{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1203 Esas<br>KARAR NO:2024/1504 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI:2023/957 Esas- 2024/353 Karar<br>TARİH:07/05/2024<br>DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>KARAR TARİHİ:03/10/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili bankanın .... Şubesi borçlusu ..... .... ...'nın bankada kullandığı kredilerin teminatı olarak, keşidecisi ... (TC: ...) olan ... Bankası ...Şubesine ait, 16/11/2015 keşide tarihli, keşide yeri İstanbul olan 22.000,00 TL bedelli çek verildiğini, iş bu çekin kambiyo vasimi yitirmesinden dolayı 30/10/2017 tarihinde .... sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, icra dairesi tarafından sehven kambiyo senetlerine özgü ödeme emri gönderildiğini, borçlunun İstanbul Anadolu 13. İcra Hukuk Mahkemesi 2017/758 esas sayılı dosyaya yapmış olduğu şikayet neticesinde ödeme emrinin iptaline karar verildiğini, bu karar üzerine borçluya karara ve takip talebine uygun ödeme emri gönderildiğini, davaya konu 2017/27484 esas sayılı dosya istendiğinde söz konusu itirazın asılsız olduğunun anlaşılacağını beyanla davalının itirazının iptali ile birlikte takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili davanın tamamen ıslahına ilişkin dilekçesi ile; bilindiği üzere TTK'nın 818. maddesinin m fıkrasının yollamasıyla çeklerde de uygulanan TTK'nın 732. maddesinde; \" zamanaşımı sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin hamiline karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar.\" hükmünü içerdiğini, keşidecisi davalı olan çekin yasal süresi içerisinde ibraz edilmemiş olması sebebiyle kambiyo senedi vasfını yitirmiş olmasının çekin keşidecisi olan davalının sebepsiz zenginleşmeden doğan sorumluluğunu sona erdirmeyeceğini, davalının sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde müvekkili bankaya borçlu olduğunu, bu nedenle takibe itirazın haksız olduğunu beyan ederek itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu icra takibine dayanak olan ... Bankası ...Şubesine ait 16/11/2015 keşide tarihli, 22.000,00 TL bedelli, keşidecisi müvekkili olan çeki dava dışı .... .... ... İle ... Şti.'ne \"...\" olarak verdiğini, söz konusu çek ... Şirketi tarafından, davalı bankadan bu şirketin kullandığı kredilere karşılık teminat olarak verildiğini, takibe dayanak çekin süresinde bankaya ibraz edilmediğini, yasal süresi içinde muhatap bankaya ibraz edilmediği için kambiyo vasfını yitiren çek hakkında, davalı tarafından genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, davalı bankanın, .... .... .... İle .... Şti. ile birlikte müvekkilini de takip borçlusu olarak gösterdiğini, davacı taraf, sayın mahkemeye sunduğu dava sebebini değiştirir ıslah dilekçesinde; müvekkilinin davaya ve takibe konu çek sebebi ile sebepsiz zenginleştiğini ve TTK 732. maddesi uyarınca, kendi zararlarına zenginleşilen kısım kadar borçlu kalacağını ileri sürerek sebepsiz zenginleşme nedeniyle müvekkili hakkında davaya konu icra takibinin yapıldığını beyan ettiğini, öncelikle; davacı tarafın her ne kadar usul hukuku kapsamında dava sebebini ıslah yoluyla değiştirme hakkı bulunsa da; somut durumda bu şekilde bir yol izlenmesinin mümkün olmadığını, eğer bir taraf karşı tarafın sebepsiz zenginleştiğini iddia ediyorsa, öncelikle bunun tespitini yaptırıp iddiasını ispatlamak zorunda olduğunu, bu ispat ve tespitin ardından belirlenen sebepsiz zenginleşme miktarınca alacak ve tahsilat hakkı doğacağını, bu aşamalardan sonra icra takibine geçilebileceğini beyanla davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 07/05/2024 tarih 2023/957 Esas- 2024/353 Karar sayılı kararında;\"Dava; davacının alacaklı sıfatı ile süresinde bankaya ibraz etmediği 16/11/2015 keşide tarihli çeke dayanılarak yapılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali