{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/558 Esas<br>KARAR NO:2024/1495 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ  (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>NUMARASI:2020/123 Esas - 2022/21 Karar<br>TARİH:3/01/2022<br>DAVA:İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:03/10/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Çin menşeli ...firmasından 18/09/2019 tarihli, 3.400,00USD bedelli \"su aratma filtre sistemi\"ni satın aldığını, malların ...(..) Limanından .... Limanına .... Şirkteti ile taşındığını, davalının taşımada Türkiye yerleşik acente sıfatı ile ifa yardımcısı olarak yer aldığını, konşimentoda \"....\" kaydı bulunduğunu, navlun ücretinin peşin olarak ödendiğini, davalı tarafından daha sonra dokümantasyon ücreti ve terminal ücreti adları altında ücretler talep edildiğini, müvekkili tarafından işbu bedellerin \"ihtirazi kayıt\"la ödenmek zorunda kalındığını, ödenen bu bedelin iade edilmemesi üzerine .... sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla .... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki müvekkili firmanın acentasının yüklemiş olduğu mal ile ilgili davacıdan talep edilen tutarların konteyner liman masrafları, konteyner boşaltım ücretleri ve .... limanındaki yükleme ücretleri olduğunu,  davacı yükleyicisi bu kalemlerin davacı tarafından ödenmesi şartıyla müvekkilinin acentesiyle anlaşıldığını ve bu nedenle yükleme/boşaltma masraflarının davacıdan talep ve tahsil edildiğini, davacının, ödememesi gerektiğini iddia ettiği \"konteyner liman masrafları, konteyner boşaltım ücretleri ve ... limanındaki yükleme ücretleri\" ile ilgili iddia ve taleplerinin muhatabının, müvekkili firma değil davacının yükleyicisi olduğunu, davacının muhatabının müvekkili olmadığını bu nedenle davanın hukuki yarar yokluğundan reddinin gerektiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde  bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 13/01/2022 tarih 2020/123 Esas - 2022/21 Karar sayılı kararında; \"Dava, Davacı tarafından dava konusu malı teslim alabilmek için ihtirazi kayıt ile ödendiği ifade olunan dökümantasyon ücreti, parsiyel servis ücreti ve tahliye ücreti gibi ücretlerden sorumluluğun hangi tarafta olduğu noktasında toplandığı anlaşılmıştır....Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, ilgili yerlere yazılan müzekkerelere verilen yazı cevapları, bilirkişi raporu ve dosyada bulunan tüm bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde ; Dava dışı satıcı .... Ltd. tarafından davacı adına düzenlenmiş olan 18/09/2019 tarih ve .... numaralı fatura ile su arıtma sistemi emtiasının 3.400 USD bedel ile peşin ödeme kaydıyla ve CİF tipi teslim şekli ile davacıya satıldığı anlaşılmaktadır. CİF tipi teslim şeklinde satıcı eşyanın deniz yoluyla taşınmasına ilişkin navlun sözleşmesini akdetmekle yükümlüdür. Malın satıcı tarafından teslimi eşyanın gemiye yüklenmesi ile gerçekleşir ve hasar bu anda alıcıya geçer. Satış sözleşmesi navlun sözleşmesinden bağımsız bir sözleşmedir ve navlun sözleşmesinin tarafları bakımından satış sözleşmesi değil navlun sözleşmesi belirleyicidir. Bu bakımdan CİF kaydının konişmentoya dercedilmesi, satış sözleşmesinde alıcı ile satıcı arasında kararlaştırılmış hususların, satış sözleşmesinin tarafı olmayan taşıyana ve onun acentesine karşı ileri sürülebileceği anlamına gelmez. Açıklanan nedenlerle dava konusu emtianın CİF tipi teslim şekli ile satılmış olmasının, davacı ile davalı arasındaki davaya konu masraflardan kimin sorumlu olacağı hususunda dikkate alınmamıştır. Dosyada bulunan .... numaralı konişmentodan, yükletenin \"....