{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/542 Esas<br>KARAR NO: 2024/1544<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/12/2022<br>NUMARASI: 2021/395 Esas,  2022/867 Karar.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 24/06/2021<br>KARAR TARİHİ: 09/10/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalı ile müvekkili arasında herhangi bir ticari ilişki  bulunmadığını, müvekkilinin ödeme güçlüğü nedeniyle aylık %10 faiziyle kendisine olan borcunu geri ödemesi için teminat olmak üzere 500.000,00'er TL bedelli beş adet senet aldığını, müvekkilinin kendi dükkanında bulunan kalıp makinelerini davalının gösterdiği adrese ve işyerine teslim ettiğini, hakkında 3. kişilerce yapılan icra takiplerine ait borçların ödenmesini beklediğini, fakat bu borçların halen ödenmediğini,  bilerek vade tarihleri eski tarihe atılmış olan 25/11/2015 ve 25/12/2015 vade tarihli, tanzim tarihleri olmayan, 500.000,00'er TL bedelli iki adet senedin İstanbul Anadolu Adliyesi ...İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasıyla davalı tarafın icra takibine koyduğunu, davalının takibi ilerleterek müvekkiline ait oturduğu evin icra yoluyla satılmasını sağladığını ve adına kayıtlı araçlara da haciz koyarak, muhafaza altına aldığını, senetlerdeki imzalardan başka tüm senet içeriği metinlerinin davalı taraf ya da onun yönlendirdiği kişilerce doldurulduğunu, bu konuda suç duyurusunda bulunulduğunu, ileri sürerek, davanın kabulü  müvekkilinin davaya konu takip dosyasına konu ve takip çıkışı tarihi itibarıyla 1.246.780,81 TL miktarda müvekkilinin borcu bulunmadığının tespitine, icra takibini açmakta kötü niyetli olan davalı aleyhinde borca konu edilen miktarın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DavacıCEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  menfi tespit davasına ilişkin dava dilekçesinin müvekkiline 26/08/20221 tarihinde tebliğ edildiğini, icra takibinin 22/05/2018 tarihinde açıldığını, huzurdaki davanın İİK'nun 72. vd. maddelerinde belirtilen 1 yıllık süre içerisinde ikame edilmediğini, ikame etmekteki amacının icra dosyasında satılan taşınmazın tapuda ihale alıcısı adına kaydını ve icra dosyasında haciz konularak yakalanan araçlarının satılmasını geciktirmeye çalıştığını, taraflar arasında bir hukuki ilişkinin mevcut bulunduğunun davacının da kabulü olduğunu, ancak davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların gerçek dışı olduğunu,  davacının takip konusu senetlerdeki imzanın kendisine ait olduğunu açıkça ikrar ettiğini, senetleri ödediğine dair herhangi bir iddiada bulunmadığını, dava konusu icra takibine konu senetlerin tüm yasal unsurlara havi olduğunu, ileri sürülen iddiaların yazılı delil ile ispatlanmasının zorunlu olduğunu, taraflar arasında davalı müvekkilinin aylık %10 faiz alacağı hususunda bir anlaşma bulunduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacı borçlunun emre yazılı 2 adet 500.000,00'er TL bedelli takibe konu bonolardaki imzaları inkar etmediği, davacı tarafın davalı alacaklıya vermiş olduğu senetlerin teminat senedi olduğu iddiasını ancak yazılı delille ispatlaması gerektiği, senetlerin teminat senedi olduklarına dair herhangi bir yazılı ibare bulunmadığı, öte yandan davacı borçlunun dava dilekçesinde, senetlerin davalı alacaklıya verilmesi nedenlerini açıkladığı vakıaları yazılı delille kanıtlayamadığı, bilirkişi raporlarında davalı alacaklının davacı borçluya toplam 1.325.670,62 TL ödeme yaptığının tespit edildiği, buna göre taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığına dair davacı iddiasının da gerçeğe uygun olmadığı, sonuç olarak ispat yükü kendisine ait olan davacının senede karşı borçlu olmadığı iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle,  kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde, dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıa ve beyanlarını tekrar ederek; -31/10/2022 tarihli bilirkişi raporunda, davaya konu icra takibine dayanak bedelli senetlerin, teminat senedi olarak alındıklarının tespit edilerek, dava dilekçesindeki iddialarının doğrulandığını, -Senetlerdeki imzanın dışında kalan kısımların davalı tarafça veya yönlendirdikleri kişilerce doldurulduğunu, her ne kadar, senedin metninin sonradan rızası dışında doldurulduğu iddiasının borçlu tarafından yazılı belge ile ispatlanması gerektiği hususunda yerleşik uygulama ve görüş