{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T. C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1575 <br>KARAR NO: 2024/1437<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/05/2023<br>NUMARASI: 2021/531 Esas,  2023/437 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>DAVA TARİHİ: 06/08/2021<br>İSTİNAF KARARININ <br>VERİLDİĞİ TARİH: 10/10/2024<br>YAZILDIĞI TARİH: 11/10/2024<br>Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/531 Esas, 2023/437 Karar sayılı kararı taraf vekilleri tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Davalı ...’ın sevk ve idaresindeki ...plakalı araç ile giderken davacıların murisi ...’e çarptığını ve kaza sonrası olay yerinden kaçtığını, davacıların murisinin hastaneye sevk edilmesine rağmen iç kanama nedeni ile hayatını kaybettiğini, kaza tespit tutanağına göre davalının KTK madde 51/1-a’ya aykırı hareketi nedeni ile kazanın meydana geldiğini, kaza nedeni ile Kayseri C. Başsavcılığı’nın 2021/11933 sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, kazada davalının kusurlu olduğunun soruşturma esnasında da tespit edildiğini, davacıların murisinin inşaat boya ustası olduğunu, diğer davalı ...’nin araç maliki, davalı sigortanın ise kaza yapan aracın ZMMS poliçesini düzenlediğini, davalı sigortaya başvurulmasına rağmen ödeme yapılmadığını, arabuluculuk aşaması başladıktan sonra davalı sigorta şirketinin 04/06/2021 tarihinde 31.871,00 TL ödeme yaptığını ancak bunun zararın karşılanması için yeterli olmadığını, davacı...’nin olay nedeni ile desteğini kaybettiğini, davacıların olaydan kaynaklı elem ve acı yaşadıklarını, ihtiyati haciz talepleri olduğunu belirterek davacı... için 50 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan faizi ile birlikte tahsiline, ödemeden kaynaklı dava tarihine kadar işleyecek faizin faizi ile birlikte davalı sigortadan tahsiline ve her bir davalı yönünden ayrı ayrı 40.000 TL manevi tazminat bedelinin sigorta dışındaki diğer davalılardan faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.<br> Davalı  ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün bu kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığından haksız davanın reddi gerekmekte olduğunu, davacıların müracaatı üzerine,  müvekkili şirket tarafından ... poliçesi kapsamında destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanarak ödendiğini davacının talebine konu “destekten yoksun kalma ve maluliyet tazminatına” ilişkin hesaplamanın zms sigortası genel şartları a.5/ç maddesi ve ekinde yer alan esaslara göre yapılması gerektiğini, anayasa mahkemesinin iptal kararının gerekçesi irdelendiğinde genel şartların, yalnızca kanun hükmünü genişleten veya daraltan kurallarının uygulanamayacağı sonucu çıkmakta olduğunu, tazminatın hesaplanmasında esas alınacak kriterler ise kanun ile belirlenmediğinden genel şartlar ile belirlenen hesaplama kurallarının kullanılmamasının hiçbir hukuki dayanağı bulunmamakta olduğunu, KTK 99. ve TTK 1427. maddeleri uyarınca sigorta tazminatı ödeme yükümlülüğünün, ancak sigorta şirketine ihbar ile başlayacağını,  müvekkili şirkete usulüne uygun olarak ihbar yapıldığının ve tazminatın hesabına esas olabilecek tüm belge ve bilgilerin ibraz edildiğinin ispat görevinin davacı yana ait olduğunu,  ancak bu yükümlülüklerin yerine getirilmesiyle davalı şirketin temerrüdünden bahsedilebileceğini, bu nedenle her durumda davacının faize ve faiz başlangıcına ilişkin taleplerinin yerinde olmadığını, Sigortacının tazminat sorumluluğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1 maddesi yollamasıyla 85/1 maddesinde düzenlenmiş olduğunu, somut olayda; bu davanın açılmasına davalı şirketin neden olmadığını,  açıklandığı üzere somut olayda muaccel hale gelmiş bir alacak olmadığı için davalı şirketin temerrüde düşmediğini, davanın reddine karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Davalının davacılar ile görüşmek istemesine rağmen talebin kabul edilmediğini, meydana gelen olayda davalının kusuru olmadığını, kazanın aracın sağ tampon kısmı ile meydana geldiğini, ölenin aniden yola çıktığını, davalının olay yerinden kaçmadığını, işyerine gidip olayı haber verdiğini, polis ve ambulansın arandığını, davalının kendisinin teslim olduğunu, davalının hızlı olduğu iddiasının doğru olmadığını, tanık ...’nın beyanının doğru olmadığını, davacıların maddi zararlarının karşılanmış olması nedeni ile aynı konuda açılan davanın dinlenemeyeceğini, ölenin 73-74 yaşında olması nedeni ile işini yapan biri olmadığını, davacıların manevi tazminat taleplerinin oldukça fahiş olduğunu, Kayseri 13. Asliye Ceza Mahkemesi’nin sonucunun bekletici mesele yapılmasına ve davanın reddine karar verilmesinin talep ettikleri görülmüştür. