{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/704 Esas<br>KARAR NO:2024/1502 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ  <br>NUMARASI:2022/293 Esas 2023/115 Karar<br>TARİH:21/02/2023<br>DAVA:İTİRAZIN İPTALİ (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ:03/10/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketi tarafından davalı ... A.Ş.'nin 01/09/2019-01/09/2020 tarihleri arasında Nakliyat aracısı-Komisyoncusu yasal sorumluluk poliçesi ile sigortalının aracı komisyoncusu forwarder sıfatı ile taşınmasını üstlenmiş olduğu mallara yönelik maruz kalabileceği hasar zarar ziyan vb. neticesinde doğabilecek sorumluluklarına karşı teminat altına alınmış olduğunu, Türkiye'de mukim apron ... A.Ş. tarafından dava dışı Almanya'da konuşlu ... unvanlı şirkete hazır monte, demonte çelik prefabrik yapıların satışının yapılmış olduğunu, söz konusu malların Türkiye'den Irak'a .... plaka sayılı araca yüklenerek taşınmış olduğunu, taşıma işleminin davalı Irmak ... A.Ş. tarafından yapıldığını, söz konusu malların ...'da Habur sınır kapısına gelindiğinde ... plakalı çekiciye takılarak Musul'a doğru yola çıkmış olduğunu ve ... Gümrüğüne geldiğinde gümrük kapısından geçerken taşınan mallardan 61 numaralı prefabrik yapının gümrük kapısına çarparak hasar gördüğünü, bu kapsamda yapılan Ekspertiz sonucunda  hasar bedeli olan 4.249,20 USD'nin 22/10/2020 tarihinde 3.854,15 EURO olarak ödendiğini, bu kapsamda davalının CMR 17 ve 3. maddesi uyarınca taşıyıcı sıfatı ile sorumlu olduğunu, 2 no lu davalının ise sigortalısının kusurundan dolayı sorumlu  olduğunu, bu kapsamda 2 no.lu davalıya müracaat edilmiş olmasına rağmen sonuç  alınamadığını, bu nedenle davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını ancak yapılan itiraz nedeni ile takibin durduğunu beyanla haksız mesnetsiz itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı.... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davaya konu malların hasarlanmasında kusurunun bulunmadığını, davaya konu taşıma işleminin Türkiye - Irak yapılan uluslararası kara yolu taşımacılığı olduğunu ve bu kara yolu taşımacılığına ... Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerektiğini, taşınan malların gümrük kapısında gerçekleşen çarpma sonucu hasar aldığı iddia edilse dahi buna ilişkin bir tutanağın bulunmadığını, yalnız sürücü beyanları ile ekspertiz raporunun oluşturulduğunu, oluşturulan ekspertiz raporunun kullanılamayacağını, davacı yanca davaya konu alacağın likit ve muayyen olmadığını, araştırılmaya muhtaç bir alacak olduğunu beyanla davanın reddine,  davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep  etmiştir.Davalı ... A.Ş. cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davaya konu malların hasarında kusurunun bulunmadığını, hasarın malları taşıyanın kusurundan kaynaklı olmadığını, bu nedenle hasara ilişkin alacağın taşına ve  taşıyanın sigortacısından istenemeyeceğini, taşımanın Türkiye - Irak arasında yapılan uluslararası kara yolu taşımacılığı olduğunu, davaya konu malların yükleme ve varış noktalarının iki farklı ülke olduğunu, bu ülkelerden birinin .... Konvansiyonu akit devletlerden olduğunu, taşıma işleminde ... konvansiyonu hükümlerinin uygulanmasının gerektiğini, taşınan malların gümrük kapısında gerçekleşen çarpma sonucu hasar aldığı iddia edilse dahi buna ilişkin bir tutanağın bulunmadığını, yalnız sürücü beyanları ile ekspertiz raporunun oluşturulduğunu, oluşturulan ekspertiz raporunun kullanılamayacağını, davacı yanca davaya konu alacağın likit ve muayyen olmadığını, araştırılmaya muhtaç bir alacak olduğunu, beyanla davanın reddine, davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep  etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 25/11/2021 tarih 2020/153 Esas- 2021/902 Karar sayılı kararında;\"Dava, İİK 67 maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasıdır. Davalı ... Şti vekili cevap dilekçesinde; hem davaya temel teşkil eden icra takibinin hem de davanın yetkisiz mahkemede açıldığını,... senedinden anlaşılacağı üzere davalı şirketin adresinin ''...'' olduğunu, bu nedenle hem icra  dosyası bakımından Mersin İcra Dairelerinin, itirazın iptali davası bakımından ise Mersin Mahkemelerinin yetkili olduğunu belirtmek suretiyle yetki itirazında bulunmuştur.