{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/372 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1302<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/10/2020 (Dava) -  30/09/2021 (Karar)<br>NUMARASI\t\t: 2020/555 Esas - 2021/737 Karar <br>DAVA\t\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 19/09/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19/09/2024<br><br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/09/2021 tarihli 2020/555 Esas ve 2021/737 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir 7. İcra Müdürlüğü'nün 2020/8420 Esas sayılı dosyası ile davalı tarafından alacaklı olunduğu istemiyle davacı aleyhine 10 örnek kambiyo senetlerine özgü icra takibine girişildiğini, icra takibinin konusu 10/10/2016 tanzim tarihli, 01/11/2017 vadeli, 53.500,00TL bedelli “malen” alınmıştır kayıtlı bir senet olup söz konusu senet nedeniyle davacının icra takibinde alacaklı gözüken şahsa bir borcu bulunmadığını, icra takibine dayanak senet “malen” kayıtlı bir senet olup  davacı ile davalı  arasında gerek senedin düzenlenme tarihi gerekse de düzenlenme tarihi öncesinde hiçbir mal alışverişi olmadığını, davacı  ile davalı arasında senedin düzenlenme sebebi olarak malen kaydı olarak belirtildiğine göre davacı ile davalı arasında mal alışverişinden kaynaklı bir ilişkinin olması gerekmekte olduğunu,  davacı ile davalı arasında tek ilişki  davacının davalıdan 2016 yılında 3.000 TL elden borç alması ve karşılığında 3.500 TL ödeyeceğini belirterek tanzim ve vade tarihi olmayan 3.500 TL lik bir senet imzalaması şeklide olduğunu,  davalı söz konusu senedi davacıya iade ederken imza kısmını yırttığını belirttiğini, davacı üzerindeki yazıların kendisi tarafından doldurulmadığı için ve imza kısmı da yırtılarak kendisine teslim edildiğinden teslim edilen bu senedi imzaladığı senet sanarak teslim aldığını, takip dayanağı senet davacının ilerlemiş yaşından da faydalanarak imzalatıldığını belirterek davanın kabulü ile davacının İzmir 7. İcra Müdürlüğünün 2020/8420 Esas 2009/8083 Esas sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline,  yargılama sonuçlanıncaya kadar  takibin durdurulmasına mahkeme aksi kanaatte ise İzmir 7. İcra Müdürlüğünün 2020/8420 Esas sayılı icra dosyasındaki paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine,  kötüniyetli ve haksız olarak icra takibi başlatan davalının , alacağın % 20'ından aşağı olmamak üzere tazminat mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP :<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı tarafın iddia etmiş olduğu hususların tümü soyut ve gerçek dışı olduğunu,  İzmir 7. İcra Müdürlüğünün 2020/8420 Esas sayılı takip dosyasında alacağın konusunu oluşturan davacıya ait 10.10.2016 tarihli 53.500,00 TL tutarlı senedin geçersizliğini ispata elverişli olmadığını, davanın reddi gerektiğini, davacı yan, davaya konu icra takibinin dayanağını oluşturan senedin geçersizliğini öne sürerken iddialarını yasal olmayan ve hayali olgulara dayandırmakta olduğunu, lakin, senedin geçerlilik şartları mevzuatla düzenlenmiş olduğunu, kanunun emredici hükmüne aykırı gerekçelerle bir senedin geçersizliğinin öne sürülmesinin hukuken bir karşılığı bulunmadığını,  önemle belirtmek gerekir ki senette sebepten mücerretlik ilkesi gereğince senedi elinde bulunduran lehtarın senedin geçerliliğini ispatlamasına gerek olmadığını, keşideci, senedin geçersizliğini iddia ediyorsa, bu