{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1227 <br>KARAR NO: 2024/1280<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/12/2023<br>NUMARASI: 2022/689 Esas 2023/995 Karar <br>DAVA: Alacak <br>Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından  istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirketin 2018 yılında davalı ... Servis ve Tic. A.Ş'den ... plakalı ...- ... aracı satın aldığını, diğer davalının aracın ithalatçısı olduğunu, araçta kısa süre içerisinde arızalar meydana gelmeye başladığını, araçtaki arızların giderilemediğini, bu arızaların kullanımdan kaynaklanmadığını, aracın gizli ayıplı olduğunu, 71.200-TL mahrumiyet bedeli ile 44.292,96-TL onarım bedelinin yaptırılan uzman bilirkişi raporu ile tespit edildiğini belirterek ayıplı aracın misliyle değiştirilmesine, bunun mümkün olmaması halinde bedelde indirim yapılmasına, şimdilik mahrumiyet bedeli ile onarım bedeli toplamı olan 115.492,96-TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep  etmiştir. Davacı vekili 07/11/2023 tarihli dilekçesi ile aracın misliyle değiştirilmesi talebinden vazgeçtiklerini belirterek 161.352,17-TL onarım bedeli ile 71.250-TL araç mahrumiyet bedelinin ödenmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı ...A.Ş. vekili; süresinde ayıp ihbarı yapılmadığını, davacı tarafın misliyle değişime ilişkin taleplerinin de zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın terditli talepte bulunmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, araçta üretimden kaynaklı gizli bir ayıp söz konusu olmadığını, davaya konu aracın distribütörünün diğer davalı şirket olduğunu, müvekkilinin aracın satış aşamasında ve servis hizmetlerinin sağlanması noktasında üzerine düşen yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, müvekkili şirketin araçta gerekli her türlü incelemeyi yaparak tespit edildiği takdirde gereken müdahaleyi ve onarımı gerçekleştirdiğini, gizli ayıp olarak nitelendirilen hususların konfora ilişkin olduğunu, bu kapsamda aracın TBK gereği ayıplı olarak tanımlanamayacağını, davacının yasanın tanıdığı seçimlik haklardan onarım hakkını kullandığını ve şikayetlerin onarımla sona erdiğini, şikayetlerin basit onarımlar ile giderildiğini ve araçta ayıp bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı...A.Ş. vekili; dava tarihi itibariyle yasal garanti ve zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, ayıp iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili şirketin aracın ithalatçısı olduğunu, satış bedelini tahsil eden taraf olmaması nedeniyle mali yükümlülüklerin müvekkiline yöneltilemeyeceğini, davacının yasanın öngördüğü ayıp ve ihbar yükümlülüğüne uygun davranmadığını, davacının dava hakkı bulunmadığını, dava konusu araçta üretimden hatasından kaynaklı herhangi bir ayıp bulunmadığını, davacının ayıp olarak nitelendirdiği hususların kullanım hatasına veya müşteri memnuniyetsizliğine dayadığını, araçta oluştuğu ileri sürülen gizli ayıbın kullanıcı hatasından veya dış etken faktörlerinden kaynaklanabileceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının araç kullanımından elde ettiği faydaları ve hasar nedeniyle değer kaybını iade etmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; bilirkişi raporu ile aracın ayıplı olduğu belirlenmiş ise de; davacının aracı satın aldığı tarih (29/06/2018) ile dava tarihi (01/07/2022) arasında 2 yıllık sürenin geçtiği, yine aynı düzenleme gereğince, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden itibaren 2 yıl geçmekle zamanaşımı süresinin dolduğu, TBK 231/son maddesi gereğince satıcının ağır kusurlu olduğu da ispatlanamadığından ve somut olay bakımından bu hükmün uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; davanın