İcra dosyasının incelenmesinde; davalı ... Ltd Şti'nin 28/05/2021 tarihli itiraz dilekçesinde takibe konu alacak bakımından Mersin İcra Dairelerinin yetkili olduğu iddiası ile icra dairesinin yetkisine itirazda bulunmuş olduğu görülmektedir. Dava dosyasının incelenmesinde; ... AŞ ile .. ... AŞ arasında taşıma sözleşmesi yapıldığı ve taşıyıcı ... AŞ'nin bu taşımadan kaynaklanan sorumluluğu itibarıyla  ... AŞ ile taşıyıcının sorumluluğu sigortası yaptığı, bu kere taşıyıcı ... Şti  ile alt taşıma sözleşmesi yaptığı ve alt taşıyıcının da   ... AŞ ile bu taşımadan kaynaklanan sorumluluğu için  taşıyıcının sorumluluğu sigortası yaptığı görülmektedir. Ayrıca dosyanın incelenmesinde; davalı Irmak ....  Şti'nin adresinin Akdeniz Mersin 'de asıl taşıyıcı ... AŞ'nin ise adresinin ise Üsküdar İstanbul'da olduğu tespit edilmiştir. İtirazın iptali davası takibe bağlı bir dava olduğu için usulüne uygun bir takip yapılmış olması ve bu kapsamda yetkili yerde bir takip yapılmış olması dava şartı niteliğindedir. Bu kapsamda somut olaya bakıldığında ve açılmış olan davanın ödenmiş olan sigorta tazminatının rücu sıfatıyla tahsili davası niteliğinde olmasından dolayı davanın tabi bulunduğu usulün üst taşıyıcı olan ... AŞ ile alt taşıyıcı olan ... Şti arasındaki ilişki esas alınmak suretiyle belirlenmesi gerektiğinden takip bakımından takibin para alacağına yönelik olması nedeniyle yetkili icra dairesinin borçlunun merkez adresi olan Mersin veya kendi merkez adresi olan İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğu ancak buna rağmen takibin İstanbul İcra Mahkemelerinde başlatıldığı ve buradan hareketle davanın da İstanbul'da açılmış olduğu görülmektedir. Takibe konu alacağın ... AŞ ile ... Şti arasında akdedilmiş olan alt taşıyıcılık sözleşmesinin gereği gibi ifa edilmemiş olmasına yönelik iddiadan kaynaklanması ve bu iddia kapsamında kalan alacak bakımından yetkili icra dairesinin ... AŞ ile... Şti'nin durumuna göre belirlenmesi gerektiğinden ve bu kapsamda takibe konu alacağın para alacağı olması da gözetildiğinde yetkili icra dairesinin TBK m. 89 kapsamında... AŞ'nin Üsküdar İstanbul adresi itibarıyla İstanbul Anadolu İcra Daireleri veya borçlu... Şti'nin Mersin adresi itibarıyla Mersin İcra Daireleri olmasına rağmen takibin İstanbul İcra Dairesinde başlatılmış olması gözetildiğinde usulüne uygun bir takip yapılmadığı anlaşıldığından dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir....\"gerekçesi ile ''Davanın USULDEN REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu icra takibinin İİK md. 50, HMK md. 6 ve HMK md. 7 hükümleri uyarınca yetkili icra müdürlüğü nezdinde başlatıldığını, huzurdaki dava usulüne uygun başlatılan bir icra takibine dayandığından, yerel Mahkemenin huzurdaki davayı dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddetmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, somut olayda hem icra takibinin hem de davanın yetkili yerde açıldığını;Yerel mahkemenin icra müdürlüğünün yetkisine yönelik değerlendirmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ilgili HMK ve İİK hükümlerine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, mahkemelerin ve icra müdürlüklerinin yetkisinin münhasıran belirtilen kanun maddelerine göre belirlendiğini, Yerel mahkemenin bu kapsamdaki değerlendirmesinin hatalı, eksik ve kendi içerisinde çelişkili olduğunu, davanın