iddiasını kesin delillerle ispatlamak zorunda olduğunu, davacı ile davalı müvekkil uzunca süre önce tanışmış eski iki arkadaş olduğunu, davacı ile davalı müvekkili arasında geçen bir sohbette davacının, ... isimli şirketten 4 adet 500.000'er MARK'lık senet alacağı olduğunu ve bu alacağına ilişkin davasının sürüncemede kaldığını  davalı müvekkile bildirmesi üzerine davalı müvekkilinin davacının bu sorununu çözebileceğini, bunun için kendi tanıdığı avukatlar aracılığıyla davacının söz konusu davasını kazanabileceğini ifade etmesi üzerine, davacının bu işi çözmesi halinde davalı müvekkiline Bodrum'da bir daire alacağını vadettiğini,  müvekkilinin ise davacıya bahsettiği gibi söz konusu davanın çözümü konusunda davacıya yardımcı olarak söz konusu davanın çözümlenmesini sağladığını, bu durumda davalı müvekkilce, davacıya vaadini hatırlattığını, davacının bunu gerçekleştiremeyeceğini, ancak davalı müvekkile bir araba hediye edeceğinin sözünü verdiğini, bir süre sonra ise verdiği söz doğrultusunda davalı müvekkile bir araba parası olarak 53.500,00-TL'lik dava konusu senedi teminat olarak teslim ederek kısa bir süre sonra bu tutarı davalı müvekkiline ödeyeceğini beyan ettiğini, ancak vade tarihine uymayarak senetle temin ettiği tutarı davalı müvekkile ödemeyen davacının, hakkında başlatılan icra takibine ise yine aynı kötü niyetle ve haksız  iddialarla borca itirazda bulunduğu, davacı tarafça davalı müvekkile daha evvel vaat edilen bir araba yerine düzenlenip verilen dava konusu 53.500,00-TL tutarındaki senedin geçersizliğine ilişkin davacı tarafça öne sürülen somut, kesin ve gerçeğe uygun hiçbir delil olmadan işbu dava ikame edilmiş olduğunu, hal böyle iken, yine de senedin hangi sebeple davacı tarafça düzenlenmiş olduğunun izah etmesi gerektiğini belirterek   davacı tarafça ikame edilen menfi tespit davasının reddine, İzmir 7. İcra Müdürlüğünün 2020/8420 Esas sayılı dosyasındaki borca ilişkin itirazının iptaline, takip dosyasına ilişkin olarak  icra veznesine depo edilen paranın davalıya ödenmemesi yönündeki mahkemenizce verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılarak paranın davalıya ödenmesine,  takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklının takip konusu alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>Mahkemece, ''...2004 sayılı icra ve iflas kanununun 72. Maddesinde, icra takibinden önce veya sonra borçlunun, borçlu bulunmadığının tespitini talep edebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda taraflar arasında, İzmir 7. İcra Müdürlüğünün 2020/8420 Esas sayılı takip dosyası ve dayanağı senet 10/10/2016 keşide tarihli 01/11/2017 ödeme tarihli 53.000 TL bedelli bono bulunduğu ihtilaflı değildir. Davacı taraf söz konusu senedin \" malen\" kaydının bulunduğunu,   davalı tarafa bu senet nedeniyle hiçbir borcu bulunmadığını ve \" malen \" kayıtlı  bir senet düzenlenmesini gerektiren herhangi bir mal alış verişinin olmadığını iddia ederek, borçsuzluğun tespiti için  eldeki davayı açmıştır. Davalı taraf, cevap dilekçesinde davacı ile davalının uzun süre önce tanışan eski iki arkadaş olduğunu, davacının bir sohbet esnasında Mat İnşaat isimli şirketten 500.000,00 Mark tutarında dört adet senedi olduğunu, bu alacağına ilişkin davasının sürüncemede kaldığını söylemesi üzerine davalının bu sorunu çözebileceğini, tanıdığı avukatlar vasıtasıyla davayı kazanabileceğini ifade ettiğini, bunun üzerine de davacının