{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1899 <br>KARAR NO: 2024/1380<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/06/2021<br>NUMARASI: 2015/1254 Esas - 2021/410 Karar<br>DAVA: Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i ve Ref'i,<br>BİRLEŞEN İSTANBUL 2. ATM 2016/1278  2017/1209 KARAR SAYILI DOSYASI<br>BİRLEŞEN DAVA: Maddi ve Manevi Tazminat (Haksız Rekabetten kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/10/2024<br>Asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... ile 23/10/2013 tarihinde imzalanan sözleşmenin konusunun müvekkili tarafından davalı banka için sponsorluk alanında yeni fırsatların araştırılması, projelendirilmesi, sonuçlandırılması ile bankaya gelen sponsorluk/reklam tekliflerinin değerlendirilmesi aşamasından pazarlama, reklam ve tanıtım sözleşmelerinin akdedilmesi aşamasına kadar tüm evrelerde banka adına çalışmalar yürütülmesi ve söz konusu çalışmalara ilişkin olarak tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesi olduğunu; buna göre her bir işin münhasıran müvekkiline tevdi edildiğini; sözleşmenin bu genel kapsamına ek olarak, bir de sözleşmenin imzalandığı tarihte tamamlanan, davalı banka ile ... Yatırımlar A.Ş. arasında imzalanmasına aracılık edilen sponsorluk sözleşmesine dair sözleşme bedellerinin ve bu bedeller üzerinden müvekkilinin alacağı ücretlerin belirlendiğini; sözleşmenin süresinin 7. maddesinde “İşbu sözleşme, 01.Ekim.2013 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek olup, sözleşmeye konu her bir Pazarlama Reklam ve Tanıtım Sözleşmesinin yürürlüğü müddetince devam edecektir.” şeklinde düzenlendiğini; yani sürenin müvekkiline tevdi edilen iş kapsamındaki her bir pazarlama, reklam ve tanıtım sözleşmesinin yürürlüğü müddetince bağlandığını; ancak sözleşme devam ederken davalı bankanın noterden gönderdiği 08/10/2015 tarihli ihtarnameyle, sözleşmenin 7. maddesine göre bahse konu sözleşmeler sona erdiğinden aradaki sözleşmenin yürürlüğünün de sona erdiğinden bahisle feshedildiğinin bildirildiğini; bunun hemen sonrasında hatta ihtarnameden çok önceki tarihlerde dahi bankanın, sözleşme konusu olan sponsorluk projeleri ve sözleşmeler ile ilgili olarak başka şirketlerle gizli anlaşmalar yaptığını, ..., ... ve ... gibi spor kulüpleriyle sponsorluk anlaşmalarını bu şirketler aracılığıyla akdettiğinin öğrenildiğini, yani sözleşme devam ederken bankanın, dürüstlük kuralına açıkça aykırı şekilde müvekkilden gizlice aynı işi başka şirketlere yaptırmaya başladığını; söz konusu sponsorluk anlaşmalarının diğer davalı ... tarafından (ve Türkiye'deki acenteleri tarafından) aracılık yapılarak akdedildiğinin tespit edildiğini; bu gelişmelerin, bankanın sözleşmeyi feshinin, sadece müvekkiliyle olan sözleşmeyi etkisiz hale getirip, yükümlülüklerinden kurtulmak amacını taşıyan haksız rekabet eylemlerinden oluştuğunu ortaya çıkardığını; bu çerçevede davalıların TTK 54 vd. hükümlerinde düzenlenmiş dürüstlük kuralına açıkça aykırı ve haksız rekabet oluşturduğunu; yabancı bir kuruluş olan davalı ..'ün internet sitesinden 12/02/2015 tarihinde yaptığı açıklamada, ... Pazarlama Ofisinin ilk aracılık sözleşmesini akdettiğini kamuoyuyla paylaştığını; bu tarihte, banka ile müvekkili arasındaki sözleşmenin henüz sona erdirilmemiş olduğunu, yani davalıların gizlice anlaşıp aracılık ve sponsorluk çalışmalarına başladıklarını; yine kendi internet sitesinde 23/09/2015 tarihinde \"... sayesinde, ..., adını ... takımına bağladı. Anlaşma 18 Eylül (2015) de üç sezon için imzalandı. ...'ün katılımı çok önemlidir, zira anlaşma görüşmelerini ... tamamlamıştır. Ayrıca ... üç yıl boyunca sponsorluk anlaşmalarını uygulayacak ve yenilerini vücuda getirecektir.