{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1904 - 2024/1100<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2022/1904 <br>KARAR NO\t: 2024/1100<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/05/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/189 Esas 2022/286 Karar<br><br>DAVACI\t:  <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 25/09/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 02/10/2024<br><br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;\t<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02.02.2009 tarihinde, Ankara Kızılay kavşağında ... plakalı aracın neden olduğu kazada yaya konumunda olan davacının yaralanarak malul kaldığını, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasının bulunmadığını, davacının, araç işleteni ... ve sürücü ... hakkında Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/238 esası sayılı dosyası ile açtığı davanın kabul edildiği, 14.973,92 TL tazminat ödenmesine karar verildiğini, kararın icraya konulduğunu ancak borçluların adına kayıtlı mal varlığı bulunmadığından alacağın tahsil edilemediğini, davalıya ulaşan başvurunun sonuçsuz kaldığını, davacının zamanaşımı süresi içinde açıldığını, BK ve KTK gereği araç işleteni, araç sürücüsü ve Güvence Hesabının davacıya karşı müteselsilen sorumlu olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu gereği kaza yapılan araç nedeniyle işleten trafik sigortası yaptırmamışsa gerçekleşen zarardan Güvence Hesabının sorumlu olduğunu, diğer sorumlular hakkında açılan dava ve yapılan icra takibi sonrası zamanaşımı kesildiğinden, icra takibi sonucu alacak diğer sorumlulardan tahsil edilmediğinden, araç sürücüsü hakkında kesinleşen tazminat miktarının diğer sorumluları da bağladığından 14.973,92 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ve yargılama giderleriyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının sorumluluğunun kaza tarihindeki poliçe limiti, araç sürücüsünün kusur oranı ve gerçek zarar ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacının yaralanmasına sebep olan kazaya karışan ... plakalı aracın kaza tarihini kapsar şekilde ZMMS poliçesi olmadığından davanın Güvence Hesabına yöneltilmesinin yerinde olduğu, müteselsil borçlular ... ve ...'a dava ve takip açılmakla diğer müteselsil borçlu ...'na karşı da zamanaşımının kesilmiş olacağı ve yeni bir 8 yıllık zamanaşımı süresinin işleyeceği, takip tarihi (12.09.2018) itibariye zamanaşımı süresinin dolmadığı, bu itibarla davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, bu itibarla davalının haksız fiil hükümleri ve sigorta genel şartları uyarınca Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/238 esas sayılı dosyasında hükmedilen 14.973,92 TL'den ve davalıya başvuru tarihine 8 iş günü eklenmek sureyle 22.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu olduğunun anlaşıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 14.973,92 TL'nin 22.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kaza tarihi dikkate alındığında dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının gerçek zararla sorumlu olduğunu, kusur oranı ve diğer hususlar değerlendirilmeden, maluliyet ve hesap raporu alınmadan karar verildiğini, geçici işgöremezlik zararının teminat kapsamında olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.<br>Davacı vekili, işleteni ... olan ... idaresindeki ... plakalı aracın neden olduğu kazada yaya konumunda olan davacının yaralanarak malul kaldığını, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasının bulunmadığını, davacının, araç işleteni ... ve sürücü ... hakkında Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/238 esası sayılı dosyası ile açtığı davanın kabul edildiğini, 14.973,92 TL tazminat ödenmesine karar verildiğini, aracın zorunlu sigortası bulunmadığından davalı ... davacıya karşı işleten ve sürücü ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek 14.973,92 TL’nin, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili, süresinde sunduğu cevap dilekçesinde, davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını belirterek zamanaşımı definde bulunmuş, mahkemece zamanaşımı definin yerinde olmadığı kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekili zamanaşımı yönünden de istinaf itirazında bulunmuştur. <br>Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/238 E- 2014/172 K. Sayılı dosyasının incelenmesinde; davacıların ... ve  ..., davalıların ise ... ve ... olduğu, dava konusunun 02.02.2009 tarihinde davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın önünde seyreden araca çarpması sonucu aracın kaldırımda yürüyen davacılara çarparak yaralanmalarına neden olduğu belirtilerek maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği, mahkemece davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu, davacı ...'