{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/399 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1698<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/449 Esas - 2021/938 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ \t: 10/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 10/10/2024<br>                     <br>İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/11/2021 tarih 2021/449 Esas 2021/938 sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>\tDAVA \t: Davacı, davalı tarafça kendisi aleyhine 19.04.2017 tarihinde ilamsız takip yapıldığını, takibin kesinleştiğini, ancak kendisinin böyle bir borcunun bulunmadığını, takip kesinleştikten sonra 03.05.2018 tarihinde kendisinin ara sıra yardım ettiği dava dışı ...'e ait iş yerine haciz işlemine gelindiğini, iş yeri sahibinin zarar görmemesi için icra taahhüdünde bulunmak zorunda kaldığını iddia ederek, davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, icra dosyasının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP\t: Davalı vekili, davaya konu icra takibinin müvekkilinin rücu alacağı nedeniyle başlatıldığını, keşidecisi davacı ..., lehdarı ve cirantası müvekkili şirket olan bir kambiyo senedinin İstanbul Anadolu 3. İcra Müdürlüğünün 2013/1849 Esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, davacının borcu ödememesi üzerine müvekkilinin takip konusu borcu ödediğini ve durumu tevsik eden evrakı takip alacaklısından aldığını, müvekkilinin yaptığı ödeme kadar davacıdan alacaklı olduğunu, bu alacağını tahsil için de davaya konu icra takibini başlattığını, takip talebinde bu durumun izah edildiğini, ödeme emrinde de buna dair açıklama yer aldığını, davacıya ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edildiğini, davacının itiraz ederek takibi durdurma imkanı varken takibe itiraz etmediğini, takibin kesinleşmesinden sonra haciz aşamasına geçildiğini ancak borçlunun taahhüdünün haciz esnasında alınmadığını, borçlunun icra dairesine gelerek memur huzurunda verdiği beyanı ile taahhütte bulunduğunu, borçlunun taahhüdünde borcu kabul ettiğine dair açıklamanın yer aldığını, kendisinin okuyup anladığına dair el yazısı ve imzası ile tasdik şerhini eklediğini, davacının senetteki imzasını da inkar etmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; dava konusu 30.09.2012 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli bononun keşidecisinin davacı, lehtar-cirantasının davalı şirket, hamilinin ise dava dışı ... San. ve Tic. A.Ş. olduğu; bu bononun Kartal-İstanbul Anadolu 3. İcra Müdürlüğü'nün 2013/1849 E. sayılı takip dosyasında alacaklı ... ...A.Ş.'nin borçlular ... ve ... A.Ş. aleyhine 20.000,00 TL asıl alacak, 1.266,16 TL işlemiş faiz, 60,00 TL komisyon olmak üzere toplam 21.326,16 TL'nin tahsili istemiyle icra takibine konu edildiği, icra dosyasına lehdar ciranta ... A.Ş. tarafından 31.03.2016 tarihinde 20.000,00 TL ödemenin yapıldığı; hamil ... A.Ş. tarafından ... A.Ş. lehine rücu belgesi düzenlendiği; davalı tarafından İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2017/5313 E. sayılı dosyasında davacı aleyhine İstanbul Anadolu 3. İcra Müd. 2013/1849 E. sayılı dosyası borcuna  mahsuben ödenen paranın rücuen tahsili için ilamsız icra yoluyla takip başlatıldığı, davacının icra müdürlüğüne giderek 03.05.2018 tarihli yazılı ve imzalı dilekçesi ile borcu aynen kabul ettiğini, borca bir itirazı bulunmadığını bildirerek ödeme taahhüdünde bulunduğu; dava konusu senette malen kaydının bulunduğu; davacının senetteki imzayı inkar etmediği, davalı ile aralarında bir ticari ilişki bulunmadığını iddia ettiği, senette malen kaydı bulunduğundan davacının davalı lehtar cirantadan mal teslim