{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/848 Esas<br>KARAR NO:2024/1503 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI:2023/414 Esas - 2023/803 Karar<br>TARİHİ:24/10/2023<br>DAVA:5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç)  (Tazminat)<br>KARAR TARİHİ:03/10/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacının, ... AŞ’den  hisse senedi ve fon satın aldığını ve fonların yönetimi için de ... AŞ’nde hesap açtığını, çeşitli zamanlarda hesap hareketlerini talep etmişse de belirli bir aralıkta bulunan hareketlerin kendisine verildiğini ancak neyin nasıl yapıldığına dair hiçbir zaman açıklama yapılmamış olduğunu, 08.11.2016 dan sonra hesabın kapanmış olduğu bilgisinin verildiğini, hesabın nasıl ve kim tarafından kapatıldığı bilgisinin ise verilmediğini, 2000 / 2011 arası dökümü istendiğinde ise zamanaşımı nedeniyle kayıtlara ulaşılamadığı bilgisi verilerek ört bas edilmeye çalışıldığını, davacıya ait fonların, bilgisi dışında satılarak veya başka bir yolla yok edildiğini beyanla banka ve yatırım firmasındaki hesapların, uzman bir bilirkişi tarafından incelenerek fon bedelleri ve kar paylarının tespit edilecek nominal değerlerinin ve kar payının faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı . ..A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle;  HMK 6. madde uyarınca ''genel yetkili mahkemenin davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi'' olduğunu, İstanbul (Çağlayan) Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının talep ettiği alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı ile müvekkili banka arasında, iddia ettiği gibi bir fon ve hisse alım, satımı ile bunların yönetilmesine dair hukuki bir ilişki bulunmadığını, izah olunan sebeplerle müvekkili banka yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini, davacının kendisine herhangi bir bilgi verilmediği yönündeki iddialarının tamamen gerçek dışı ve kötü niyetli olduğunu, yargılama harç ve giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, arabuluculuk şartının yerine getirilmeden davanın açıldığını, davalı şirket tarafından davacının hesabının resen kapatılması yönünde bir süreç yürütülmediğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin  davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 24/10/2023 tarih 2023/414 Esas - 2023/803 Karar sayılı kararında;<br>\"....Somut olayda; davacı tarafından davalı ... AŞden alınan hisse senedi ve fonların yönetimi için ... AŞ nezdinde yatırım hesabı açıldığı, dava dilekçesinde açıkça belirtildiği üzere davacının emekli olduktan sonra ikramiyesinin bir kısmı ile bu işlemleri yaptığının belirtildiği, ... müşteri tanıma formunda \"risk almayı istemem \"seçeneğinin işaretli olduğu,  emsal İstanbul BAM 12HD 2019/1594 esas, 2019/1208 karar sayılı ilamı, İstanbul BAM 44 HD 2021/359 esas, 2021/451 karar sayılı ilamı, Ankara 21. HDnin 2021/1927 esas, 2022/152 karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere aradaki ilişkinin bankacılık sözleşmesi benzeri bir sözleşme niteliğinde olup Yargıtay uygulamasında da bankacılık sözleşmesi kapsamında değerlendirildiği (Yargıtay 11 HD nin 2017/692 E.-1393 K. ,2017/6 E.-4020 K. sayılı emsal kararları), davacının emekli ikramiyesini değerlendirmek üzere hareket ettiğinden ve işlemin boyutu dikkate alındığında davalının hukuki işlem içerisinde tüketici konumunda olması nedeniyle yapılan bu işlemin  bir tüketici işlemine vücut verdiği anlaşılmaktadır.  6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na göre özel ve sonra yürürlüğe giren bir Kanun'dur. Davaya konu yolcu taşıma sözleşmesi,  -Türk Ticaret Kanunu'na göre özel nitelikte ve sonradan yürürlüğe giren bir kanun olan- 6502 sayılı Kanun'un 3/1-l hükmü gereğince mutlak bir ticari davaya konu olmayacaktır. Eldeki uyuşmazlıkta; davacı tüketici olup  aradaki ilişki bankacılık işlemi olup bir tüketici işlemi niteliği taşıdığından; 6502 sayılı Kanun'un 73/1 maddesi uyarınca eldeki davada Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c maddesine göre, görev bir dava şartıdır. Yine aynı kanunun 115. maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında Mahkemece re’sen araştırılması, bulunamadığı takdirde davanın usûlden reddine karar verilmesi gerektiğinden, Mahkememizin görevsiz olması nedeniyle aşağıdaki hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile ''Davanın, görev dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE'' karar verilmiş ve karara karşı davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Huzurdaki davada İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/414 E. - 2023/803 K. Sayılı, 24.10.2023 Tarihli usul ve yasaya aykırı kararı ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın tüketici mahkemesine gönderilmesine karar verildiğini, davaya bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan Yerel mahkemenin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurma gereği doğduğunu;6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının f bendi uyarınca tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlemlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığını, müvekkili ... A.