{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/1054 <br>KARAR NO: 2024/2735<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/09/2023<br>NUMARASI: 2022/993 E - 2023/774 K<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 17/10/2024<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile 30.11.2020 tarihinde  01.01.2021 - 31.12.2021 tarihlerini kapsayan, elektrik enerjisi tedariki ve/veya elektrik enerjisi kapasitesi satışına İlişkin \"Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi\" imzaladığını, yapılan anlaşmada, davalı şirketin 01.01.2021 - 31.12.2021 tarihleri arasındaki dönem bakımından sabit bir fiyat belirlediğini, zamdan kaynaklı bir fiyat farkının uygulanmayacağının e-mail yoluyla müvekkili şirket yetkilisi tarafından kendilerine taahhüt edildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 14.2. maddesi gereği e-mail üzerinden yapılan bildirimlerin tarafları bağladığı, davalı şirket yetkilisinin gönderdiği e-mail ile 01.01.2021 - 31.12.2021 tarihleri arasında zamdan kaynaklı farklı bir fiyat uygulanmayacağının garantisini verdiğini, buna karşın davalı şirketin sözleşme şartlarına aykırı olarak ve davacı açısından daha ağır şartlar içeren bir teklifi mail yoluyla davacı işletmeye 28.05.2021 tarihinde gönderdiğini, kendilerinin farklı bir tarife uygulanması teklifini kabul etmediklerini,sözleşmenin 12.3 maddesinin tüketiciyi koruma kanununa göre haksız şart olduğunu, tarafların sözleşmede eşit şartlara sahip olmadığını, sözleşmenin müzakere edilmediğini, anılan madde hükümsüz olduğundan feshin de hükümsüz olduğunu, 30.11.2020 tarihli sözleşmeye aykırılık nedeniyle davalı tarafından haklı ve/veya geçerli bir neden gösterilmeden sözleşme feshedildiğinden, 301.533,72-TL cezai şart bedeline  aktin haksız feshedildiği tarihten itibaren avans faizi işletilerek taraflarına ödenmesine, haksız fesihten dolayı yeni tedarikçi firmanın kestiği fatura nedeniyle müvekkilinin uğramış oldukları 16.946,49TL'ye dava tarihinden itibaren avans faizi işletilerek taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının  dava dilekçesinde, taraflar arasındaki sözleşmenin tüketici işlemi niteliğinde olduğunu, kendilerinin müvekkili şirketten başka bir tüzel kişilikten sözleşme konusu hizmeti temin edemeyeceği nedeniyle sözleşme düzenlemelerinin müzakere etmeden kabul etmek zorunda kaldığını, sözleşme düzenlemelerinin taraflar arasındaki eşitliğe aykırı olduğunu iddia ederek feshe dayanak oluşturan sözleşme maddelerinin ve dolayısıyla fesih işleminin hukuka aykırı olduğunu iddia ettiğini, serbest tüketici konumunda bulunan davacı yanın elektrik enerjisinin tedariki bakımından müvekkili şirket haricinde başka bir tedarik şirketinden hizmet temin edemeyeceği, bu nedenle sözleşmenin müvekkili şirket ile müzakere etmeden imzalandığı, dolayısıyla da taraflar arasındaki sözleşmede yer alan birtakım düzenlemelerin geçersizlik arz ettiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının serbest tüketici konumunda bulunduğundan elektrik enerjisini kimden tedarik edeceğini serbestçe belirleyebilecek durumda olduğunu, yine davacının  serbestçe belirleyebileceği tedarik şirketi ile arasındaki sözleşmenin koşullarını da basiretli bir tacir olarak serbestçe müzakere edebilecek durumda olduğunu, zira, serbest tüketicilerin tarafı olduğu bahis konusu anlaşmalar, tüketicilerin tarafı olduğu ve EPDK onayına tabi tip sözleşmelerden farklı ve bu sözleşmelerdeki koşullarının taraflarca serbestçe müzakere edilerek belirlendiğini,dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşmede serbestçe müzakere edilmeyen düzenlemelerin bulunduğu, bunların genel işlem şartları niteliğinde olması dolayısıyla geçersiz olduğu yönündeki davacı iddiaları asılsız olduğunu, tüm bu kapsamda, somut uyuşmazlık bakımından tacir sıfatıyla hareket eden davacının somut olayda taraflar arasında müzakere edilerek kabul edilen sözleşme düzenlemelerinin geçersizlik arz ettiğini ileri sürmesinin mümkün olmadığını ve kötü niyetli olduğunu, zira davacı yan sözleşmenin