{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/417 <br>KARAR NO: 2024/1271<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/11/2023<br>NUMARASI: 2023/355 Esas -  2023/711 Karar<br>DAVA: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/09/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;   davacının ... Sanayi  ve Ticaret Limited Şirketi'nin ortaklarından olduğu; diğer ortağın ise davalı ...  olduğu; şirket  ortaklığı ana sözleşmesine göre de  ...'ın kurucu ortak olduğu ve aksi karar alınana kadar şirket müdürü olarak seçildiğinin belirtildiği; davacı asil 18.06.2019  tarihinde, Kartal ...Noterliği'nin  ... yevmiye numaralı limited şirket pay ve hisse devri sözleşmesi ile 200 pay ve  hissesini ( 200 paya karşılık olan 5.000 ,00 TL ) ...'e bir protokol yaparak  devir  ettiği; hisse devrinin gerçekleşmesi ve yine protokol şartlarının yerine getirilmesi  için her ihtimale  karşı Kartal ...Noterliği'nin 02.08.2019 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalılardan ...'e ihtarnamede gönderildiği ancak bir sonuç elde edilemediği; davacının sağlık sorunları sebebiyle hisse ve pay devrini süresinde yapamadığı ancak 15.09.2022 tarihinde ... adına  davalı ... Sicil Müdürlüğü'nce Ticaret Sicilinden silinmesi talebinin mahkeme kararı sunulmasına rağmen reddedildiği; ...'ın davalılardan ...'e  pay ve hissesinin devrinin Sayın Mahkemenizce  kabulü ile bu devrin  İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü  gazetesinde yayınlanarak adının  ticaret sicilinden kati  silinmesi;  dava yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  huzurdaki dava nedeniyle husumetin dava dışı şirkete ve diğer davalıya yöneltilmesi gerektiği bu nedenle husumetin yöneltilemeyeceği; müdürlük tarafından verilen bir red kararı bulunmadığından dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği; davacının 15.09.2022 tarihli başvurusu, tescil başvurusu niteliğinde olmadığı ve harç yatırılmadığı gibi, müvekkil müdürlüğün 16.09.2022 tarihli cevabi yazısı da tescil talebinin reddine dair olmayıp, cevabi nitelikte, açıklayıcı ve bilgi mahiyette olduğu; mevzuata uygun bir “red kararı” bulunmadığı açık olduğundan, huzurdaki davanın usûlden reddi gerektiği; pay devir sözleşmesi 18.06.2019 tarihli olmasına karşın, pay devrinin onaylandığı bir genel kurul kararı bulunmadığı gibi; müvekkil Müdürlüğe yapılmış bir başvuru da bulunmadığı; öncelikle husumet yönünden müvekkil Müdürlük hakkında açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, sayın mahkemeniz aksi kanaatte ise davanın açılmasına sebebiyet vermeyen müvekkil Müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Davaya konu olayda davacı asilin davalı şirketin dava dışı ortağına hisselerin devrinin tescili için TTK'nın 33. ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36. maddeleri uyarınca usule uygun bir tescile davet bulunmadığı anlaşılmakla TTK m.34 kapsamında davacının şirket ortaklığından hisse devri ve müdürlük görevinin sona erdiğine dair şirket kararı ve şirketteki pay ve hissesinin yeni ortağa devri için gerekli harcın ödenmemesi nedeniyle usule uygun yapılan bir başvuru bulunmadığından davalı ... Sicil Müdürlüğü  hakkında  TTK'nun 34/1 uyarınca, davalı ... hakkındaki davanın, HMK'nın 114/1-h bendi uyarınca hukuki yarar dava şartı yokluğu sebebiyle aynı Yasa'nın 115/2. Maddesi gereği  usulden reddine,  davalı ... Sicil Müdürlüğü  hakkında  TTK'nun 34/1 uyarınca talebin reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ...'