ticaret mahkemesinde görülmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda aracın ayıplı olduğunun tespit edildiğini, ancak satıcının ağır kusurlu olmadığının belirtildiğini, aracın defalarca kez arızanın giderildiğinden bahisle müvekkiline iade edildiğini, tekrar arızalandığını, müvekkilinin arızanın kaynağını bilmesinin mümkün olmadığını, arızanın giderildiğinden bahisle aracın iade edilmesinin ağır kusur niteliğinde olduğunu, iğfal söz konusu olması nedeniyle davacının 2 yıllık zamanaşımından yararlanmasının mümkün olmadığını, müvekkili tarafından 28/01/2022 tarihinde yaptırılan incelemeden de anlaşılacağı üzere aracın bir kaç ayda bir ortalama 8000 km'de disk balata değişimi yapıldığını, 3 yılda toplamda 7 defa ön disk balata değişimi, 2 defa arka disk ve balata değişimi, 3 defa ise rulman ve taşıyıcı poyraların değişimi yapıldığını, bu süre içerisinde müvekkiline bilgi verilmeyerek ayıbın gizlendiğini, davanın terditli olarak açılmasına rağmen araç değeri üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, tacirler arası satıma konu aracın ayıplı olduğu iddiasına dayalı misliyle değişim/bedelde indirim ve onarım masrafları ile araç mahrumiyetinden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.Davacı, davalı ...A.Ş.'den 29/06/2018 tarihinde satın aldığı aracın ortalama 8000 km'de bir disk balata değişimi yapıldığını, en sonuncusu 17/12/2021 tarihinde araç 60.235 km'de iken meydana gelmekle birlikte 3 yılda toplamda 7 defa ön disk balata, 2 defa arka disk ve balata, 3 defa ise rulman ve taşıyıcı poyra değiştiğini belirterek terditli olarak misli ile değişim, bedelde indirim talebi ile onarımdan ve aracın kullanılamamasından kaynaklanan maddi tazminat talebinde bulunmuştur. Davalılar ise süresinde zamanaşımında defiinde bulunmuş olup mahkemece davanın 2 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Bu durumda öncelikle çözülmesi gereken uyuşmazlık; dava konusu araçtaki arızanın ayıptan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, davalı satıcının ağır kusurlu olup olmadığı ve zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı noktalarında toplanmaktadır. Satıcının ayıba karşı tekeffül borcu TBK'nın 219 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK nın 219. maddesine göre satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur. 6102 sayılı TTK'nun 23/1-c maddesi gereğince; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda 6098 sayılı TBK'nun 223/2. maddesi uygulanır. TBK’nın 223. maddesine göre; alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Bununla birlikte TBK m.225/1 hükmüne göre ise ağır kusurlu olan satıcının, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulması mümkün değildir. Ağır kusur (iğfal) halinde alıcı, ticari satımdaki ayıp ihbar sürelerine uyulmaksızın, kanundan doğan haklarını kullanabilir. TBK'nın 231. maddesi hükmüne göre, satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan defi hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz. Satıcı tarafından daha uzun süreli garanti verilmiş ise, zamanaşımı süresinin garanti süresinin sonuna kadar uzayacağı ve bu sürenin sonuna kadar dava açılabileceği Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir. Hukuk uygulamasında kusur; hukuki açıdan ağır, hafif ve orta olmak üzere bir ayrıma tabii tutularak derecelendirilmektedir. Kusurun değerlendirilmesinde ölçü nitelik olmaktan ziyade niceliktir. Birinden diğerine geçiş çoğu zaman takdir ve değerlendirilmeye dayalıdır. Ağır kusur yargısal kararlarda \"aynı durum ve koşullar altında her mantıklı insanın göstereceği en ilkel,basit) dikkat ve özenin gösterilmemesidir. Ağır kusurda, hal ve şartların yüklediği özen gösterme ve