\" şeklinde haber yayınladığını; Türkiye'de ... adına acente olarak çalışan kişilerin de diğer davalılar ... ve ... olduğunu, onların da instagram hesaplarından, ...'ün aracılığıyla banka ile ... arasında imzalanan sponsorluk anlaşmasını kamu oyuna duyurduklarını; ...'ün bu eylemlerinin TTK 55/(1)-b-1 ve 4 no.lu bentlerine aykırılık teşkil ettiğini, diğer ihlalin ise, 55/(1)-e'deki kural olduğunu zira ...'ün, Türkiye'de faaliyet gösteren diğer tüm rakiplerinin uyması gereken iş şartlarına (Vergi, SGK, Tacir olmanın hükümleri vs.) uyma gereği duymaksızın, yurt dışından, Türkiye içinde ticari faaliyette bulunduğunu; diğer davalılar ... ve ...'in ise şahsi eylem ve işlemleriyle ... adına ve hesabına haksız rekabet eylemlerine bilfiil katıldıklarından, onların da sorumlu olduklarını; bankanın sözlemeyi feshinin haksız rekabet eylemlerinin bir dışa vurumu olduğunu, sözleşmenin süresinin, yalnızca banka ile ... ve ... A.Ş. arasındaki sözleşmenin süresine bağlı olmadığı gibi, -bir an için bu sözleşmeye bağlı olduğu düşünülse dahi- bu sözleşmenin süresinin 30/06/2018 tarihine kadar devam ettiğini, o sözleşme devam ettiği sürece banka ile müvekkili arasındaki sözleşmenin de devam ettiğini; zaten sözleşmenin bir tek o sözleşmeyle ilgili olmadığını her bir sözleşmeyi kapsadığını ileri sürerek, haksız rekabetin tespitine, men'ine, oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına ve kararın ilanına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: 1- Davalı ... vekili, haksız rekabet iddiasının müvekkili bankaya karşı ileri sürülemeyeceğini ve dayanılan eylemleri müvekkili gerçekleştirmeyeceğinden taraf sıfatı bulunmadığını; müvekkili ile davacı arasındaki sözleşmenin kapsamının sadece müvekkili ile ... ve ... arasında sözleşme akdedilmesine aracılık etmek olduğunu, davacının iddiasının aksine müvekkili tarafından genel olarak sponsorluk sözleşmesi akdedilmesine ilişkin tüm işlerin davacıya tevdi edilmesinin söz konusu olmadığını, bu hususun sözleşmenin 2, 3 ve 6. maddelerinden anlaşıldığını; müvekkili ile ... ve ... arasında akdedilen sponsorluk sözleşmelerinin sona ermesi neticesinde, davacı ile arasındaki sözleşmenin de 7. maddeye göre kendiliğinden sona erdiğinin davacıya bildirildiğini; davacının iddialarının aksine müvekkili ile diğer davalı ... (... A.Ş.) arasında sponsorluk sözleşmesine aracılık edilmesine ilişkin herhangi bir sözleşme, ticari ilişki, herhangi bir bağlantı veya müvekkili tarafından ...'e  bir ödeme yapılmadığını, ...'in olsa olsa müvekkilini değil ...'ı temsil ettiğini; müvekkilinin tarafı olduğu sponsorluk sözleşmelerinin hiçbir zaman yalnızca davacı şirketin aracılık ettiği iki anlaşmayla sınırlı olmadığını, sözleşmenin 01/09/2015 tarihinde sona erdiğinin bildirilmesinden sonra bu sponsorluk anlaşmalarının haksız rekabet teşkil ettiği yönünde haklı olmayan ve sözleşmeye aykırı iddialar ileri sürülmesinin kötü niyetli olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2- Davalı ... A.Ş. vekili, müvekkilinin unvanının ... Tic. A.Ş. olduğunu, şirket merkezinin İstanbul'da bulunduğunu, ancak dava dilekçesinde müvekkilinin unvanının hatalı şekilde ... şeklinde yazıldığını, müvekkilinin belirtilen kulüplerle davalı bankanın sponsorluk sözleşmesi yapılması için bir sözleşme imzalamadığı gibi müvekkiline bir ödemede bulunmadığını, diğer davalılar ... ve ...'in acente olmadıklarını, şirketin sigortalı çalışanları olduğunu ve iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 3- Davalı ... ve ... vekili, müvekkillerinin ...’nin acentası olarak herhangi bir faaliyette bulunmadığını, müvekkillerinin ... A.