{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/583 Esas<br>KARAR NO: 2024/1013<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/02/2020<br>NUMARASI: 2016/19 Esas, 2020/59 Karar<br>DAVA: RÜCUEN TAZMİNAT<br>KARAR TARİHİ:  27/09/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkete İnşaat Sigorta Poliçesi ile sigortalı olan \"... Mah. .... Ada .. Parsel No:.. Ispartakule-Avcılar/İstanbul\" adresindeki ve davalının da güvenlik hizmetlerini üstlendiği şantiyede 21/11/2014 tarihinde hırsızlık meydana geldiğini, bu sebeple sigortalısına 02/02/2015 tarihinde 46.751,00 TL hasar tazminatı ödediğini, bu şekilde müvekkilinin, sigortalısının haklarına kanuni halef olduğunu belirterek 46.751,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı en yüksek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili yasal süresinden sonra sunduğu cevap dilekçesinde; iddia edilen hırsızlık olayının geniş bir inşaat alanında gerçekleştiğini, müvekkili şirket ile ... San. ve Tic. Ltd. Şti. Arasında özel güvenlik hizmet sözleşmesi bulunduğunu, iddia edilen zararın bu şirketin taşeron firması olan ... İnşaat Tic. Ltd. Şti. firmasına ait olduğunu, bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını, hırsızlık gerçekleşti ise bunu yapanların dava dışı ... firmasının çalışanlarının olma ihtimalinin yüksek olduğunu, kapıda bariyer veya önleyici bir sistem  olmadığından durdurulmaya çalışılan aracın özel güvenlik görevlilerinin üzerine sürüldüğünü, bahsi geçen sistemi koyma yükümlülüğünün... firmasında olduğunu, özel güvenlik görevlilerinin görevlerini gerektiği gibi yaptığını, devamlı işçi giriş çıkışı yapılan inşaat alanında kendilerine liste verilmeyen özel güvenlik görevlilerinin kimin gerçek işçi olup olmadığını ayırt etmelerinin mümkün olmadığını, özel güvenlik sözleşmesinde bu yönde bir hükümde olmadığını, kapının kilitli olup olmadığı, mevcutsa bile kilidin kırılıp kırılmadığının da belli olmadığını, çalındığını iddia ettikleri malların herhangi bir ... araca sığamayacak kadar çok olduğunu ve malla ile ilgili fahiş fiyat talep edildiğini, ... firması tarafından ... AŞ'ye kesilen faturayı kabul etmediklerini, çalındığı iddia edilen malların bu mallar olmamasının ve eğer bu mallar ise de iddia edilen hırsızlık tarihine kadar büyük kısmının kullanılmış olmasının çok büyük bir ihtimal olduğunu, ayrıca,ekspertiz raporunda belirtildiği şekilde yaklaşık 8 dk. içinde bu kadar malzemenin alınmasının mümkün olmadığını, müvekkil şirket ve ... yetkilileri tarafından kamera kayıtları incelendiğinde hırsızlığı yapanların ... firması elemanları olduğunun görüldüğünü, Küçükçekmece Cumhuriyet Savcılığının 2015/6871 soruşturma numaralı dosyasında yer alan CD izleme tutanağında saat 07.18'de kapıda kilit ile uğraşıldığı, 07.24'de ... yetkilisi ...’in şahısların yanına gelerek konuştuğu, 07.26'da aracın depo önünden ayrıldığının yazıldığını, bu kadar kısa sürelerde bu kadar büyük ve kalın kilidin kırılıp bu kadar malzeme alınmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; poliçede sigorta konusu olarak gösterilen ... Projesinin bulunduğu yapıda hırsızlığın meydana geldiği, poliçede hırsızlık hasarları için 5.000 USD muafiyet ile teminat verildiği, poliçede ... firmasında oluşacak hasarlara teminat verilmemiş ise de ... firmasının hırsızlığa konu malları 03/11/2014 günü sigortalı ...'ya fatura ettiği, hırsızlığın 21/11/2014 günü vuku bulduğu ve hırsızlığa konu emtianın  sigortalı yedinden çalındığı, TBK'nun 208/1 maddesine göre yarar ve hasarın zilyetliğin devri ile geçtiği, bu halde çalınan mal üzerindeki hakkın sigortalıda olduğu, bu nedenle bu yöndeki davalı iddialarının ve husumet itirazının yerinde olmadığı, davalının ödemesi gereken hasar bedelinin 46.766,92 TL olduğu, davacının ödediği bu bedel üzerinden kanuni halefiyet kazandığı, ... ticari defterleri üzerinde faturaların yer alıp almadığı yönünde inceleme yapılmasının da aynı nedenle gerekmediği, davalı şirkete bilirkişi raporunda belirtildiği üzere %40 kusur verildiğinden davalının, zararın 18.706,77  TL'sinden sorumlu olacağı, sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin akde dayandığı, davalı şirketin sorumluluğunun ise akitten doğduğu, bu halde davacının, davalıyı dava öncesi TBK'nun 117. maddesi kapsamında temerrüde düşürdüğünü iddia ve ispat edemediğinden ancak dava tarihinden itibaren faiz talep edebileceği gerekçelerine istinaden