ın ... Sanayi  ve Ticaret Limited Şirketi'nin ortaklarından olduğunu, diğer ortağın ise davalılardan  ... olduğunu, bu şirket  ortaklığı ana sözleşmesine göre de davacı ...'ın kurucu ortak ve aksi karar alınana kadar da  şirket müdürü olduğunu, davalılardan ...'in şirket ortağı olduğu halde şirket işleri ile ilgilenmediğini ve davacıyı yalnız bıraktığını, davacının ilk günden itibaren ortaklığı bitirmek istediğini ve en sonunda davacının 18.06.2019  tarihinde Kartal ...Noterliği'nin ... yevmiye numaralı limited şirket pay ve hisse devri sözleşmesi ile 200 pay ve  hissesini ( 200 paya karşılık olan 5.000 ,00 TL )diğer ortak olan  ... TC Kimlik numaralı ...'e devir ettiğini, Türk Ticaret Kanunu 598/2 maddesi uyarınca şirket müdürlerinin hisse ve pay devrini 30 gün içerisinde ilgili ticaret Sicil Müdürlüklerine bildirmek ile mükellef olduğunu, ancak davacının sağlık sorunları sebebiyle hisse ve pay devrini süresinde yapamadığını, ancak tarafımızdan 15.09.2022 tarihinde müvekkile ... adına  davalı ... Sicil Müdürlüğü'nce Ticaret Sicilinden silinmesi taleplerinin yine müdürlükçe davacı ...'ın şirket müdürü olarak seçildiği ve şirket dosyasında bulunan  kayıtlarda da bu şekilde  devam ettiği ve de  harç eksiği sebebiyle reddedildiğini, Halbuki davacının 15.09.2022 tarihinde şirket hisselerini devrederek şirket ile tüm bağını kestiğini, bu durumun Sicil Müdürlüğü'ne sunulan noter evrağı ile de sabit olduğunu, yani bu tarihten itibaren müdürlükle hiç bir ilgisi kalmamışken davalı Sicil Müdürlüğü'nün davacı ...'ın müdürlüğünün sona erdiğinin kesinleşme şerhine havi mahkeme karar  aslını istemesinin abesle iştigal olduğunu, bunun yanında davalı ...  Sicil Müdürlüğü  terkin için başvuru tarihimiz olan 16.09.2022 'de doğrudan harç ikmali talebini dile getirmesi gerekirken bunu yapmadığını ve davacıyı dava açmaya adeta zorladığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, limited şirket pay devri sözleşmesi ile devredilen  payların  tescili, ticaret sicilinden adının silinmesi  istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe doğrultusunda davanın  davalı payı devralan ... yönünden hukuki yarar yokluğundan, ticaret sicili müdürlüğü yönünden ise TTK 34/1 maddesi  uyarınca usulünce yapılmış başvuru bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş,   karara karşı davacı tarafça  istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Limited Şirketlerde pay devri TTK  595 – 598 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Buna göre; pay devri dört aşamada gerçekleşmektedir. Öncelikle pay devir alan ile devreden arasında yazılı şekilde bir sözleşme yapılmalı ve sözleşmedeki imzaların noterde onanmalıdır. İkinci aşamada ana sözleşmede aksi kararlaştırılmadığı müddetçe TTK  595/2 maddesi gereği genel kurulun hisse devrine onayı vermesi gerekir. Devir bu onay ile geçerlilik kazanmaktadır. Genel kurulun onamasına kadar devir sözleşmesi askıdadır. (TTK 595 gerekçesi) TTK 595/3 maddesi gereği başvurudan itibaren 3 ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde onay verilmiş sayılır. Miras, mal rejimi ve icra yoluyla hisselerin  geçmesi halinde tüm haklar ve borçlar genel kurulun onayına gerek olmaksızın esas sermaye payını iktisap edene geçer. Buna rağmen şirket onayı reddedebilir (TTK 596/2 vd.)  