davasıdır....Davacı bankadan gelen müzekkere cevabından, takibe konu çekin kredi lehtarının borcuna mahsup edilmek üzere teminat amaçlı dava dışı Yalçınlar Şirketi tarafından verildiği ve davacı banka tarafından bir nev-i teminat garanti mahiyetinde muhafaza edildiği anlaşılmaktadır. Esasen bu husus tarafların da kabulündedir. İhtilaf davacının iddia ettiği gibi TTK 732. maddesine uygun bu çekten dolayı sebepsiz zenginleşmediğini ve çek bedelinin cirantalardan birine veya hamile ödediğini ispat yükünün, keşideci davalıya ait olup olmadığı ve davacının yetkili hamil sıfatını taşıyıp taşımadığı hususunda toplanmaktadır. Dava TTK 732. maddesine dayalı alacak istemine ilişkin olup davacı banka dava konusu çekin verilen kredinin teminatı olarak alındığını belirtmektedir. TTK 818. maddesinde rehin cirosu ile ilgili aynı yasanın 689. maddesine atıf yapılmadığından çekte rehin cirosu caiz değildir. Bu nedenle çeki rehin cirosu ile devralan davacı banka çekin yetkili hamili olmadığından TTK 732. maddesi uyarınca da hak sahibi olamaz. Yukarıda değinilen Yargıtay ilamları da da bu doğrultudadır.Sonuç itibariyle açıklanan nedenlerle, davacı bankanın yetkili hamil olmadığı, davalının davacının aleyhine sebepsiz zenginleştiğinden bahsedilemeyeceği ve bu durumda TTK 732. maddesi uyarınca takibe konu çekten dolayı davacı bankanın davalıdan alacaklı olamadığı kanaatiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.Ayrıca davalının kötü niyet tazminatı talebini değerlendirecek olursak; takibin, haksız ve kötü niyetli olması hâlinde davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi mümkündür. Ancak takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davalı üzerindedir. Davacı alacaklı olduğunu ispatlayamadığı için takip yapmakta haksız olsa da; davalı tarafından davacının açıkça kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından ve böylelikle İİK madde 67'deki şartlar oluşmadığından; davalının davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir...\"gerekçesi ile ''Davanın reddine,\" karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/957 E., 2024/353 K. Sayılı 07.05.2024 tarihli ilamı usul ve yasaya aykırı olup, Yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne veya dosyanın yeniden karar verilmek üzere Yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili bankanın  ...Şubesi kredi borçlusu ... Şti.'nin kredi borçlarına mahsup edilmek üzere müvekkili bankaya temlik cirosuyla devir ve ciro edilmiş olan keşidecisi davalı ... olan 16.11.2015 keşide tarihli, 22.000 TL bedelli, ...Bankası A.Ş. ...Şubesine ait.... çek nolu çekin yasal süresi içinde ibraz edilmediğinden kambiyo senedi vasfını yitirdiğini, bu sebeple müvekkili banka tarafından çek keşidecisi davalı hakkında .. Sayılı dosyasına kayden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının ilamsız takip dosyasına itiraz etmesi üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini; TTK'nun 818.  maddesinin m fıkrasının yollamasıyla  çeklerde de uygulanan TTK'nun 732. maddesi, “Zamanaşımı sebehiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin hamiline karşı onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar.” hükmünü içermekte olup, keşidecisi davalı olan çekin yasal süresi içinde ibraz edilmemiş olması sebebiyle kambiyo senedi vasfını yitirmiş olmasının çekin keşidecisi davalının yetkili hamil olan müvekkili bankaya olan sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, çek keşidecisi davalının işbu çekten dolayı sebepsiz zenginleşme hükümlerine istinaden yetkili hamil olan bankaya borçlu olduğunu ve ... Sayılı dosyasına kayden başlatılan icra takibine konu borca itiraz etmesinin haksız olduğunu; Yerel mahkeme tarafından davaya konu çekin verilen kredinin teminatı olarak alındığı, TTK 818. maddesinde rehin cirosu ile ilgili aynı