davanın kısmen  kabul kısmen reddi ile 18.706,17 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece tüm delillere ve karakol ifadelerine rağmen, bilirkişilerin kusur eksikliği iddiasıyla oluşturdukları hatalı ve yanlı kanaate dayalı rapora göre karar verilerek talep ettikleri tazminattan çok daha düşük bir tazminata hükmedildiğini, ayrıca karşı taraf lehine hükmedilen ilam vekalet ücretinin de lehlerine karar verilen ilam vekalet ücretinden yüksek olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının sunduğu sigorta poliçesi ve faturada sigortalısının ... AŞ olduğunun ve 04/12/2014 tarihli ekspertiz raporunda ise sigortalının ... Ltd. olarak görüldüğünü, davacının hasar ödemesini yaptığı şirketin ... AŞ olduğunu, müvekkili şirketin özel güvenlik sözleşmesi yaptığı şirketin ise ... Ltd.Şti. olduğunu, ancak bu hususun açıklığa kavuşturulmadığını, çalındığı iddia edilen malların davacının sigortalısının uhdesinde değilken anahtarı dava dışı ... firması yetkililerinde bulunan ... firmasına ait  depodan çalındığını, yani zilyetliğin davacının sigortalısına geçmediğini, şantiyelerde çalışan alt yüklenici firmaların geçici depo alanlarının kontrolünün kendi elemanlarına ait olduğunu, davacı tarafından sadece mallarının çalındığını iddia eden firma tarafından davacının sigortalısına kesilmiş fatura sunulmuş ise de ... AŞ'nin dava dışı ... firmasına ödeme yaptığına dair ödeme belgesi sunulamadığını, bu nedenle davacının, sigortalısına ödeme yapmasının kendi hatasına dayandığını, davacı firmanın ... firmasına düzenlediği faturanın davacının defterlerinde kayıtlı olup olmadığının incelenmediğini, şantiye alanında inşaat sürekli devam ettiğinden ve 03/11/2014 tarihli faturadaki malların, iddia edilen hırsızlık olayından önce inşaatta kullanılması kuvvetle muhtemel olduğundan çalındığı iddia olunan malların, fatura konusu bu mallar olup olmadığının tespit edilmediğini, dava dışı ... firmasının ticari defter ve belgelerini sunmaktan kaçındığını, poliçede yazılı olan Zinciryapının tali müteahhit ve /veya taşeronları olan ek sigortalılar arasında mallarının çalındığını iddia eden dava dışı ... firmasının bulunmadığını, poliçede belirtilen riziko adresi ile hırsızlık yapıldığı iddia edilen adresin farklı ilçelerde bulunduğunu, özel güvenlik sözleşmesine göre Zinciryapının talebinin sadece araç çıkışlarında güvenlik personelleri tarafından aracın  aranması olduğunu, ancak söz konusu araç durdurulup aranmak istense de aracın güvenlik elemanlarının üzerine sürülmesi sebebiyle durdurulamadığını, kapıda bariyer ve kamera bulunmadığını, bunları yapmanın Zinciryapının sorumluluğunda olduğunu, müvekkili şirket özel güvenlik elemanlarının kanun ve yönetmelik çerçevesinde tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, müvekkili şirkete %40 kusur yüklenmesinin kabul edilemez olduğunu, ... firması elemanı ...'in karakol ifadesinde, hırsız olduğu iddia edilen şahısların yanına gidip konuştuğunu ve hiçbir eylemde bulunmadığını belirttiği dikkate alındığında adı geçenin bile, şahısların kendi şirket personelleri olup olmadığını bilmediğini, ... tarafından müvekkili şirket yetkililerine verilen bilgide daha önce de ... firmasının kendi adamlarının ... firmasından hırsızlık olayı gerçekleştirdiği şeklinde olduğunu, ayrıca bilirkişi raporunda çalındığı iddia edilen malların fiyatların, davacı tarafından dosyaya sunulan fatura ve eksper raporundaki tutarların kuruşuna kadar aynen yazılması şeklinde oluşturulduğunu, oysa haricen yaptıkları araştırmalarda değerlerin daha düşük olduğunun tespit edildiğini, çalındığı iddia edilen malların, oldukça ağır ve hacimli olduklarından 8 dakika içinde 3 kişi tarafından taşınıp araca yüklenmesinin ve sözkonusu araca bütün bu malların sığmasının da mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya ödenen hasar tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkindir. İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/448 Esas 2015/440 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dosyanın gönderildiği anlaşılmıştır. Davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı ... AŞ arasında 08/11/2014-31/12/2014 tarihleri arasında geçerli İnşaat Sigorta Poliçesi akdedildiği, sigortanın konusunun \"...