akdedilmesinden sonra geçen yaklaşık 6 ay boyunca söz konusu sözleşme düzenlemelerine herhangi bir hukuka aykırılık da atfetmediğini, müvekkili şirket tarafından dürüstlük kuralına aykırılık arz etmeyen, davacının da bilgisi dahilindeki bir sözleşme düzenlemesi çerçevesinde sözleşmenin feshedildiğinin bildirilmesi üzerine davacının hukuka aykırılık iddiasını ilk defa ileri sürdüğünü, basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü altında bulunan davacının sözleşmenin uygulanmasının üzerinden 6 ay gibi uzun bir süre geçtikten sonra hukuka aykırılık iddiasında bulunmasının kötü niyetli olduğunu. kaldı ki, dava konusu fesih süreci bakımından davalı şirketin, davacı tarafa her türlü iyi niyeti gösterdiğini, bu kapsamda davalı şirket tarafından davacıya halihazırda kullandığı ürünün ticari değerlendirmeler çerçevesinde kaldırılması nedeniyle başka bir ürüne geçirilmesinin teklif edildiğini ve o tarihteki ticari koşullara göre müvekkil şirket tarafından davacıya avantajlı bir teklif sunulduğunu, davacının müvekkili şirketin iyiniyetli yaklaşımına rağmen bu teklifi ısrarla değerlendirmediğini, davacının bahis konusu ettiği sözleşme maddeleri genel işlem koşulu niteliğinde olmamakla birlikte, bir şekilde bu nitelikte değerlendirilmeleri ihtimalinde dahi, sözleşmenin tüketicilerle imzalanan tip sözleşme niteliğinde bir sözleşme olmaması, yasal düzenlemeler çerçevesinde ikili anlaşmaların taraflar arasında müzakere edilerek imzalanan ticari anlaşmalar niteliğinde olması ve bahis konusu sözleşme maddesinin müvekkili şirkete sınırsız, ölçüsüz bir fesih imkanı vermemesi, feshi birtakım şartlara bağlaması ve dava konusu uyuşmazlık bakımından bu şartların da somut olarak gerçekleşmesi karşısında, davacının taleplerinin bu nedenlerle de reddi gerektiğini,taraflar arasında imzalı sözleşmenin feshine dayanak teşkil eden 12.3. maddesinde, davalı şirketin haklı bir neden ileri sürmek zorunda olmaksızın ve tazminat ödemeksizin sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olduğu düzenlendiğini,davacı her ne kadar 12.6. maddesi uyarınca cezai şart isteminde bulunmaktaysa da feshe dayanak oluşturan madde davacının cezai şart ve tazminat isteminin istisnasını teşkil ettiğini, ilgili maddede açıkça davalı şirketin tazminat ödemeksizin sözleşmeyi feshedebileceği düzenlendiğinden; işbu sözleşmenin ticari sözleşme niteliğinde olduğu ve yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde geçerli, tarafları bağlayıcı nitelikte olduğu göz önünde bulundurularak davacının zararın tazmini ve cezai şartın ödenmesi yönündeki istemleri reddedilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 14.2. maddesi incelendiğinde, söz konusu maddenin, davalı şirketin e-mail yoluyla yapacağı bildirimler ile bağlı olduğu şeklinde yorumlanamayacağının görüleceğini, bahis konusu maddede, davacının portal ismi verilen bir elektronik sistem üzerinden sunulan hizmetlerden yararlandırılacağı, bu portalda davacının işlem yapma yetkisi verdiği kişi tarafından ve/veya GSM numarası/e-posta üzerinden yaptığı tüm işlemlerin davacıyı bağlayacağını, GSM hattı/e-posta adresinde değişiklik yapılması halinde bu değişikliğin bildirilmesi gerektiğini, bildirim yapılıncaya kadar da önceki GSM hattı/e-posta adresi üzerinden yapılan işlemlerin davacı tarafından yapıldığının kabul edileceğinin düzenlendiğini, davacı taraf, taraflar arasındaki sözleşmedeki edimler arasında dengesizlik bulunduğunu, sözleşmenin müzakere edilmeden imzalandığını iddia ettiğini,davacı tarafın işbu iddiaları gabin ve irade sakatlığına yönelik iddialar olduğunu, böyle bir durumda ise sözleşmenin geçersizlik yaptırımına tabi olacağının açık olduğunu, zaten davacı da dava dilekçesi kapsamında sözleşmeye geçersizlik atfettiğini, davacının işbu iddiaları herhangi bir şekilde gerçeği yansıtmamakta ise de bir an için bu iddiaların kabul edildiği ihtimalde, taraflar arasındaki sözleşmesel  ilişkinin geçersizliğinin cezai şartın da geçersizliği sonucunu doğuracağının aşikar olduğunu, cezai şart düzenlemesinin geçerliliği