{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2272 <br>KARAR NO: 2024/1402<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/05/2021<br>NUMARASI: 2018/1226 Esas 2021/389 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/10/2024 <br>Davalı ... Ltd. Şti. yönünden davanın kabulüne, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden davanın reddine ilişkin kararın davacı ve davalı ..Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; davalı ... şirketinin müvekkilinin işyerinin yanındaki inşaat çalışmaları sırasında hatalı çalışma sebebiyle müvekkilinin iş yerinin zemininde zarar meydana geldiğini, söz konusu zararın tespiti için Büyükçekmece 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/152 D. İş sayılı dosyası üzerinden, müvekkilinin kullandığı sahanın yeniden eski hale getirilmesi için 90.000-TL maddi zarar oluştuğuna yönelik delil tespiti yapıldığını, diğer borçlu sigorta şirketinin ise davalı şirketin inşaat işlemi için inşaat risk sigortası poliçesi düzenlemesi ile inşaat aşamasında doğabilecek her türlü hasar ve zararı tazmin etmeyi taahhüt etmesi ile taraf olduğunu, davalılar aleyhine tazmin borcu sebebiyle İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu davalıların takibe itirazı ile takibin durduğunu, Büyükçekmece 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/152 D. İş sayılı dosyasında yapılan delil tespiti ile; davacının kullandığı yerin beton ile kaplı olan alanın tamamında meydana gelen zarar nedeniyle çalışamaz hale geldiğinin ve meydana gelen hasar nedeniyle zeminin yeniden eski hale getirilmesi için işçilik ve malzeme masrafının 90.000-TL olduğunun tespit edildiğini belirterek, davalıların takibe itirazının iptali ile davalılar aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı ... Sigorta vekili; davalı ... Gıda'nın fabrika binası inşaatının, müvekkili nezdinde 26.08.2016-26.02.2017 vadeli inşaat tüm riskler sigorta poliçesi ile sigortalandığını, ilgili poliçe nezdinde 250.000-TL limitli 3. şahıs mali mesuliyet teminatı verildiğini, sigorta poliçesinde yer alan “çevre binaların temelinde ve statik sisteminde oluşan zayıflamalar sebebi ile kaynaklanacak hasarlar teminat haricidir” notu gereği dava konusu tazminat talebinin poliçe teminatı kapsamında yer almadığını,  alınan uzman raporu ve ekspertiz raporunun değerlendirilmesinden, hasarın “projede öngörülen kuyu perde kalınlığından daha kalın perde yapılmış olmasına karşın bölgenin jeolojik olumsuz etkileri dikkate alınarak ankrajlı veya içten çelik boru destekli iksa ile projelendirme yapılmamış olması sebebiyle, proje hatası sonucu” meydana geldiğinin tespit edildiğini, inşaat tasarım ve montajının ayıplı olmasından ötürü dava konusu talebin TTK'nın 1453/2 maddesi ile sigorta poliçesinde yer alan “Dizayn ve proje hataları ve/veya projenin hatalı uygulamaları sonucu oluşabilecek zararlar teminat haricidir” notu gereği reddi gerektiğini, sigorta poliçesinde yer alan “iş bu poliçe proje sahasının dış izinin en az 20 m çevresinde bir yapı bulunmadığı, diğer civar yapılar içerisinde tam kagir olmayan ya da diğer özellik arz eden yapılar bulunmadığı kabulü ile geçerlidir.” notu gereği  de dava konusu tazminat talebinin teminat dışı olduğunu, sigortalının beyan yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ayrıca dava konusu tazminat talebinin, poliçede muafiyet başlıklı bölümde yer alan “kazık, iksa, ankraj ve bu sebepli 3. şahıs mali mesuliyet hasarları hasarın %10’u minumum 30.000-USD” notu gereği muafiyet altında kaldığını, davacının tazminat talebinin mesnetsiz ve fahiş olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Gıda vekili; davacının üzerinde yapı bulunmayan ve mülkiyetinde olmayan boş arsadaki bir kısım yüzeysel çatlak nedeniyle dava açamayacağını, zararın ancak malik tarafından talep edilebileceğini, müvekkili şirketin inşaat işlerine başlarken hafriyat ve kuyu temel işlerini yürüttüğü esnada 04.11.2016 tarihinde inşaat alanında sebebi belirsiz bir şekilde kısmi çökme ve toprak kayması gerçekleştiğini, bu toprak kayması sebebiyle arsanın bitişiğinde yer alan üzerinde yapı olmayan ve davacının kiracısı olduğu hurdaların bulunduğu arsanın zemininde bir kısım çatlaklar oluştuğunu, bu çatlaklar sebebiyle davacının herhangi