bu işi çözmesi halinde davalıya Bodrum'da bir daire alacağını vaadettiğini, bunun üzerine davalının davacı tarafça bahsedilen davanın çözümlenmesini sağladığını, davacı bu durum karşısında vaadinin hatırlatıldığını, davacının ise bunu gerçekleştiremeyeceğini ancak davalıya bir araba hediye edeceğini söylediğini, daha sonra da bir araba parası olarak 53.500 TL tutarında senet düzenleyen davacının bunu davalıya teslim ettiğini, ancak bu senedi ödemediğini beyan etmiştir. Şu halde, bu cevap dilekçesine nazaran davalı tarafın senedin düzenlenme sebebi ve senette bulunan malen kaydına ilişkin olarak talil yaptığının kabulü gerekmektedir. Hal böyle olunca ispat yükü talilde bulunan davalı tarafa geçmektedir ve davalı taraf senedin cevap dilekçesinde belirtildiği şekilde düzenlendiğini ispat etmek durumunda kalacaktır. Dosyada bu hususu ispata yönelik kesin ve her türlü şüpheden uzak bir delil ise bulunmamaktadır. Bir an için davalı tarafın söz konusu senedin cevap dilekçesinde beyan edilen sebeplerle düzenlendiği iddiası değerlendirilecek olursa bu kez dava dosyasına ve beyanlara yansıdığı kadarıyla işsiz olan ve herhangi bir hukuk eğitimi almayan davalının, davacının yargılamaya konu edilen bir takım dava ve takip dosyalarında davacı yararına uyuşmazlıkların çözümünü sağlama ve karşılığında davacıdan bir daire ve sonrasında bir araba ve bunlar olmadığı takdirde senet alması iyi niyet kurallarına aykırıdır, aynı zamanda bahsi geçen borcun ahlaka aykırı olması nedeniyle eksik borç olarak kabulünü zorunlu kılmaktadır. Başka bir söyleyişle, davalı taraf senedi talil etmiş, ispat külfeti yer değiştirmiş ve bu kapsamda ispat külfetinin gereğini yerine getirememiş, böyle bir ispat külfetinin yerine getirildiği bir an için kabul edilecek olsa bile bu kez borcun eksik borç olduğu kabulü gündeme gelecektir. Bu itibarla, mahkememizde takibe ve davaya konu bononun \"malen \" kaydının davalı tarafça \" nakden \"  kaydına talil edildiği, ispat külfetinin yer değiştirmesine rağmen davalı tarafça bu külfetin yerine getirilemediği, bu nedenle de davacının bu senet ve icra takibi dolayısıyla...'' gerekçesiyle; ''...Davanın KABULÜNE, Davacının İzmir 7. İcra Müdürlüğünün  2020/8420 Esas sayılı dosyası ve dosyanın dayanağı olan 53.500,00- TL bedelli 10/10/2016 tanzim tarihli, 01/11/2017 ödeme tarihli,  keşidecisi ... olan lehdarı ... olan bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, Asıl alacak tutarı olan 53.500 TL'nin %20'si oranında 10.700 TL tazminatın 2004 sayılı İcra İflas Kanunu 72/5 maddesi gereğince  davalıdan alınarak davacıya verilmesine....''  şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkemece 01/11/2021 tarihli tavzih kararı ile ; ''...Mahkememizin 30/09/2021 tarih  2020/555 E.  2021/737 K. Sayılı Gerekçeli Kararının hüküm fıkrasının  \"Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken  913,64 TL peşin harç peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,\" şeklindeki 5. Paragrafının  hükümden  çıkarılarak yerine  \"Harçlar yasası gereğince alınması gereken 3.654,58-TL harcın peşin yatırılan 913.64-TL harçtan mahsubuna, eksik 2.740,94-TL harcın  davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,\" İFADELERİ  YAZILMAK SURETİYLE  HÜKMÜN HMK.304 MADDESİ  UYARINCA   BU ŞEKİLDE  TASHİHİNE...'' şeklinde  karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ  :<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  