{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1603 Esas<br>KARAR NO:2024/1610 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2024/351 D.İş- 2024/358 Karar <br>TARİH:09/08/2024<br>TALEP:İhtiyati Haciz<br>KARAR TARİHİ:17/10/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: İhtiyati haciz talep eden vekili dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin yurtiçi ve yurtdışı kargo taşımacılığı alanında hizmet vediğini, ait olduğu sektörün lider kuruluşlarından biri olduğunu, müvekkili ... ile ... Şirketi arasında bulunan ...Kargo Taşıma (...) Sözleşmesi kapsamında ...'nın talepleri üzerine verilen kargo hizmeti neticesinde müvekkili şirketin davalı borçludan halihazırda vadesi geçmiş 83.044.307,70 TL tutarında alacağı bulunduğunu, davalı şirketin her seferinde defaatle iletişime geçilmesi ile kısmi kısmi ödemelerde bulunulduğunu, bakiye borcu olan vadesi geçmiş 83.044.307,70 TL'yi ise ödemekten imtina ettiğini, ....'nın müvekkili şirkete 29.07.2024 tarihinde gönderdikleri mail ekinde yer alan kendileri nezdinde tuttukları hesap ekstresinde dahi müvekkili şirketin borçludan 75.511.857,11 TL alacaklı olduğunun görüldüğünü, davalı ....'ya borcunu ödemesi için son kez 30.07.2024 tarihinde ihbar mektubu iletildiğini ve 5 Ağustos tarihine kadar ödeme için süre verildiğini ancak müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını beyanla borçlunun mal kaçırma sürecine girmesi, menkul ve gayrimenkullerini alacaklıdan kaçırmak amacıyla üçüncü kişilere devretme ve bu şekilde alacaklıdan mal kaçırma hazırlıklarına başlaması ve borçlunun mallarını kaçırma işlemlerine girişmiş olması sebebiyle müvekkili şirketin 75.511.857,11 TL alacağı yönünden borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ve 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar  verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 09/08/2024 2024/351 D.İş- 2024/358 Karar sayılı kararında;\"Talep, ihtiyati haciz istemine ilişkindir. Eldeki dosya bakımından yapılan incelemede öncelikle aynı miktar ve alacak için  05/08/2024 tarihinde ihtiyati haciz talebinde bulunulmuş olmakla Mahkememizin 2024/346 D.iş Sayılı dosyası üzerinden ihtiyati haciz talebinin değerlendirilerek \"İşbu dosya kapsamında sunulan deliller ve dosyası üzerinden yapılan incelemede taraflar arasındaki ilişki açık hesap ilişkisi şeklinde yürütülmekte olup sunulan mail kaydının içeriğinde de açıkça mutabık olunan tutarın zikredilmemiş olması, ayrı bir mutabakat mektubunun sunulmamış olması sebebiyle yaklaşık ispat koşulu oluşmadığı kanaatine varılmış olup mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin 2024/486 Esas, 2024/570 Karar Sayılı, 18.04.2024 tarihli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda ihtiyati haciz talep eden vekilinin talebinin reddine\" dair  06.08.2024 tarihinde karar verilmiş olduğu, işbu karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulmaksızın işbu kez mükerrer olarak Mahkememizin bu dosyası üzerinden yeniden ihtiyati haciz talebinde bulunulmuş olduğu,  önceki talep dilekçesinin eklerinden farklı olarak talep dilekçesi ekine elektronik ortamda hazırlanmış olduğu beyan edilen mutabakat evrakının ibraz edilmiş olduğu görülmekle yapılan incelemede; öncekinden farklı olarak ibraz edilen mutabakat mektubunda açıkça karşı taraf şirketin / borçlu olduğu beyan edilen şirketin yetkilisinin elinden çıkan kaşe ve imzasının olmadığı, söz konusu gönderinin ... firmasının yetkilisi tarafından gönderilip gönderilmediği hususunun ispata muhtaç olduğu,  kayıtsız şartsız olarak mutabık olunan borç tutarının ıslak imzalı ya da 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu Çerçevesinde alınmış elektronik imza kullanılarak ... firmasınca kabul edilmiş bir cari hesap mutabakat kabul beyanı  mevcut