almadığını yazılı delille kanıtlaması gerektiği, ancak yazılı delil sunamadığı gibi yemin deliline de dayanmadığı, davacının haciz tehdidi olmadan dava konusu ilamsız icra takibinin yapıldığı icra müdürlüğüne giderek 03.05.2018 tarihli yazılı ve imzalı dilekçesi ile “borcu aynen kabul ettiğini, borca bir itirazı bulunmadığını” bildirerek ödeme taahhüdünde bulunması karşısında söz konusu ödeme taahhdündeki borcu kabule ilişkin beyanın mahkeme dışı ikrar niteliğinde olduğu, davacı keşideci tarafından açıkça ikrar edildiğinden takdiri delil niteliğindeki davalı ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek görülmediği, davacının borçlu olmadığını usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı, kendisi aleyhine takip 7 örnek ilamsız takip başlatıldığını, davalının cevaplarının dava ile ilgili olmadığını, gerekçeli kararda deliler ve gerekçe kısmında bonodan söz edildiğini, oysa davalının yaptığı takibin ilamsız 7 örnek icra takibi olduğunu, Kartal Anadolu İcra Müd. takibinde ... A.Ş.'nin alacağını davacıdan tahsil ettiğini, davacı icra dairesine ödeme yaptığına göre, icra dairesinin verdiği belgeye dayanarak takip yapması gerektiğini, ancak bunu yapmayarak bu alacağını kayıtlarında mevcut olmadığını ve defterlerinin incelenmesi gerektiğini hesap ederek ilamsiz<br>takip yaptığını, ödeme emrinin kendisine tebliğ edilmediğini, nasıl kesinleştiğinin belli olmadığını, dava dışı ... firmasına ait iş yerine hacze geldiklerinde tesadüfen orada olduğunu, sanki dükkân kendisine aitmiş gibi haciz tehdidi altında borcu kabul etmek zorunda kaldığını, icra dairesinde korkması nedeniyle taahhüdün ne olduğunu bilmediği halde haksız ve mesnetsiz olarak zorla taahhütte bulunduğunu, menfi tespit davalarında ispat yükü davalı alacaklı tarafa ait olduğunu, alacak iddasında bulunan davalı şirketin alacağını ispat etmesi gerektiğini, tacir sıfatını taşıyan davalının defterlerinin incelenmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br> \tGEREKÇE\t:  Dava, davacının keşidecisi olduğu bono bedelinin, davalı lehtar tarafından dava dışı hamile ödenmesi üzerine, ödenen tutarın davacı keşideciden rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tMenfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü alacaklıya ait olup, alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa senede karşı senetle ispat kuralı gereği borçlu tarafından, aynı mahiyette bir belgeyle borçlu olunmadığının ispatlanması gerekmektedir. <br>\tSomut olayda keşidecisi davacı, lehtarı davalı şirket olan 27.07.2012 düzenleme, 30.09.2012 vade tarihli, 20.000,00 TL bedelli bononun, hamili dava dışı  ... San. Tic. A.Ş. tarafından İstanbul Anadolu 3. İcra Müdürlüğü'nün 2013/1849 E. sayılı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe konulduğu, lehdar-ciranta davalı ... A.Ş. tarafından 31.03.2016 tarihinde 20.000,00 TL ödeme yapıldığı, davalı şirket tarafından bu bedelin davacı keşideciden rücuen tahsili amacıyla İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2017/5313 E. Sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığı, davalının takibe itiraz etmemesi üzerine takibin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davacı keşidecinin takibe konu bonodaki imzaya açık bir itirazının bulunmamasına, bilakis davaya konusu icra müdürlüğünde borcu kabul ederek ödeme taahhüdünde bulunmasına göre, ilk derece mahkemesince davacının borçlu olmadığını usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararda usul ve esas bakımından yasaya aykırılık görülmemiştir. <br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.10/10/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3c4919f7771cdfd9","SID":"f7319d9d0854054d"}}