müvekkili tarafından ödenen sigorta tazminatının rücuen tahsili talebine ve/veya alt taşıma sözleşmesinin gereği gibi ifa edilmemiş olmasına yönelik iddiadan kaynaklanmasının, yetkinin üst taşıyıcı ve alt taşıyıcı arasındaki hukuki ilişki baz alınarak değerlendirilmesini zorunlu kılmayacağını, bu sebeple Yerel mahkemenin kararının ortadan kaldırılması gerektiğini; Somut olayda itirazın iptali davasının bütün şartlarının mevcut olduğunu, bu sebeple Yerel mahkeme tarafından huzurdaki davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, Yerel mahkemenin aynı güzergahta 1 no'lu davalı tarafından gerçekleştirilen ve 2 no'lu davalı tarafından teminat altına alınan bir başka karayolu taşımasında meydana gelen hasara istinaden aynı taraflar aleyhine ikame edilen bir başka davada davalılar tarafından öne sürülen yetkisizlik iddiasını reddettiğini ve davanın kabulüne karar verdiğini;Somut olayda fiili taşıyıcı ...'ın emtia hasarına pervasızca hareket niteliğindeki ağır kusuru ve ihmali ile sebebiyet verdiğini, bu nedenle ... md. 29 uyarınca zararın tamamından ağır kusur ve ihmali nedeniyle sorumlu olduğunu, diğer davalı ... Sigortanın ise, ... şirketinin dava konusu taşımadan kaynaklanan sorumluluklarını teminat altına aldığını, bu sebeple davalıların aynı şartlarda, hasardan kaynaklanan zararların tamamından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu;İlk derece yargılamasında alınan bilirkişi raporunun, dosya kapsamına uygun, denetime ve karar vermeye elverişli olmadığını, bu nedenle kendileri tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilmiş olmasına rağmen, Yerel mahkemenin dosyayı itirazları doğrultusunda incelenmek üzere yeni bir bilirkişi heyetine tevdi etmediğini, hukuka aykırı gerekçelerle davanın reddine karar verdiğini, Yerel mahkemenin hukuka aykırı ret kararı ortadan kaldırılarak gerekli inceleme ve değerlendirmenin yapılması akabinde huzurdaki davanın talepleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini; Davaya konu icra takibinin usulüne uygun olduğunu, yetkili yerde başlatıldığını, Yerel mahkemenin de, huzurdaki dava bakımından yetkili olduğunu, Yerel mahkemenin gerekçeli kararında son derece hatalı bir değerlendirme ile yetkinin üst taşıyıcı ... A.Ş. ile... arasındaki ilişki esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, takibin para alacağına yönelik olması nedeniyle yetkili icra dairesinin borçlunun merkez adresi olan Mersin veya kendi merkez adresi olan İstanbul Anadolu Mahkemeleri olabileceğini, İstanbul Mahkemelerinin hem dava hem de icra takibi yönünden yetkisiz olduğunu değerlendirdiğini;İcra İflas Kanunu md. 50 incelendiğinde; para veya teminat borçları bakımından takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanacağının düzenlendiğinin görüldüğünü, Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 6 uyarınca genel yetkili mahkemenin davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, aynı kanunun 7. maddesine göre, davalı sayısı birden fazla ise davanın, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceğini;Somut olayda her iki davalının da, dava konusu alacağın tazmini bakımından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davalılardan ... Sigorta'nın merkezinin Sarıyer / İstanbul'da bulunduğunu, bu nedenle İstanbul Çağlayan İcra Müdürlükleri'nin, İİK md.50, HMK md. 6 ve 7 maddeleri uyarınca pekala yetkili olduğunu, somut olayda usulüne uygun bir icra takibi yapılmadığının ileri sürülemeyeceğini, aynı hukuki gerekçeler tahtında Yerel mahkemenin de huzurdaki dava bakımından yetkili olduğunu;Yerel mahkemenin, huzurdaki dava ve dava konusu icra takibi ile müvekkili tarafından ödenen sigorta tazminatının rücuen tahsili talep edildiğinden, yetkinin üst taşıyıcı ve alt taşıyıcı arasındaki hukuki ilişki baz alınarak değerlendirilmesi gerektiğini belirttiğini, Yerel mahkemenin bu değerlendirmesinin yukarıda zikredilen kanun hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, huzurdaki davanın iki davalısı bulunduğunu, sigortalı....