Ş.’nin sigortalı çalışanı olduğunu, haksız rekabet teşkil edebilecek bir aracılık sözleşmesinin müvekkilleri vasıtasıyla imzalandığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, ... ile ... arasında bir aracılık sözleşmesi imzalanmadığını; ..., ... ve ... ile sponsorluk sözleşmeleri yapılması kapsamında diğer davalı banka ad ve hesabına herhangi bir aracılık faaliyetinde bulunulmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>BİRLEŞEN DAVA: Birleşen davada davacı vekili, asıl dava dilekçesinde belirtilen sözleşmeler, ihtarnameden ve asıl davadan bahsederek; sözleşmenin imzalanmasından sonra da müvekkilinin banka için yeni fırsatlar hususunda araştırma yaptığının e-posta yazışmalarından anlaşılacağını; ...'ün hizmet verdiği referansları arasında davalı bankanın da bulunduğunu, buna ilişkin tanıtım sunumunun da paylaşıldığını, müvekkilinin davalıların TTK haksız rekabet hükümlerine aykırı eylemleri sebebiyle zarara uğradığını ileri sürerek, belirsiz alacak davası kapsamında şimdilik 300.000-TL maddi ve 200.000-TL manevi tazminatın tahsiline, davalının elde ettiği kazancın müvekkiline devrine, davalının saldırılarının kınanmasına, yasal ticari faize ve kararın ilanına karar verilmesini talep etmiştir.<br>BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP: 1- Davalı ... vekili, asıl davadaki savunmalarını yineleyerek müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini; müvekkili ile diğer davalı  arasında sponsorluk sözleşmelerine aracılık edilmesine yönelik bir sözleşmenin, bağlantının veya ödemenin olmadığını; diğer davalının referansları arasında müvekkilini göstermesinin ve sunumlarında müvekkilinin ismini zikretmesinin, aradaki sponsorluk sözleşmesinin mevcudiyetini ispat etmediğini, diğer davalının spor kulüpleri ile sponsorluk/temsilcilik sözleşmesi imzalayarak sponsor arayışına girmesinin müvekkili ile diğer davalı arasında sponsor temsilciliğine dair bir sözleşme olduğu anlamına gelmediğini; dosyaya celp edilen spor kulüpleri cevaplarında, spor kulüpleri ile diğer davalı arasında sözleşme ilişkisi bulunduğunu gösterdiğini; müvekkili banka ve diğer davalının ticari defter kayıtları incelendiğinde arada ticari ilişki olmadığının tespit edileceğini ve haksız rekabet teşkil eden hiç bir eylemi bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2- Davalı ... A.Ş. Vekili,müvekkili ile  ... arasında temsilcilik ilişkisi bulunduğu,Banka ile ... arasında imzalanan sponsorluk sözleşmesinde ...'ye hizmet sunduğunu ve onu temsil ettiğini, ...'nin müvekkiline ödemeler yaptığını; buna göre ... heyetinin bankayı ziyaretine ilişkin davacının ileri sürdüğü haberin ve şirket çalışanları ... ile ...'in yaptığı paylaşımın da doğal bir durum olduğunu; müvekkilinin diğer kulüpleri de temsil ettiğini; müvekkilinin temsilcisi olduğu kulüplerin sponsoru olan bankanın da broşürde bu nedenlerle gösterildiğini ve davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, sözleşmenin 4. maddesi ile davacıya münhasır yetki tanınmış olsa da, davalıların söz konusu sözleşme içeriğinden haberdar olmasının iyi niyet kuralları kapsamında beklenemeyeceği, ayrıca TTK 55/I-e hükmünün, ilgili sektördeki herkes tarafından kabul gören, bilinen ve olağan iş şartları olarak değerlendirilen kurallara aykırılığa haksız rekabet sonucunu bağladığı, bu kuralların kanundan veya sektördekilerin katılımıyla oluşturulmuş bir sözleşmeden kaynaklanması durumunda, kuralların belirli olması sebebiyle haksız rekabetin varlığının kabul edilebileceği, fakat somut olayda bu tür belirlenmiş kuralların bulunmadığı; sponsorluk anlaşmalarında, sponsorluk yapanların birden fazla aracıyla çalışmalarının gerçekleşebileceği, bu sebeple TTK nın 55/l-e maddesi uyarınca iş şartlarına uygun şekilde gerçekleşen işlemlerin haksız rekabet oluşturmadığı; asıl davada davalı ... A.