Üçüncü aşamada genel kurulca devre onay verilmesi halinde devralanın pay defterine ortak olarak kaydı yapılır. Pay defterine kayıt kurucu olmayıp açıklayıcı nitelikte bir işlemdir. Pay devri ortaklar genel kurulunun onay kararıyla gerçekleşmekte olup pay defterine kayıt pay sahipliğinin şirkete karşı ileri sürülmesi bakımından durumun tespitini sağlayan işlemdir. Dördüncü aşama ticaret siciline tescil işlemidir. (TTK 598) Tescil için şirket müdürü tarafından ticaret sicile başvurulması gerekmektedir. Başvurunun 30 gün içinde yapılmaması halinde ayrılan ortak adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline başvurabilir. Bunun üzerine ticaret sicili müdürü şirkete iktisap edenin adının bildirilmesi için süre verir. Sicil kaydına güvenen iyiniyetli kişinin güveni korunur. Ticaret siciline tescil işlemi pay devri yönünden kurucu bir etkiye sahip olmayıp açıklayıcı bir etkiye sahiptir. Yukarıdaki açıklamalar ve yasal düzenlemeler kapsamında somut olaya bakıldığında davacı ile davalı ...  arasında yapılan 18/06/2019 tarihli pay devir sözleşmesinin TTK 595/1 maddesinde ifadesini bulan yazılı olma ve noterde imzaların tasdik edilmesi şekil şartlarını sağladığından geçerli sözleşme olduğu anlaşılmaktadır. Ancak sözleşme hükümlerince bu sözleşmenin şirkete sunulup onay istendiğine dair dosyaya bir belge sunulmamıştır. Davacı tarafça dava öncesi dava dışı şirkete başvurulmamış olup  payı devreden ortaktan işlemleri yapması talep edildiği anlaşılmaktadır.  TTK  595/2 maddesi gereği esas sermaye payının devri için ortaklar genel kurulunun onayının alınması gerektiği, ancak buna dair bir kararın dosyaya sunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda pay devir işleminin tamamlandığından söz etme imkanı yoktur. 6102 sayılı Türk  Ticaret Kanununun 363/ 2 maddesi\"  Yönetim kurulu üyelerinden birinin iflasına karar verilir veya ehliyeti kısıtlanır ya da bir üye üyelik için gerekli kanuni şartları yahut esas sözleşmede öngörülen nitelikleri kaybederse, bu kişinin üyeliği, herhangi bir işleme gerek olmaksızın kendiliğinden sona erer.\"şeklinde düzenlenmiştir. Limited şirkette yönetim ve temsil organı olan müdürlerin göreve gelmeleri ya esas sözleşme ile tayin şeklinde (TTK 576/1-d)  ya da genel kurul kararı ile seçilme yolu ile gerçekleşmektedir.(TTK 616/1-b) Müdürlerin ortaklar arasından ya da dışarıdan seçilmeleri mümkündür. Müdürün görevi genel kurul kararı ile her zaman sonlandırılabileceği gibi (TTK 616/1-b) haklı sebeplerin varlığı halinde mahkemece de sonlandırılabilmektedir. (TTK 630/2) Bunların dışında; esas  sözleşme veya genel kurul kararı ile bir süre belirlenmiş ise sürenin dolması,  istifa, ölüm, kısıtlanma, iflas, müdürlük için şirket sözlemesinde öngörülen niteliklerin kaybı gibi durumlarda herhangi bir işleme gerek kalmadan müdürlük görevi kendiliğinden sona ermektedir. Sona erme ticaret siciline tescil ve ilan ile iyiniyetli  3.  kişiler hakkında hüküm ifade eder. Pay devreden ortak müdür ise müdürlük görevi payın devriyle sona ermez. Bu nedenle pay devrine onay verilmesine ilişkin genel kurulda müdürlük görevi sona erdirilmek istenirse ayrıca devreden ortağın müdürlük görevinden alınmasına da karar verilmesi gerekir.( Prf.Dr. Hasa Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi 3. cilt sh 2760) Davacının dava dışı şirketin müdürü olduğu, pay devrine şirketçe  onay verildiğine dair bir karar sunulmadığı gibi müdürlük görevinin sonlandığına dair bir kararda dosyaya ibraz edilmemiştir. Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemede bir davanın açılabilmesi için, davacının bu davayı açmakta ve mahkemeden hukuksal korunma istemekte bir çıkarının bulunması gerektiğine ilişkin ilke anlamına gelir. Davacının davayı açtığı tarih itibariyle dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalıdır. 