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ <br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;<br>1-MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, davacı ... için 75.020,42 TL destekten yoksun kalma tazminatı bedelinin davalılar ... ile ...’den olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı Sigorta Şirketinden temerrüt tarihi olan 09/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsiline tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>2-MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, davacı ... için 20.000 TL, davacılar ..., ...ve ... için ayrı ayrı 15.000 TL olmak üzere toplam 65.000 TL manevi tazminat bedelinin davalılar ... ile ...’den olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsiline tahsili ile davacılara ayrı ayrı verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, dair karar verildiği  görülmüştür.<br>Bu karar  davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacılar vekili tarafından süresi içinde verilen istinaf dilekçesinde özetle;  müvekkillerinin murisinin \"boya ustası\" olmasına ve bilirişi raporunda boya ustasının geliri üzerinden destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmış olmasına rağmen ilk derece mahkemesi tarafından asgari ücret üzerinden destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmiş olmasınnı açıkça dosya kapsamına ve hukuka aykırı olduğunu, davalı sigorta şirketinin yaptığı işin ticari iş olduğunu, diğer davalının ise tacir olup davaya konu trafik kazası bu davalının ticari faailiyeti sırasında  meydana geldiğini, bu nedenle de  \"ticari avans faizine\" hükmedilmesi gerekirken \"yasal faize\" hükmedilmiş olması açıkça hukuka aykırı olduğunu, davalı sigorta şirketinni temerrüde düştüğü ve geç ödeme yaptığı halde faiz alacağı taleplerinin reddine karar verildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından hüküm altına alınan manevi tazminatın tatmin edici olmadığını, miktarının da çok düşük olduğunu, dava konusu olayda, davalıların kusuru, olayın oluş şekli ve zararın niteliği dikkate alındığında, mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek, yukarıda sayılan ölçütleri karşılayacak ve müvekkillerini tatmin edecek düzeyde olmadığının görüldüğünü,  hükmedilen manevi  tazminat rakamlarının çok komik olduğunı ve manevi tazmin niteliğinin olmadığının açık olduğunu,  arz ve izah ve re'sen göz önüne alınacak nedenlerle ; Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/05/2023 tarih ve 2021/531 E., 2023/437 K. Sayılı İlamının MÜVEKKİLLERİ LEHİNE ORTADAN KALDIRILMASINA (BOZULMASINA) karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür. <br>Davalı...vekilinin süresinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle;  dava konusu üzücü olayda müvekkilinin kusurunun olmadığını, asli ve tam kusurlu olanın müteveffa olduğu gerçeği ilk derece mahkemesince dikkate alınmadığını, dosyanın bir bütün olarak incelendiğinde müvekkilinin kusurunun olmadığı, müvekkilin fiili ile gerçekleşen netice arasındaki illiyet bağı, müteveffanın tam kusuru nedeni ile kesildiğini, dosya kapsamında ve ceza dosyasındaki mübrez tüm deliller ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, müteveffanın olay mahallinin 93 metre yakınında yaya geçidi olmasına karşın yayaların geçişi için uygun olmayan bir mahalden ve uygun olmayan bir zamanda, aniden karşıdan karşıya geçmek istemesi ve yola çıkması sureti ile müessif olayın yaşanmasına sebebiyet verdiğini,  dosyada Adli Tıp Raporu ile de ağır ve mutlak kusurlu yanın müteveffa olduğu açık ve net bir şekilde tespit edildiğini,  ilk derece mahkemesince Adli Tıp Kurumu Raporunun dikkate alınmamasının, müvekkiline %25 kusurlu görülmesi ve bu oran üzerinden yapılan hesaplamalar doğrultusunda davanın kabul edilmesi hukuki olmadığını, kusuru kabul manasına gelmemekle birlikte- müvekkiline bir kusur yüklenecek olsa bile bu en fazla dosyada mevcut ATK raporu doğrultusunda %20 olabileceğini, bu tespit karşısında davacı tarafın, davalılardan ...AŞ'den 04.06.2021 tarihinde 31.871,00-TL tahsil ettiklerini, bu hususun karara dayanak bilirkişi raporunda da dikkate alındığını, bilirkişi raporunda açıkça \"Desteğin %80 kusurlu kabul edilmesi halinde davacı eşin zararının karşılandığı davacı eşin karşılanmayan bakiye zararının kalmadığı hesaplanmıştır.