişlerde imzası olan şahıslar usulüne uygun davetiye ile duruşmaya davet edilmeli, gelmediği takdirde zorla getirme kararı çıkartılarak imzaları olan fişlerle ilgili ve fatura teslim edildiği iddiası ile ilgili beyanları alınmalı ve yukarıda belirtilen ispat hususları dikkate alınarak davacının hizmet verdiğinin kabul edilmesi halinde verilen hizmetin rayiç bedelinin hesaplanması gerekmektedir. Mahkemece eksik inceleme ve hatalı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan sebeplerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 353/1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yaptıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/139 E. 2021/608 K. Sayılı 09/06/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"81c974c286511f31","SID":"a492593011d8ca82"}}