{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  23. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2020/272 - 2024/1366<br>                                    T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ                  <br>\t            \t\t(D Ü Z E L T E R E K  Y E N İ D E N  E S A S <br>\t\t\t          H A K K I N D A  K A R A R)<br>                    \t\t\t        (İ S T İ N A F   D İ L E K Ç E S İ N İ N <br>\t\t\t\t\t R E D D İ)<br>ESAS NO\t: 2020/272 <br>KARAR NO\t: 2024/1366<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 30/05/2019<br>ESAS-KARAR NUMARASI\t: 2014/1043 E.-2019/453 K.<br>ASIL VE BİR. <br>DAVADA DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALILAR\t: <br><br>\tAsıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi  uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ\t: <br>Asıl ve birleşen davada davacı vekili; ...'ya ait ve davalı ... A.Ş.'nin işletmesinde bulunan ... plakalı otobüsün, 23.07.2011 tarihinde Ankara-Akçay seferinde trafik kazası yaptığını, kazada yaralanan davalı şahıslara yönelik estetik tedavi gerekliliği doğduğunu ve davalı ... A.Ş. tarafından hastaların estetik tedavilerinin müvekkili hastanede yapılmasının istendiğini, bu doğrultuda 28.07.2011 ve 29.07.2011 tarihli kabul ve taahhüt yazıları ile davalı ... A.Ş.'nin kaza sebebiyle doktor raporu ile gerekli görülen estetik cerrahi işlemlerini kabul ettiklerini, hastaların tedavilerinin hiçbir şekilde acil kapsamına girmediğini ve estetik cerrahi işlemlerinin SGK kapsamı dışında olduğunu bildiklerini, bu hastaların tüm giderlerinin aşağıda fatura bilgileri bulunan araç maliki ... Otobüs İşletmesi adına kesilmesi kaydıyla şirketlerince karşılanacağını ifade ederek bu bedellerin karşılanacağını beyan ve taahhüt ettiğini, hasta sıfatını haiz davalıların sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği davalı olarak yer aldıklarını, müvekkilinin söz konusu taahhüt ve Karayolları Trafik Kanununun 85. maddesine dayanarak gerekli tedavi ve işlemleri gerçekleştirdiğini, müvekkilince düzenlenen faturalara, davalı ... A.Ş.'nin tedavi giderlerinin trafik kazası kaynaklı olması nedeni ile SGK tarafından karşılanacağını, böyle bir borçları olmadığını belirterek itiraz ettiğini, kazaya karışan aracın kaza tarihinde birleşen davada davalı şirkette zorunlu koltuk ferdi sigorta poliçesi ve mali sorumluluk sigorta poliçesinin mevcut olup işbu poliçelerle aracın karışacağı kazalara ilişkin maddi tazminat ile tedavi giderlerini teminat altına aldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 331.331,47 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte asıl ve birleşen davada davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davacı vekili cevaba cevap dilekçeleriyle; dava konusu ettikleri bedelin, davalı ... 121.855,20 TL, ... 52.640,26 TL, ... 10.542,12 TL, ... 4.454,66 TL, ... 3.300,71 TL , ... 12.442,87 TL, ... 35.665,55 TL, ... 38.925,42 TL, ... 18.884,62 TL, ... 32.621,06 TL'sinden, davalı ... A.Ş. ise tamamından sorumlu olmak üzere müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ettiklerini açıklamıştır.  <br>Davacı vekili 30.12.2014 tarihli dilekçesiyle; davasını reşit olmayan davalılar ... ve ... velisi ...'e yönlendirmiştir. <br>Davalılar ... ve ... vekili ayrı ayrı verdiği cevap dilekçelerinde; davanın sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak açıldığını, kaza tarihinde yürürlükte bulunan BK hükümlerine göre bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkillerinin ... A.Ş. tarafından işletilen otobüste seyahat ederken meydana gelen kazada yaralandıklarını, diğer davalılarla birlikte ... A.Ş.'nin önerisini kabul ederek ... Hastanesinde tedavi olduklarını, ... A.Ş. tarafından faturaların ...'ya kesilmesi kaydıyla tedavi giderlerinin ödeneceğinin taahhüt edildiğini, müvekkillerinin gördüğü tedavinin estetik amaçlı olmayıp zorunlu tedaviler olduğunu, Sağlık Uygulamaları Tüzüğüne göre zorunlu tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılanması gerektiğini, buna göre davanın SGK'ya yöneltilmesi, SUT dışında kalan kısımların ise taahhütte bulunan ...'den talep edilmesi gerektiğini, keza davalı ... ve  otobüs sahibince satın alınan sigorta poliçelerinin tedavi ve sağlık hizmetlerini kapsadığını, olayda tüm kusurun otobüs şoförüne ait olduğunu ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>Asıl davada davalı ... vekili; müvekkiline davacı tarafından uygulanan tedavinin 25.02.2011 tarih ve 27857 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6111 sayılı Kanunun 59. maddesi ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesi hükmü kapsamında yapıldığını, bu nedenle verilen hizmetin bedelinin SGK'dan tahsil edilmesi gerektiğini, müvekkiline yapılan tedavinin estetik amaçlı olmayıp zorunlu tedavi olduğunu, davacı ile davalı ... ile davacı şirket arasında sözleşme yapılmışsa davacının ancak ... A.