\" şeklinde açıklamaya yer verildiğini, bu durum karşısında davanın kısmen de olsa kabulüne karar verilmesinin  doğru olmadığını, dosyada alınan ve karara dayanak olan bilirkişi raporunda; dosyada mevcut emsal ücret araştırması cevabi yazılarında boya ve sıva yapan bir inşaat çalışanının günlük, aylık gelirinin tespit edilemediği bildirilmiş, müteveffanın inşaat boya sıva işlerinde işçi olduğuna dair de herhangi bir somut delil olmadığının tespit edildiğini, bu durumda sadece ve sadece tanık beyanından hareketle, müteveffanın inşaat işçisi olarak kabul edilmesinin, hesaplamalar yapılmasının davanın kısmen de olsa kabulüne karar verilmesinni hukuka açıkça aykırı olduğunu, müteveffanın ve davacı eşinin bakiye ömür sürelerinin fazla hesap edildiğini, 72 yaşında vefat eden müteveffanın vefat tarihinde aktif olarak çalıştığının, 2 yıl daha aktif olarak çalıştıktan sonra emekli olacağının kabulünün, hukuki düzenlemelere ve hayatın gerçeklerine aykırı olduğunu, karara dayanak bilirkişi raporunda \"...72 yaşında ve esasen pasif dönemde olsa da dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre vefat tarihinde halen aktif olarak çalıştığı kabul edilmiş, 2 yıl daha aktif olarak çalışacağı ve sonra emekli olacağı kabul edilmiştir.\" şeklindeki tespit karşısında \"pasif dönemde\" olduğu kabul edilen, dosyada sadece soyut tanık beyanları dışında somut bir delil ve veri olmadan, müteveffanın 2 yıl daha aktif olarak çalışmasının olacağının kabulünün asla kabul edilemeyeceğini, yapıldığı iddia olunan işin \"ağır ve tehlikeli\" işlerden olması, müteveffanın \"72 yaşında\" ve \"pasif\" dönemde olması karşısında 2 yıl daha aktif çalışmasından ve 9,73 yıl bakiye ömrü olacağından bahisle hesaplama yapılması, bu yönde düzenlenen raporların mahkemece karara dayanak gösterilmesi hukuki ve yerinde olmadığını, arz ve izah edilen ve  resen tespit edilecek sair nedenlerle; Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.05.2023 tarih ve 2021/531 E. 2023/437 K. Sayılı kararının, davacıların davasının ve taleplerinin tamamen REDDİNE karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, yeninden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine veya ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak, ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapılmak suretiyle; davacının davasının ve taleplerinin tamamen REDDİNE, vekâlet ücretinin, yargılama harç ve giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini  talep ettikleri görülmüştür. <br>Davalı ...vekili tarafından süresinde verilen istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporu ile bakiye alacak bulunmadığı tespit edilmişken hukuka aykırı olarak kurulan hükmün kaldırılmasını, yargılama esnasında alınan ... tarihli adli tıp kurumu raporu ile müteveffanın %80 kusurlu bulunduğunu, muştur. yerel mahkeme tarafından sebepsizce adli tıp kurumu raporuna itibar edilmeyerek yeniden bilirkişi raporu alındığını,  13.07.2022 tarihli raporda müteveffanın % 75 kusurlu bulunduğunu, akabinde dosyanın tazminat bilirkişisine gönderildiğini, bilirkişi tarafından alternatifli hesaplama yapıldığını,  müteveffanın kusur oranının &80 olduğunun kabulü halinde davacı eşin bakiye zararının bulunmadığı yapılan ödemenin yeterli olduğunun tespit edildiğini,  müteveffanın kusur oranının %75 olduğunun kabulü halinde bakiye destekten yoksun kalma tazminatının 75.020,42-tl olduğu tespit edildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından müteveffanın kusur oranı %75 kabul edildiğini ve buna göre hüküm kurulduğunu, ancak adli tıp kurumu raporuna neden itibar edilmediğinin açıklanmadığını, bu haliyle dosya da kusur oranlarının tespit edildiği iki rapor mevcut olup bu raporlar arasındaki çelişkide giderilmeden bu yönüyle hatalı kararın kaldırılmasını arz ve talep ettiklerini,  kaza esnasında tanzim edilen ... tarihli kaza tespit tutanağında; yaya ...'in kaza mahalline 93 metre mesafede yaya geçidi olmasına