6100 sayılı Kanun'un sözü edilen maddesinin gerekçesinde de \"...Maddenin birinci fıkrasının (h) bendinde ise davacının dava açmakta hukukî yararının bulunmasının bir dava şartı olduğu hususu açıkça vurgulanmıştır. Burada sözü edilen hukukî yarardan maksat, davacının sübjektif hakkına hukukî korunma sağlanması hususunda mahkemeye başvurmasında hâli hazırda hukuken korunmaya değer bir yararının bulunmasıdır. Bir başka ifadeyle, davacı hakkına kavuşmak için, hâli hazırda mahkeme kararına muhtaç bir konumda değilse onun hukukî yararının bulunduğundan söz etmek mümkün değildir...\" yönünde açıklamalar yer verilmiştir. Öte yandan bu yararın \"hukuki ve meşru\", \"doğrudan ve kişisel\", \"doğmuş ve güncel\" olması da gerekir (Hanağası, E.: Davada Menfaat, Ankara 2009, s.135). Hukuki yarar dava şartlarından olup 6100 sayılı HMK'nın 114. maddesine göre, davacının dava açmakta hukuken korunmaya değer bir yararının bulunması gerekir. Bu şart, dava konusuna ilişkin genel dava şartlarından biri olup, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve esas hakkında hüküm verilebilmesi için varlığı gerekli olduğundan, olumlu dava şartları arasında sayılmaktadır. Bu nedenle menfaate, davanın dinlenebilmesi (mesmu olması, kabule şayan olması) şartı da denilmektedir (Hanağası, s. 19-21). Bir davada, menfaat (hukuki yarar) ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesinin, yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun olacağı her türlü duraksamadan uzaktır. Bu ilkeden hareketle bir davada hukuki menfaatin bulunup bulunmadığı mahkemece, tarafların dava dosyasına sunduğu deliller, olay veya olgular çerçevesinde yargılamanın her aşamasında ve kendiliğinden gözetilmelidir. Böylelikle kişilerin haksız davalar açmak suretiyle dava hakkını kötüye kullanmasına karşı bir güvence de sağlanmış olmaktadır (Pekcanıtez, s.946-949). Nitekim aynı görüş Hukuk Genel Kurulunun 24.11.1982 tarihli ve 1982/7-1874 E.-1982/914 K.; 05.06.1996 tarihli ve 1996/18-337 E.-1996/542 K.; 10.11.1999 tarihli ve 1999/1-937 E.-1999/946 K.; 25.05.2011 tarihli ve 2011/11-186 E. 2011/352 K. ve 01.02.2012  tarihli 2011/10-642 E.-38 K. sayılı kararları ve yukarıda emsal olarak gösterilen diğer kararlarda da  benimsenmiştir. (emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2019/853 E. 2020/907 K. ) Davacının davalı şirkete pay devrinin onayı için başvurması, şirketçe bu konuda verilecek karar ve  bundan sonra hasıl olacak duruma göre dava açması gerektiğinden bu aşamada eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Ancak ilk derece mahkemesince çekişme konusu olmayan payı devralan davalı ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddi gerekirken hukuki yarar bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddedilmiş olması sonucu itibari ile doğrudur. Ticaret sicili yönünden pay devrine ilişkin tamamlanmamış işlemin ve müdürlük görevinin kaldırıldığına dair bir karar sunulmamış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde ise bir isabetsizlik yoktur. Bu durumda ilk derece mahkemesince verilen karar sonucu itibarıyla doğrudur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararı sonucu itibarıyla doğru bulunmakla davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.19/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fb998804a73b3f47","SID":"667ba22929e2c083"}}