bulunsa da, bilirkişi raporu ile artık senetlerin bildiğimiz kambiyo senedi değil teminat senedi olarak verildiği hususu ortaya çıktığını, adi senetlerin  kıymetli evraka dönüştürüldüğünü, bu nedenle kambiyo  takibine konu edilebilmeleri mümkün olmadığını, -Müvekkilinin imza attığı  kalemin mürekkep özellikleri ile senet metnindeki özellikle tanzim tarihlerindeki rakamlara ilişkin kalemin mürekkep özelliklerinin benzeyip benzemediğinin, aynı kalemle yazılıp yazılmadıklarının, senet metnindeki yazı ve rakamların benzer olup olmadığının bilirkişi incelemesi ve raporu ile tespit edilmesinin, bilirkişi raporuna karşı beyanlarında talep etmelerine rağmen, yetersiz ve soyut gerekçelerle bu talebin kabul edilmediğini, -31/10/2022 tarihli bilirkişi raporunda davalı tarafından  müvekkili lehine  kıymetli evrak teslimi, banka havalesi veya elden ödeme ile toplam 1.325.670,62 TL ödeme yapıldığının tespitinin, davaya konu senetlerle  ilgili yapılmış ödemelerle ilgili olmayıp, 2016 yılından sonra olan bu ödemelerin  karşılığında müvekkilinin davalı tarafa  kıymetli evrak kırdırdığını, buna ilişkin  belgelerin müvekkilimde mevcut olduğunu, kaldı ki, vade tarihleri 2015 yılı olan her iki senetle ilgili olarak davalı tarafça 2016,2017,2018 ve 2019 yıllarında  müvekkiline yapılmış olan bir takım ödemelerin  işbu senetlerle ilgili alacağa ilişkin olduğunun iddia edilmesinin inandırıcılıktan uzak olduğunu, mahkemenin senetlerin vade  tarihlerinden sonra  davalı tarafça müvekkiline yapılan  bu ödemeleri senet  borcuna karşılık sayarak hukuken ve mantıken büyük bir hataya düştüğünü, -Davaya konu ve icra takibine konu 2015 yılı vadeli iki adet senedin  müvekkilinin borçlu olduğu icra dosyalarına ödeme yapılacağı vaadi ile müvekkilinin elinden teminat senedi olarak alındığını, fakat, davalı tarafından bu icra dosyalarına doğrudan ödeme yapılmadığı gibi, işbu dava dosyasına davalı tarafça icra dosyalarına ödeme yapıldığına ilişkin tek bir dekont ve  makbuzun sunulamadığını, -Davalı tarafın,  cevap dilekçesinde müvekkiline herhangi bir borç verdiğini belirtmediğini, sadece senetlerin sebepten mücerret olduğu yönünde genel bir savunma yaptığını, bu nedenle davalı tarafın  bilirkişi raporuna karşı beyanlarında cevap dilekçesinde değinmediği ve belirtmediği halde senetlerin vade tarihlerinden sonra müvekkiline yaptığı ödemeleri senet borçlarıyla ilgiliymiş gibi savunma yapmasının ve sonradan duruşmalarda  muvafakatları olmadığı halde bu şekilde savunmalarını genişletmelerinin ve yeni iddialarda bulunmalarının usul ve yasaya uygun düşmediği gibi, mahkemenin bu genişletilmiş savunmalara izinleri olmadan itibar etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, menfi tespit talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı  vekili  tarafından istinaf edilmiştir. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının davaya konu senetlerin teminat senedi olarak imza kısmı boş olarak davalıya verildiğini ileri sürdüğü, davacının HMK'nın 201.maddesi uyarınca senede karşı senetle ispat kuralı çerçevesinde imzasını kabul ettiği davaya konu senetlerin teminat senedi olduğunu ve senetlerin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu yazılı olarak ispatlaması gerektiği halde ispat külfetini yerine getirmediği, davaya konu senetlerinin takip sırasında tüm unsurları ihtiva eder şekilde kambiyo vasfına haiz olduğu, dosyadaki davalının davacıya yaptığı ödemeleri gösteren belgeler üzerinden hesaplama yapan mali müşavir bilirkişinin, uzmanlığı ve görevi olmadığı ve teminat senedi iddiası yazılı ispatlanamadığı halde, hakimin görevine giren konuda senetlerin teminat senedi olarak nitelendirilmesinin herhangi bir bağlayıcılığının ve delil değerinin bulunmadığı, ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinde ileri sürüldüğünün aksine bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaların davaya konu senet borçlarına sayılmadığı, söz konusu ödemelerin sadece taraflar arasında ilişki bulunmadığına dair davacı iddiasının da gerçeğe uygun olmadığı şeklinde yorumlandığı  anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Dosyanın adli müzaharetli olduğu görülmekle, alınması gereken 427,60 TL peşin harç ve 1.169,40-TL istinaf başvurma harcı olmak üzere toplam 1.597,00-TL yargı harcının  davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fe4363571c697eb7","SID":"c6310a966242ddab"}}