Ş.'den talepte bulunabileceğini, tedaviye ilişkin sözleşmenin tarafı olmadığı için müvekkilinin davalı sıfatının bulunmadığını, tedavinin tarafı olmadıkları sözleşme gereği yapılması nedeniyle sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanamayacağını, faturanın otobüs firmasına kesilmesi nedeniyle fatura bedelinden müvekkilinin sorumlu olmadığını, aynı giderlerin Kırıkkale 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davaya da konu edildiğini, eldeki davanın derdestlik nedeniyle reddi gerektiğini, yapılan zorunlu tedavi giderlerinin SGK ve aracın sigortacısından tahsili gerektiğini, bu sebeple davanın SGK ve ... Sigorta A.Ş.'ye ihbarını talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin sorumlu olduğu tedavi giderlerinin belirtilmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Asıl davada davalılar ..., ... ve ... vekili; müvekkilleri ile davacı şirket arasında tedavilerinin yapılması konusunda yazılı veya sözlü bir anlaşma bulunmadığını, müvekkillerinin içerisinde bulundukları kazaya karışan aracın işleticisi ... A.Ş yetkililerinin firmalarının davacı şirketle anlaştıklarını ve tedavilerinin burada devam edeceği belirterek müvekkillerinin tedavisinin davacı şirkete ait hastanede yapılmasını sağladıklarını, müvekkillerinin tedavi olmak dışında davacı taraftan herhangi bir talepleri olmadığını, dava dilekçesinde kabul edildiği üzere müvekkillerinin almış olduğu tedavi hizmeti ile ilgili davacı ile davalı ... A.Ş. ile yapılan bir anlaşma bulunduğunu, davacı tarafın yapmış olduğu tedavi hizmeti nedeniyle alacağını kanun gereği SGK'dan talep etmesi gerektiğini, SGK kapsamı dışındaki tedavi giderlerinden de diğer davalı ... A.Ş.'nin sorumlu olduğunu, davacı tarafın sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak müvekkillerinden talepte bulunduğunu, davacının alacak iddiasını kabul etmemekle birlikte zaman aşımı itirazında bulunduklarını, davacı tarafça fatura borçlusu ... otobüs işletmesi aleyhine dava konusu alacaklar nedeniyle dava açtığı belirtilmekle derdestlik itirazında bulunduklarını, davacı tarafın ticari faiz talebini kabul etmediklerini savunarak, davanın husumet, zaman aşımı, derdestlik yönünden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Asıl davada davalılar ... ve ... vekili;  müvekkillerinin yaşının küçük olması nedeniyle aleyhlerine açılacak davaların veli ya da vasileri aleyhine açılması gerektiğini, davalı sıfatlarının bulunmadığını, davanın zaman aşımına uğradığını savunarak, davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir. <br>Asıl davada davalı ... vekili; dava dilekçesi tebliği usulsüz olduğundan cevabının süresinde olduğunu davanın sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayandığını, dava tarihi itibariyle bir yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, müvekkilinin tedavisinin davacı şirkete ait hastanede yapılması için anlaşma yapıldığını ve davalı ...'in taahhütte bulunduğunu, tedaviyi davalı ... üstlenmemiş olsaydı kendisinin SGK'lı olması nedeniyle tedavisini başka bir hastanede yaptırabilme imkânına sahip olduğunu, davacının hastanesinde yapılan tedavilerin estetik amaçlı olmadığını, müvekkilinin kafasında ve yüzünde kalıcı iz ve yaraların bulunduğunu, ... Turizmin taahhüdünü yerine getirmemesi nedeniyle müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davanın kaza yapan aracı sigortalayan ... Sigorta A.Ş.'ye ihbarını talep ettiklerini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>Asıl davada davalı ... A.Ş. vekili; müvekkili şirketin merkezi  yönünden Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davada uygulanacak zaman aşımının trafik kazasına ve taşıma sözleşmesine dayanmadığını, bu nedenle uzamış zaman aşımının bu davada uygulanmayacağını, müvekkili şirket yönünden uygulanması gereken iki yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, 25.02.2011 tarihli ve 27857 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı yasanın 59. maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesine eklenen fıkrada, \"Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır.\" ifadesine yer verildiğini, buna göre trafik kazası sebebiyle özel hastanelerin sunacağı sağlık hizmet bedellerinin SGK tarafından karşılanacağını, bir kısım kazazedenin tedavi giderlerinin kendilerinden talep edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesinde beyan edilen müvekkili şirketin taahhüdüne müvekkili şirkette rastlanmadığını, kaza yapan ... plakalı aracın malikinin ... olduğunu, müvekkili ile adı geçen arasında imzalanan 15.06.2011 tarihli Taşıma Sözleşmesi gereği araç ile müvekkili şirketin yurtiçi yolcu taşıma işlerinin yapıldığını, sözleşme uyarınca ve yasa gereğince kaza sonucu gerek müvekkili şirketin gerek yolcuların ve 3. şahısların maddi, manevi taleplerinden dava dışı ...'nun sorumlu olduğunu, davanın Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigorta Poliçesi ve Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesini düzenleyen ... Sigorta A.Ş. ve ...'ya ihbarını talep ettiklerini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.  <br>Asıl davada davalı ... (...); davayı Mernis adresine yapılan tebligat ile öğrendiğini, bu tarihe göre süresinde cevap verme hakkını kullandığını, 23.07.2011 tarihinde meydana gelen kazada yaralandığını, ... A.Ş. yetkililerinin talebiyle ... Hastanesi'nde tedavi altına alındığını, 29.07.2011-02.08.2012 tarihleri arasında genel vücut travması teşhisi ile diğer kazazedeler de bu serviste yattığından Plastik ve Rekonstruktif Servisinde yattığını, kazanın tamamen şoförün kusuruyla meydana geldiğini, kendisine husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacının zararını öncelikle aracın sigorta ettirildiği sigorta, aracın maliki, işleteni ve sürücüsünden talep etmesi gerektiğini, kaza tarihine göre davacının talep hakkının zaman aşımına uğradığını, davacının aynı alacağı konu alan Kırıkkale 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/40 E. sayılı davasının derdest olduğunu, bu davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, talep edilen alacağın ne kadarının kendisiyle ilgili olduğunun belli olmadığını, kendisinden ticari faiz talep edilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu, davacının kendisinden dava konusu bedeli tahsil etmesinin davacının sebepsiz zenginleşmesine sebep olacağını savunarak, davanın öncelikle derdestlik, husumet, zamanaşımı sebepleriyle, aksi halde esas yönünden reddine karar verilmesini istemiştir. \t\t<br>Birleşen davada davalı vekili; kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirkete 21.02.2011-21.02.2012 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Poliçesi ile sigortalı olduğunu, sorumluluklarının sigortalının kusuru oranında olmak üzere kaza tarihi itibariyle bedeni zararlarda kişi başına azami 200.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, 05.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarih ve 6111 sayılı kanunun 59. maddesi ile değiştirilen 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesinde, \"Trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın SGK tarafından karşılanacağı\"nın hükme bağlandığını, 27.08.2011 tarih ve 28038 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan \"Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililere Sunulan Sağlık Hizmet Bedellerinin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar\" başlıklı Yönetmeliğin İkinci Bölüm 4. maddesinde \"Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları tedavinin gerektirdiği tüm sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Kurum tarafından Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT) yer alan hükümler doğrultusunda karşılanır.\" hükmünün bulunduğunu, bu yasa kapsamında davacının tedavi giderlerinin talep halinde Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT) yer alan hükümler doğrultusunda SGK tarafından karşılanacağını, Zorunlu Mali Sorumluluk Trafik Poliçelerindeki tedavi teminatının 6111 sayılı Kanun ile kaldırıldığını ve tedavi giderlerine ait yükümlülüğün SGK'ya devredildiğini, kaza sonucu üçüncü kişinin yaralanması ve malul kalması söz konusu olduğu takdirde sigortacının, sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve sigortalının kusuru oranında yaralanan/malul kalanlara tazminat ödemekle yükümlü olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru yoksa işletene ve dolayısıyla sigortacıya düşen bir sorumluluk bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere temerrüt tarihinin dava tarihi olduğunu, olay işleten açısından haksız fiilden kaynaklandığından sadece yasal faiz talep edilebileceğini savunarak, gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra sigortalı araç sürücüsünün kusurlu bulunması durumunda müvekkili sorumluluğunun yukarıda açıklanan çerçevede azami limit ile sınırlı olacağına, kabul anlamına gelmemek üzere dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine, müvekkili davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini istemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ\t: <br> İlk derece Mahkemesince; \"Davalı sigorta şirketinin meydana gelen trafik