rağmen yaya geçidi ya da kavşak haricinde karşıya geçiş yaptığından 2918 sayılı KTK madde 68/1-b kuralını ihlal ederek 1.derecede kusurlu olduğu belirtildiğini, kaldı ki sigortalı araç sürücüsünün kazaya dair beyanında da görüleceği üzere müteveffanın aniden yola inmesi sonucunda kaza meydana gelmiştir ve bu nedenle sigortalının kazaya önleme imkanı tamamen ortadan kalktığını, bu nedenle yaya ...' in kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğunu, ancak bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsünün gerekli tedbirleri almadığı gerekçesiyle kusurlu olduğunun belirtildiğini, sigortalının kazaya dair beyanları, müteveffaya aracı ile çarptığı nokta irdelendiğinde müteveffanın aniden yola inmesi nedeniyle sigortalının kazayı önleme imkanının bulunmadığı açıkça görüleceğini, arz ve  izah edilen ve resen gözetilecek sebeplerle; Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24.05.2023 tarihli 2021/531 Esas, 2023/437 Karar sayılı ilamının kaldırılarak, esas hakkında yeniden karar tesisi ile davanın reddini, icranın geri bırakılmasına karar verilmesini  talep ettikleri görülmüştür. <br>Davalı ...'in Süresinde Verdiği İstinaf Dilekçesinde Özetle;  dava konusu kazada araç ve araç sürücüsünün %20, karşı tarafın ise %80 kusurlu olarak bilirkişi tarafından rapor edildiğini, bu bilirkişi raporun yanlış olduğun, olay tarihinde pandemi nedeniyle sokağa çıkma yasağı olduğunu, 65 yaş üzeri kişilerin iş nedeniyle olsa dahi kesinlikle çıkma yasağı olduğunu, vefaat eden ...'in 73-74 yaşında olup kesinlikle sokağa çıkma yasağı olan kişilerden olduğunu, bilirkişi tarafından ...için çalışma yaşı gibi hesaplar yapıldığını,  bilirkişi tarafından verilen raporun tamamen gerçeğe aykırı ve kabul edilemeyeceğini, tüm kusurun ...'de olduğunu bu nedenle maddi destekten yoksun kalma nedeniyle maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi kabul<br>Edilemeyeceğini, davacı vekili tarafından araç sürücüsünün olay yerinden kaçtığı beyanının  yersiz ve mesnetsiz olduğunu, olay işyerine yakın yerde olduğundan, olaydan sonra araç sürücüsünün olay yerinden işyerine gelerek polisi kendisinin aradığını ve teslim olduğunu,   ayrıca davacılar tarafından getirilen tanık ise taraflı olarak beyanda bulunduklarını, ölen kişinin halen çalıştığını beyan ederek yalan beyanda bulunduklarını, 74 yaşındaki kişinin inşaatlarda çalışmasının mümkün olmadığını,  dava ile ilgili olarak Kayseri 13.asliye Ceza Mahkemesinde devam etmekte olan ceza davasının bekletici mesele olmasına ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kaza ile ilgili olarak sigorta şirketi tarafından davacılara 04.06.2021 tarihinde 31.871,00 TL ödeme yapıldığını,  bunun haricindeki talepler ise haksız kazanç elde etmek olacağını,  arz ve izah edilen ve resen göz önüne alınacak nedenlerle ilk derce mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ Ve GEREKÇE<br>Dava, trafik kazasından kaynaklı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi gereği destekten yoksun kalma tazminatı ve  aynı kanunun 56/2. maddesi gereği manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 24/05/2023 tarih, 2021/531 Esas 2023/437 Karar sayılı kararı ile, trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasının kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir. <br>İlk derece mahkemesi kararına karşı süresi içerisinde davacılar vekili, davalı ...Aş. vekili ve davalı  ... tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İstinaf incelemesi HMK 355. maddesi gereğince ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Duruşma açılmasını gerektiren sebepler bulunmadığından HMK'nın 353 ve 355 maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler dosya üzerinden yürütülmüştür.<br>Trafik kazası ile ilgili olarak, ceza dosyasında alınan kusur bilirkişisi raporu, eldeki davada alınan kusur bilirkişisi raporu ile aynı trafik kazasına bağlı olarak açılmış olan diğer tazminat davalarında alınmış olan kusur bilirkişisi raporlarının tutarlı olup, birbiriyle çelişkili olmaması gerekir. Raporlar arasında çelişki olduğu takdirde çelişkinin mahkemece Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik kürsüsünden seçilecek heyetten ya da İTÜ trafik kürsüsünden seçilecek heyetten rapor aldırılmak suretiyle çelişkinin giderilmesi gerekir.