{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  23. HUKUK DAİRESİ     <br>                                    T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ             <br>                    \t\t\t             (D Ü Z E L T E R E K    Y E N İ D E N    <br>\t\t\t             E S A S    H A K K I N D A    K A R A R)<br><br>ESAS NO\t: 2020/463 <br>KARAR NO\t: 2024/1367<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN \t: ...  \t...<br>ÜYE \t: ...      \t...<br>ÜYE\t: Doç.Dr. ...\t...<br>KATİP\t: ... \t\t...<br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 18/11/2019<br>ESAS-KARAR NUMARASI : 2016/922 E.-2019/918 K.<br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>Taraf vekilleri tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi  uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ\t: <br>\tDavacı vekili; müvekkili İdareye bağlı Kangal Termik Santralinde, kömür alma, kül atma, temizlik, tamirat, bakım işleri vs.  ile ilgili davalı ile hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, dava dışı işçi ...'un 2007 yılında geçirdiği iş kazası nedeniyle malûl kaldığını, tedavi giderleri ödeyen Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından müvekkili ve davalı aleyhine Kangal Asliye Hukuk Mahkemesinde 2012/328 E. sayılı davanın açıldığını, 22.10.2014 tarih ve 2014/414 K. sayılı kararla ilgili masraf kalemlerinin müvekkili ve davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiğini, kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2015/5563 E.. 2016/2482 K. sayılı kararı ile onandığını, kararın Sivas 3. İcra Müdürlüğünün 2015/4695 E. sayılı dosyası ile icraya konulduğunu, müvekkilince dosyaya toplam 31.946,64 TL ödendiğini, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesinin 22.10. maddesinde, iş kazası sonucunda yaralanma, iş göremezlik veya ölüm halinde her türlü sorumluluk ve tazminatın yükleniciye ait olacağı hükmünün yer aldığını ileri sürülerek, 31.946,64 TL'nin 31.000,00 TL'sinin teminat mektubunun paraya çevrildiği tarihten, 946,64 TL'sinin ödeme tarihi 21.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı vekili; dava dışı işçi ...'un 15.07.2007 tarihinde geçirdiği iş kazasında yaralandığını, iş ile ilgili tüm emir ve talimat yetkisinin asıl işveren olan davacı yetkililerine ait olduğunu, müvekkili şirket yöneticilerinin işin görüldüğü iş yerine girmelerinin dahi mümkün olmadığını, müvekkilinin yüklendiği iş ile ilgili tüm eğitimi ve teçhizatı işçilerine verdiğini, meydana gelen kazada müvekkilinin hiç bir kusuru olmadığını, üstelik kazanın çatıdan düşme suretiyle işçiye asıl işveren tarafından  müvekkilinin üstlenmediği bir iş gördürülürken meydana geldiğini, dava dışı işçi tarafından açılan Kangal Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi'ne 2008/125 E. sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında müvekkili şirketin %20 oranında, davacının ise %80 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, Mahkemenin 27.07.2012 tarih ve 2012/247 K. sayılı kararı ile tazminat alacağının müvekkili ve davacıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiğini, bu karara dayalı olarak müvekkili ve ... aleyhine Malatya 2. İcra Müdürlüğünün 2012/4834 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, onama kararı üzerine icra dosyası için müvekkili tarafından verilen teminatın bozdurulduğunu ve müvekkilince icra dosyasına 11.03.2013 tarihinde 300,00 TL ve 14.06.2013 tarihinde 50.326,58 TL olmak üzere toplam 50.626,58 TL ödeme yapıldığını,  mahkemece belirlenen kusur oranının Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, müvekkilince Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2013/9337 E. sayılı takip dosyası ile icra takibine girişildiğini, müvekkilinin asıl işverenin %80 oranındaki kusurundan sorumlu tutulamayacağını, sözleşmeler basılı matbu evraklar olup müvekkili ile içeriği tartışılıp konuşulmadan dayatma olarak imzalatıldığını, davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, ödeme tarihinden faiz talebinin yerinde olmadığını, ancak dava tarihinden istenebileceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ\t: <br>\tİlk derece Mahkemesince; \"Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda özetle: 15.07.2007 tarihli iş kazasının meydana gelmesinde tarafların kusur oranına ilişkin birbirinden farklı oranlar içeren iki mahkeme kararının olduğu, işçinin 15.07.2007 tarihli iş kazası nedeni ite ... ve ... Ltd. Şti aleyhine açmış olduğu tazminat istemli davada ... Ltd.