asıl sözleşmenin geçerliliğine bağlı olduğunu, cezai şart, asıl borca (sözleşmeye) bağlı; fer'i nitelikte borç yaratıldığını, asıl borcun (sözleşmenin) geçersizliği cezai şartın da geçersizliği sonucunu doğurduğunu, bu çerçevede, bir şekilde davacının geçersizlik iddialarının kabulü ve bu çerçevede müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilen feshin geçersizliğine hükmedilmesi halinde, cezai şartın da geçersiz kabul edilmesi ve davacının cezai şart isteminin reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek,davanın esastan reddine, neticeten ve her halükarda davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilmesini  talep etmiştir. Mahkeme, davaya konu taraflarca imzalanan 30/11/2020 tarihli Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesine istinaden  davalı şirkete 01/01/2021 tarihinden itibaren elektrik  verilmeye başlandığı,  sözleşme süresinin elektrik enerjisinin verildiği tarihten itibaren itibaren 12 ay olduğu, sözleşmenin 12.3. maddesine göre taraflardan birisinin sözleşmenin bitiş tarihinden itibaren 30 gün öncesine kadar sözleşmeyi feshedebileceğinin hüküm altına alındığı, aynı sözleşmenin 12.6.1 maddesinde ise taraflardan birinin haklı bir sebep olmaksızın sözleşmeyi feshetmesi halinde sözleşmeyi fesheden taraf sözleşmeye göre hesaplanacak cezai şartı diğer tarafa ödemekle yükümlü olduğunun hüküm altına alındığı, bu iki maddenin kendi içinde çelişkili olduğu, davalı ... tarafından davacı ... Vakfına gönderilen 01/12/2020 tarihli mailde taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında 2021 yılı boyunca sabit fiyat tarifesinin uygulanacağı ve zamdan kaynaklı farklı bir fiyat uygulanmayacağı buna rağmen sözleşmenin  feshedilmesi halinde fesheden taraf 12.6.2. Maddesine göre hesaplanacak cezai şartı diğer tarafa ödemekle yükümlü olduğunun hatırlatılmasına rağmen, bu defa yine davalı ... tarafından davacı vakfa gönderilen 28/05/2021 tarihli mailde 01/07/2021-31/12/2022 tarihleri için yani sözleşme kapsamında olan 2022 yılının ikinci altı ayı ile birlikte 2023 yılının 12 ayını kapsar şekilde yeni fiyat tarifesi teklifinde bulunduğu, söz konusu teklifin 0/11/2020 tarihli Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesindeki birim fiyatlardan yüksek olduğu, bu haliyle 01/12/2020 tarihli mailde sabit fiyat bilgilendirilmesi yapıldığı halde 28/05/2021 tarihli mailde sözleşme dönemi içerisinde olan 01/07/2021 ila 31/12/2021 tarihleri arasının zamlı tarife uygulanacağı bildiriminde bulunulduğu, davacı yanca tarife değişikliğinin kabul edilmemesi üzerine davalı elektrik şirketinin sözleşmeyi feshettiğine ilişkin fesihnameyi davacıya gönderdiği, tebliğden itibaren 30 gün süre tanındığı, sözleşmenin 12.3 maddesinin dayanak yapıldığı anlaşılmakla taraflar arasında düzenlenen elektrik tedarik sözleşmesinin süresinden önce davalı yanca haklı bir sebep olmaksızın fesih edildiği, sözleşme feshinin sözleşme hükümlerine uygun olmadığı, bu nedenle davacı vakıf tarafından sözleşmenin 12.6.1 maddesine göre cezai şart talep edebileceği, bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 30/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği 306.261,68 TL cezai bedelin oluştuğu, aynı şekilde cezai şart ile birlikte taraflar arasındaki sözleşmenin 12.6.1 maddesinde cezai şart ile birlikte doğrudan ve dolaylı, müsbet ve menfi tüm zararların talep hakkının saklı tutulduğu, davacının ise dava dışı şirket tarafından 2021 yılı temmuz ayına ait zarar talebinde bulunduğu, bilirkişi tarafından ayrıca zarar hesabının yapıldığı, hesaplanan zararın 14.052,48 TL olduğu, davacı vekili dava dilekçesinde 301.533,72 TL cezai bedel ve dava dışı elektrik şirketi tarafından kesilen fatura bedeli 16.946,49 TL dolaylı zarar talebinde bulunduğu, davacı vakfın haksız fesih nedeniyle 306.261,68 TL cezai bedel talep hakkının olduğu taleple bağlılık ilkesi gereğince 301.533,72 TL cezai bedel ve bilirkişi tarafından hesaplanan 14.052,48 TL dolaylı zarar tazminatı yönünden davacının alacağını ispatladığı,ayrıca her ne