<br>Somut olayda, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/11933 CBS.nolu hazırlık dosyasında trafik kusur bilirkişisi ...'dan alınmış olan ... tarihli kusur raporunda, trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücü ...'ın aracın hızını ayarlayamadığı, yayaya çarpmamak için herhangi bir manevra yapmadığı, dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde araç kullandığı, kaza yerinden ayrıldığının, sonuç itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 52-b maddesinin ihlal ettiğinin; müteveffa yaya...'in ise, yayalar için ayrılmış kısımdan geçiş yapmayarak, ilk geçiş hakkını araca vermeden, aracın geçişini beklemeden geçiş yaptığının, sonuç itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 68/b-3.maddesini ihlal ettiğinin rapor edildiği; Kayseri 13.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/308 E.sayılı dosyasında trafik kusur bilirkişisi ...'dan alınmış olan ... tarihli kusur raporunda ...'nın raporuyla aynı doğrultuda rapor düzenlendiği; eldeki dosyada Ankara ATK'dan alınmış olan ... tarihli kusur raporunda trafik kazasının meydana gelmesinde, müteveffa yaya ...'in %80 oranında, davalı sürücü...'ın ise %20 oranında kusurlu olduğunun rapor edildiği; yine eldeki dosyada çelişkilerin giderilmesi için Karayolları Fen heyetinden alınmış olan ... tarihli kusur raporunda trafik kazasının müteveffa yaya ...'in 2918 sayılı KTK'nın 68/b-3.maddesi ile Krayolları Trafik Yönetmeliğinin 138/b.maddesini ihlal etmiş olduğundan trafik kazasının meydana gelmesinde %75 oranında kusurlu, davalı sürücü ...'ın ise 2918 sayılı KTK'nın 52-b.maddesini ihlal etmiş olduğundan trafik kazasının meydana gelmesinde %25 oranında kusurlu olduğunu rapor edildiği,  kusur raporları arasında herhangi bir çelişkinin olmadığı, kusur raporlarının olayın oluş şekli ve tarzını doğruladığı, sürüş kurallarına göre kusur tanzimi yapılmış olduğu  anlaşılmakla, mahkemece davalı tarafın %25 oranında kusurlu olduğu yönünden kusur derecelemesi yapılması isabetli olup, davalı ... Aş. vekilinin ve davalı... vekilinin kusura yönelik istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.<br>Çalışma hayatının aktif çalışma dönemi ve emeklilik dönemi olan pasif devre olarak ayrılması ve  pasif devrede zararın asgari geçim indirimsiz asgari ücret düzeyinde bir zarar olacağının kabulünün gerektiği Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarındandır. Pasif devre zararının hesaplanması sırasında esas alınan ücret, bir çalışmanın karşılığı değil, ekonomik bir değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinin karşılığıdır. Hal böyle olunca da ücretle fiilen çalışanlara uygulanmak için getirilen asgari geçim indiriminin, ücretli bir çalışmanın söz konusu olmadığı pasif dönem (devre) zararının hesaplanmasında dikkate alınamayacağı açıktır. Zira, asgari geçim indirimi (AGİ), ücretin eki olmadığından, tazminat alacaklarının hesaplanmasına esas ücrete dahil edilemez.<br>TBK'nun 53/3. maddesi gereği, ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde, onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir. Yasa metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yoksun kalınan gerçek destek miktarının tespit edilebilmesi için öncelikle desteğin sağlığında elde ettiği net gelirin doğru saptanması icap eder. Destekten yoksunluk zararının hesabında müteveffanın gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır.(Yargıtay 4.HD'nin 23/09/2021 tarih ve 2021/14828 E. 2021/5403 K. Sayılı ilamı)<br>Desteğin kaza tarihi itibariyle mesleği ve geliri tespit edilmelidir. Kişinin herhangi bir işi yoksa, desteğin geliri asgari ücret kabul edilerek, raporun hazırlandığı tarihteki net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacaktır. Eğer desteğin gelirinin asgari ücret üzerinde olduğu, bir başka anlatımla herhangi bir işyerinde çalıştığı ya da bir meslek icra ettiği ve asgari ücret üzerinde bir gelir elde edildiği iddia ediliyorsa bunun ispat edilmesi gerekir. Davacılar desteğin asgari ücret üzerinde bir gelir elde ettiğini iddia etmiş ise SGK'dan trafik kazasının olduğu tarihteki desteğin ücret ve gelirlerini gösterir tüm belgeler getirtmelidir. Kişi belirli bir iş yerine bağlı olmaksızın belirli bir meslek icra eden kişilerden ise S.G.K kayıtları olup olmadığı da araştırılarak ekonomik ve sosyal durumu ile ilgili zabıta araştırması yanında o meslek odasından o mesleği icra edenlerin kaza tarihi itibarı ile ortalama ücretleri sorulmalıdır.