Ş. çalışanları olan ... ve ...' husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, asıl davanın, davalılar ... ve ... açısından husumetten reddine, diğer davalılar açısından esastan reddine; birleşen davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkili tanıklarının beyanlarından da görüleceği üzere, müvekkili ile davalı banka arasındaki sponsorluk sözleşmesi devam ederken 2015 yılının Mayıs ayında bankanın adeta müvekkilini aldatarak gizli gizli sponsorluk ilişkilerinde diğer davalı ... A.Ş.'yi aracı kılarak hareket ettiğini, üstelik ...'nin ücretini de dışarıdan görülmemesi ve delil ortaya çıkmaması için kendi ücretinin içine gizlediğini; ret kararına dayanak teşkil eden sektör bilirkişisinin raporunun kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin münhasıran yetkili olduğunun sözleşmede açıkça düzenlendiğini; TTK'nın haksız rekabet hükümlerin faillerin kusurunu aramadığını, dolayısıyla mahkemenin iyi niyet gerekçesinin hatalı olduğunu, haksız rekabeti ortadan kaldırmayacağını; davalı bankanın diğer davalı şirketle birlikte müvekkilini devre dışı bıraktığını ve sponsor olmak isteyen bir firmanın birden fazla aracıyla çalışmasının işin ruhuna aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Asıl dava, haksız rekabetin tespiti, men'i ve hükmün ilanı; birleşen, haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat, davalıların elde etmesi mümkün olan gelirin devri ve hükmün ilanı istemine ilişkindir. Haksız rekabet, 6102 sayılı TTK'nın 54 vd maddelerinde düzenlenmiştir. Haksız rekabetin amacı, TTK'nın 54/1. maddesinde \"bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması\" olarak ifade edilmiş, 2. fıkrada ise haksız rekabet \"rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır\" şeklinde tarif edilmiştir. Buna göre genel ilke belirlenirken haksız rekabetin varlığı için taraflar arasında rekabet ilişkisinin mevcudiyeti, failin yarar sağlamış olması, failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması şartı aranmamıştır. Failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması, sadece haksız rekabet nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında rol oynamaktadır. Haksız rekabet sayılan bazı durumlar TTK'nın 55. maddesinde sayılmıştır. TTK'nın 56. maddesinde ise; haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği belirtilmiştir. Davacının dava dilekçesinde dayandığı ve haksız rekabet hallerinin başlıcalarının sayıldığı TTK 55/(1)-b bendinde sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; özellikle,  1. alt bentte, müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek; 4. alt bentte, onunla kendisinin bu tür bir sözleşme yapabilmesi için, taksitle satış, peşin satış veya tüketici kredisi sözleşmesi yapmış olan alıcının veya kredi alan kişinin, bu sözleşmeden caymasına veya peşin satış sözleşmesi yapmış olan alıcının bu sözleşmeyi feshetmesine yöneltmek; 55/(1)-e bendinde, iş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanların dürüstlüğe aykırı davranmış olacağı düzenlenmiştir. Davacının davalı bankaya açtığı sözleşmenin ihlali sebebiyle kar kaybı alacağı ve manevi tazminat istemli İstanbul 14. ATM'nin 2016/1237 esas sayılı dosyasında ;mahkemece taraflar arasındaki 23/10/2013 tarihli sözleşmenin simsarlık sözleşmesi olarak nitelendirildiği, sözleşmenin feshinden