ın %22 maluliyet oranı ve 12 ay işgöremezlik süresi, davacı ...'ın %6,1 maluliyet oranı ve 4 ay iyileşme süresine göre yapılan hesaplamaya göre davacı ... için 229.457,01 TL maddi, 8.000,00 TL manevi tazminat, davacı ... için 14.973,92 TL maddi, 2.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline dair 19.03.2014 tarihinde karar verildiği görülmüştür.  <br>Dava konusu kazanın gerçekleştiği 02.02.2009 tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun zamanaşımını düzenleyen 60. maddesinde “ Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava, mutazarrır olan tarafın zarara ve failine ıttılaı tarihinden itibaren bir sene ve herhalde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene sonra istima olunmaz. Şu kadar ki zarar ve ziyan dâvası, ceza kanunları mucibince müddeti daha uzun müruru zamana tabi cezayı müstelzim bir fiilden neşet etmiş olursa şahsî dâvaya da o müruru zaman tatbik olunur.” hükmüne yer verilmiştir. <br>2918 sayılı KTK.'nun 109. maddesinde \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar, Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.\" hükmüne yer verilmiştir.<br>Somut olayda, trafik kazası 02.02.2009 tarihinde gerçekleşmiş, kazada davacı yaralanmıştır. Davacı tarafından, kazada yaralanması nedeniyle oluşan zarar için açılacak davada uygulanması gereken zamanaşımı süresi, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 Sayılı TCK'nın 89/4. ve 66/1-e maddelerine göre 8 yıl olduğundan, dava tarihi olan 15.02.2022 tarihi itibariyle 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla birlikte tartışılması gereken husus, davacının, diğer sorumlular olan işleten ve sürücüye yönelik zamanaşımı süresi içerisinde açtığı davanın ve davanın kabulü üzerine başlatılan icra takibinin davalı ... yönünden zamanaşımını kesen sebep olarak kabul edilip edilmeyeceğidir.<br>818 sayılı Borçlar Kanunu'nun müteselsil mesuliyete ilişkin \"muhtelif sebeplerin içtimaı halinde\" başlıklı 51/1. maddesinde \"Müteaddit kimseler muhtelif sebeplere (haksız muamele, akit, kanun) binaen mesul oldukları takdirde haklarında, birlikte bir zarar vukuuna sebebiyet veren kimseler hakkındaki hükümlere göre muamele olunur\" düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenlemenin atıfta bulunduğu, aynı kanunun 50/1. maddesinde ise \"Birden ziyade kimseler birlikte bir zarar ika ettikleri takdirde müşevvik ile asıl fail ve fer'an methali olanlar, tefrik edilmeksizin müteselsilen mesul olurlar. Hakim, bunların birbiri aleyhinde rücu hakları olup olmadığını takdir ve icabında bu rücuun şumulünün derecesini tayin eyler\" şeklinde düzenleme yapılmıştır. Anılan bu yasal düzenlemelerde de ifade olunduğu üzere, birden çok kişinin birlikte zarara sebep olduğu, her birinin sorumluluğunun farklı sebepten doğduğu hali ifade eden \"eksik teselsül\" halinde, bu kişiler dış ilişkide zararın tamamından zarar görene karşı sorumlu olacaktır. Bu kişilerin kusur durumlarına göre zarardan sorumlulukları vs. gibi konular, kendi aralarındaki iç ilişkiyi ilgilendiren bir husus olarak kalacaktır.<br>BK'nın 50. maddesi; aynı zarardan dolayı birden fazla kişinin birlikte müteselsilen sorumlu tutulmalarını, birden fazla kişinin ortak kusurlarıyla zarara birlikte sebebiyet vermiş olmaları koşuluna bağlamıştır. Buna göre, birden fazla kişi aynı zarara ortak kusurlarıyla sebebiyet vermiş olmalıdırlar. BK'nın 51. maddesi ise bundan farklı olarak, aynı zarardan dolayı birden fazla kişinin birlikte müteselsilen sorumlu tutulmalarını birden fazla kişinin bu zarardan dolayı ortak kusurları nedeniyle değil, hukuksal nedenlerle sorumlu olmalarına bağlamıştır. Burada müteselsilen sorumlu tutulan kişilerin, sorumluluklarının sebepleri farklı hukuksal nedenlere dayanmaktadır. Bu açıklamalar karşısında BK'nın 51. maddesine dayanan müteselsilen sorumluluğun sebebi haksız fiil, kanun veya sözleşme nedeniyle birden fazla kişinin sorumlu tutulmasıdır. 