Şti’nin % 20 oranında ...'ın % 80 oranında kusurlu olduğu yönünden karar verilmiş ve kararın kesinleşmiş olduğu, SGK'nın davacı ve davalı aleyhine açmış olduğu rücu davasında olayın meydana gelmesinde ... Ltd.Şti’nin % 60 oranında ...’ın % 40 oranında kusurlu olduğu yönünden karar verilmiş ve kararın kesinleşmiş olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2009/16-428 Esas ve 2009/483 Karar sayılı ilamında sorumluluk davalarındaki kesinleşmenin sonra görülecek rücu davalarında yani iç ilişki yönünden hüküm ifade etmeyeceği, kesin hüküm teşkil etmeyeceği hususlarının belirlendiği, bu kapsamda hesaplamanın SGK tarafından davalılar aleyhine açılan rücu davasında belirlenen kusur oranları nazara alınarak yapılacağı, ödenen 31.000,00 TL'nin % 60'ı oranında olan 18.600,00 TL'nin ödendiği tarihten itibaren talep edilebileceği hususları bildirilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde; her ne kadar bilirkişi raporunda yüzde 60 oranında kusur bulunduğundan bu şekilde talep edilebileceği iddia edilmişse de bunun kabulünün mümkün olmadığını, alt işveren-asıl işveren ilişkisinden kaynaklı olarak işçiye karşı müşterek ve müteselsil sorumluluk kabul edilmiş olmasına rağmen, taraflar arasındaki rücu ilişkisi aralarında imzalanmış olan sözleşme hükümlerine göre belirleneceğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarının bu yönde olduğunu, bilirkişi raporunda da belirtilmiş olduğu üzere, iş kazalarından kaynaklı zararlarda hukuki sorumluluğa ilişkin düzenlemelerde sözleşmede Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin ilgili maddelerine atıf yapıldığını, Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 40. maddesinde iş kazasından kaynaklı zararların karşılanmasında sorumluluğun tamamı ile yükleniciye ait olacağının belirtildiğini, davalı firmanın kendi hür iradesiyle imzalamış olduğu sözleşme ile, iş kazaları sonucu ortaya çıkacak her türlü zarardan sorumlu olacağını ve tazminatları ödeyeceğini açıkça kabul ettiğini, iş kazalarından kaynaklı tazminat ve zararları ödeme yükümlülüğü davalılara ait olup, müvekkilince ödenen tazminatın tamamının, kusur oranıyla bağlı olmaksızın davalılara rücu edilebileceğini, başka bir iş kazası nedeniyle açmış oldukları davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/582 E., 2013/192 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiğini, daha sonra Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 02.12.2013 tarih ve 2013/5572 E., 2013/7618 K, sayılı kararı  ile, \"... Mahkemece, davalı yüklenicinin sorumlu olduğu tazminattan bir kısmını anılan İş Mahkemesi kararı gereği ödeyen davacının, taraflar arasındaki sözleşmeye dayanarak, tamamını rücuen tahsilini isteyebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.\" gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verildiğini, daha sonra bozma kararına uyularak Mahkemece 2014/142 E., 2014/312 K. sayılı karar ile , iş kazası sebebiyle kendilerince ödenen meblağın tamamını, iş kazasındaki kusur oranları ile bağlı olmaksızın davalıya sözleşme gereği rücu edebilecekleri yönünde hüküm kurulduğunu, bu kararın Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2015/1319 E. 2016/2297 K. sayılı kararı ile onandığını, dolayısıyla davalı şirketin müvekkili Teşekkül ile imzalanan sözleşme ve eki şartnamelerin hükümlerine göre ödenen tutarın tamamından sorumlu olduğunu belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde; dava dışı işçi tarafından müvekkili ve davacı ... aleyhine açılan Kangal Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 2008/125 E. sayılı dosyasında hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkili şirketin %20 oranında, davacının ise %80 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, Mahkemece 27.07.2012 tarih ve 2012/247 K. sayılı kararıyla, davanın kısmen kabulüne, tazminat alacağının müvekkili ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiğini, kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 08.04.2013 tarih ve 2012/22044 E., 2013/6942 K. Sayılı kararı ile onandığını, müvekkili tarafından davalı ... aleyhine Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/893 E. sayılı dosyası ile rücuen alacak davası açıldığını, mahkemece yapılan yargılamada yine kusur raporu aldırıldığını ve bu raporda da ...'ın % 80 oranında kusurlu olduğunun belirlendiğini, \"herkes kendi kusurundan sorumludur\" evrensel ilkesi gereği müvekkilinin haklı talebinin kabul edildiğini, <br>\tİş bu davada ise SGK tarafından açılan rücu davasında davacı ... tarafından ödendiği bildirilen paranın tamamının müvekkilinden talep edildiğini, kusur durumu Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş olmasına rağmen ve hatta Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/893 E. sayılı dosyasında belirlenmiş olmasına rağmen iş bu dosyada müvekkilinin % 60 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, Mahkemece bu husus göz önüne alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, <br>\tYargılama aşamasında sunulan, tarafları aynı olan başka bir dava dosyasına ilişkin Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 30.11.2017 tarih ve 2017/767 E., 2017/3547 K. sayılı kararında tarafların kusur oranına göre sorumlu olmalarını kabul eden yerel mahkeme kararının onandığını, görüleceği üzere Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin görüş değiştirdiğini, kusur oranı ile ilgili ciddi bir çelişki olduğunu, bu durumun kabul edilemeyeceğini belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,<br>HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE\t:<br>I-Davalı vekilinin istinaf itirazları yönünden; \t<br>\tDosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesindeki hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine  aykırılığın da tespit edilmemesine göre, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tII-Davacı vekilinin istinaf itirazlarına gelince; <br>\tDava, iş kazası nedeniyle SGK'na ödenen tutarın, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesine dayalı olarak rücuen tahsili istemine ilişkindir.<br>\tTaraflar arasındaki 09.05.2006 tarihli sözleşmenin 22/10. maddesinde, \"Yüklenici, personelinin işe başlamasını müteakip, işletmenin emniyet ve kaza önleme talimatlarına harfiyen uyacaktır. Yüklenici elemanlarının sebep olacağı her türlü kazadan doğacak zarar ve işletmenin uğrayacağı bütün hasar ve ziyan ile bunlardan doğacak mali, hukuki, idari ve cezai sorumluluk yükleniciye ait olacaktır. <br>\tBu maksatla yüklenici her türlü kazayı önleyici tedbirleri almaya, işletmenin iş emniyeti kurallarına uymaya, yetkili personelin ikaz ve tavsiyelerine riayet etmeye mecburdur. İş kazası sonucunda, yaralanma, işgöremezlik veya ölüm olduğu taktirde her türlü sorumluluk ve tazminat yükleniciye ait olacaktır.\" hükmüne, sözleşme eki Teknik Şartnamenin \"Çalıştırılacak işçilerle ilgili hususlar\" başlıklı VI. maddesi c bendi 2. cümlesinde \"Yüklenici almadığı ya da talep etmediği işgüvenliği tedbirlerinin eksikliğinden dolayı uğrayacağı iş kazalarından ve sonuçlarındaki hukuki işlemlerden doğrudan sorumlu olacaktır. Ayrıca yukarıdaki eksik ve kusurlardan dolayı yetkili merci ve makamlarca uygulanacak her türlü cezai müeyyideler yükleniciye tazmin edilecektir.