bir menkulünde zarar oluşmadığını, ortada bir zarar varsa bunun da boş arsa üzerindeki bir kısım yüzeysel çatlak sebebiyle arsa malikinde olacağını, davacı ancak bu boş arsa üzerindeki çatlaklar sebebiyle ticari kayba uğramış ise bunu dava edebileceğini, davacının çökmeden bu yana bir gün dahi iş kaybına uğramadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; taraflar arasında, davacının kiracısı olduğu arsa zemini üzerinde çatlakların davalı ... Gıda'nın inşaat alanındaki çökme ve toprak kaymasından kaynaklandığı hususunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, arsada kiracı olan davacının işbu dava bakımından aktif husumet ehliyetinin bulunduğu, Büyükçekmece 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/152 D. İş sayılı dosyasında, davacının kullandığı sahanın eski hale getirilmesi için işçilik ve malzeme masrafının 90.000-TL olduğunun tespit edildiği, davalı sigorta şirketinin ise davalı ... Gıda'nın fabrika binası inşaatını inşaat tüm riskler sigorta poliçesi ile sigortaladığı, dava konusu tazminat talebinin, poliçede muafiyet başlıklı bölümde yer alan “kazık, iksa, ankraj ve bu sebepli 3. şahıs mali mesuliyet hasarları, hasarın %10’u minumum 30.000-USD” notu gereği muafiyet altında kaldığı, hasarın perde olarak seçilmiş olan iksa sisteminin arkasındaki toprak yükünü taşıyamadığı ve iksanın göçmesine bağlı projelendirme hatasında kaynaklandığının anlaşıldığı, sigorta poliçesinde ise açık bir şekilde “Dizayn ve proje hataları ve/veya projenin hatalı uygulamaları sonucu oluşabilecek zararlar teminat haricidir” hükmü yer almakta olup, işbu poliçe hükmü gereğince sigorta teminatı kapsamında olmadığı, davalı ... şirketinin sahada kayma meydana gelmemesi için uygun önlemleri almadığı, uygun iksa önleminin alınması durumunda davacının işyeri zemininde hasarlanma, çatlama ve kırılmaların meydana gelmeyeceği, meydana gelmiş olan bu hasarların giderilebilmesi için sahanın tamamen kepçeyle temizlenerek düzeltilmesi, yüzey malzemesinin kazılarak sahadan uzaklaştırılması ve yerine en az 20 cm kalınlığında demirli grobeton atılması ile düzeltilebileceği, bu işin maliyetinin takip tarihi itibarıyla 90.000-TL olduğu, davalı sigorta ettirenin sözleşme öncesi beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığının söylenemeyeceği gerekçesiyle; davalı ... Sigorta aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalı ... Gıda hakkında açılan davanın kabulü ile bu davalının takibe itirazının iptaline, takibin 90.000-TL asıl alacak üzerinden devamına, hükmedilen alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9 ve değişen oranlarda yasal faiz yürütülmesine, hükmedilen alacağın %20'si oranındaki 18.000-TL icra inkar tazminatının bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili; mal sigortası bulunması nedeniyle somut olayda mal sigortalarına ilişkin özel hükümlerin uygulanması gerektiğini, bu nedenle TTK'nın 1459. maddesi gereği sigortacının teminat kapsamında zararı tazmin etmek zorunda olduğunu, rizikonun sigorta teminatı kapsamı dışında olduğunu ispat yükünün sigortacıya ait olduğunu, TTK'nın 1429. maddesi gereğince sigortacının, aksine sözleşme yoksa sigorta ettirenin, sigortalının, lehtarın ve bunların fiillerinden sorumlu oldukları kişilerin ihmallerinden kaynaklanan zararı tazmin ile yükümlü olduğunu, müvekkili kiracı olarak dava açma hak ve ehliyetine sahip sahip olup, davalı sigorta şirketinin de zarardan sorumlu olduğunu, ayrıca müvekkilinin sigorta poliçesindeki muafiyet klozunu bilmesi mümkün olmadığından, müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, kararın davalı sigorta şirketi yönünden kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Gıda vekili; dava konusu yerin boş arsa olduğunu, davacının arsa üzerine hurda döktüğünü, yüzeysel çatlakların davacının ticaretini olumsuz etkilemediğini, ortada bir zarar varsa bunun hak sahibinin arsa maliki olduğunu, bu nedenle davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, bilirkişi tarafından keşif yapılmadan deli tespiti dosyasına bakılarak eski hale getirme bedeli belirlendiğini, dolayısıyla raporun yetersiz olduğunu, ayrıca alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, davalı şirketin yaptığı inşaat çalışmaları sırasında arsada meydana gelen hasar bedelinin inşaat şirketi ile inşaat tüm riskler sigortacısı olan davalılardan tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.  