{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/469 <br>KARAR NO: 2024/1251<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/01/2024<br>NUMARASI: 2022/19 Esas -  2024/4 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/09/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki neticesinde 3 adet fatura alacağı doğduğunu, mevcut borca ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığını, söz konusu alacağın tahsili amacıyla 18.02.2021 tarihinde Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine icra takibi yoluna başvurulduğunu, dosya borçlusu davalı tarafa ödeme emri usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen borçlu icra dosyasına herhangi bir ödemede bulunulmadığını, takibi geciktirmek amacıyla  davalı tarafın işbu takibe hem içerik bakımından hem de yetki bakımından itiraz ettiğini, itiraz neticesinde Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün takibin durdurulmasına karar verdiğini, borçlu tarafın icra dairesinin yetkisi konusunda itirazda bulunmuş olmasının yersiz olduğunu, taraflarca e-mail yoluyla yapılan yazışmaların taraflar arasındaki akdi ilişkinin inkarının mümkün olmadığını gösterdiğini, sözleşmenin ifa edileceği yer açıkça belirlenmediğinden davacı müvekkilinin yerleşim yeri olan icra dairesinde takip yapabileceğini, işbu dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk görüşmeleri esnasında davalı tarafın yetki itirazında bulunduğunu ve işbu itirazın Bakırköy 1. Sulh Mahkemesi 2021/453 Esas sayılı dosya numarası ile görülen davada iptal edildiğini, borçlu tarafın itirazına konu olan reeskont avans faiz türünün takip başlatılırken sehven seçildiğini, böyle bir faiz talepleri olmadığını, döviz takibine uygun olarak bankalarca mevduat hesaplarına uygulanan en yüksek faiz talebinde bulunduklarını, müvekkili şirket ile davalı taraf arasında birtakım malların taşınması hususu üzerinde anlaşıldığını, müvekkili şirketin davalı taraf ile yapılan taşıma anlaşmasına uygun olarak bütün yükümlülüklerini yerine getirdiğini, hizmetlerini tamamlayarak kendi edimlerini zamanında ve eksiksiz olarak ifa ettiğini ancak davalı tarafça bu özenin gösterilmediğini, maillerden görüleceği üzere borca konu demurajın yani gecikme bedelinin doğmaması için davalı tarafın müvekkili tarafından uyarıldığını ancak davalı şirketin bu uyarıları dikkate almayarak borcun doğmasına sebebiyet verdiğini, davalı tarafın yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle doğan işbu demuraj borcu müvekkili şirket tarafından talep edildiğinde ise davalı şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, alacak likit olup davalının haksız itirazı nedeniyle alacağın tahsili geciktiğinden davalı borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini, ticari davalarda arabuluculuğun zorunlu hale getirilmesi nedeniyle taraflarınca 25.03.2021 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapıldığını, davalı tarafla gerçekleştirilen arabuluculuk görüşmeleri neticesinde anlaşma sağlanamadığını ve arabulucu tarafından anlaşamama tutanağı düzenlendiğini belirterek davanın kabulü ile Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından itiraz ile durdurulmasına karar verilen takibin dava dilekçesinde belirtilen faiz türü üzerinden devamına, alacağın likit olması ve haksız itiraz ile alacağın tahsili geciktirildiğinden davalı borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama masrafı ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Denizcilik İhtisas Mahkemelerinin ilişkisinin göreve ilişkin olduğunu, dava görevli mahkemede açılmadığını, taraflar arasında mevcut hukuki uyuşmazlıkta görevli mahkemenin Denizcilik İhtisas Mahkemeleri olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacı tarafın iddiasına dayanak sunduğu faturalarda gösterilen adres sunulan Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nden de görüleceği üzere davalı müvekkili şirketin yerleşim yerinin Ümraniye/İstanbul olduğunu, eldeki davanın görevli mahkemede açıldığı