yerel mahkeme hakimince karşı tarafın haksız ve manipüle etmekten ibaret olan iddiaları hükme esas alınarak haksız şekilde açıldığı aşikar olan bahse konu davada yerel mahkeme hakimince kararsızlık yaşandığını ve lehlerine karar verilmesi halinde derhal teminatın iadesi gerekeceğinden, sonucu iki taraf açısından daha  az risk doğuracak şekilde hareket edildiğini ve netice itibariyle hatalı şekilde karar verilerek davalı müvekkili aleyhine büyük bir hak kaybı yaratıldığını, zaten üç yıla yakın bir süredir borcu kendisine ödenmeyerek ciddi şekilde mağdur edilen davalı müvekkili hakkında, mevcut yargılama devam ederken, karşı tarafça ''Resmi Belgede Sahtecilik, Kamu Kurum ve Kurulusları, vb. Tüzel Kisiliklerin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık'' suçlamasıyla İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na müracaat edildiğini, Başsavcılığımızın 2020/11409 soruşturma sayılı dosyası üzerinden yapılan incelemede 13/01/2021 tarihli, ''...müsteki ve süphelinin alınan imza yazı örnekleri ile İzmir 7.Icra Dairesinin 2020/8420 numaralı dosyası içerisinde bulunan 53.500,00 TL bedelli senet aslının bilirkisice yapılan incelemesinde senet üzerinde borçlu olarak görünen müstekiye ait imzaların ...'e ait oldugu, senedin herhangi bir sıkıstırma, ekleme vs. Bulgusu olmadıgı, senet üzerinde herhangi bir silinti, tahrifat bulgusunun da bulunmadıgının tespit edilmesi karsısında müsteki vekilinin soyut beyanı dısında süphelinin atılı suçu isledigini gösterir somut bir delilin mevcut olmadıgı anlasılmakla; Cumhuriyet Bassavcılıgımızca kamu adına kovusturma yapılmasına  yer olmadıgına, karar verilmiştir'' şeklindeki kararla ve bu karara delil olarak gösterilen bilirkişi raporuyla, davalı müvekkiline yapılan şikayetin haksız olduğu ve davacı tarafça itiraza konu edilen borcu doğuran senedin geçerli bir senet olduğunun sabit olduğunu, tüm bu yaşananların üzerine bir de yerel mahkemece bir seneden uzun süren yargılama süreci nihayetinde çok açık şekilde hukuk dışı bir karar tesis edilerek davalı müvekkilinin son derece haksızlığa maruz kaldığını, davacı tarafın itiraz ettiği borcun kambiyo vasfi taşıyan bir senede dayandığını, karşı tarafın kötü niyetle hareket ederek sanki borcun yasal herhangi bir sebebi yokmuş gibi iddialarda bulunması ve yazılı beyanlarını da farklı anlamlar çıkaracak şekilde değişik yorumlaması neticesinde, yerel mahkemece bu manipülasyona itibar edilerek çok bariz bir hataya düşüldüğünü, yerel mahkemece senette sebepten mücerretlik ilkesine aykırı hareket edilerek, borcun sebebi üzerinden yargılama yapılmasını kesinlikle kabul etmediklerini, öncelikle davacı tarafça dava dilekçesinde, taraflar arasında 2016 yılında 3500 TL'lik bir borç ilişkisi olduğu, bu borca ilişkin olarak bir senet düzenlenmiş olduğu ve davacı yanca bu borcun davalı müvekkile ödenilerek borcun kapatıldığı ve dava konusu senedin bu senetteki imza kullanılarak oluşturulmuş olduğu iddia edilmiş ise de; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/11409 soruşturma sayılı dosyasında yapılmış olan şikayetin haksız olduğuna yönelik karar neticesinde, dava dilekçesindeki bu iddianın kullanılma olanağı kalmadığını, cevap dilekçesinde davalı müvekkilinin avukatlık bir iş yaptığı noktasında herhangi bir beyanları bulunmadığını, burada davalı müvekkilinin davacının sorununu kendi başına yahut bir avukatla beraber çözmesi gibi bir ifade bulunmadığını, burada