Şirketinin, üstlenmiş olduğu taşıma işini davalı... Şirketine taşere ettiğini, taşımayı gerçekleştiren fiili nakliyeci ... Şirketi ise diğer davalı ... Sigorta tarafından sorumluluk sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, her iki davalının da, sorumlulukları altında bulunan taşıma sürecinde meydana gelen hasar nedeniyle müvekkiline karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu;<br>Yerel mahkemenin ise, takibin başlatıldığı icra müdürlüğünün yetkisini değerlendirirken dosyanın diğer davalısı olan ... A.Ş.'yi tümüyle görmezden gelerek, yalnızca fiili nakliyeci ... Şirketini değerlendirdiğini ve dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verdiğini,  halbuki HMK md. 7. uyarınca, davalı sayısı birden fazla ise davanın, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceğini, Mahkemenin kanuna aykırı bu değerlendirmesinin hiçbir hukuki dayanağı olmadığını, sigorta rücu davaları ya da alt taşıma sözleşmesinin hiç ya da gereği gibi ifa edilmemiş olmasına yönelik olarak bu şekilde düzenlenmiş özel bir yetki kuralı mevcut olmadığını, bu sebeple Yerel mahkemenin hukuka aykırılık teşkil eden ret kararının yapılacak istinaf incelemesi neticesinde ortadan kaldırılması gerektiğini; Somut olayda itirazın iptali davasının bütün şartlarının mevcut olduğunu, Yerel mahkeme gerekçeli kararında, itirazın iptali davası takibe bağlı bir dava olduğu için usulüne uygun ve yetkili bir yerde takip yapılmasının dava şartı niteliğinde olduğunu belirtmişse de, icra dairesinin yetkisini hatalı değerlendirdiğini, takip borçlularının, takip konusu borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiklerini, huzurdaki itirazın iptali davasının, davanın tabi olduğu usul ve hukuk kurallarına uygun olarak ikame edildiğini, müvekkilinin huzurdaki davanın ikame edilmesinde hukuki yararı bulunduğunu, bu sebeple huzurdaki dava yönünden aranan tüm dava şartlarının mevcut olduğunu; Huzurdaki davayı reddeden Yerel mahkemenin, yine Türkiye - Irak karayolunda gerçekleştirilen başka bir taşımada aynı şekilde meydana gelen hasara istinaden aynı taraflar aleyhine ikame edilen bir başka davanın kabulüne karar verdiğini, Yerel mahkemenin son derece benzer özelliklere sahip iki ayrı ihtilaf yönünden vermiş olduğu kararlar arasındaki bu çelişkinin, huzurdaki davanın reddine yönelik kararının hukuka aykırı olduğunun bir diğer ispatı olduğunu, HMK md. 137 vd. hükümleri uyarınca Yerel mahkemenin ön incelemede; dava şartlarını ve ilk itirazları inceleyeceğini, kati suretle Yerel mahkemenin hukuka aykırı değerlendirmesini kabul anlamına gelmemek kaydı ile, somut olayda Mahkemenin tahkikat aşamasına geçmiş, bilirkişi incelemesini tamamlamış akabinde hiçbir hukuki temeli olmayan bir değerlendirme ile dava şartı yokluğundan davanın reddine karar vermiş olduğunu; Davalıların ağır kusur ve ihmalleri nedeniyle meydana gelen emtia hasarının tazmininden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, somut olayda emtia hasarının, emtia yüklü araç gümrük kapısından geçtiği esnada taşınan emtianın taşıyıcı tarafından gümrük kapısına sürtülmesi suretiyle meydana geldiğini, teknik açıdan bilirkişi raporunda da yerinde bir şekilde tespit edildiği üzere; profesyonel olarak taşımacılık işi ile uğraşan ve birçok defa aynı güzergahta taşıma gerçekleştirmiş olan 1 no'lu davalının, taşıma güzergahı üzerinde bulunan gümrük kapısının yüksekliğini, gabari kontrollerini gerçekleştirmesi, taşınan emtianın kapıdan hasarsız bir şekilde geçip geçemeyeceğini bilmesi, ölçmesi ve emtia yüklü aracın gümrük kapısından hasarsız geçebilmesi için gerekli tedbirleri alması gerektiğini, taşıyıcı