kazası, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk sigortası (ZKTMSS) ve Ferdi Kaza Koltuk Sigortası Poliçesine dayalı olarak, yolcuların meydana gelen zararlarından sigorta genel şartları ve ilgili mevzuat gereğince sorumludur. Ancak bu poliçelerin lehtarı ancak trafik kazasında yararlanan kişiler olabilir, tedaviyi yapan Hastanenin sigorta şirketi aleyhine tedavi giderlerinin ödenmesi amacıyla dava açması mümkün olmayıp davacı şirketin aktif dava ehliyeti yoktur. Diğer taraftan,  ilk müdahale ve tedaviye ilişkin giderlerin 25.02.2011 günlü Resmi Gazetede Yayınlanan 13.02.2011 tarih 6111 sayılı Yasanın 59. maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 98. maddesi gereğince trafik kazaları nedeniyle üniversite hastaneleri ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, bu nedenle tedavi gideri olduğu belirlenen bu giderlerin tahsili için ancak SGK aleyhine dava açılabileceği, somut olayda dava SGK'ya ihbar edilmişse de SGK davada taraf olmadığından, davacı şirketin sigorta şirketi aleyhine açtığı davanın reddi gerekmiştir. <br>Davacı şirket, trafik kazası sonrasında kendilerine ait hastanede tedavi gören davalı gerçek kişiler aleyhine, her bir hasta için  fatura bedellerini ayırt etmeden, sebepsiz zenginleşmeye dayanarak, bu kişilerin sundukları tedavi hizmetlerinden yararlandıkları halde bedelini ödemediklerinden söz ederek, bu kişiler aleyhine dava açmıştır. Türk Borçlar Kanunun 82. maddesi gereğince, sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Davacı şirketin tedavi giderlerini ve bu giderlerin SGK ve sigorta şirketi tarafından karşılanmadığını iddia ederek, bu bedelin ödenmesi için  ... Turizme gönderdiği 14.11.2011 tarihli ihtar ile ... tarafından ... İnternational Ankara Hastanesine Bakırköy 33. Noterliğince gönderilen 02.12.2011 günlü ve 65712 yevmiye numaralı ihtarname tarihinde, tedavi giderlerinin ... tarafından ödenmediği, SGK tarafından da ödemenin kabul edilmediği, bu şekilde davacı şirketin davalıların tedavi giderlerinin kendisine ödenmeyeceğinden haberdar olduğu, davanın açıldığı tarih itibariyle iki yılın çok üzerinde süre geçtiği, davalı gerçek kişilerin süresinde ve yöntemine uygun  zamanaşımı itirazlarının bulunduğu, davanın davalı gerçek kişiler yönünden dava zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından, kazada yaralanan davalı gerçek kişiler aleyhine açılan  davanın bu nedenle reddi gerekmiştir. <br>Davalı ... A.Ş. aleyhine açılan davaya gelince, meydana gelen kazada,  davalı gerçek kişilerin yaralanması nedeniyle, davalı ...'in kazada zarar görenlere karşı KTK 85. maddesi gereğince işletenin sorumluluğu hükümlerine  göre sorumlu olduğu gibi, ... Turizmin davacı şirkete gönderdiği  29.07.2011 tarihli yazılarda,  davalı yaralı ve hastaların bir kısmının isimleri bir arada bir kısmının isimlerinden de  ayrı ayrı söz edilip,  ayrı ayrı yazılara konu edilerek yapılacak tedavi masraflarının ...  otobüs firmasına fatura edilmesi kaydıyla, şirket tarafından bedelin ödeneceğinin bildirildiği, ...'in tek taraflı taahhüdünün hukuki sonuç doğuracağı şöyle ki; davacı şirkete karşı kendisi açısından bağlayıcı olduğu,  davacı şirketin bunun üzerine davalı yaralı ve hastaları hastanesine kabul ederek tedaviye başladığı ve fatura düzenlediğine göre,  yaralı ve hastaların tedavisi konusunda aralarında icap ve kabul ile oluşan bir akit oluştuğu,  iki taraflı sözleşme haline geldiği, Türk Borçlar Kanunun 146. maddesi gereğince,  bu sözleşmeye dayalı olarak 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde talepte bulunulabileceği, ... yönünden dava tarihine  kadar zamanaşımının geçmediği,  tedavi giderlerinden sözleşmeye dayalı olarak davalı ... sorumlu olduğu anlaşıldığından, ... aleyhine açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, ... İnternational tarafından ... Turizme gönderilen 14.11.2011 günlü ihtarnamede verilen ödeme süresine göre davalı ...'in 08.12.2012 tarihinde temerrüde düştüğü, her iki tarafın tacir olduğu gözetilerek bu tarihten sonra davacı yararına avans faizine hükmedilmesi gerekmiştir.\" <br>Denilerek davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın zaman aşımı nedeniyle reddine, <br>Birleşen davada ... Sigorta A.Ş. aleyhine açılan davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan ve usulden reddine, <br>Davalı ... A.Ş. aleyhine açılan davanın kabulü ile 331.331,47 TL fatura alacağının 06.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... A.