Ş.'nin Türkiye Cumhuriyeti sınırları dahilinde faaliyet gösteren sermaye piyasası faaliyetlerinin ve kurumlarının bağımsız idari otorite olarak tek regülatörü olan Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yetkilendirilmiş bir aracı kurum olduğunu, söz konusu tanım uyarınca da müvekkili şirketin ayrıca bir finansal kurum olduğunu, bu sebeple 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda açıkça belirtildiği şekilde, müvekkili şirketin bir finansal kurum olması sebebiyle kendisi tarafından sunulan faaliyetlerden doğan hukuk davalarının ticari dava olarak nitelendirilmek zorunda olduğunu;Müvekkili şirket tarafından davacıya sunulan hizmetlerin tüketici işlemiyle ilgisinin bulunmadığını, davacının müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilen alım satım işlemlerine aracılık faaliyeti ile kar elde etme amacıyla hareket ettiğini, davacıya tek seferde kullanılmakla tükenen bir hizmet veya ürün sunmadığını, davalının işlemlerini gerçekleştirmesi için gereken aracılık hizmetini sunduğunu ve bu aracılık hizmetinin çok sayıda işlemi kapsadığını, bu sebeple İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından müvekkili tarafından davalıya sunulan hizmetlerin tüketici işlemi niteliğinde olduğuna dair tespitin tamamen hatalı olduğunu, davalının, saf kar elde etmek ve finansal sıhhatini güçlendirmek amacıyla söz konusu işlemleri gerçekleştirdiğini, yatırım hizmetlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların tüketici işlemi sayılmayacağını, ticari nitelikte iş olarak değerlendirileceğini ve yatırım hizmetlerinden kaynaklı uyuşmazlıklara dair ticaret mahkemelerinin görevli olacağına dair Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından E. 2017/2348, K. 2019/82 numaralı ve 07.02.2019 tarihli kararın bulunduğunu;Söz konusu karar uyarınca da, yatırım işlemlerinin ticari amaçlı olduğuna vurgu yapıldığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde de bu hususlara yer verildiğinin belirtildiğini, nitekim, müvekkili şirket ile davalı arasında imzalanan sözleşmelerde de, müvekkili şirket tarafından davalıya menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının alım satımı kapsamında aracılık hizmeti verildiğinin belirtildiğini, menkul kıymet alım ve diğer sermaye piyasası araçlarının alım satımının ise kar amaçlı yapıldığının açık olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalı ile imzalanan sözleşmeler kapsamında davalıya sunulan ön bilgilendirme formu ve risk bildirim formu belgelerinde de davalının yatırım işlemleri sonucunda hem kar hem de zarar edeceği açıkça belirtilmiş olup, yatırım işlemlerinin ticari niteliğine vurgu yapıldığını; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK)’un 3 üncü maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi”, olarak tanımlandığını, tüketici sözleşmesinde iki taraf mevcut olup, zıt amaçların güdülmesi gerektiğini, yani bir taraf ticari veya mesleki amaçlarla hareket ederken karşısında yer alan kişinin tüketici olarak varsayılabilmesi için bunun tersine bir amaçla yani ticari veya mesleki olmayan amaçla (kâr elde etme amacı olmaksızın) hareket etmesi gerektiğini;<br>Somut uyuşmazlıkta, taraflar arasında imzalanan çerçeve sözleşmeye göre her iki taraf da aynı amaç doğrultusunda hareket etmekte olduğunu, davacı tarafın da \"kar elde etme\" amacı güderek hareket ettiğini, dolayısıyla böyle bir durumda davacının \"tüketici\" konumunda olduğundan bahsedilemeyeceğini, yakın zamanda müvekkili şirketin davalı olduğu benzer bir davada verilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2023/1055 E. - 2023/1390 K. Sayılı 20.09.2023 tarihli ilamında; \"Davacının hizmeti, davalı yatırım şirketinden finansal işlemler için aldığı, hizmetin alınma amacının öncelikle göz önünde bulundurulması gerektiği anlaşılmakla, davacının bu ticari amacı karşısında tüketici sayılması mümkün değildir. Sonuç olarak, eldeki uyuşmazlıkta davacının tüketici konumunun bulunmadığı,ticari amaç güttüğü anlaşılmakla,taraflar arasında TTK'dan kaynaklanan uyuşmazlıkların