taşıma öncesinde güzergahın risklerini kontrol etmesi, icap ederse taşımayı bir eskort araç eşliğinde gerçekleştirmesi, şayet emtianın taşıma sürecinde hasara uğrayacağı yönünde şüpheler var ise yük ilgilisine güzergahın risklerini bildirerek talimat istemesi gerektiğini;Somut olayda davalının gerek yükün gerekse geçiş yapılacağı önceden bilinen gümrük kapısının özelliklerini bildiğini, ancak somut olayda taşıyıcının adeta hasarın meydana gelme ihtimalini göze alarak hiçbir tedbir almaksızın ve kontrol gerçekleştirmeksizin emtia yüklü araç ile gümrük kapısından geçmiş ve emtianın gümrük kapısına sürtülerek hasarlanmasına sebebiyet verdiğini, taşıyıcı araç sürücüsünün elinden gelen tüm dikkat ve özeni gösterdiğinin söylenemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davalı taşıyıcının emtia taşıması için özel yük taşıma belgesi temin etmesinin, taşıyıcı sıfatıyla sorumluluğunu hafifletmemekte ya da ortadan kaldırmamakta olduğunu, aksine, özel yük taşıdığını bilen ya da bilebilecek durumda olan davalının, buna rağmen göstermiş olduğu ihmal derecesinin ağır kusurun ve pervasız hareketinin varlığını ortaya koyduğunu, CMR md. 29 uyarınca, emtia hasarına ağır kusuru, pervasız hareketi ve ihmali ile sebebiyet veren taşıyıcının, taşıyıcının sorumluluğunu sınırlandıran veya ortadan kaldıran hükümlerden faydalanamayacağını; Emtia hasarı 1 no'lu davalının sorumluluğu ve hakimiyeti altında ifa edilen taşıma sürecinde, davalının ağır kusur ve ihmalleri neticesinde davalının emtiaya nezaret etme, dikkat ve özen gösterme yükümlülüğünü gereği gibi ifa etmemesine bağlı olarak meydana geldiğini, 1 no'lu davalı davalı ... Şirketi'nin taşıma aracının ruhsat ve yetki belgesi sahibi olması dolayısıyla meydana gelen emtia hasarından aynı zamanda \"işleten\" sıfatıyla da sorumlu olduğunu, davalıların emtia hasarından sınırlı olarak sorumlu olmasının mümkün olmadığını;Huzurdaki dava kapsamında alınan raporda bilirkişi heyetinin tespitinin aksine somut olaya CMR Konvansiyonu md. 23/3 uyarınca yapılan sınırlı sorumluluk hesabına göre huzurdaki dava ile talep edilebilecek gerçek zarar tutarının 25.090,51 TL olabileceğinin değerlendirildiğini, bilirkişi heyetinin bu tespitinin kabul edilebilir olmadığını, yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde detaylıca izah edildiği üzere ... kur karşılığı bakımından hasar tespit tarihinin esas alınmış olmasının hukuka aykırı olduğunu, Özel Çekme Hakkı şeklinde ifade edilen \"...\" meblağının, CMR md. 23/7 uyarınca olayla ilgilenen mahkemenin bulunduğu Devletin ulusal parasına, karar tarihindeki cari kur değeri üzerinden tahvil edileceğini, Yargıtay'ın müstakar içtihadının da bu yönde olduğunu,  kaldı ki, kati suretle dava konusu tazminat talebi tutarının taşıyıcının sorumluluk limiti üzerinde kaldığını kabul anlamına gelmemek kaydı ile, yukarıda ayrıntıları ile izah edildiği üzere, somut olayda sınırlı sorumluluk hükümlerinin uygulama alanı bulmasının mümkün olmadığını, zira somut olayda taşıyıcının emtia hasarına ağır kusuru ve ihmali ile sebebiyet verdiğini, bu nedenle davalıların CMR md. 29 uyarınca hasardan kaynaklanan zararların tamamından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını;Üstelik, davanın taraflarından biri alınan rapora itiraz etmiş olmasına rağmen, Yerel mahkemece yeni ya da ek bir rapor alınmamış olmasının usule ve kanuna aykırı olduğunu beyanla İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, uluslararası kara yolu ile taşınan emtianın hasarlı şekilde teslim edildiği iddiası ile sigortalıya ödenen tazminatın alt taşıyıcı ile sigortacısından rücuan tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamından; davacı tarafından dava dışı ... A.