kadar kısa kararın (2) no' lu maddesinde \"306.261,68 TL'nin dava tarihi olan 16/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,\" şeklinde yazılmış ise de gerekçeli karar yazım aşamasında sehven \"306.261,68 TL'nin\" kavramının yazıldığı, oysa ki asıl kastın \"301.533,72 TL\"  olduğu, \"kopyala yapıştır\" işleminden kaynaklı hata yapıldığı fark edildiği, 6100 sayılı kanunun 304. Maddesi \"  Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. \" hükmünü getirmiştir. Henüz karar tebliğe çıkartılmadan söz konusu hata fark edildiğinden resen tashih yapıldığı, hükmün 2. maddesinde geçen \"306.261,68 TL'nin dava tarihi olan 16/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,\"   ibaresinin \"301.533,72 TL'nin dava tarihi olan 16/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,\" şeklinde resen tashihine karar verildiği gerekçesi ile;\"1-Davanın kısmen kabulüne, 2-301.533,72 TL'nin dava tarihi olan 16/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-14.052,48TL'nin dava tarihi olan 16/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine\" karar vermiştir. Kararı davalı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; arabuluculuk dava şartının usule uygun yerine getirilmediği itirazlarının değerlendirilmediğini,tüketici mahkemesinde açılan davada Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verildiği,buna dair kararın istinaf aşamasında onandığı,yargılamanın devamında  görevli mahkemece  davacıya arabuluculuk  son tutanağını ibraz için süre verildiği,davacı tarafça sunulan arabuluculuk son  tutunağının ilk dava açılmadan önceki tarihi içermeyip dava tarihinden sonraki bir tarihi içerdiğini,bu nedenle görevsizlik  kararana konu  dava öncesi yapılan arabuluculuk başvurusu olmadığını,bunun tamamlanabilir bir şart olmadığını ve davanın bu nedenle reddi gerektiğini,ayrıca davalının söz konusu olayda sözleşmeyi fesih hakkının bulunduğunu ve haklı fesih nedeniyle davacının cezai şart ve zarar talebinde bulunamayacağını,davacının son bir yıllık faturalarının sunulması ve en yüksek faturanın cezai şarta konu fatura olup olmadığının buna göre belirlenmesi gerektiğini,ayrıca davacı zararına dair delillerin sunulmadığın ve zararın ispat edilemediğini belirterek davanın reddine karar verilmesi için kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava,  sözleşmenin  süresinden önce feshi nedenine dayalı  cezai şart ve  zarar talebine yöneliktir. Dosya kapsamına göre taraflar arasında 30.11.2020 tarihinde ( 01.01.2021 - 31.12.2021 tarihlerini içerir) \"Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi\" imzaladığı,sözleşmeye göre  davalı şirketin 01.01.2021 - 31.12.2021 tarihleri arasındaki dönem bakımından sabit bir fiyat belirlediği, davalı şirketin  ise  yeni teklifi mail yoluyla 28.05.2021 tarihinde davacıya gönderdiği anlaşılmıştır. Daha sonra davacının yeni teklifi kabul etmeyeceğini bildirmesi üzerine davalı tarafça sözleşmenin feshedildiği anlaşılmıştır. Mahkemenin 28/09/2023 tarihli kısa kararında  hükmün 1 nolu bendinde \" 306.261,68 TLnın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine \" karar verildiği,gerekçeli kararda hükmün 1 nolu bendinde HMK 304.madde kapsamında tashih işlemi yapılarak \" 301.533,72 TL nın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine \" karar verildiği,bu düzeltmenin basit bir hesap hatası olmadığı,kısa karar ile gerekçeli karar arasında 4.727,96 TLlık fark ortaya çıktığı,hükümdeki bu hatanın tashih ve tavzih yoluyla  giderilemeyeceği anlaşılmakla,tashih kararının usule uygun olmadığı,kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkinin mahkemece giderilmesi gerektiğinden, davalının istinaf talebinin kabulü ile  HMK 355 ve HMK 353/1a-6.maddeleri gereği karar kaldırılarak dosyanın mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. <br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine, Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.17/10/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"644e124b2395a09c","SID":"45781d927c97d82e"}}