çok açık şekilde anlattıkları şeyin; davalı müvekkilinin, yalnızca, davacıya hukuki sorununu çözebilecek bir avukat tanıdığını tavsiye ettiği, bu şekilde bir tavsiyenin avukatlık bir iş olduğunun kabulünün gerek hayata, gerekse hukuka uygun olmadığını, ''avukat tavsiye etmek'' şeklindeki bir hareketin, Avukatlık Kanununun 35. Maddesi kapsamında yalnızca avukatların yapabileceği işler arasında sayılmadığı açık olduğundan, cevap dilekçesindeki beyanlarındaki ilk çarpıtmanın ne kadar boş ve temelsiz olduğunun anlaşılacağını, yine, tamamen iyi niyetle hareket ederek, kendisine yakın gördüğü davacının çok ciddi bir mağduriyetini gidermek isteyen ve bu maksatla da ona başarılı olduğunu düşündüğü bir avukatı tavsiye eden davalı müvekkilinin davacı tarafça, cevap dilekçesinin adeta satır aralıkları kazılarak, hukuk simsarlığı yapmış olmakla suçlandığını, davalı müvekkilinin davacının vaadinden önce ve vaadinden bağımsız bir şekilde tavsiyede bulunmuş olmasının, kendisinin tamamen yardım maksatlı hareket ettiğini çok açık şekilde ortaya koyduğunu, öte yandan, yerel mahkemece, davalı müvekkilinin iyi niyet kurallarına aykırı hareket ettiği ve bahsi geçen borcun ahlaka aykırı olması nedeniyle eksik borç oluşturduğu şeklinde hatalı başka bir kanaat tanzim edildiğini, burada yine davacı yanın cevaba cevap dilekçesindeki gerçeği saptırmaya yönelik beyanlarından hareketle bir tespit yapıldığını, davacının dava konusu ile bir ilgisi bulunmadığı halde ve hatta kendi iddiası ile de örtüşmeyen bir mevzuda, evlenme tellallığına ilişkin içtihatları olaya emsal olarak göstererek, mahkemenin bu husustaki iradesini yanılttığını, oysaki, eksik borçlar yasa ile açıkça düzenlenmiş olup, davacı yanın kendi iddiasına uygun bir yasa hükmü bulunmayıp, bu hususta yerel mahkeme dosyasına emsal içtihat de sunulamadığını, mevcut yargılamada taraflarınca malen kaydı kabul edilmemekle birlikte, davacı tarafça da malen kaydı talil edildiğini, bu durumda mevcut yargılamada çift taraflı talil söz konusu olup, ispat yükünün yer değiştiremeyeceği, davacı tarafın iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğunun Yargıtay içtihatlarınca sabit olduğunu, netice itibariyle; ispat yükü davacı tarafta olup davacı tarafça dava konusu 53.500,00-TL tutarındaki senedin geçersizliğine ilişkin davacı tarafça öne sürülen somut, kesin ve gerçeğe uygun hiçbir delil olmadan işbu davanın ikame edildiğini, davacı tarafın mevcut davayı açmasında bir hukuki yarar bulunmadığı sabit olup, borcun tahsilinin mümkün olduğunca geciktirilip, davalı müvekkilinin mağduriyetinin artırılmasının amaçlandığını, karşı tarafça dava dilekçesinde son çare olarak davalı müvekkilinin bir suçlu gibi gösterilerek senedin geçersizliği iddiasının ispatına çabalanmışsa da hukuka uygun olarak düzenlenen senedin yasal koşulları sağladığı açık olup, geçersizliğinin dosya kapsamındaki mevcut delillerle de ispatı hukuken mümkün olmadığından, üzerindeki imzanın kendisine ait olduğunu açıkça belirten davacı tarafından düzenlenmiş bahse konu senedin geçerli olduğunun kabulü ile dava konusu icra takibindeki ihtiyati tedbirin ivedilikle kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunun kabulüne, davacı tarafça ikame edilen menfi tespit davasının reddine, İzmir 7. İcra Müdürlüğünün 2020/8420 Esas sayılı dosyasındaki borca ilişkin itirazının iptaline, takip dosyasına ilişkin olarak  icra veznesine depo edilen paranın