olmadığından yüzlerce faturadan müteşekkil açık hesap şeklinde takip edilen cari hesap ilişkisi sonucunda ihtiyati haciz talep edenin karşı taraftan alacaklı bulunup bulunmadığı ve alacak tutarının ne kadar olduğunun tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde esas hakkında yapılacak yargılama esnasında bilirkişi tarafından yapılacak inceleme sonucunda tespit edilmesi gerektiğinden şu aşamada yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış olup mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette bulunan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 2024/471 Esas, 2024/623 Karar Sayılı 26.04.2024 tarihli güncel ilamı da göz önünde bulundurularak talebin reddine dair aşağıdaki şekilde karar tesis edilmiştir...\"gerekçesi ile '' İhtiyati haciz  talebinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 2024/351D.iş, 2024/358K ve 09.08.2024 Tarihli kararı ile ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş olup haksız ve hukuka aykırı olarak verilen karara karşı işbu dilekçe ile istinaf başvurusunda bulunduklarını, müvekkili şirketin yurtiçi ve yurtdışı kargo taşımacılığı alanında hizmet veren bir şirket olduğunu, borçlu a... ve ... Şirketi ile arasında bulunan ...Kargo ... Kurye) Sözleşmesi kapsamında borçlu şirketin talepleri üzerine verilen kargo hizmeti kapsamında, borçludan ihtiyati haciz talebi ile başvuru yaptıkları tarihte vadesi geçmiş 83.044.307,70 TL tutarında alacağının bulunduğunu, Yerel mahkeme dosyası kapsamında bulunan ve dosyaya sunulan cari hesap dökümünden de anlaşılacağı üzere, borçlu şirket vadesi gelmiş borcuna istinaden kısmi ödemelerde bulunmuş ise de hali hazırda borçludan ihtiyati haciz talebi ile başvuru yaptıkları tarihte vadesi geçmiş müvekkilinin haklı alacağını teşkil eden 83.044.307,70 TL'yi ödemekten imtina ettiğini; Borçlu şirketin müvekkili şirket nezdinde borcunun bulunduğunun kendisinin dahi kabulünde olduğunu, borçlu şirket tarafından 29.07.2024 tarihinde kendisi tarafından tutulan hesap ekstresinin günümüz şartlarında birincil çalışma şekli olduğu kuşkusuz olan mail ortamında müvekkiline iletildiğini, bizzat borçlu tarafından tutulan ve bir nevi borç ikrarı olarak müvekkiline gönderilen mail tarihinde müvekkili şirketin borçludan kendisinin tuttuğu ekstreye göre 75.511.857,11-TL alacaklı olduğunu, nitekim başvuru dileksi ekinde borçlunun müvekkiline gönderdiği e-mail ve ekini sunduklarını, borçlu tarafça tutulan ve dahi müvekkiline gönderilen cari hesap dökümünü kabul etmemekle ve müvekkili  şirket carisi ile ... şirketinin cari ekstresi arasındaki farka ve fazlaya ilişkin dava haklarını saklı tutmakla birlikte; ...'nın ilettiği hesap mutabakatı ile müvekkili şirketin alacağının 75.786.157,14 TL'sinin taraflar arasında ihtilafsız ve bu tutarın borçlunun kabulünde olduğunun açık olduğunu; Yine  ...'nın müvekkili şirkete 30.07.2024 tarihinde ilettiği 2024/6 dönemi cari hesap mutabakatında  da;  müvekkili şirketin borçludan 75.786.157,14 TL alacaklı olduğunun görüldüğünü, hesap mutabakatı bizzat borçlu tarafından elektronik ortamda müvekkiline iletilmiş olup sistem üzerinden mutabık olup olmadığının sorulduğunu, bu kapsamda; ihtiyati haciz taleplerinde müvekkili şirketin fazlaya ilişkin tüm hakları saklı tutulmak kaydıyla borçlunun da kabulünde olan 30.07.2024 tarihinde ilettiği 2024/6 dönemi cari hesap mutabakatında borçlu olduğunu bildirdiği tutar olan 75.786.157,14 TL üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesi talebinde bulunulduğunu; Yerel Mahkeme'nin kararında daha önce 2024/346 D.iş Sayılı dosyası üzerinden de ihtiyati haciz talebinde bulunulduğu ve ihtiyati haciz talep eden vekilinin talebinin reddine dair 06.08.2024 tarihinde karar verildiği belirtilmişse de, Mahkeme kararında olması gerektiği belirtilen