\"; gönderilenin \"...\"; ihbar adresinin \"...\"; gemi adının \"...\"; yükleme limanının \"...\"; boşaltma limanının \"İstanbul\"; paket sayısı ve tipinin \"2 paket\"; teslimat için başvuru \"...Taşımacılık\"ğın olduğu, 27/09/20019'da Şangay'da düzenlenen konişmentoda ayrıca \"...\" ile \"navlun peşin ödenmiştir\" kaydının yer aldığı , dosyaya sunulan ...Bankası'na ait 05/11/2019 işlem tarihli dekonttan, davacının davalıya 1.082,54 USD ödediği; ...bank'a ait 05/11/2019 işlem tarihli dekonttan ise 180,54 TL ödediği anlaşılmıştır. Dosyada bulunan ve davalı ... Taşımacılık tarafından davacı adına düzenlenmiş olan 6/11/2019 tarihli ve . ve ...numaralı faturalar incelendiğinde  dokümantasyon ücretinin KDV dahil 180,54 TL; terminal, parsiyel servis ve tahliye ücreti KDV dahil 1.082,54 USD olduğu anlaşılmıştır. Dokümantasyon ücreti yönünden yapılan değerlendirmede ; uygulamada bu bedel, eşyanın gönderilen tarafından teslim alınabilmesi için konişmentonun ibrazı üzerine konişmentonun incelenmesi, gönderilenin haklı hamil olduğunun tespit edilmesi, taşımaya ilişkin belgelerin tasnif edilmesi ve saklanmasının karşılığı olarak talep ve tahsil edilmektedir. Konişmentonun ibrazı karşılığında eşyanın teslim edilmesi ve konişmentoyu ibraz eden kişinin haklı hamil olup olmadığının araştırılması taşıyanın TTK m. 1230'dan kaynaklanan bir yükümlülüğü olduğundan taşıyanı temsilen bu yükümlülükleri yerine getiren acentenin bunu ek bir hizmet olarak nitelendirip ücret talep etmesi mümkün değildir. Bu sebeple dökümentasyon ücretinin davacıdan talep ve tahsil edilmesi yerinde değildir.Terminal ücreti, parsiyel servis, tahliye ücretleri yönünden yapılan değerlendirmede ise  : taşıyanın taşıma borcunun ifasına yönelik olarak taşıyanın acentesi tarafından yapılan iş ve işlemlerin ücretlerinin gönderilenden talep edilmesi mümkün değildir. Acente ancak taşıyanla arasındaki acentelik ilişkisi gereği verdiği hizmetler dışında gönderilene bir hizmet sunarsa bunun bedelini talep edebilir. Bu takdirde sunulan hizmetin ne olduğunu ortaya koymak ve buna İlişkin ödemeyi davacı hesabına yapmış olduğunu kanıtlamak durumundadır. Dosyaya sunulu tüm bilgi ve belgelerin incelenmesiyle ; davalının, terminal ücreti, parsiyel servis ve tahliye adı aldında talep ettiği ücretlerin ilişkin olduğu hizmetlere yönelik bir açıklamada bulunmadığı, cevap dilekçesinde bunların konteyner liman masrafı, konteyner boşaltım ücreti ve yükleme masrafı olduğunu ileri sürdüğü, dosyaya sunulu konişmentoda ... (açılımı: ...) kaydının bulunduğu ,bu kayda göre konteynerin konteyner yük istasyonuna getirilmesinden sonra boşaltma masraflarının gönderilene ait olduğu, konişmentodaki bu kayda göre konteynerden eşyanın boşaltılması masraflarının gönderilenden talep edilebileceği fakat bu masrafların talep edilebilmesi için acente tarafından gönderilen hesabına yapılan boşaltma masraflarının belgelendirilmesi gerektiği, dosya içerisindeki evrakların incelenmesiyle davalının bu masraf kalemlerini somut bir şekilde belgelendiremediği anlaşıldığından davalının bu talep ve tahsil kaleminin de haksız olduğuna kanaat getirilerek davacının davasının kabulüne karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuş,Davacı yanın icra inkar tazminatına ilişkin talebinin değerlendirilmesinde ise;  icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için  alacağın likit bir alacak niteliğinde olması gerekir. Genel bir kavram olarak, likit alacak tutarı belli, muayyen, bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır. Likit bir  alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek, miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Bu koşullar yok ise likit bir alacaktan söz edilemez. (YHGK 17/10/2012gün 2012/9-838-715 sayılı İlam) Somut olayda, davalı tarafından tespit edilebilir bir alacak söz konusu olduğundan,  davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir...\"gerekçesi ile ''Davacının davasının KABULÜ ile, davalının ...sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin aynen DEVAMINA, Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile, asıl alacağın %20 sine tekabül eden  216,50 USD   icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının Yerel mahkeme huzurundaki davaya konu ettiği talepleri dayanaksız ve haksız olup sebepsiz zenginleşmeye matuf davanın reddi gerektiğinden Yerel mahkeme tarafından davanın kabulüne ilişkin hükmün bozmayı gerektirdiğini; Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki müvekkili acentasının yüklemiş olduğu mal ile ilgili davacıdan talep edilen tutarların konteyner liman masrafları, konteyner boşaltım ücretleri ve Çin limanındaki yükleme ücretleri olduğunu, davacı yükleyicisinin bu kalemlerin davacı tarafından ödenmesi şartıyla müvekkili acentesiyle anlaştığını ve bu nedenle yükleme/boşaltma masraflarının davacıdan talep ve tahsil edildiğini, davacının, ödememesi gerektiğini iddia ettiği konteyner liman masrafları, konteyner boşaltım ücretleri ve ... limanındaki yükleme ücretleri ile ilgili iddia ve taleplerinin muhatabının, müvekkili değil davacının yükleyicisi olduğunu; Deniz ticaretinde esas alınan lokal masraf kalemlerinin; yükleme ücreti, tahliye ücreti, terminal ücreti, geçici kabul ücreti, konşimento ordino ücreti vb. olduğunu, bunun yanı sıra teslim şekline ilişkin olarak lokal masrafların karşılanmasına ilişkin esasların da değişiklik gösterdiğini, ithalat yüklemelerinde teslim şekli CIF veya CFR bazında yapıldığında navlun ve varış limanı lokal masraflarının, yurt dışında yüklemeyi yapan acente tarafından belirlendiğini, hiç şüphesiz davacı, ödeme yaptığı kalemlerin haksız olduğunu-ödememesi gerektiğini düşünüyor ise muhatap alması gerekenin kendileri değil yükleyicisi firma olması gerektiğini, bu yükler ile ilgili davacı ile yapılmış bir anlaşma bulunmadığını, davacının yükleyicisi ile görüşüp yükleme anlaşmasında farklılık varsa, fazladan ödeme yaptığını düşünüyor ise bu talepleri müvekkilinden değil yükleyicinin kendisinden talep etmesi gerektiğini;Davacının, taşıma sözleşmesinin tarafı olmasa bile üçüncü kişi lehine sözleşme kabul edilmesinin sonucu olarak taşıyıcıya emir ve talimatlar verebilme, yükün teslimini isteyebilme ve taşıma sözleşmesinden doğan diğer hakları kullanabilme hakkına sahip olmakla, bu cümleden olmak üzere (sözleşmenin tarafı olmaması) malın kendisine teslimi için konteyner liman masrafları, konteyner boşaltım ücretleri ve ... limanındaki yükleme ücretlerini ödeme yükümünden vareste tutulmadığını, kaldı ki Çin'deki yükleyici ile yapılan anlaşmanın da bu şekilde olduğunu, bilirkişi raporunda; \"...konişmentoda yer alan CFS-FO kaydı uyarınca konteyner yük istasyonunda yükün konteynerden boşaltılmasına ilişkin masrafların gönderilene ait olduğu kararlaştırılmışsa da...