<br>Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre, desteğin ölüm tarihindeki gelir durumunun davacı tarafça kanıtlanması gerekir. Bunun kanıtlanmaması halinde ise maddi destek tazminatının hesabında asgari ücretin esas alınacağı kabul edilmektedir. Sadece tanık beyanları ile kazanç tespiti mümkün olmayıp bunun bir takım belge ve kayıtlarla desteklenmesi gerekmektedir.<br>Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı iptal kararı (Resmi Gazete yayınlanma tarihi ... ile ... sayılı KTK'nın 90. maddesinde geçen ve genel şartlara atıf yapan cümle iptal edilmiş olunduğundan desteğin gelirinin belirlenmesinde genel şartlardaki usul ve esaslar dikkate alınmayıp, 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesi uyarınca bu kanun, 6098 sayılı TBK ve Yargıtay yerleşik uygulamaları dikkate alınarak araştırma yapılarak, desteğin geliri tespit edilecektir. Desteğin asgari ücretin üzerinde bir gelir elde ettiği tespit edilemediği takdirde Yargıtay yerleşik uygulamaları gereğince desteğin geliri olarak asgari ücret baz alınarak, davacı ...'in destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanacaktır. <br>Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre, desteğin kaza tarihinde yaptığı işin ve kazancının kesin olarak tespiti için kolluk marifetiyle sosyal ekonomik durum araştırması yaptırılması, SGK Başkanlığı'ndan desteğin kazancına ilişkin belgelerin getirtilmesi; desteğin yaptığı işin niteliğine göre ilgili meslek odasından emsal ücret araştırması yapılması suretiyle desteğin geliri belirlendikten sonra (gelirin net biçimde saptanamaması halinde yasal asgari ücret üzerinden) tazminatın hesaplanması gerekir.<br>Destekten yoksun kalma zararının hesabında, desteğin gelirinin doğru biçimde belirlenmesi, tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Çalışma hayatının aktif çalışma dönemi ve emeklilik dönemi olan pasif devre olarak ayrılması gerektiği; hesaplamada, aktif dönem için desteğin kaza tarihindeki kazancının esas alınması, pasif devrede ise gerçekleşecek zararın asgari geçim indirimsiz asgari ücret düzeyinde bir zarar olacağı; aktif çalışma döneminin 60 yaşa (yasaları gereği farklı düzenlemeye tabi olanlar dışında) kadar süreceği Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarındandır. <br>Yargıtay'ın işgöremezlik tazminatının hesaplanmasında esas alınacak gelir konusundaki yerleşik uygulaması yukarıda ifade edilmiş olmakla birlikte; dosya kapsamından, desteğin kaza tarihinde 60 yaşın üstünde, pasif devrede olduğu ancak aktif olarak çalıştığı, asgari ücretten fazla gelir elde ettiğinin ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, kaza sırasında desteğin aktif olarak çalıştığı tespit edildiğinden, destekten yoksun kalma tazminatının; Yargıtay yerleşik uygulamaları gereğince, destek yaşı itibariyle emeklilikten sonra çalışmaya devam etse de, desteğin belirli bir yaş ve dönemden sonra aktif çalışmasının son bulacağı ve pasif devreye geçeceği (Yargıtay 17.HD'nin 17/09/2018 tarih ve 2017/5566 E. 2018/7791 K.sayılı ilamı) hususu dikkate alınarak, mahkemece desteğin aktüerya raporu doğrultusunda 2 yıl daha çalıştıktan sonra pasif devreye gireceğinin kabul edilmek suretiyle; hesaplanması isabetli olup, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.<br>01/06/2015 tarihinden önce meydana gelmiş olan trafik kazalarında cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında Yargıtayca PMF - 1931 yaşam tablosu esas alınıyor ve %10 artırım %10 iskonto yöntemiyle zarar görenlerin tazminat alacağı hesaplanıyordu. 01/06/2015 tarihinde yeni Genel Şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte, 01/06/2015 tarihinden sonra meydana gelen ve 01/06/2015 tarihinden sonra düzenlenmiş olan poliçelerde PMF 1931 yaşam tablosu ve %10 artırım %10 iskonto yönteminden vazgeçilerek poliçelerin eki niteliğindeki genel şartlar gereğince tazminat hesabında TRH - 2010 yaşam tablosu ve 1,8 Teknik Faiz yöntemi kullanılmaya başlanıldı. Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarih 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı KTK’nın 90. ve 92. maddelerinde “genel şartlara” atıf yapan cümlelerin iptaline karar verilmiş ve bu karar...tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olmasıyla birlikte, Yargıtay 17. Hukuk Dairesince zarar görenlerin cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı alacağının hesaplanmasında TRH 2010 ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi benimsenmiş olup  TRH 2010 yaşam tablosunun uygulamasından vazgeçilmemiştir.  (Yargıtay 17.HD.’nin 2019/5206 E. 2020/8874 K. 22/12/2020 tarihli ilamı)<br>Somut olayda, davacıların destekten yoksun kalma tazminatında hükme esas alınan aktüerya bilirkişisi raporunda  TRH 2010 yaşam tablosu ve %10 artırım, %10 iskonto yöntemi esas alınmak  ve bakiye ömür dikkate alınmak suretiyle hesaplanmış olduğu anlaşılmakla;... tarihinde ... sayılı RG'de aynı gün yürürlüğe giren 7327 kanun numaralı \"İCRA VE İFLAS KANUNU İLE BAZI KANUNULARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN'un; 18. maddesi ile 2918 sayılı KTK'nun 90. maddesine yapılan değişiklik neticesinde \"...sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2'yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat üniteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak, hesaplanır...\" hükmünün 19/06/2021 tarihinden sonraki kazalar neticesinde açılan tazminat davalarında uygulanacağı,... kaza tarihi dikkate alındığında eldeki davada uygulanamayacağı kanaatine varılmış olunduğundan, davalı ... Aş. vekilinin tazminatın TRH 2010 yaşa süresi dikkate alınmaksızın hesaplandığı ve 1,65 teknik faiz uygulanmak suretiyle hesaplanması gerektiği yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.<br>Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre, dava açılmadan önce tarafların sulh olması ve sigorta adına ibraname düzenlenmesi halinde, ibraname tarihi itibariyle hak sahibinin  tazminat alacağı hesaplanacak, hesaplanan bedel hak sahibine sigorta tarafından ödenmiş olan bedelden fazla ise fahiş fark olmadığından, hak sahibinin tazminat alacağı olmadığı, hesaplanan bedel hak sahibine ödenen bedelden az ise ve bu fark da fahiş ise o takdirde bu kez aktüerya rapor tarihi itibariyle hak sahibinin hesaplanan tazminat alacağından, sigorta tarafından hak sahibine dava açılmadan önce ödenmiş olan tazminat rapor tarihi itibariyle güncellenecek ve güncellenen bu bedel, rapor tarihi itibariyle aktüerya bilirkişisi tarafından hesap edilen bedelden düşülerek, hak sahibinin fark alacağı tespit edilecektir. Dava açıldıktan sonra 2918 sayılı Yasanın 111. maddesi gereğince ödenen tazminat ile aktüerya raporu ile belirlenen miktar arasında açık nispetsizliğin bulunmasına göre ibraname makbuz niteliğinde olup, belirlenen tazminattan, yapılan ödemenin güncellenmeksizin mahsup edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 17.HD'nin 05/06/2012 tarihi 2011/8559 E. 2012/7287 K. sayılı ilamı, Yargıtay 17.HD'nin 20/10/2020 tarih ve 2019/5511 E. 2020/5853 K. sayılı ilamı).Dava öncesinde sigortaca ibraname-sulh sözleşmesi düzenlenmeksizin, makbuz ya da dekont karşılığında davacı tarafa  ödeme yapılmış olması halinde aktüerya bilirkişisi tarafından ödeme tarihi itibariyle tazminat hesabı yapılmayacak, yalnızca ödeme rapor tarihi itibariyle faiz işletilmek suretiyle güncellenerek hesaplanan tazminattan mahsup edilecektir. <br>Dosya içerisinde, taraflar arasında 2918 sayılı KTK'nın 111.maddesi anlamında dava öncesinde destekten yoksun kalma tazminatı hususunda düzenlenmiş ibraname-sulh ya da feragatname adı altında herhangi bir sözleşme belgesinin dosya içerisine sunulmadığı, dosya içerisnde davalı sigorta tarafından dava öncesinde davacı ...'e 31.871-TL. ödendiğine ilişkin ödeme belgesi sunulduğu ve sigortaca yapılan bu ödemenin davacı tarafça inkar edilmediği, taraflar arasında dava öncesinde düzenlenmiş ibraname-sulh ya da feragatname adı altında sözleşme gereğince sigortaca bir ödeme yapılmadığından Yargıtay yerleşik uygulamalarına uygun olarak aktüerya bilirkişisi tarafından rapor tarihi itibariyle davalı sigortaca dava öncesinde ödenmiş olan destekten yoksun kalma tazminatının davacılar için hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından rapor tarihi itibariyle güncellenerek mahsup edilmiş, kalan destekten yoksun kalam alacağının belirlenmiş olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin davalı sigortaca ödenen 31.871-TL.'nin temerrüt tarihinden ödeme tarihine kadar faizinin davalı sigortadan tahsiline karar verilmesi gerektiğine yönelik istinafının yerinde olmadığı  görülmüştür.