Somut olayda; davalı tarafından yürütülen inşaat çalışması sırasında yapılan temel kazısında kuyu perde şeklinde yapılmış olan iksa siteminin çökmesi sonucunda davacının kiracısı bulunduğu taşınmaz zeminindeki betonun kırılması ve yırtılması suretiyle hasar meydana geldiği, davacı taşınmazda kiracı olup taşınmaz üzerinde bir yapı bulunmadığı, taşınmazın davacı tarafından hurdalık olarak kullanıldığı, davacının taşınmaz üzerinde bulunan menkul mallarına ilişkin herhangi bir zarar iddiasının bulunmadığı anlaşılmaktadır.  TMK'nın 683. maddesindeki \"Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir. Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nın \"komşu hakkı\" başlığı altında, 737-750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir. TMK’nın 738. maddesiyle, 737. maddeye benzer daha özel bir düzenleme getirilmiştir. Söz konusu madde hükmüne göre \"Malik, kazı ve yapı yaparken komşu taşınmazlara, onların topraklarını sarsmak veya tehlikeye düşürmek ya da üzerlerindeki tesisleri etkilemek suretiyle zarar vermekten kaçınmak zorundadır. Komşuluk hukuku kurallarına aykırı yapılar hakkında taşkın yapılara ilişkin hükümler uygulanır.” Bir kimsenin kendi taşınmazında yaptığı hafriyat veya inşaat nedeniyle komşusunun taşınmazına bir zarar vermiş veya onu zarara maruz bırakmışsa, bu zararın hoşgörü sınırlarını aşıp aşmadığını aramaya gerek yoktur. Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti; davaya konu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, davaya konu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise davaya konu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde kabul edilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Yukarıda belirtilen kanun maddelerinde düzenlenen hak ve borçları bizzat taşınmaz maliki kullanabilir. Eldeki davada davalının kazı çalışması sonucunda davacının kiracısı bulunduğu taşınmaz üzerinde bulunan davacıya ait menkullere yönelik bir zarar iddiası bulunmayıp, taşınmazın zemininde zarar oluşmuştur. Dolayısıyla taşınmazın kendisinde oluşan dava konusu bu zarar bakımından, malik olmayan davacının aktif husumet ehliyeti bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece davalı ,,, Gıda aleyhine açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi hatalıdır.  Diğer yandan mahkemece davalı ,,, Sigorta aleyhine açılan davanın rizikonun sigorta teminatı kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle reddine karar verilmişse de, aktif husumet ehliyetinin varlığı hususu mahkemece kendiliğinden gözetileceğinden, bu davalı aleyhine açılan davanın da aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmelidir.  Açıklanan nedenlerle; davalılar aleyhine açılan davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak \"her iki davalı aleyhine açılan davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine\" karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:  Davacı ve davalı ... Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  28/05/2021 Tarih 2018/1226 Esas 2021/389 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;  \"Her iki davalı aleyhine açılan davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine\"İlk derece yargılamasına  ilişkin olarak ; \"Alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.086,98-TL harçtan mahsubu ile bakiye 659,38‬-TL harcın talep halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, Davalılar lehine takdir olunan 30.000-TL(12.500-TL si ,,, Sigorta'ya ait olmak üzere ) vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,  Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine\" İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalı  ... Ltd. Şti. tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının (Davacı 59,30-TL, davalı ... Ltd. Şti. 1.845-TL) istek halinde kendilerine iadesine, Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı ,..Ltd. Şti. tarafından yapılan 44-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalı ... Ltd. Şti.'ne verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"02df14cd47d4a8cb","SID":"ca5c35caac47b143"}}