Ş.'nden tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. \t <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t:<br>Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde; davanın dayanağı olan trafik kazası 23.07.2011 tarihinde meydana gelmiş olup, huzurdaki davanın ise 15.09.2014 tarihinde açıldığını, davalı hastalar ile müvekkili hastane arasındaki ilişki vekâlet sözleşmesi niteliğinde olup TBK'nın 147. maddesi gereğince zaman aşımı süresinin 5 yıl olduğunu,  dava konusu zararın öğrenildiği tarih ile dava tarihi arasında 5 yıllık zamanaşımı süresi henüz dolmadığından İlk derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, <br>Davalı hastalar ile müvekkili hastane arasındaki ilişki vekâlet sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, 5 yıllık zaman aşımı süresinin geçmediği dikkate alındığında davalı hastaların sorumlu bulundukları miktar oranında ... Sigorta A.Ş.'ye rücu haklarının bulunduğunu,  bilirkişi raporunun da bu yönde olduğunu, bu nedenle davalı sigorta şirketi hakkındaki davanın aktif dava ehliyetinin olmadığından bahisle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,<br>Belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın tüm davalılar yönünden kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,<br>HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE\t:<br>I-Davacı vekilinin davalı ... yönünden kurulan hükme yönelik istinaf başvurusu yönünden; <br>Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 41.maddesi ile değişik 341/(1) maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 sayılı Kanunun 44. maddesiyle HMK’na eklenen Ek-Madde 1’de öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında karar tarihi itibariyle 4.400,00 TL.'dir.<br>Somut olayda, davacı vekili cevaba cevap dilekçelerinde davalılardan ... (...)'ün sorumluluğu 3.300,71 TL. ile sınırlı olmak üzere talepte bulunduklarını açıklamış olup, İlk derece Mahkemesinin anılan davalı yönünden davanın reddine dair kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>Anılan davalı yönünden reddine karar verilen miktar yukarıda belirtilen kesinlik sınırının altında olduğundan karar kesin niteliktedir. <br>Bu nedenlerle HMK'nın 346/(1) ve 352/(1)-b. maddeleri uyarınca, davacı  vekilinin davalı ... yönünden hükme yönelik istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. <br>II-Dava ve birleşen dava, yolcu olarak bulundukları otobüsün karıştığı trafik kazasında yaralanan gerçek kişi davalılar için yapılan tedavi giderlerinin, tedavi olan davalılar, otobüsün işletmecisi ve aracın Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçelerini düzenleyen sigorta şirketinden tahsili istemine  ilişkindir. <br>6100 sayılı HMK'nın dava şartlarını düzenleyen 114/(1)-d maddesindeki dava ehliyeti, fiil ehliyetinin medeni usûl hukukunda büründüğü şeklidir. Dava ehliyeti, medeni hakları  kullanma  ehliyetine  göre  belirlenir.  (HMK  md. 51)  Fiil ehliyetine sahip olan kişi, dava ehliyetine de sahiptir ve davayı yürütebilir, usûl işlemlerini yapabilir. Reşit olan ve temyiz kudretine sahip olan kişiler fiil ehliyetine sahiptir.<br>Yine aynı hükümdeki taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usulî hukuki ilişkinin süjesi olabilme ehliyetidir. Taraf ehliyetine sahip olan kişi, davada davacı veya davalı olabilecektir. Bu nedenle, taraf ehliyeti usûli bir kavramdır. Taraf ehliyetine sahip olabilmek için medeni hukuktaki hak ehliyetine sahip olmak gerekir. HMK'nın 50. maddesine göre, medeni haklardan  yararlanma  ehliyetine  sahip  olan,  taraf  ehliyetine  de  sahiptir.  Buna  göre  tüm insanlar, hak ehliyetine ve dolayısıyla taraf ehliyetine sahiptir.<br>Aynı Kanun'un 114/(1)-e maddesindeki dava takip yetkisi, davada taraf olan kişinin o davayı kendi adına yürütebilme ve talep sonucu hakkında kendi adına hüküm alabilme yetkisidir (HMK md. 53). Davayı takip yetkisi, maddi hukuktaki tasarruf yetkisinin usul hukundaki karşılığını oluşturur. Ayrıca, bu kavram, davada taraf olmadığı hâlde kanun gereği  taraf gibi davranmakla görevli kılınmış olanların hukukî konumlarının açıklanmasında başvurulan bir kavram konumundadır. Kural olarak taraf ehliyeti ve dava ehliyeti bulunan kişinin dava takip yetkisi vardır. Ancak bazı istisnai durumlarda davada taraf olarak gösterilen kişinin taraf ve dava ehliyeti olmasına rağmen dava takip yetkisi olmayabilir. Örn: Hakkında iflas kararı verilen kişinin taraf olduğu hukuki davalarda da istisnai durumlar dışında davayı takip yetkisi iflas idaresine aittir. <br>\tTaraf sıfatı (husumet) ise, maddi hukuka  göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının  bulunup  bulunmadığı  ile  ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının  yargılama  sonuna  kadar  devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re'sen gözönünde bulundurulmalıdır. <br>\tTaraf ehliyeti, dava ehliyeti ve dava takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Uygulamada, \"sıfat\" yerine \"husumet\" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Bu durumda ise dava esastan ret veya kabul edilir. Oysa, dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın  sıfatı yokluğundan reddi gerekir. <br>İlk derece Mahkemesince, birleşen davada davalı sigorta şirketinin meydana gelen trafik kazası sebebiyle, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk sigortası (ZKTMSS) ve Ferdi Kaza Koltuk Sigortası Poliçesine dayalı olarak, yolcuların meydana gelen zararlarından sigorta genel şartları ve ilgili mevzuat gereğince sorumlu olduğu, ancak bu poliçelerin lehdarının ancak trafik kazasında yaralanan kişiler olabileceği, tedaviyi yapan Hastanenin sigorta şirketi aleyhine tedavi giderlerinin ödenmesi amacıyla dava açmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, birleşen davanın sıfat yokluğu nedeniyle (esastan) reddine karar verilmesi gerekirken, hukuki tanımların hiçbirisine uymayan ve  somut olaya uygun düşmeyecek şekilde davacı şirketin \"aktif dava ehliyeti\" olmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>Ancak istinaf yoluna başvuranın sıfatına göre, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilen davanın, esastan reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek HMK'nın 353/(1)-a.4. maddesi kapsamında İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesine gerek görülmemiş, bu yanlışlığa işaret etmekle yetinilmiştir.  <br>Bu açıklamalara ve dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine  aykırılığın da tespit edilmemesine göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik tüm, asıl davaya yönelik diğer istinaf sebeplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>III-Asıl davada davacı vekilince, müvekkili hastanede geçirdikleri trafik kazası sonra tedavi gören hasta sıfatını haiz davalıların sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği tedavi giderlerinden sorumlu oldukları ileri sürülmüş olup, İlk derece Mahkemesince Türk Borçlar Kanununun 82. maddesi gereğince, sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkının, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle gerçek kişi davalılar ile ilgili davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>* <br>04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı İBK'da da belirlendiği gibi, HMK'nın 24/1, 25, 26, 30 ve 33. maddeleri gereğince hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve bunlara bağlı netice-i taleplerle bağlı ve fakat hukuki tavsiflerle bağlı olmayıp, kanunları re'sen uygulamakla ve neticeye vardırmakla yükümlüdür.<br>Davalı gerçek kişilerin yolcu olarak bulundukları ... A.Ş.'nin işletmecisi olduğu otobüsün kaza yapması üzerine yaralandıkları, önce kaza mahalline yakın hastanelere sevk edildikleri, daha sonra ... A.Ş.'nin önerisi üzerine davacı hastanede tedavi oldukları uyuşmazlık dışıdır. İlk derece Mahkemesinin kabulünde olduğu üzere davalı gerçek kişiler davacı hastanenin sunduğu sağlık hizmetinden yararlanmışlardır. Bu şekilde davalı gerçek kişiler ile davacı hastane arasında hizmet almalarından kaynaklanan bir hukuki ilişki doğmuştur. Sözleşmeden doğan bir hukuki ilişkinin bulunduğu hallerde taraflar sebepsiz zenginleşmeye dayanan bir talepte bulunamazlar. Davacı hastane ile davacı hastanede tedavi gören davalı hastalar arasındaki ilişki vekalet sözleşmesi olup, alacağı talep hakkı TBK'nın 147/5. maddesi uyarınca beş yıllık zaman aşımına tâbidir. <br>\t*<br>\tDosya kapsamından; davacı hastane tarafından, dava konusu kazada yaralananların tedavi giderlerine ilişkin taleplerinin karşılanması için 12.09.202 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurulduğu, SGK'nın 28.09.2012 tarih ve 17224636 sayılı işlemi ile anılı sağlık hizmeti bedellerinin SUT kapsamında karşılandığından bahisle, fatura inceleme ve ödeme işlemlerini yapan SGK İl Müdürlüğüne başvurulması gerektiğinin belirtildiği, davacı hastane tarafından 23.10.2012 tarih ve 844608 müracaat no'lu başvuru ile SGK Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne başvurulduğu, SGK Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Bahçelievler Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinin 22.11.2012 tarihli yazısı ile, Kurumlarınca 08.02.2012 tarihli 2012/ 5 sayılı Genelgede, 6111 sayılı yasadan sonra verilen sağlık hizmet bedellerinin SUT hüküm ve ekleri esas alınarak karşılandığı, bu tebliğin 4.2/3 no.lu bendinde, estetik amaçlı yapılan sağlık hizmet bedellerinin kuruma fatura edilemeyeceği, estetik amaçlı yapıldığı tespit edilen sağlık hizmet giderlerinin kurumca karşılanmayacağının düzenlendiği, Kurum ile anlaşmalı olan ... hastanesinde trafik kazası sebebiyle tedavi gören ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'in tedavi giderlerinin adı geçen hastane tarafından kuruma fatura edilmesi gerektiği, ancak yukarıda belirtilen SUT hükmü gereğince estetik amaçlı olarak yapılan tedavi giderlerinin kurumlarınca karşılanmadığı şeklinde cevap verildiği, davacı tarafça bu cevabi yazı doğrultusunda davalıların tedavi giderleri ile ilgili SGK'ya fatura düzenlenerek talepte bulunulmamış olduğu anlaşılmıştır. <br>Bilirkişi kurulunca dava konusu trafik kazasında yaralanan davalıların, diğer davalı işleten ... A.