{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO:2023/151 Esas<br>KARAR NO:2024/1543<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:22/11/2022<br>NUMARASI:2021/185Esas,  2022/151 Karar <br>DAVANIN KONUSU:Marka (Manevi Tazminat İstemli)<br>KARAR TARİHİ:09/10/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin “....” markalı güneş koruyucu ürünlerin üreticisi ve satıcısı olduğunu, .... ve ... tescil numaralı “....” ve “.....” markalarının 03, 05 ve 29. sınıflarda davacı adına ....’da tescilli olduklarını, güneş koruyucu “....+” isimli ürünün tüm marka haklarının davacıya ait olduğunu, her iki markanın da şirketin yönetim kurulu yetkilisi ....’e devredildiğini, “....” markalı ürünlerin yalnızca davacı tarafından ve Türkiye’de ve yalnızca ecza depolarına satışının yapıldığını, ecza depolarının da eczanelere sattıklarını, taklit ürün satışına engel olmak amacıyla  her iki ürünlerinin iç kapak kısmına farklı bir orijinallik kodu koyulduğunu, bu şekilde müşterilerin pek çok sahte ürün bildirimi yaptıklarını, sahte ürünlerin satıldıkları pazaryerlerine ihtarnameler gönderildiğini, davalının yer sağlayıcı olarak sahibi olduğu .... alan adlı internet sitesinde de bu ürünlerin satışının yapılmaması için davalıya ihtarname gönderildiğini, davalıya ilki 22/09/2020 tarihli olmak üzere dava tarihine kadar 19 adet mail ile sahte ürün satışı yapan firmaların bildirildiğini, ancak davalının hiçbir işlem yapmadığını, sahte ürün satışı yapılan sayfaların kapatılmadığını,..., ..., ....ve Ticaret hakkında bildirim yapılmasına rağmen bu satıcıların satışa devam ettiğini, davalının bu eylemlerinin davacıya ait marka haklarına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, davalıya ..... internet adresi üzerinden satışa arzından kaynaklı marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesine, müvekkiline ait \"....\" markalı ürünlerden....” ve “....” markalı ürünlerin ilgili web sitesinde satışının yasaklanmasına marka hakkına tecavüz nedeniyle 1.000-TL manevi tazminata hükmedilmesine, kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dosyada tanzim edilen bilirkişi raporu ile de yalnızca davalı şirketin yer sağlayıcı olduğu e-ticaret platformunda 3. kişiler tarafından \"....\" markalı ürünlerin satışının gerçekleştirildiği tespitinin yapıldığını, tespitlerin söz konusu \"...\" ürünlerinin sahte olup olmadığına ilişkin olmadığını, ürünlerin satıldığı mağazalara ilişkin olduğunu,  davalının satış yapmadığını, ürünlerin Hepsiburada kontrolüne girmeden doğrudan alıcıya ulaştığını, diğer taraftan davalının ... sitesinde sahte ürün satışı yaptığı iddia edilen tarafların  işbu davada taraf sıfatı ile yer almadığını,  davacı tarafa ait ürünün ecza depolarına verildiğini,  ecza depolarının bu ürünleri sadece eczanelere satmadığını, dolayısıyla müvekkilinin sitesinde ecza deposundan temin edilmiş \"....\" markalı ürünlere rastlanılmasının mümkün olduğunu, \"....\" markalı ürünlerin medikal ürün olmadığını, sitede satılan her \"....\" markalı ürünün sahte olduğu sonucuna varılamayacağını, davacı tarafından bilgilendirildiği anda gerekli kontrollerin sağlanıp sahte ürünlerin satışa kapatıldığını, hatta davalının sahte \"...\" markalı ürünlerin satışının önüne geçebilmek adına “satıcının ürünlerin ecza depolarından temin edildiğine ilişkin belge sunması koşuluyla” \"....\" markalı ürünlerin satışına izin vereceği bir sistem de oluşturduğunu, davalının böyle bir sistem kurma zorunluluğu da bulunmadığını, yer sağlayıcının sorumluluğu çerçevesinde UYAR/KALDIR mekanizması ile ihlale sebep olan ürünleri uyarı geldiğinde ve ispat edilebildiğinde kaldırmakla yükümlü olduklarını, müvekkilinin tebliğ alınan ihtarnameye istinaden davacının iletmiş olduğu linklerde yer alan ürünlerin satıcıları olan ... ve .... isimli satıcılar ile iletişime geçtiğini, bu iki satıcının herhangi bir belge sunmaması üzerine bu satıcıların ...” isimli ürünlerini satışa kapattığını, ancak davacı şirket vekilinin müvekkili şirketin sitesinde \"...\" markalı hiçbir ürünün satışının yapılmayacağının taahhüt edilmesini talep ettiğinin, bunun hukuka aykırı olduğunu ve tüm bu nedenlerle, davacı şirkete ait \"....