{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2024/1875 <br>KARAR NO: 2024/1723<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>EK KARAR TARİHİ: 11/07/2024<br>NUMARASI: 2024/247 Esas - 2024/247 Karar<br>DAVA: İhtiyati Haciz<br>KARAR TARİHİ: 14/10/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/400 E, 2024/389 K sayılı yargılaması ile alacaklı müvekkil lehine; trafik kazasından kaynaklanan  445.662,28 TL sürekli iş göremezlik, 3.812,08 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 1.132,11 TL bakıcı gideri tazminatına dair hükmedilen alacak kalemlerinin toplamı ise 533.225,18 TL olup verilen bu hüküm neticesinde İcra İflas Kanunun 259. Maddesinin 2. Fıkrasına göre; ”ancak alacak bir ilama müstenid ise teminat aranmaz ” maddesi gereğince teminatsız ihtiyati haciz kararı talep etmiştir. Mahkemece 26/06/2024 tarihli D.İş kararı ile; \"İcra İflas Kanununun 257. Maddesinin 1. fıkrası ve müteakip maddeleri gereğince aleyhine ihtiyati haciz istenilen borçluların,  533.225,18-TL borcuna  yetecek miktarda, yedlerinde bulunan menkul ile gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslarda olan hak ve alacaklarının haczi caiz olan  kısmının ihtiyaten haczine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalılar vekillerinin itirazı üzerine de 11/07/2024 tarihli duruşmada verilen ek kararı ile itirazların reddine karar verilmiştir. Bu ek karara karşı davalılar vekilleri ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuştur. HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığının incelenmesinde; Davalılar ... San. Ltd. Şti. ile davalı... yönünden yapılan incelemede; İİK'nun  257/1. fıkrasına göre “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hüküm gereğince alacaklı, bir para alacağı için ancak  vadesinin gelmesi hâlinde ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. İİK'nun  258/1. fıkrası gereğince “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur…” Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin şekilde ispat etmesi gerekmez. Bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. Başka bir anlatımla  ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralı gereğince mahkemenin alacaklının alacağı hakkında kanaat sahibi olması yeterlidir. Davacılar tarafından iddia olunan zarar, haksız fiilden kaynaklandığından, tazminat, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki \"muacceliyet\" kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2019/2782 Esas ve 2019/11935 Karar 12/12/2019 tarihli kararı) İİK'nın  259 maddesinde ise \" İhtiyati haciz isteyen alacaklı hacizde haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan mesul  ve HMK'nın 87 maddesinde yazılı teminatı vermeye mecburdur. Ancak alacak bir ilama müstenid ise teminat aranmaz....\" denilmektedir. Somut uyuşmazlıkta, dosya kapsamı ile alacak ilama dayalı olduğundan teminat alınmaksızın ihtiyati haciz talebinin kabulüne ve ihtiyati hacze itiraz üzerine itirazın reddine karar verilmesinde davalı ... Mal. Tic. San. Ltd. Şti. ile davalı İlker Karaca yönünden isabetsizlik  görülmemiştir. Davalı... Sigorta A.Ş.yönünden yapılan incelemede; 5684 Sayılı Kanunun 14. maddesi \" (1) Bu Kanunun 13. maddesi, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 10/7/2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile ihdas edilen zorunlu sorumluluk sigortaları ile bu Kanunla mülga 21/12/1959 tarihli ve 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu çerçevesinde ihdas edilmiş olan zorunlu sigortalara ilişkin olarak aşağıdaki koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla ... Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde ... oluşturulur. (2) Hesaba; a)Sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için, b) Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için, c) Sigorta şirketinin malî bünye zaafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi ya da iflası halinde ödemekle yükümlü olduğu maddî ve bedensel zararlar için, ç) Çalınmış veya gasp edilmiş bir aracın karıştığı kazada, Karayolları Trafik Kanunu uyarınca işletenin sorumlu tutulmadığı hallerde, kişiye gelen bedensel zararlar için, d) Yeşil Kart Sigortası uygulamaları için faaliyet gösteren Türkiye Motorlu Taşıt Bürosunca yapılacak ödemeler için, başvurulabilir. Cumhurbaşkanı, gerekli görülen hallerde, eşyaya gelecek zararların kısmen veya tamamen Hesaptan karşılanmasına karar vermeye yetkilidir.\"  şeklinde hüküm altına alınmıştır. İlgili yasa maddesinde de belirtildiği gibi Sigorta Şirketleri iflas haline geçseler dahi bu durumdaki şirketlerin borçları 3. kişiler yararına yasa ile  teminat altına alınmıştır. Diğer bir söylemle davalı sigorta şirketi iflas haline gelse dahi davacıların alacaklarını Güvence Hesabından tahsil etme imkanına sahip olduklarından ayrıca davalı sigorta şirketinin  18/10/2019 tarihli ve 30922 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulunun denetimi altında olduklarından mal kaçırma ihtimali de bulunmadığından, davalı  sigorta şirketinin tüm ticari hayatını engelleyecek şekilde mal varlığına ihtiyati haciz konulması ve bu karara itiraz edilmesi üzerine itirazının reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenlerle; Davalı ... Sigorta A.Ş. Vekilinin vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, diğer davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,  davalı ... Mal. Tic. San. Ltd. Şti. ile davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-Peşin alınan harç yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 362/1-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2a93227af48bf878","SID":"3f610d6f035c55ff"}}