düşünülse dahi davalı müvekkili şirketin yerleşim yerinde yetkili olan İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılmadığından yetkisizlik itirazında bulunduklarını, taraflar arasında yetki sözleşmesi bulunmadığını, Bakırköy ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine karşı da taraflarınca yetki itirazında bulunulduğunu, arabuluculuk sürecinde yetkili arabuluculuk bürosunun İstanbul Anadolu Arabuluculuk bürosu olduğunu ancak Bakırköy 1.Sulh Hukuk Mahkemesi 2021/453 Esas 2021/538 Karar sayılı kararı ile itirazlarının reddedildiğini, dava dilekçesinin asile değil vekile gönderilmesi gerektiğini, taraflar arasında mutabakat bulunmadığını, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, davacı tarafın taşıma ilişkisinden kaynaklandığını iddia ettiği demuraj alacağının tahsili amacıyla müvekkiline 3 adet fatura gönderdiğini, bunların 01.10.2020 tarihli ve ... numaralı, 07.10.2020 tarihli ve ... numaralı, 15.10.2020 tarihli ve ... numaralı faturalar olduğunu, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nce ... Esas sayısı ile yürütülen takibe sundukları itirazlarında da şirketin davacıya böyle bir borcu bulunmadığını belirttikleri, müvekkilinin davacı tarafından ilamsız takibe konu edilen ve uyguladığı faiz bakımından likit ve hesap edilebilir olmayan bir alacakla karşı karşıya kaldığını, bu nedenle takibe ve borca itiraz hakkını kullandığından icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini, demuraj alacağının ispat külfetinin davacıya ait olduğunu, taraflarına delillerin tebliğ edilmediğini, borçlunun temerrüde düşürülmediğini, döviz takibinde reeskont avans faizi istenmiş olup faizin denetime elverişli olmadığını belirterek davanın reddine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, haksız takip başlatan davacıdan takip miktarının %20'sinden az olmayacak  oranda icra inkar tazminatının davacıdan alınarak müvekkili davalı şirkete verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" Yukarıda açıklandığı hali ile konteyner üzerinde tasarruf hakkı bulunan kişinin diğer şartlar oluştuğunda demuraj talep edebileceği yüksek yargı içtihatları ile sabit olamakla, fiili taşıyan ve konteyner sahibi olmadığı dosya kapsamında sabit olan davacının ancak demuraj bedelinin dava dışı konteyner ilgilisine ödediğini ortaya koyabilmesi halinde rücuen bu bedeli davalıdan talep edebileceği mahkemece kabul edilmiştir. Her ne kadar dava konusu faturalar her iki tarafa ait ticari defterlerde kayıtlı bulunmaktaysa da; dava konusu talep salt faturaya dayalı bir hizmet alacağı olmadığı gibi demuraj alacağı TTK da açıkça düzenlenmemiştir. Bu nedenle, faturanın her iki tarafa ait ticari defterlerde kayıtlı bulunması davacının bu bedel bakımından alacaklı olduğunu ispat bakımından mahkemece yeterli görülmemiştir. Bununla birlikte davacı vekili tarafından her ne kadar dosyaya ibraz edilen ve davalı tarafından düzenlendiği anlaşılan Taahhütname başlıklı belge nedeni ile davalının, dava konusu demuraj bedellerini ödemeyi kabul ettiği belirtilerek davanın kabulü talep edilmişse de, bu husus ancak davacının demuraj bedelini talep hakkı bulunduğunu dosya kapsamında ispat etmesi durumunda mahkemece esas alınacaktır. Davacı dava konusu edilen demuraj faturalarına ilişkin konteyner sahibi olmadığından, davacının ancak demuraj bedelini dava dışı konteyner sahibine ödediğini dosya kapsamında ispat etmesi halinde bu bedelin rücuen davalıdan tahsilini talep edebileceği kanaati ile davacı tarafından dava konusu bedelin ödenmiş olduğu hususu dosya kapsamında ispat edilemediğinden neticede davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile usulden reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  davacının demuraj talep etme hakkının olduğu dosyaya sunulan dava dışı ... firması tarafından kesilen faturanın, davacının yaptığı ödeme ve ödemeye ilişkin dekont ile ispatlandığını, kaldı ki dosya kapsamında toplanan deliller ile davacının alacağının kesin olarak kanıtlandığından \"A\" başlığı altındaki incelemelerin yargılama açısından gereksiz olduğunu, davalı yan ile davacı arasında borcun varlığına ilişkin mutabakat sağlandığını ve yapılan bilirkişi incelemesinde davalıya ait defterler arasında cari hesap mutabakatının mevcudiyetinin tespit edildiğini, fatura alacaklarının konusu demuraj bedelinin taşıtan tarafınca ödeneceğinin davalı şirket tarafınca taahhüt edildiğini,  fatura alacaklarının konusu demuraj bedelinin taşıtan tarafınca ödeneceğinin davalı şirket tarafınca taahhüt edildiğini, huzurdaki davanın kesin delil ile ispatlanmış olduğunu ve kesin deliller bakımından hakimin takdir yetkisinin olmadığının belirtilmesi gerektiğini, ticari defterlerin incelenmesi ile davalının davacıya olan bakiye borcunın  ispatlandığını, mahkemeye sunulan e-posta yazışmaları ve cari hesap kayıtları çerçevesinde bakiye borca ilişkin mutabakatın varlığının ispatlandığını, davalı yanın, kötü niyetli olarak borçtan kurtulmak için imza itirazında bulunduğunu, imzaların ve dolayısı ile belgelerin doğruluğunun, nitekim borcun varlığının ispatlandığını, mutabakatın borcun ikrarı demek olduğunu, kesin delil ve hakimin takdir yetkisini ortadan kaldırdığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: demuraj alacağının ispat külfetinin davacıya ait olduğunu, davacının davasını ispat edemediğini, Yerel Mahkeme kararının hukuka uygun olduğunu,  taraflar arasında mutabakat bulunmadığını, davacının var olduğunu iddia ettiği demuraja ilişkin kestiği fatura bedelini fiili taşıyana ödediğini ispat edemediğini, sürastarya süresine ve ücretine ilişkin herhangi bir miktar belirlenmediğini, borçlunun temerrüde düşürülmediğini, demuraj borçlusu olduğu iddia edilen davalı şirketin borcunun muaccel olmasının, alacaklının ihtarı şartına bağlandığını, davacı tarafından davalının uyarıldığını ve bu uyarıları dikkate almadığını iddia etmiş olsa da bu iddialarını destekleyici herhangi bir delilin olmamasının davalı tarafın haklılığını ortaya çıkardığını beyanla, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava; akdi taşıyan olan davacının taşıtan sıfatına sahip davalıdan konteyner demuraj ücreti alacağı için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali talebidir. İlk derece mahkemesince toplanan deliller ile davacının aktif husumeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafça yukarıda yazılı sebeplerle istinaf isteminde bulunulmuştur. İstinaf konusu uyuşmazlık temelde; Davalının demuraj borcunun bulunup bulunmadığı, tarafların ticari defterlerindeki mutabakatın davacının demuraj alacağını ispata yeterli olup olmadığı  noktasındadır. Taraflar arasında davalının imzasını taşıyan senelik ithalat taşıma sözleşmesi bulunduğu, sözleşmede davacı ... nin taşıyan, davalı ... ye ait ithal edilecek malların taşınmasının konu edildiği, taraflar arasında yapılan taşımaların navlun ücretlerine lişkin bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmaktadır.  Eldeki uyuşmazlığın davalıya ait Çin ülkesinden ithal edilip Türkmenistan ülkesine gönderilecek emtianın içinde bulunduğu konteynera ilişkin demuraj alacağı olduğu görülmektedir. Dosyada toplanan delilerden deniz taşımasından kaynaklanan 2 adet konteynere ilişkin demuraj alacağın talep edildiği, deniz taşıma işinde davacının akti taşıyan olduğu, fiili taşıyanın dava dışı ... olduğu, navlun faturasının davacı şirketçe davalıya düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davacının tanzim ettiği faturalarda demuraj hesabına ilişkin bir dökümün  bulunmadığı, varış ihbarında da demuraj tarifesinin yer almadığı, fiili taşıyan tarifesinin ana konişmentoda yer aldığı, ancak ana konişmentonun davalı şirkete teslim edildiğine dair bir delilin bulunmadığı, davalının ana konişmentoda taraf olmadığı, ara konişmentoda bildirim adresi olarak yer aldığı, demurajın oluştuğu tarihlerin dosyada belirlenmediği, fiili taşıyan tarafından düzenlenen demuraj faturası ile davacı tarafın ödeme dekontunun ileri tarihli olduğu, davacının ödeme dekontunda uyuşmazlık konusu demuraja ilişkin bir açıklama bulunmayıp toplu ödeme şeklinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih,  2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).  Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın  ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.  Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde  ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. Somut uyuşmazlıkta tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede takibe dayanak demuraj faturalarının her iki tarafın ticari defterlerinde kaydedildiği,  davalı tarafça BA formuyla ilgili vergi dairesine bildirildiği, tarafların ticari defterlerindeki uyuşmazlığın davacı tarafın davalıya  tanzim ettiği ve davalı tarafça iade edilen eldeki uyuşmazlığın konusu olmayan vade farkına ilişkin başka faturalardan kaynaklandığı, diğer yönlerden taraf ticari defterlerinin birebir uyumlu olduğu, dava konusu faturaların temel fatura olarak düzenlendiği, davalı tarafça itiraz edilmediği, taraflar arasında akti bir ilişkinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının HMK 222 maddesi gereği sahibi lehine delil olma niteliğine sahip  ticari defterlerindeki kayıtlara; davalının aynı şartlara uygun olarak tuttuğu ticari defterlerindeki kayıtların  aykırı olmadığı,  defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmadığı, anlaşılmakla  faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ve alacağın bulunduğu HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanmış olduğu sonucuna ulaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekirken reddine yönelik verilen karar isabetli olmamıştır. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada talep; demuraja ilişkin olup  davacı ve davalının ticari defterlerine kaydedilen alacak  likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuştur. Eldeki takip yabancı para (USD) olarak başlatılmış olmakla icra inkar tazminatına takip tarihindeki kur esas alınarak hesaplanan 23.577,46 TL üzerinden hükmedilmesi  gerekmektedir. Dava değeri ise 21/06/2021 dava tarihi itibarıyla 3.600 USD  x  8.7787= 31.603,32 TL olduğu belirlenmiş olmakla, vekalet ücretinin takdiri ile kesinlik sınırının belirlenmesinde bu değer esas alınmıştır. Davacı tarafça takip talebinde her ne kadar reeskont faizi talebinde bulunulmuş ise de döviz cinsi olana alacağa 3095 sayılı yasanın 4-a  maddesi hükmünce belirlenen faiz türü hükmedilmiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece eldeki davanın aktif husumet yönünden reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜNE, 3-Davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dava dosyasına yaptığı  itirazının 3.600 USD asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, 4-Asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4-a maddesi gereği Devlet Bankalarının Amerikan Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasına, 5-Takibe konu asıl alacağın takip tarihindeki karşılığı olann 23.577,46 TL'nin  %20'si olan 4.715,49  TL icra inkar tazminatının davalıdan alarak davacıya verilmesine, 6-Alınması gereken 2.158,80 TL karar harcından peşin alınan 284,59 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.874,21 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 7-Davacı tarafça peşin olarak yatırılan  284,59 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafça yargılama aşamasında yapılan 59,30 TL başvuru harcı, 437,5‬0 TL tebligat gideri, 2.400,00 TL bilirkişi ücreti, olmak üzere toplam 2.896,80  TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nın 333. maddesi gereğince yatıran tarafa iadesine, 11-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;  a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davacı tarafın istinaf aşamasında yapılan  1.169,40 TL başvuru harcı ve 210,00 TL posta masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 19/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4461e7b73ad1382c","SID":"02eded6dccde5c84"}}