yasanın 689. maddesine atıf yapılmadığından çekte rehin cirosunun caiz olmadığı, bu nedenle çeki rehin cirosu ile devralan davacı bankanın çekin yetkili hamili olmadığı ve TTK 732, maddesi uyarınca da hak sahibi olmayacağı gerekçesine dayalı olarak davamnın reddine karar verilmesinin yasaya, hukuka ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, müvekkili bankanın yetkili hamil olup TTK'nun 732. maddesinin 4. bendinin; ispat yükü, sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene aittir.” şeklindeki açık hükmüne istinaden ispat yükü kendisinde ait olan davalı sebepsiz zenginleşmediğini ispatlayamadığından davanın esastan kabulüne karar verilmesi gerekirken yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu;Müvekkili bankanın dava konusu çekin yetkili hamili olduğunu, davanın konusunu teşkil eden çekin davalı keşideci tarafından hamiline düzenlendiğini, ... Şti tarafından cirolanarak beyaz ciroyla müvekkili bankaya devir ve teslim edildiğini, ciro kaydında herhangi bir kayıt bulunmadığını, bilindiği üzere, TTK'nın 788. maddesinin 1. fıkrası uyarınca emre yazılı çeklerin (tam veya beyaz) ciro ve teslim yoluyla üçüncü kişiye devredilebileceğini ve beyaz cironun aksine bir kayıt olmadığı müddetçe temlik cirosu hükmünde olduğunu; ... Şti tarafından beyaz ciroyla müvekkili bankaya devir ve teslim edilen dava konusu çekten doğan bütün hakların müvekkili bankaya temlik cirosuyla devredildiğini, temlikin (temlik cirosunun) amacının (fonksiyonu) yapılan cironun hukuki niteliğini değiştirmeyeceğini, temlik cirosunun temlik, teminat ve teşhis fonksiyonları mevcut olup, temlik cirosunun teminat fonksiyonu bulunmasının o ciroyu teminat cirosu haline getirmeyeceğini, temlik cirosuyla devir ve teslim edilen bir çekteki çekten doğan tüm hakların ciro edilene geçtiğini;Yargıtay içtihatlarının da bu doğrultuda olduğunu, Mahkemenin gerekçeli kararında yer verdiği Yargıtay içtihatları eski tarihli olup, Yargıtay'ın konu hakkındaki son içtihatlarının değiştiğini, dava konusu çek nedeniyle sebepsiz zenginleşmediğini ispata mecbur olan davalının tanık beyanı dışında herhangi bir ispat vasıtası sunamadığını, sebepsiz zenginleşmediğini ispatlayamadığını;Davalı keşidecinin sebepsiz zenginleşmediğini yazılı delillerle ispata mecbur olduğunu, davalı keşideci ile yetkili hamil müvekkili banka arasında doğrudan bir hukuki ilişki bulunmayıp, davalının bu çek sebebiyle sebepsiz zenginleşmediğini yazılı delillerle kanıtlanması gerektiğini, davalı taraf sebepsiz zenginleşmediğini ispat için tanık deliline başvurmuş ve 12.10.2020 tarihli celsede Yerel mahkemece tanık dinlenmiş ise de davacı taraf olarak tanık dinlenmesine muvafakatlerinin bulunmadığını dava dosyasına dilekçe verilerek bildirildiğini, tanık dinlenmesine açık muvafakatleri bulunmadığı müddetçe de dinlenen tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağını;Dolayısıyla herhangi bir yazılı delil ibraz etmeyen davalının sebepsiz zenginleşmediğini ispat edemediğini, dava konusu çekten dolayı yetkili hamil müvekkili bankaya sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre borçlu olduğunu, davanın esastan kabulü ile davalının .... sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi gerektiğini beyanla İstanbul Anadolu 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/957 E., 2024/353 K. Sayılı 07.05.2024 tarihli ilamının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, davanın kabulüne, bu talebin kabul görmemesi durumunda hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere Yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, kambiyo vasfını yitirmiş çeke dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, ilk dava dilekçesi ile davacı bankanın ... Şubesine ait keşidecisi davalı olan, 16.11.2015 keşide tarihli ve 22.000 TL bedelli çekin, bankanın kredi borçlusu dava dışı ... Şti. tarafından kredi borcunun teminatı olarak verildiğini, çekin süresinde bankaya ibraz edilmemesi nedeniyle kambiyo vasfını yitirdiğini, bu nedenle davalı hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının çekten dolayı borçlu olduğunu; davanın tamamen ıslahı dilekçesi ile de; çekin dava dışı kredi borçlusu ... Şti. tarafından borca mahsuben temlik cirosu ile devredildiğini, her ne kadar çek süresinde bankaya ibraz edilmeyerek çek vasfını yitirmiş ise de, davalının çekin keşidecisi olarak TTK'nın 732. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca borçtan sorumlu ve takibe itirazının haksız olduğunu beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, çekin dava dışı ..... Şti.'ne hatır çeki olarak verildiğini, davacı banka ile arasında herhangi bir hukuki ilişki olmadığını, her ne kadar davacı taraf sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanmış ise de, öncelikle bu hususu tespit ettirmesi ardından icra takibi yapması gerektiğini, çekten dolayı sebepsiz zenginleşmediğini, davacının sebepsiz zenginleşme iddiasını ve miktarını ispat edemediğini beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamından; davacı bankanın ... Şubesine ait keşidecisi davalı olan, hamiline yazılı, 16.11.2015 keşide tarihli ve 22.000 TL bedelli çekin dava dışı .... Şti. tarafından ciro edilerek davacı bankaya verildiği, süresinde ibraz edilmeyerek kambiyo vasfını yitirmesi nedeniyle davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine konu edildiği, çekin temlik cirosu ile devredildiği, üzerinde rehin cirosu yapıldığına dair bir ibarenin olmadığı anlaşılmıştır. Davacı taraf, ilk dava dilekçesinde çekin dava dışı kredi borçlusu .... Şti. tarafından teminat amaçlı olarak verildiğini beyan etmişken, davasını tamamen ıslah ederek sunduğu yeni dava dilekçesinde çekin borca mahsuben, ödeme amacıyla verildiğini iddia etmiştir. Davanın tamamen ıslahı ile dava sebebinin değiştirilmesi mümkün ise de, dava dilekçesi ile ikrar edilen bir vakıanın değiştirilmesi mümkün değildir. Nitekim husus HMK'nın 179. maddesinde ıslahın etki etmeyeceği işlemler başlığı altında düzenlenmiştir. Buna göre gerek davacı tarafın kendi beyanı, gerekse davacı bankaya yazılan yazıya verilen 02.11.2020 tarihli cevapta bildirildiği üzere dava konusu çek, dava dışı şirket tarafından davacı bankaya kredi borçlarına teminat olarak verilmiştir. Öte yandan davalı taraf, ilk ve davanın tamamen ıslahı üzerine verdiği cevap dilekçesinde çekin, dava dışı şirket tarafından davacıya teminat amacıyla verildiği, davacının yetkili hamil olmadığı ve TTK'nın 732. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanamayacağına dair bir savunma sebebi ileri sürmemiştir. Mahkemece de kabul edildiği üzere çeke uygulanacak poliçe hükümlerinin sayıldığı 6102 sayılı TTK'nın 818. maddesinde aynı Kanun'un 689. maddesine atıfta bulunulmadığı için çekte rehin cirosu yapılması mümkün değildir. Çekte açık veya gizli (örtülü) rehin cirosu geçersizdir. Bununla birlikte Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/11-589 Esas, 2024/212 Karar sayılı ve 24.04.2024 tarihli ilamı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/2142 Esas, 2024/5411 Karar sayılı ve 01.07.2014 tarihli emsal ilamında açıklandığı üzere; diğer kambiyo senetlerinde olduğu gibi çekte de teminat amacıyla inançlı temlik cirosu yapılabilir. Her ikisi de görünüşte temlik cirosu olarak yapıldığından bu cironun teminat amacıyla inançlı temlik cirosu mu, yoksa gizli (örtülü) rehin cirosu mu olduğunun tespit edilmesi gerekir. Zira,  çeklerde yapılan cironun gizli (örtülü) rehin cirosu kabul edilmesi halinde ciro geçersiz olurken, teminat amacıyla inançlı temlik cirosu olarak kabul edilmesi halinde ise geçerli bir cironun varlığından söz edilecektir. Tereddüt bulunması halinde her ikisi de teminat vermek amacıyla