davalı müvekkiline ödenmemesi yönündeki mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılarak paranın davalı müvekkiline ödenmesine,  takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacının takip konusu alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava,   icra takibinin dayanağı senet nedeniyle menfi tespit talebine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı; davacı dava dilekçesinde, icra takibine konu 10/10/2016 tanzim tarihli, 01/11/2017 vadeli, 53.500,00TL bedelli “malen” alınmıştır kayıtlı bir senet olup söz konusu senet nedeniyle davacının icra takibinde alacaklı gözüken şahsa bir borcu bulunmadığını, icra takibine dayanak senet “malen” kayıtlı bir senet olup  davacı ile davalı  arasında gerek senedin düzenlenme tarihi gerekse de düzenlenme tarihi öncesinde hiçbir mal alışverişi olmadığını iddia etmiş; davalı ise cevap dilekçesinde, davacı ile davalı müvekkil uzunca süre önce tanışmış eski iki arkadaş olduğunu, davacı ile davalı müvekkili arasında geçen bir sohbette davacının, .... isimli şirketten 4 adet 500.000'er MARK'lık senet alacağı olduğunu ve bu alacağına ilişkin davasının sürüncemede kaldığını  davalı müvekkile bildirmesi üzerine davalı müvekkilinin davacının bu sorununu çözebileceğini, bunun için kendi tanıdığı avukatlar aracılığıyla davacının söz konusu davasını kazanabileceğini ifade etmesi üzerine, davacının bu işi çözmesi halinde davalı müvekkiline Bodrum'da bir daire alacağını vadettiğini,  müvekkilinin ise davacıya bahsettiği gibi söz konusu davanın çözümü konusunda davacıya yardımcı olarak söz konusu davanın çözümlenmesini sağladığını, bu durumda davalı müvekkilce, davacıya vaadini hatırlattığını, davacının bunu gerçekleştiremeyeceğini, ancak davalı müvekkile bir araba hediye edeceğinin sözünü verdiğini, bir süre sonra ise verdiği söz doğrultusunda davalı müvekkile bir araba parası olarak 53.500,00-TL'lik dava konusu senedi teminat olarak teslim ederek kısa bir süre sonra bu tutarı davalı müvekkiline ödeyeceğini beyan ettiğini belirtmiş; icra takibine dayanak senet incelendiğinde senedin “bedeli malen alınmıştır” ibareli bir senet olduğunu, senette senedin düzenlenme sebebi olarak malen kaydı bulunduğuna göre, bono bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, senette bedel kaydının mevcut olması hâlinde ispat yükü kaydın aksini savunan davalı tarafa aittir. Somut olayda ise, davalının bononun mal karşılığı olmadığına dair beyanları karşısında senedin davalı tarafça talil edildiğinin kabulü zorunlu olup, bu durumda TMK’nın 6. maddesi uyarınca ispat yükünün davacı senet borçlusunda olduğu yolundaki genel kuralın yer değiştireceği, davalının senetten kaynaklı alacağını ispatlaması gerektiği, ancak davalının alacağın kaynağına ilişkin olarak soyut iddiaları dışında alacağı ispata yarar dosya kapsamında herhangi bir bilgi veya belge olmadığı, davalının borcun kaynağına yönelik soyut iddiaları yönünden mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/09/2021 tarihli, 2020/555 Esas ve 2021/737 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 3.654,58 TL istinaf karar harcından peşin alınan 913,64 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 2.750,94 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),<br>3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  19/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5598d2c75f80896b","SID":"2f124cda8a16a82a"}}