mutabakat mektubu da eklenerek yeni bir başvuru yapıldığını, bu kapsamda mükerrer bir başvurunun bulunmadığını, Mahkeme kararında belirtilen borçlu tarafça düzenlenen mutabakat mektubu da sunulmuş olmasına ve  dosya içerisinde müvekkili tarafından tutulan açık hesap ekstresi, borçlu tarafça tutulan açık hesap ektresi, e-mail yazışması, mutabakat mektubu, faturalar, taşıma sözleşmesi bulunmasına rağmen; bu kez de mahkeme tarafından \"yaklaşık ispat şartlarının oluşmadığı\", \"esas hakkında yapılacak yargılama esnasında bilirkişi tarafından yapılacak inceleme sonucunda tespit edilmesi\" gerekçesi ile talebin reddine karar verildiğini ancak bu gerekçenin de kabul edilemeyeceğini, alacağın yargılamayı gerektirmesinin ihtiyati haciz şartlarından biri olmadığını, ihtiyati haczin şartının alacağın yaklaşık olarak ispat edilmesi olduğunu, Yerel mahkeme kararında ise sunulan tüm evraklara rağmen yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığının değerlendirildiğini; Borçlu tarafından dahi tutulan hesap ekstresinde müvekkilinin alacaklı olduğu açıkça ortada iken, borçlu tarafından yapılan  bir nevi borç ikrarına hiçbir kıymet verilmemesi ve alacaklı olunduğunun yaklaşık olarak ispat edilmediğinin değerlendirilmesinin hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ihtiyati haciz geçici bir hukuki koruma yöntemi olup, yaklaşık ispatın bu denli katı yorumlanması ile artık yaklaşıklığı da geçecek şekilde tam ispat aranmasının hukuki koruma yöntemi olan ihtiyati haciz kurumunun getiriliş amacı ile de bağdaşmadığını;Mahkeme kararında borçlu tarafından gönderilen \"hesap mutabakatında borçlu şirket yetkilisinin ıslak imzası olmadığı\" tespiti yapılarak  söz konusu gönderinin ... firmasının yetkilisi tarafından gönderilip gönderilmediği hususunun ispata muhtaç olduğu belirtilerek ihtiyati haciz talebi reddedilmişse de günümüz ticari çalışma koşullarına aykırı bir yorum yapılmasının kabul edilemez nitelikte olduğunu, borçlunun kullandığı e-mutabakat uygulaması üzerinden mutabakat formunu müvekkiline ilettiğini, bu sistemde borçlunun bizzat kendisinin listesine eklediği kişilere sisteme yüklediği alacak/borç bilgileri üzerinden mutabakat maili atılmakta olduğunu, mutabakat maili atılacak adresleri ve firmaları kullanıcının, yani borçlunun seçmekte, sadece kullanıcının belirlediği adreslere mutabakat onayı gönderilmekte olduğunu; Yerel Mahkeme kararında günümüz çalışma şartlarına tamamen aykırı şekilde borçlu tarafından sunulan hesap ekstresi ve mutabakat mektubunun fiziki ortamda ıslak imzalı olması aranarak teknolojik gelişmelerin göz ardı edildiğini, günümüz teknolojik şartlarında ticari ilişkilerin yürütülmesinde mail ortamının birincil iletişim kanalı olduğunu, Mahkeme kararında aranan ıslak imzalı cari hesap yönteminin artık çalışma hayatında kalmadığını, bu yöntemin uygulaması bitmiş olup bütün şirketlerin mail ortamında e-mutabakat uygulamaları üzerinden mutabakat sağladıklarını, borçlunun e-mutabakat sistemi üzerinden mail göndermek suretiyle ilettiği hesap mutabakat formunun Mahkeme tarafından dikkate alınmaması ve illa üzerinde ıslak imza aranmasının kabul edilemez olduğunu, davalının gönderdiği mutabakat formunda müvekkilinin alacaklı olduğu sabit olup Mahkemenin yaklaşık ispat şartlarının gerçekleştiğini değerlendirerek ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar vermesi  gerekirken reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla  İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen  09.08.2024 Tarihli, 2024/351D.iş, 2024/358K sayılı kararın kaldırılmasına ve ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkindir. Mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı talep eden vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.