yapılan ve birbiriyle karıştırılma ihtimali yüksek olan bu iki tür ciroyu birbirinden ayırmak için tarafların iradesine bakılmalıdır. Bu kapsamda tarafların kambiyo sözleşmesinde veya ellerinde bulunan belgelerde kullandıkları \"rehin\" ve \"teminat\" sözcüklerinden gizli (örtülü) rehin cirosunun, \"temlik\" sözcüğünden ise teminat amaçlı inançlı temlik cirosunun varlığı sonucu çıkarılmamalıdır. Çek üzerine yapılan görünüşte temlik cirosunun gizli (örtülü) rehin cirosu mu yoksa teminat amacıyla inançlı temlik cirosu mu olduğu hususunun tam olarak belirlenememesi halinde, sırf rehinde borçlunun durumunun daha avantajlı olduğu hususuna bakılarak değil, uygulamada (özellikle bankacılık uygulamasında) hangi işlemin tercih edilmekte olduğuna ağırlık verilerek karara varılması gerekir ki, kambiyo senedi üzerinde tam bir hak sağlaması ve alacağın rehne göre daha kolay elde edilebilmesi sebebiyle bankalar tarafından kredi işlemlerinde, teminat amacıyla inançlı temlik cirosu tercih edilmektedir. Dolayısıyla bankacılık uygulaması kapsamında taraflar arasında yapılan teminat işleminin rehin mi yoksa inançlı temlik mi olduğu hususunda ihtilaf çıkması halinde, inançlı temlik lehine fiili bir karine bulunmaktadır.Çekte rehin cirosu geçersiz olduğundan bir çeki rehin cirosuyla devralan kişinin yetkili hamil olmadığı hususu düzenleyen tarafından mutlak def'i kapsamında ileri sürülebilecek bir konudur. Ancak teminat amacıyla inançlı temlik cirosunda devreden (inanan) ile devralan (inanılan) arasındaki inanç anlaşmasına konu olan teminat hususu, inanç anlaşmasının taraflarını ilgilendirdiğinden düzenleyen tarafından hamile karşı ileri sürülemez. Başka bir deyişle teminat amacıyla inançlı temlik cirosunda senet borçlusu, devreden ile devralan arasındaki teminata ilişkin inanç anlaşmasına konu teminat hususuna dayanamaz. Zira teminat amacıyla inançlı temlik cirosunda inanç anlaşması sadece devreden ve devralanın dayanabileceği bir kişisel def'idir. Bu kapsamda senet borçlusu, devreden ile devralan arasındaki teminata ilişkin inanç anlaşmasına dayanamasa da görünüşteki temlik cirosunun esasında gizli (örtülü) rehin cirosu olduğunu iddia edebilir. Bu durumda bir çekte görünüşteki temlik cirosunun esasında gizli (örtülü) rehin cirosu olduğunu ispat yükü bu hususu iddia eden tarafa aittir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; takibe dayanak olan ve süresinde bankaya ibraz edilmeyen çekte davalı keşideci, davacı ise hamil olup davalı tarafından süresi içerisinde sunulan cevap dilekçelerinde, çekin dava dışı şirket tarafından davacı bankaya teminat amaçlı olarak verildiğine dair bir savunma sebebi ileri sürülmemiş, çekin dava dışı şirkete hatır çeki olarak verildiği iddia edilmiştir. Çekin dava dışı şirkete hatır çeki olarak verildiği iddiası kişisel def'i niteliğinde olup davacı bankaya karşı ileri sürülmesi mümkün değildir. Her ne kadar davalı tarafından esasa ilişkin son beyanda çekin teminat çeki olduğu ileri sürülmüş ise de,  çekte bulunan temlik cirosunun gizli rehin cirosu olduğu iddia edilerek bu yönde bir delil ibraz edilmemiştir. Bu minvalde tüm dosya kapsamına göre Mahkemece, çekin davacıya gizli (örtülü) rehin cirosuyla değil, teminat amacıyla inançlı temlik cirosu ile devredildiği, davacı bankanın yetkili hamil olduğunun kabulü ile davanın TTK'nın 732. maddesine dayanan sebepsiz zenginleşme davası ve ispat yükünün davalıda olduğu gözetilerek bu yönde bir değerlendirme yapılması gerekirken, davacı bankanın yetkili hamil olmadığı ve TTK'nın 732. maddesinde dayalı olarak talepte bulunamayacağından bahisle reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/05/2024 tarih ve 2023/957 Esas- 2024/353 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 03/10/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"87c3cb3dc468c267","SID":"659ce8889dece4b1"}}