Ş.'nin estetik cerrahi işlemleri için gerekli hastane masraflarını ödeme konusunda davacı hastaneye taahhütte bulunması üzerine, tedavilerinin davacı hastanesinde yapıldığı, davalıların davacı hastane ile akdi bir ilişki kurmadıkları, trafik kazasında zarar gören davalıların dava konusu alacağın yasal muhatabı olmayacağı görüşü bildirilmişse de, yukarıda açıklandığı üzere geliş şekilleri ne olursa olsun davalı gerçek kişiler davacı hastanenin sunduğu sağlık hizmetlerinden yararlanmışlar, davacı hastane ile davalı gerçek kişiler arasında hukuki ilişki kurulmuştur. <br> 25.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, 13.02.2011 tarih ve 6111 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesi değiştirilmiş, anılan değişiklik ile trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı esası getirilmiştir. Tedavi giderleri kapsamında,  sigorta  şirketinin,  Güvence  Hesabının, sürücünün ve işletenin, zorunlu olarak sigorta teminatına bağlanması nedeniyle yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenlemenin yürürlüğe girmesi ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. <br>Yine bilirkişi kurulunca, anılan yasal düzenleme gereği, trafik kazalarından doğan zararlarda, 3. şahıslarca araç işleteni ve aracın zorunlu sorumluluk teminatı altına alan sigorta şirketi aleyhine açılan tazminat davalarında, yasal sınırlar içinde kalan tedavi giderlerinden SGK'nın sorumluluğunun söz konusu olduğu, onu aşan ve SGK'nın sorumluluğu dışında kalan tedavi gideri talebinde ise husumetin SGK yanında, işleten ve sigortacısına da yöneltilmesi gerekeceği görüşü bildirilmiştir. Ancak somut olayda dava, trafik kazasından zarar gören şahıslar tarafından değil, bu şahısların tedavilerini yapan hastane tarafından açılmış olduğundan SGK'nın sorumluluğu dışında kalan tedavi giderleri yönünden davacı hastanede tedavi gören davalıların tedavi giderlerinden sorumluluğunun devam edeceğinin kabulü gerekmektedir. <br>\tBilirkişi kurulunca her bir davalının hastane evrakı incelenerek davacı hastanede yapılan tedavinin estetik amaç içermediği, yapılan tedavinin tamamının tıbbi amaç ile yapıldığı tespit ve görüşü bildirilmiştir. <br>Bu nedenlerle İlk derece Mahkemesince, davalı gerçek kişilerin davacı hastanede yapılan tedavilerinin estetik amaç içermediği, bu nedenle  tedavi giderlerinin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 6111 sayılı Yasa ile değişik 98. maddesi kapsamında dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması gerektiği gerekçesiyle davalı gerçek kişiler ile ilgili davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yanılgılı gerekçeyle zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>*<br>İlk derece Mahkemesinin kabul şekline göre; <br>Öncelikle zamanaşımı (HMK. m.116 kapsamında bir ilk itiraz olmayıp) maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i ve savunma aracı olup, davanın başında, süresinde  verilecek cevap dilekçesinde ileri sürülebilir. Bu aşama geçildikten sonra ileri sürülmesi, savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi anlamına gelir.<br>Somut olayda davalı ...'e dava dilekçesi 09.12.2013 tarihinde bizzat tebliğ edilmiş olup, vekilince 10.03.2014 tarihinde, cevap süresinden sonra sunulan cevap dilekçesinde zaman aşımı def'i ileri sürülmüştür. <br>Yine davalı ...'a dava dilekçesi 09.12.2013 tarihinde tebliğ edilmiş olup, vekilince 22.05.2014 tarihli süresinden sonra sunulan cevap dilekçesinde tebligat usulsüzlüğünden söz edilmemiş, daha sonra sunulan 30.05.2014 tarihli dilekçede dava dilekçesi tebliğinin usulsüz olduğu ileri sürülmüştür. <br>Bu nedenlerle İlk derece Mahkemesince davalıların tamamının süresinde zaman aşımı def'inde bulunduklarının kabulü hatalı olmuştur. <br>*<br>Buna göre asıl davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararının gerekçesini düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş, asıl davada davalı ... A.Ş. yönünden kurulan hüküm taraflarca istinaf yoluna başvurulmaması sebebiyle kesinleştiğinden adı geçen davalı ile ilgili yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.