İİK'nın 257/1. maddesinde \"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.\" hükmü, İİK'nın 258/1. maddesinde ise; \"Alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.\" hükmü yer almaktadır. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile, borçlunun mallarına geçici olarak el konulmasıdır. Az yukarıda açıklanan madde hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacaklının, alacağın varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır.Yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; talep edenin alacak iddiası açık hesap bakiyesine ve faturaya dayanmaktadır. Borçlu tarafından mail ortamında talep edene gönderilen e-mutabakat, ve hesap dökümü alacağın yaklaşık olarak ispatı için yeterlidir. Buna göre, Mahkemece talep dilekçesi ekinde sunulan belgeler ile alacağın varlığı ve muacceliyeti hakkında yaklaşık ispat koşullarının gerçekleştiği gözetilerek, İİK'nın 257. maddesi gereğince teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken, e-mutabakatın kaşe ve imzalı olmadığı ve alacağın yaklaşık olarak ispat edilemediğinden bahisle talebin reddine karar verilmesi yerinde olmayıp talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur. Sonuç itibariyle, talep edenin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, Dairemizce ihtiyati haciz talebinin takdiren % 20 teminatla kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; İhtiyati haciz talep eden alacaklının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/08/2024 tarih ve 2024/351 D.İş- 2024/358 Karar sayılı kararının HMK 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, -İhtiyati haciz talebinin kabulü ile;1-İİK'nın 257 ve müteakip maddeleri gereğince borçlunun 75.786.157,14 TL'lik borca yeterli miktarda taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA, İhtiyati haciz talep eden alacaklı tarafından İİK 259, HMK 87 maddeleri uyarınca yukarıda belirlenen ve kabul edilen 75.786.157,14 TL alacak miktarının takdiren %20'sine tekabül eden 15.157.231,40 TL tutarında nakdi veya Mahkemece kabul edilecek kati, süresiz ve muteber banka teminat mektubunu ilgili ilk derece mahkeme veznesine depo etmesi halinde ihtiyati haciz kararının yetkili icra müdürlüğünce infaz edilmek üzere ihtiyati haciz isteyene verilmesine,İİK'nın 261. maddesi uyarınca karar tarihinden itibaren on gün içinde infaz edilmemesi halinde ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalkmış sayılacağına,  2-Dairemiz karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 704,50 TL ihtiyati haciz karar harcı talep eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç tahsiline yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 3-İlk derece mahkemesinde alacaklı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 704,50 TL ihtiyati haciz harcı ile 40,00 TL tebligat gideri olmak üzere; toplam 1.172,10 TL'nin borçludan tahsili ile ihtiyati haciz talep eden alacaklıya verilmesine, 4-Dairemiz karar tarihi itibariyle alacaklı vekili lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre takdir olunan 7.500,00 TL vekalet ücretinin borçludan tahsili ile ihtiyati haciz talep eden alacaklıya verilmesine, 5-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde ihtiyati haciz talep eden alacaklıya iadesine, 6-İstinaf eden tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 252,00 TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gidiş dönüş gideri ile tebligat masrafı olmak üzere; toplam 1.421,4‬0 TL'nin borçludan tahsili ile ihtiyati haciz talep eden alacaklıya verilmesine,7-Artan gider avansı olması ve talep halinde, avansı yatıran tarafa iadesine, 8-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/10/2024 tarihinde İİK 258/2 ve HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3e311a076755c674","SID":"44091a03f86b66ac"}}