TTK'nın 4. ve 5. maddeleri gereğince ticaret mahkemesinde görülüp çözümlenmesi gerektiğinden,\" denildiğini beyanla sunulan tüm Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararları karşısında davacının yatırım amacı ile yani ticari amaçla hareket ettiği de göz önünde bulundurulduğunda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/414 E. - 2023/803 K. Sayılı, 24.10.2023 Tarihli usul ve yasaya aykırı kararının istinafen incelenerek bozularak kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, sermaye piyasası araçlarının alım, satım ile saklanmasına ilişkin Yatırım Hizmetleri Çerçeve Sözleşmesi'ne aykırılık nedeniyle oluştuğu iddia edilen zararın tazmini talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br> 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri (HMK)’nın 1’inci maddesinde mahkemelerin görevinin, ancak kanunla düzenlenebileceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirtilmiştir.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK)’un 3’üncü maddesinde tüketici; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi”, sağlayıcı; “Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi”, tüketici işlemi ise \"Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi\" olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun  73/1 bendinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğan uyuşmazlıklarda da tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş olup, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engelleyemeyeceği  83/2 bendinde açıklanmıştır.Yukarıda açıklanan hükümler karşısında; tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın veya sözleşmenin TTK'nun 4 ve 5. madde hükümleri kapsamında kalan kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur. Nitekim 6502 sayılı TKHK’nın 49’uncu maddesinde “Finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşmeler” başlığı altında finansal hizmetlerin, her türlü banka hizmeti, kredi, sigorta, bireysel emeklilik, yatırım ve ödeme ile ilgili hizmetleri ifade edeceği, finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşme, finansal hizmetlerin uzaktan pazarlanmasına yönelik olarak oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde, sağlayıcı ile tüketici arasında uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle kurulan sözleşmeler olduğu belirtilmiştir. Finansal Hizmetlere İlişkin Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği'nin 4.maddesinin \"a\" bendinde; finansal hizmetin her türlü banka hizmeti, kredi, sigorta, bireysel emeklilik, yatırım ve ödeme ile ilgili hizmetleri, aynı yönetmeliğin 8.maddesinde de; cayma hakkının kullanımı ve tarafların yükümlülükleri düzenlenmiştir. Finansal hizmetlerin tüketici işlemi kapsamına alındığı yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerden anlaşılmaktadır. Diğer değişle  işin sadece finansal olması işlemin tüketici işlemi olmadığını göstermeyecektir. Yine enflasyonist ülkelerde, bireysel tasarruflarını çeşitli yatırım araçları ile değerlendirmek isteyen gerçek kişilerin, \"kar kazanç\" elde etme amacıyla hareket ettiklerinden bahisle tüketici sayılamayacakları yönündeki bir kabulün, bireysel tasarruflarını değerlendirmek için finansal mahiyette yatırım veya yatırıma aracılık hizmeti alan bireylerin, TKHK'nun 49. hükmü ile sağlanan yasal güvenceye aykırı şekilde tüketicinin korunmasınilişkin ilke ve düzenlemelerin kapsamı dışında tutulması sonucunu doğuracağı açıktır.Doktrinde de tasarruf sahibi bireysel yatırımcının bir aracı kurum ile çerçeve sözleşmesi imzalamasının tüketici işlemi olduğu ve tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmektedir. (bkz. Füsun Nomer Ertan; Sermaye Piyasası Hukuku Toplantı Serisi-Tebliğler Tartışmalar, sayfa 24-25). Somut olayda dosyaya sunulan yatırım hizmetleri çerçeve sözleşmesi ve ekleri ile hesap dökümleri birlikte incelendiğinde, davacı gerçek kişi, tacir olmayıp 6502 Sayılı Kanunun 49. maddesinde tanımlanan finansal hizmetleri alan tüketici  konumunda ve taraflar arasındaki Yatırım Hizmetleri Çerçeve Sözleşmesi de 6502 Sayılı Kanunun 49. maddesi kapsamında tüketici işlemi mahiyetinde olduğundan Mahkemece verilen görevsizlik kararı doğrudur.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı ... A.Ş.'nin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... A.Ş.'nin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 683,10 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 255,50 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 03/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e3b35f874204a768","SID":"5798cf1bd6a1b42d"}}