818 sayılı BK'nın 134. maddesi \"Müruruzaman müteselsilen borçlu olanlardan veya taksimi kabil olmayan bir borcun müşterek borçlularından birine karşı katedilmiş olunca diğerlerine karşı da katedilmiş olur\" kuralını içermektedir. Bu maddeye göre, müteselsil borçlulardan birine karşı zamanaşımının kesilmesi diğer müteselsil borçlulara karşı da zamanaşımını keser. Bunun sonucu olarak BK'nın 134. maddesi hükmünün haksız fiillerden doğan müteselsil sorumlulukta sadece tam teselsülde yani BK'nın 50. maddesine dayanan müteselsil sorumlulukta uygulama alanı bulacağı; buna karşın, eksik teselsülde yani BK'nın 51. maddesine dayanan müteselsil sorumlulukta uygulama bulmayacağı kabul edilmelidir ( HGK'nın 12.03.2019 tarih, 2015/21-1282 E- 2019/276 K. sayılı kararı ve Ankara 1 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/238 E- 2014/172 K. Sayılı dosyasında davacı ... tarafından ... aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvuru üzerine verilen karar karşı yapılan temyiz incelemesi sonucu verilen Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/11195 Esas 2022/4696 Karar sayılı kararı).<br>Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince, davalı ...'nın sorumluluğu, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ve ... Yönetmeliği'nden, aracın adına kayıtlı olduğu ...'ın sorumluluğu KTK'nın 85 vd. maddelerinde düzenlenen işleten sorumluluğundan, araç sürücüsü ...’in sorumluluğu ise, BK'nın 41. Maddesinde düzenlenen haksız fiil sorumluluğuna dayalıdır. Dolayısıyla, davalı ... ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğu farklı hukuki sebebe dayanmakta olup aralarındaki ilişki de BK'nın 51. maddesindeki eksik teselsüle dayanmaktadır. 818 sayılı BK'nın 134. maddesi hükmünün, eksik teselsülde yani BK'nın 51. maddesine dayanan müteselsil sorumlulukta uygulanma olanağı bulunmaması nedeniyle, araç işleteni ve sürücüsüne açılan davanın veya bunlara yönelik başlatılan icra takibinin, davalı ... yönünden zamanaşımını kesmesinin mümkün olmadığı, davalı ... yönünden dava tarihi itibariyle uzamış ceza zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilerek zamanaşımı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılması ve davanın zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle reddine dair  yeniden esas hakkında karar verilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>I-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, <br>HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ESAS HAKKINDA YENİDEN KARAR VERİLMESİNE,<br>Buna göre;<br>1-Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE, <br>2- Harçlar Kanunun gereğince alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-Davalı yargılamada vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1-2 maddesi uyarınca belirlenen 14.973,92 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, <br>5-Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, karar tebliği için gerekli miktar kullanıldıktan sonra fazla yatırılan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca davacıya iadesine, <br>6-Davalı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nın 333.maddesi uyarınca davalıya iadesine,<br>II - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:<br>1-Davalı tarafından yatırılan  istinaf karar harcının talebi halinde davalıya iadesine,<br> 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 40,00 TL posta masrafı ile 80,70 TL istinaf başvurma harcı olmak üzere toplam 120,70 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>3-Davalı tarafından yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısım var ise HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, <br>4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ikmali işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,\t\t<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nrn 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 25.09.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br> <br> <br><br>Başkan <br>Üye<br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3e7abcfb07c87a32","SID":"4bf6dc936cc5439a"}}