\" olarak belirlendiği, hırsızlık hasarlarında 5.000 USD muafiyet öngörüldüğü, dava dilekçesinde iddia edilen hırsızlık olayı sebebiyle sigortalısının oluşan zararına karşılık davacı tarafından 02/02/2015 tarihinde 46.750,00 TL ödeme yapıldığı ve meydana gelen zarardan davalının sorumlu olduğundan bahisle işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. 04/12/2014 tarihli hasar ekspertiz raporunda, şüpheli aracın detaylı sorgulama yapılmadan  şantiyeye alınmasında davalı şirketin personellerinin sorumlu olduğunu, ... firması tarafından düzenlenen 03/11/2014 tarihli faturanın hasar hesabında değerlendirildiği, buna göre toplam tazminat hasar miktarı olarak hesap edilen 25.973,94 USD'den (57.895,92 TL-03/11/2014 tarihi itibariyle 1 USD 2,2290 TL) hırsızlık hasarlarında geçerli 5.000 USD muafiyet tenzil edildiğinde tazminat miktarının 20.973,94 USD olduğu bildirilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 20/05/2019 tarihli raporda; dava dışı ... Proje Müh. Elektrik İnş. Tic. Ltd. Şti. firmasına ait olduğu ve şantiyeden çalındığı iddia edilen elektrik malzemelerinin 03/11/2014 tarihi itibariyle piyasa değerinin 57.895,92 TL olarak hesaplandığı, söz konusu elektrik malzemelerinin 34 EG 8582 plakalı ford transit araca sığabileceği, bu malzemelerin 3 kişi tarafından sekiz dakika gibi bir sürede araca yüklenebileceği, dosyada deponun içini gösteren bir kamera fotoğrafı olmadığı için, hırsızlığı net olarak belgeleyecek bir görüntü kaydının bulunmadığı, poliçe kapsamında alt yüklenici firma depolarının sorumluğu hakkında net olarak bir bilginin dava dosyasında görülmediği, davalı şirketin güvenlik personelinin şantiye giriş-çıkış kontrolünü yaptığının dava dosyası ifade tutanaklarında yer aldığı, şantiyelerde çalışan alt yüklenici firmaların geçici depo alanlarının kontrolünün kendi elemanlarında olduğu, tüm alt yüklenici firmalar için ana depo alanı oluşturulmadığı, şantiye alanının duvar-çit-bariyer vb, engeller ile kapatılmasının ana yüklenici firma sorumluluğunda olduğu, davalı güvenlik firması elemanlarının şantiyeye giren araçların/kişilerin hangi firmaya ne amaçla geldiği bilgisini ilgili firmayı arayarak bildirmesi ve buna göre şantiyeye girişine izin vermesi gerektiği halde bunun yapılmadığı, sadece defter kaydı yapıldığı, sonuç olarak davalı firmanın %40, sigortalı firmanın %60 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, poliçede sigortalının ... AŞ, riziko konusunun Innovia Ispartakule Projesi ve riziko adresinin ise ... olarak gösterildiği, olay yeri inceleme tutanağında, olayın Innovia inşaat şantiyesinde meydana geldiği bağlı olduğu ilçenin ise Başakşehir olduğunun kayıtlandığı, her ne kadar poliçede ki riziko adresi ile hırısızlığın meydana geldiği riziko adresi ilçe olarak örtüşmese de, poliçede sigorta konusu olarak gösterilen ... Projesi ile hırsızlığın aynı yapıda meydana geldiği, poliçede hırsızlık hasarlar için 5.000 USD muafiyet ile teminat verildiği, poliçede her ne kadar ... firmasında oluşacak hasarlara teminat verilmemiş ise de, ... firmasının hırsızlığa konu malları 03/11/2014 günü sigortalı ...'ya fatura ettiği, hırsızlığın ise 21/11/2014 günü vuku bulduğu ve hırsızlığa konu emteanın sigortalı yedinden çalındığı, TBK'nun 208/1 maddesine göre yarar ve hasarın zilyetliğin devri ile geçeceği, bu halde çalınan mal üzerindeki hakkın sigortalıda olduğu, 21/11/2014 hasar tarihinde 1 USD'nin 2.2258 TL olduğu, bu halde muafiyet miktarının 5.000 USD x 2,2258 TL = 11.129,00 TL olduğu ve davacının ödemesi gereken hasar miktarının 46.766,92 TL olduğu, davacının, sigortalısına 02/02/2016 günü 46.750,00 TL ödeme yaptığı, kusur oranına göre davalının zararın 18.706,77 TL'sinden (46.766,92 TL / 100 x 40) sorumlu olacağı,  davacının ödeme tarihinden itibaren faiz talep ettiği, ancak davacı TTK'nun 1274. maddesine göre kanuni halef olduğundan, sigortalısının sahip olduğu haklardan fazlasını kullanamayacağı, sigortalı ile davalı arasındaki ilişki haksız fiile değil, akde dayandığından davalının sorumluluğunun akitten doğduğu, bu halde davacı, davalıyı dava öncesi TBK'nun 117. maddesi kapsamında temerrüde düşürdüğünü iddia ve ispat edemediğinden ancak dava tarihinden itibaren faiz talep edebileceği bildirilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 1472 maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. TTK'nun 1472. maddesinden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür. Davalı taraf, yasal cevap verme süresinde cevap dilekçesi sunmamış olup 6100 sayılı HMK'nun 128. maddesi uyarınca