tedbir alma ödevlerine veya bir hareket tarzı emreden kurallara \"tam bir aldırmazlık\" söz konusudur. Ağır kusur bağışlanması kesinlikle olanaksız olan irade eksikliği esasına dayanır (Yargıtay HGK 2003/11-756 esas ,2003/743 karar sayılı ilamı). Somut olayda, davacı yüksek hızda frenleme yapılması sırasında ses ve titreme şikayeti ile ilgili, davalı satıcı firma tarafından işletilen yetkili servise aracın satın aldığı tarihten 3 ay sonra, 03/10/2018 tarihinde (5.322 km) müracaat etmiş olup, serviste ön disk ve balata değişimi yapılmıştır. Davacının aynı şikayet nedeniyle 23/01/2019 tarihinde (11.863 km) yaptığı müracaat üzerine servis tarafından ön disk ve balata, rulman göbek-poyra yataklarının değişimi yapılmıştır. Devamında 24/06/2019 tarihinde (20.679 km) yapılan müracaat üzerine ön disk ve balata değişimi yapıldığı, 24/07/2019 tarihinde (22.525 km) yapılan müracaat üzerine ön ve arka disk ve balata, taşıyıcı poyra, göbek-poyra yatak değişimi yapıldığı, 08/09/2020 tarihinde (39.196 km) yapılan müracaat üzerine ön balata değişimi yapıldığı, 30/06/2021 tarihinde (54.200 km) yapılan başvurusu üzerine ön disk ve balata değişimi yapıldığı, 09/12/2021 tarihinde yapılan başvurusu üzerine ön ve arka disk balata, taşıyıcı poyra, rulman değişimi yapıldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu aracın satın alınmasından yaklaşık ilki 3 ay gibi ekonomik kullanım ömrüne göre çok kısa bir sürede olmak üzere, sonrasında ise kısa aralıklarla disk ve balata arızası meydana gelmiş olup, üç yıllık sürede 7 defa ön disk balata, 2 defa arka disk ve balata, 3 defa ise rulman ve taşıyıcı poyra değişimi yapılmıştır. Bilirkişi raporunda bahsi geçen arızanın kullanım hatasından kaynaklanmayan imalat hatasına dayalı olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda bilirkişi raporu ile servis kayıtları dikkate alındığında aracın fren sistemi ile ilgili davacının önceden tespit etmesinin mümkün olmadığı ayıp bulunduğu sonucuna varılmaktadır. Ancak bilirkişi tarafından davalı satıcının aracı devretmekte ağır kusurlu olduğunun söylenemeyeceği yönünde görüş bildirilmiş ise de bilirkişinin bu görüşü dosyadaki maddi delillerle örtüşmemektedir. Davalı satıcı şirketin işlettiği yetkili servis tarafından, garanti süresi içerisinde başlayarak kısa zaman aralığı ve km'de tekrarlanan arızalar sonrasında kalıcı bir çözüm bulunamadığı, her seferinde parça değişimi yapılarak arızanın sebebinin bildirilmediği dikkate alındığında satıcının ağır kusurlu olduğunu kabul etmek gerekir. TBK'nın 231. maddesi gereğince satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu olduğundan iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamayacağı dikkate alındığında mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Kabule göre de; davalı ...A.Ş. vekilinin cevap dilekçesinde, aracın satış tarihinden itibaren 2 yıllık süre geçtikten sonra multimedya sisteminin 39.196 km'de 16/09/2020 tarihinde garanti kapsamında ücretsiz değiştirildiği yönündeki beyanlarla, delil tespiti raporunda servis kayıtlarında yapılan incelemede tespit edilen 14/07/2021 tarihli \"uzatılmış garanti ekspertizi\" kaydı dikkate alındığında garanti süresinin uzatılıp uzatılmadığının, davalı ... A.Ş.'ye husumet yöneltilip yöneltilemeyeceğinin araştırılmaması doğru olmamıştır Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmekle, kararın kaldırılmasına dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2022/689 Esas - 2023/995 Karar sayılı 28/12/2023 tarihli kararının, HMK'nın 353(1)-a-6 KALDIRILMASINA, \"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine\" Yatırılan 427,60-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"38348c9677f74e64","SID":"6d5aef86a682d723"}}