\" hükmüne yer verilmiştir. Aynı sözleşmenin 18. maddesi ise,  \"İşin, sözleşme ve eklerinde tespit edilen standartlarına  (kalite ve özelliklere) uygun yürütülüp yürütülmediği ... tarafından görevlendirilen Kontrol Teşkilatı aracılığıyla denetlenir.'' hükmünü içermekte olup, iş sahibi davacıya denetim görevi verilmiş olduğuna göre, sözleşmenin işin başından sonuna kadar salt davalı yüklenicinin kontrolüne bırakılmadığı, iş sahibi davacının kontrol ve sorumluluğunun da devam ettiği, yüklenicinin, iş sahibinden tamamen bağımsız olarak iş yürütmediği anlaşılmaktadır. Zarar gören 3. kişi işçiye ödeme yapan SGK tarafından açılan davada, davacı, denetleme görevi nedeniyle TBK'nın 66. maddesi uyarınca adam çalıştıran sıfatıyla kusurlu 3. kişi olarak ve ayrıca  üst işveren sıfatıyla sorumlu tutulmuş ise de,  3. kişinin zararını ödedikten sonra davacının  diğer müteselsil sorumlu davalıya iç ilişkide sözleşme hükümlerinde rücu hakkını engelleyen bir hüküm bulunmaması halinde dönebilir. Sözleşmenin ve eki teknik şartnamenin bu maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, yüklenici tarafından şartname hükümleri uyarınca yetkisi ve sorumluluğu dışındaki konularda  sadece davacının sağlaması gereken bir kısım  iş güvenliği tedbirlerinin alınmasını iş sahibinden talep ettiği ve davacının bu tedbirleri almadığı savunulmamış, bu hususta herhangi bir  delil sunulmamış olmasına göre,  davacının alması gereken tedbirler davacıdan talep edilip aldırılmadıkça işçinin uğrayacağı iş kazasından doğan  sorumluluk ve tazminat yükleniciye ait olacaktır. Aynı taraflar arasındaki başka bir uyuşmazlık ile ilgili Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 27.03.2023 tarih ve 2022/398 E., 2023/1219 K. sayılı kararı da bu yöndedir. <br>\tBu durumda, İlk derece Mahkemesince, davalı yüklenicinin sorumlu olduğu tazminatı İş Mahkemesi kararı gereği ödeyen davacının, taraflar arasındaki sözleşmeye dayanarak, tamamının rücuen tahsilini isteyebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı  olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>\tBuna göre Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek, davanın kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. \t<br>HÜKÜM\t:<br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>\tI-Yukarıda (I) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf sebeplerinin REDDİNE,<br>\tII-Yukarıda (II) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.11.2019 tarih ve 2016/922 E., 2019/918 K.  sayılı kararını DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,<br>\tBuna göre; <br>\t\"1-Davanın KABULÜ İLE:<br> 31.946,64 TL'nin 31.000,00 TL'sinin teminat mektubunun paraya çevrildiği 31.03.2016 tarihinden, 946,64 TL'sinin 21.04.2016 ödeme tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>2-Alınması gerekli 2.182,27 TL harçtan peşin alınan 545,57 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.636,70 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından peşin yatırılan 545,57 TL harcın davalıdan alınarak davacıya iadesine,<br>4-Davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 2/3 ve 13/1 maddeleri gereğince 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>5-Davacı tarafından ilk derece aşamasında yapılan 791,20 TL yargılama gideri ile istinaf aşamasında yapılan 148,60 TL.istinaf yoluna başvurma harcı 73,50 TL. tebligat gideri olmak üzere toplam 1.013,30 TL.'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>6-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,\"<br>\tIII-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.182,27 TL. istinaf karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubuyla kalan 2.127,87 TL.'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>\tDavacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine, <br>\tIV-Davalı tarafça yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden alınarak iadesine, <br>\tV-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>\tVI-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,     <br>\t16/10/2024 tarihinde, HMK'nın 362/(1)-a. maddesi uyarınca (Ek madde 1 uyarınca yeniden değerleme oranına göre belirlenen 378.290,00 TL. kesinlik sınırının altında kaldığından) KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  16/10/2024\t\t\t\t<br>    <br>Başkan ...<br> e-imza<br>Üye ...<br> e-imza<br>Üye ...<br> e-imza<br>Katip ...<br>e-imza <br>      <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7e8e3d099fb5aae2","SID":"55a9ec182a2a0f77"}}