\" markalı ürünlerin müvekkil şirketin yer sağlayıcı olduğu e-ticaret sitesinde satışının tamamen yasaklanmasının hakkın tüketilmesi ilkesi gereğince mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirketin davaya konu ürünlerin satışının yapıldığı hepsiburada.com isimli e-ticaret sitesinin yer sağlayıcısı olduğu,  davacının davalıya gönderdiği ihtarnameden sonra davalının bu ürünleri satan kişilerden ürünlerin ecza depolarından alındığını belgelemelerini talep ettiği, ancak ecza depolarından ürün satın alan kişilerin de başka kişilere orijinal markalı ürünleri satmış olabilecekleri, bu şekilde marka hakkının tüketilmiş olma ihtimali bulunduğu, davaya konu ürünlerin üzerlerindeki markaların davacının hak iddia ettiği markalar ile birebir aynı oldukları, markaların tescili kapsmaında kalan güneş koruma kremi oldukları, ancak davalıya ait e-ticaret sitesinde satışı yapılan ürünler incelenemediğinden sahte olup olmadıklarının tespit edilemediği, davalının da satışa sunulan ürünleri kendi stoklarına almadığından ve doğrudan satıcılar tarafından tüketicilere gönderilen ürünler olduklarından bu konuda bir tespit yapabilmesinin mümkün olamayacağı, ayrıca davalıya ihtarname gönderen davacı şirketin \"...\" ve \"....\" markalarının sahibi olmadığı, markaların davacı şirket yetkilisi olan dava dışı .... adına tescilli oldukları, davacı şirketin bu markaları kullanmak konusunda marka sahibi ile bir inhisari lisans sözleşmesi yaptığına dair delil ve belgeyi de davalı şirkete göndermediği, yargılama sırasında da sunmadığı,  davalı internet yer sağlayıcısı aleyhine açılan tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve tecavüz sonuçlarının ortadan kaldırılması davası bakımından davalının iştirak halinde tecavüz nedeniyle sorumlu tutulabilmesinin kusur şartına bağlı olduğu, davacının markalar üzerinde hak sahibi olduğunu ve ürünlerin sahte olduğunu yaklaşık olarak ispat edebilecek belge ve delillerini davalı tarafa sunması gerektiği, davalıdan, marka tescil kaydında marka sahibi olmayan davacının ihtarname göndermesi nedeniyle sahte olup olmadıkları tespit edilemeyen ürünlerin tamamının satışını durdurmasının beklenemeyeceği, davacının iddiasında haklı olduğunu yaklaşık olarak ispat edecek bilgi ve belge sunamadığı, satılan ürünlerin sahte olduklarının da tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde, dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaları tekrar ederek;-....'ün davacı şirketin tek ortağı ve yetkilisi olduğu, davacı \"...\"un ise .. markalı güneş koruyucu ürünlerin Türkiye'de tek yetkili satıcısı olduğunu, dolayısıyla işbu davayı ikame etmekte ehil olduğunu,aksi durumun kabulü halinde davanın esatan değil usulden reddi gerektiğini,-Davalının uyar-kaldır sistemine riayet etmeyerek kusurlu davrandığını, davalının 27/08/2020 tarihli ihtarnameye 10/09/2020 tarihinde cevap vererek ihmalkar davrandığını, davalının cevabi ihtarnamesinden sonra sahte olduğu bildirilen ürünlerin yer sağlayıcı aracılığı ile satışların devam ettiğini, davalıya toplamda 19 farklı mail ile sahte ürün satıcılarının bildirildiğini, ancak mahkemece mübrez delillerin gözardı edildiğini,-Ürünlerin sahte olduğunun, müvekkil şirkete ulaşan tüketici şikayetlerine konu ürünlerin incelenmesi ile sabit olduğunu, davalının kendisine sahte olduğu bildirilen ürünlerin satışını yapan satıcılar ile ilgili engelleyici önlemleri almayarak kusurlu davrandığını, -Davalının yer sağlayıcı uyar-kaldır yöntemini zamanında ve gereği gibi işletmediğini, davalının, uyar-kaldır sistemini işlettiğini beyan ederek  müvekkilini yanılttığını, satış yapmasını durdurduğunu beyan ettiğini, ancak satıcıların ise -aradan kısa bir zaman geçtikten sonra- yeniden satış yapmasına imkan tanıdığını,  uyarılarına rağmen, somut önlemler almayarak, uyguladığını bildirdiği  kontrol mekanizmalarını işletmeyerek sahte ürün satışının yolununu açtığını, bu konudaki delillerinin dikkate alınmadığını, -Davalı yanın, kendisine sahte ürün satışı yapıldığını bildirilmiş olduğu satıcılarının sayfalarının kapatılması konusunda üzerine düşen yükümlülüğü zamanında yerine getirmemiş olduğundan, kusurlu davranmış olduğunun çok açık olduğunu, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, davacının satışını yaptığı kişisel bakım ürünlerinin taklitlerinin davalıya ait ... alan adlı e-ticaret sitesinde satıldığı ve ihtara rağmen satışların durdurulmadığı iddiasıyla açılan markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi ve yasaklanması ile manevi tazminat davasıdır. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili  tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı,  davalı internet yer sağlayıcısı aleyhine açılan tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve tecavüz sonuçlarının ortadan kaldırılması davası bakımından davalının iştirak halinde tecavüz nedeniyle sorumlu tutulabilmesinin kusur şartına bağlı olduğu, davacının markalar üzerinde hak sahibi olduğunu ve ürünlerin sahte olduğunu ispat edemediği, bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4b54c0bff08a79fa","SID":"8554de16861c8b3d"}}