Ş.'nin ... Poliçesi ile ve 01/06/2019 ila 2020 tarihleri arasında geçerli olmak üzere sigortalandığı, dava konusu taşımanın sigortalı şirket tarafından üstlenildiği ve davalı ... Şirketi'ne devredildiği, davalının alt taşıyıcı olduğu, davalı  ... ve ...dan 01/02/2019 ila 01/02/2020 tarihleri arasında gerçekleştirilecek taşımaların diğer davalı ...A.Ş. tarafından ... Poliçesi ile sigortalandığı, davacı tarafından, dava dışı  ... A.Ş.'nin taşıma işini üstlendiği emtianın 11/10/2019 tarihli taşıma sırasında hasara uğradığı ve emtia hasarı nedeniyle sigortalıya yapılan tazminat ödemesi ile sigortalının haklarına halef olunduğundan bahisle ödenen tazminatın davalılardan tahsili için ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalı  ... ve ... Şirketi tarafından takipte icra dairesinin yetkisine, borca ve ferilerine itiraz edildiği, adı geçen davalının yerleşim yeri adresinin \"Akdeniz/Mersin\" olduğu, davalı ... A.Ş. tarafından da takipte borca ve ferilerine itiraz edildiği, adı geçen davalının yerleşim yeri adresinin \"Sarıyer/İstanbul\" olduğu, Mahkemece takibin sigortalının haklarına halef olunduğundan bahisle açılmış olması sebebiyle yetkili icra dairesinin belirlenmesinde dava dışı sigortalı ile davalı taşıyıcı arasındaki hukuki ilişkinin esas alınacağı ve buna göre takibin ancak davalının veya davacının yerleşim yerindeki icra dairesinde başlatılabileceği, bu icra dairelerinin ise Mersin veya İstanbul Anadolu İcra Müdürlükleri olduğu, buna göre takibin yetkili icra dairesinde başlatılmadığı ve usulüne uygun bir icra takibi bulunmadığı gerekçesi ile özel dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Davada uluslararası taşıma söz konusu olduğundan uygulanması gereken CMR Konvansiyonu'nun 31. maddesi uyarınca; bu Sözleşmeye göre yapılan taşımalardan ortaya çıkan davalarda davacı taraflar arasında anlaşma ile belirlenmiş, akit taraf mahkemelerinde dava açılabilir. Ayrıca davalının mutaden ikamet ettiği veya taşıma mukavelesinin akdedildiği esas iş yerinin, veya şubesinin veyahut da acentasının bulunduğu yerlerde; taşımacının yükü aldığı veya teslim yeri olarak gösterilen yerlerde de dava açılabilir. Bunlar dışında başka mahkemelerde dava açılamaz.İcra ve İflas Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca; para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca; davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir. Somut olayda; davacı tarafından her iki davalıya/borçluya karşı HMK'nın 57. maddesi uyarınca birlikte takip başlatıldığı, her ne kadar davalı ... Şirketi'nin yerleşim yeri adresine göre Mersin İcra Daireleri takipte yetkili ise de, davalılardan ... A.Ş.'nin yerleşim yeri adresine göre İstanbul İcra Müdürlüklerinin de yetkili oldukları, davalı borçlular yönünden ortak yetkili bir icra dairesinin bulunmadığı, yine dosya kapsamında takibin, sırf davalı/borçlu... Şirketi'ni kendi yerleşim yerinde bulunan icra dairesinden başka bir icra dairesine getirmek amacıyla İstanbul İcra Dairelerinde başlatıldığına yönelik bir iddia ve delil sunulmadığı, kaldı ki bu halde dahi Mahkemece her bir davalı yönünden geçerli bir takip olup olmadığının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekeceği, sonuç olarak yetkili icra dairesinde usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibi bulunduğundan Mahkemece aksi gerekçe ile verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmış ve davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a4 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için Mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/02/2023 tarih ve 2022/293 Esas- 2023/115 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a4 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 4-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 03/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddeleri gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fd07f6e1376ddebf","SID":"aa7931f75d7d94a8"}}