<br> Sigortanın davalı olması otomatik olarak trafik kazasını ticari iş haline getirmeyecek olup, trafik kazasına karışan aracın ticari olup olmadığına bakılacak, aracın ticari olması halinde alacağa ticari avans faiz oranları, aracın ticari olmaması halinde ise alacağa yasal faiz oranları uygulanacaktır. İşletilecek faiz türünün tespitinde, zarara neden olan aracın trafik kaydı ve kaza tarihindeki gerçek kullanım amacının değerlendirilmesi, bu değerlendirme neticesinde aracın kullanım amacının hususi olması durumunda yasal faize, ticari olması ve avans faizi talebi bulunması halinde avans faizine hükmedilmesi gerekmektedir.<br>Somut olayda, trafik kazasının meydana gelmesine sebebiyet veren ... plaka sayılı aracın otomobil olduğu anlaşılmakla; dosya kapsamından aracın ticari amaçla kullanılmadığı anlaşıldığından, mahkemece ticari avans faize hükmedilmeyip, yasal faize hükmedilmiş olması isabetli olup, davacılar vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.<br>Olay tarihinde yürürlükte olan TBK’nın 56. maddesi hükümlerine göre, hakimin manevi tazminat adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. 22/06/1996 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Diğer yandan hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da  gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu  para,  zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.<br>Somut olayda, taraflar arasında yaşanan olayın oluş şekli, olay tarihi, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü ile yukarıda ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesince davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatın uygun olduğu anlaşılmakla, davacılar vekilinin manevi tazminatın miktarına ilişkin istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>Yukarıda izah edilen sebeplerle ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin, davalı... Aş. Vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M : (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere)<br>A-) 1-) Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,<br>2-) Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile  eksik kalan 157,75 TL harcın davacılardan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>3-)Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>B-) 1-) Davalı ...'ın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,<br>2-) İstinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 9.564,79 TL istinaf karar harcından davalı tarafından başvuru sırasında peşin yatırılan 2.392,00TL harcın mahsubu ile eksik kalan 7.172,79 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>3-) Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,<br>C-) 1-) ... A.Ş. 'nin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,<br>2-) İstinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 5.124,64 TL istinaf karar harcından davalı tarafından başvuru sırasında peşin yatırılan 1.281,20 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 3.843,24 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>3-) Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,<br>Ç-) 1-) Davalı ...'in istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,<br>2-) İstinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 9.564,79 TL istinaf karar harcından davalı tarafından başvuru sırasında peşin yatırılan 2.391,20 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 1.173,59 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>3-) Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,<br>D-) 1-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından AAÜT md. 2/2 uyarınca taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>2-) Taraflarca istinaf yargılaması bakımından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümlerine göre yatırana İADESİNE,<br>3-) Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği ve gider avansı iadesi işlemlerinin 6100 sayılı HMK md. 302/5 ve 359/3 uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; tarafların yokluğunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1 - a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 11/10/2024\t\t<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8e045ad10a74e1e9","SID":"2d660120254f53bd"}}