\t<br>HÜKÜM\t:<br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>I-Yukarıda (I) nolu bentte açıklanan nedenlerle; Mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle, HMK'nın 346/(1) ve 352/(1)-b. maddeleri uyarınca asıl davada davacı  vekilinin davalı ... yönünden kurulan hükme yönelik İSTİNAF DİLEKÇESİNİN REDDİNE,<br>II-Yukarıda (II) nolu bentte açıklanan nedenlerle; asıl ve birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik tüm, asıl davaya yönelik diğer istinaf sebeplerinin REDDİNE,<br>III-Yukarıda (III) nolu bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,  HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.05.2019 tarih ve  2014/1043 E., 2019/453 K. sayılı kararını gerekçe yönünden DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,<br>Buna göre; <br>\"1-Asıl davada davacı ... İşletmeciliği A.Ş. (Önceki ünvanı ... A.Ş.) tarafından davalı ... (...) aleyhine açılan davanın ZAMAN AŞIMI NEDENİYLE, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın ESASTAN REDDDİNE,<br>(Sadece gerekçe yönünden düzeltme yapılması nedeniyle) Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve taktir edilen;<br>12.498,42 TL avukatlık ücretinin davacı şirketten alınarak davalı ...'a,<br>6.140,43 TL avukatlık ücretinin davacı şirketten alınarak davalı ...'a,<br>2.725,00 TL  avukatlık ücretinin davacı şirketten alınarak davalı ...'e<br>2.725,00 TL avukatlık ücretinin davacı şirketten alınarak davalı ...'e<br>2.725,00  TL avukatlık ücretinin davacı şirketten alınarak davalı ...'e<br>2.725,00 TL avukatlık ücretinin davacı şirketten alınarak davalı ...'a, <br>4.273,21TL avukatlık ücretinin davacı şirketten alınarak davalı ...'a, <br>4.631,80 TL avukatlık ücretinin davacı şirketten alınarak davalı ...'e, <br>2.725,00 TL  avukatlık ücretinin davacı şirketten alınarak davalı ...'a ve<br>3.914,53 TL avukatlık ücretinin davacı şirketten alınarak davalı ...'a verilmesine,<br>Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre hesap edilen 427,60 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsil edilen 5.658,35 TL'den mahsubu ile kalan 5.230,75 TL.'nin talep halinde davacıya iadesine, <br>Asıl davada davacı ... İşletmeciliği A.Ş. tarafından bu davalılar için yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,  <br>Davalı ...'ün yaptığı 35,00 TL yargılama giderinin davacı şirketten alınarak adı geçen davacıya verilmesine, <br>2-Davacı ... İşletmeciliği A.Ş. (Önceki ünvanı ... A.Ş.) tarafından  Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/248 Esasına kayıtlı dosyasında davalı sıfatıyla ... Sigorta A.Ş. aleyhine açılan ve bu mahkeme tarafından Mahkememizin iş bu 2014/1043 Esas sayılı dosyası ile birleştirilen davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan ve usulden REDDİNE, <br>Davanın dava şartı yokluğundan ve usulden reddi nedeniyle, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve taktir edilen;  2.725,00 TL maktu avukatlık ücretinin davacı şirketten alınarak kendini vekil ile temsil ettiren davalı  ... Sigorta Anonim Şirketi'ne verilmesine, <br>Bu yargılamada davacı şirket tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, <br>Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre hesap edilen 44,40 TL maktu ret karar harcının davacıdan tahsil edilen 5.658,32 TL'den mahsup edilerek, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-Asıl davada davacı ... İşletmeciliği A.Ş. (Önceki ünvanı ... A.Ş.) tarafından davalı ... A.Ş. aleyhine açılan davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.05.2019 tarih ve  2014/1043 E., 2019/453 K. sayılı kararı istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına,\"<br>IV-Birleşen dava yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL. istinaf karar harcından (zaten iade edileceği için) asıl dava için peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubuyla kalan 383,20 TL.'nin birleşen davada davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, <br>V-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden alınarak yatırana iadesine, <br>VI-Asıl ve birleşen davada davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>VI-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,     <br>16/10/2024 tarihinde, HMK'nın 362/(1)-a. maddesi uyarınca (Ek madde 1 uyarınca yeniden değerleme oranına göre belirlenen 378.290,00 TL. kesinlik sınırının altında kaldığından) KESİN olmak üzere,  oybirliği ile karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  16/10/2024\t\t\t\t<br>    <br>Başkan <br> e-imza<br>Üye <br> e-imza<br>Üye<br>e-imza <br>Katip <br>e-imza <br>      <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"896854150edda938","SID":"1b59c80552ca4445"}}