önce davalı banka ile ... arasında münhasırlık hakkını ihlal eder şekilde 01/09/2015 tarihli sözleşmenin yapıldığı,davacının o sözleşmeden kar payı alacağının doğduğu; sözleşmenin feshinin haksız olduğu ancak bu durumun haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği; sonradan yapılan sözleşmeler dikkate alınarak 538.586,04-Euro ve 35.000-USD mahrum kalınan kar alacağının davalıdan tahsiline, davacının manevi tazminat ve fazla istemlerinin reddine karar verildiği; taraf vekillerinin kararı  istinaf ettikleri dosyanın halen İstanbul BAM 45. HD'nde incelemede bulunduğu  tespit edilmiştir. Eldeki asıl ve birleşen davada davacı, TTK'nın haksız rekabet hükümlerine dayanmıştır. Diğer davada ise sözleşmenin haksız feshedildiği ileri sürülerek,yoksun kalınan  kar ve tazminat talebinde bulunmuştur. Bu nedenle incelemeye konu davada, davalıların davacının dayandığı TTK 55/1-(b)-(1) ve (4) ile (e) hükümlerini ihlal eden eylemlerinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir. Davacının davada dayandığı vakıa ise, davalı ... ile aralarındaki 23/10/2013 tarihli sözleşme devam ederken, diğer davalı ... A.Ş. aracılığıyla, spor kulüpleriyle sponsorluk sözleşmeleri yapmasıdır. Spor kulüpleriyle sponsorluk sözleşmeleri yapan davalı banka olup, diğer davalı ... A.Ş. değildir.  Buna göre davacıya karşı haksız rekabet eylemi gerçekleştirecek suje ise, davacıyla arasında sözleşme bulunan davalı banka olmayıp, onun rakibi olarak nitelendirilebilecek olan davalı ... A.Ş.'dir. Davalı bankaya yöneltilebilecek sözleşmesel sorumluluk ise, diğer davada yargılama konusu yapılmış olup, bu davanın konusu değildir. Dosyadaki diğer belge ve bilgilerle desteklenmeyen davacı tanıklarının beyanları haricinde, davacının dahlinin olmadığı belirtilen davacının taraf olduğu sponsorluk sözleşmelerinin akdinde,  davalı ... A.Ş.'nin davalı banka adına hareket ettiği hususunda delil bulunmamaktadır. Celp edilen bilgi ve belgelere göre, ... A.Ş.'nin sözleşmeleri spor kulüpleriyle akdettiği,spor kulüplerini temsilen hareket ettiği  ve ödemeleri onlardan aldığı,sponsorluk sözleşmesi görüşmelerinde iki tarafı temsilen hareket edemeyeceği düşünüldüğünde davacının iddialarının temelsiz olduğu  görülmektedir. Spor kulüplerinin davalı ... A.Ş.'ye yaptığı ödemenin içinde, aslında bankanın adı geçen şirkte ödemesi gereken miktarın bulunduğuna dair davacının soyut iddiası dışında bir bulgu dosyada bulunmamaktadır. Buna göre davalı ... A.Ş.'nin, davacı ile davalı banka arasındaki sözleşmenin ihlali veya sonlandırması hususunda davalı bankaya yöneltme yaptığı (1. alt bent); TTK 55/1-(e) anlamında davaya konu sponsorluk aracılığı iş şartlarının olduğu ve davalının dürüstlüğe aykırılık teşkil eden davranışının ispatlanamadığı anlaşılmıştır. TTK 55/1,(b)-(4) düzenlemesinin içerik itibariyle davada uygulama alanı bulunmamaktadır. Asıl davadaki iddialar kapsamında, davalı ... A.Ş.'nin çalışanları diğer davalılar ... ve ...'e atfı kabil haksız rekabet teşkil edebilecek  eylemleri bulunmadığından, adı geçen davalılara husumet yöneltilemeyecektir. Sonuç olarak, mahkemece hem asıl hem de birleşen davanın reddine karar verilmesi  yerinde bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 855,20-TL (asıl dava 427,60-TL, birleşen dava 427,60-TL olmak üzere) istinaf karar harcından yatırılan 118,60-TL harcın mahsubu ile kalan 736,60-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalılar tarafından yapılan 33-TL yargı giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 03/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fa7f6c5294e16b2e","SID":"7948c946e5761132"}}