davacının, dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır. Davalının istinaf başvurusunun da bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir. Somut davada, dava konusu hırsızlık olayı şantiye alanındaki taşeron firmalardan biri olan ... Proje Mühendislik İnşaat Tic. Ltd. Şti.'nin deposunda meydana geldiğine göre sigorta poliçesi ile sigortalanan şantiye alanının güvenliğini güvenlik hizmet sözleşmesi uyarınca sağlamakla yükümlü olan davalı şirketin meydana gelen zarardan sorumluluğunun bulunmadığına yönelik itirazlarına itibar edilemez. Hırsızlığa konu malların satışına ilişkin olaydan önce ... firması tarafından dava dışı sigortalıya fatura düzenlenmiş olup bu mallar ... firmasının deposunundan çalınmış ise de zilyetliğin dava dışı sigortalıya geçmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Zira ... firmasının bu olay sebebiyle oluşan zararını dava dışı sigortalıdan her zaman isteyebilme imkanı bulunduğundan dava dışı sigortalının zarara uğramadığı kabul edilemez. Bilirkişi raporunda, hırsızlığa konu malların ... marka bir araca sığabileceği ve 3 kişi tarafından 8 dakika gibi bir sürede araca yüklenebileceği tespit edilerek buna göre yapılan zarar hesabı ile dava dışı sigortalı ve davalı şirkete atfedilen kusur oranları Mahkemece de hükme esas alınarak karar verilmiş olup dosya kapsamındaki belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerle, hükme esas alınan bilirkişi raporunun ve diğer delillerin doya kapsamına uygun olması, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre Mahkemece tesis edilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan her iki tarafın davanın esasına yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Öte yandan davacı vekili, karşı taraf lehine takdir edilen vekalet ücreti yönünden de hükmü istinaf etmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilerek davacı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesine rağmen davalı yararına maktu vekalet ücretini geçer şekilde nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi isabetli olmadığından davacı vekili bu yönden istinaf başvurusunda haklıdır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenlerle kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiğine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenler ile KABULÜ ile,  İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2016/19 Esas, 2020/59 Karar sayılı ve 05/02/2020 tarihli kararının HMK 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 3-a)Davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, 18.706,17 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte  davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine,b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 1.277,81 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 798,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 479,41 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,  c)Davacı tarafından yatırılan 27,70 TL başvurma harcı ile 798,40 TL peşin harcın toplamından oluşan 826,10 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,d)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, e)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, f)Davacı tarafından karşılanan 2.029,80 TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre (%40,01 kabul, %59,99 ret) hesaplanan 812,17 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, g)Davalı tarafından karşılanan 63,00 TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre (%40,01 kabul, %59,99 ret) hesaplanan 37,80 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davalı üzerinde BIRAKILMASINA,<br>İstinaf Başvurusu Yönünden; 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 320,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 107,60 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 534,30 TL harçtan mahsubu ile bakiye 106,70 TL harcın  talep halinde davacıya İADESİNE,6-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvurma harcı, 427,60 TL istinaf karar harcı ile 120,00 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 709,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 8-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2 bendi ile aynı yasanın 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle  karar verildi.26/09/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f7cad63ba22a82fe","SID":"9b6259924cd0ba33"}}