\" ibaresine yer verildiğini, bu cümleden hareketle dahi söz konusu kalemlerden davacının sorumlu olduğu hususunun izahtan vareste olduğunu; Öte yandan davacı vekilinin, dava dilekçesinde, dava konusu navlun alacağının peşin olarak ödendiğini ve navluna ilişkin müvekkili şirket tarafından talep edilen hizmetlerin navlun ücretine dahil olduğunu belirttiğini, buna göre, davacının; davaya konu edilen hizmetlerin sunulmadığını iddia etmediğini, nitekim Yerel Mahkeme tarafından müvekkilinin ticari defterlerinin incelenmesine karar verilseydi de bu hususun tespit edilebileceğini, bu hususta Yerel Mahkemece kurulan hüküm ile davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli olmadığını, zira anılan hizmetlerin verilip verilmediğine ilişkin taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığını, ihtilafın söz konusu hizmet kalemlerinin davacı tarafın peşin olarak ödediği navlun bedeline dahil olup olmadığı hususunda toplandığını;Yerel mahkemece yapılan yargılamada müvekkili şirket tarafından itiraza uğramış bilirkişi raporunun, itirazlara ilişkin hiçbir makul gerekçe sunulmaksızın hükme esas alınmasının bozmayı gerektirdiğini, müvekkili şirket tarafından bila tarihli bilirkişi raporuna itiraz edilerek yeniden bilirkişi raporu alınmasının talep edildiğini, kendileri tarafından dayanılan dosyalar incelenmeksizin esas hakkında karar verilmesi halinde tanzim edilen kararın hukuka, usule ve hakkaniyete aykırılık teşkil etmesi sebebiyle bilirkişi tarafından defter ve kayıtlar üzerinde inceleme yapılması suretiyle davacının ödediği kalemlerin dayanaklarının tespiti talep edilerek mezkur bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağının defaatle ileri sürüldüğünü;Bilirkişinin, bu ücretlerin muhatabının müvekkili olmadığına ilişkin görüş beyan ettiğini, kısacası söz konusu bedellerin ödenmesi yükümlülüğü davacı tarafa ait olup huzurdaki raporun 3.b. bölümünde bu hususun açıkça ifade edildiğini, lakin, her ne kadar bilirkişi müvekkilinin herhangi bir ödeme yükümlülüğü bulunmadığına ilişkin ifadelere yer vermişse de birtakım evrakların mevcut olmadığından bahisle müvekkilini haksız konuma getirdiğini, ne var ki bu çelişkili rapora rağmen; Yerel Mahkeme tarafından gerçekleştirilen yargılamada müvekkilinin bilirkişi raporuna itirazlarını karşılar mahiyette inceleme yapılmaksızın, itiraza uğramış bilirkişi raporuna değer verilerek sonuca gidildiğini; Davacı tarafın iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla dahi, davacının huzurdaki davaya konu ettiği hizmet kalemlerine ilişkin hizmetlerin sunulmadığını değil işbu kalemlerin navlun ücreti kapsamında sunulmuş olduğunu iddia ettiğini, bu kapsamda Yerel mahkeme tarafından kurulan hükmün bozmayı gerektirdiğini, somut olayda, taraflar arasında temel ilişkide davacı tarafından müvekkilinin edimini yerine getirmediği savunulup uyuşmazlık konusu edilmediğini, ihtilafın müvekkili tarafından tahsil edilen hizmet kalemlerinin navlun ücretine dahil olup olmadığında toplandığını, bu kapsamda Yerel Mahkemece tesis edilen hükümle gösterilen \"konişmentoda yer alan CFS-FO kaydı uyarınca konteyner yük istasyonunda yükün konteynerden boşaltılmasına ilişkin masrafların gönderilene ait olduğu kararlaştırılmışsa da gerek boşaltma (tahliye) masrafının, gerek terminal ücreti ve parsiyel servis ücretinin davalı acente tarafından ödendiğine dair belge sunulmadığından bu ücretlerin davacıdan talep ve tahsil edilmesinin yerinde olmadığı\" gerekçenin kabulünün mümkün olmadığını beyanla İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın İlk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, uluslararası taşıma nedeniyle gönderilen tarafından taşıyıcıya, malın teslimini sağlamak üzere ihtirazi kayıt ile ödenen konteyner liman masraflı, konteyner boşaltım ücreti ve yükleme ücretinin haksız tahsil edildiği iddiası ile istirdadı için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.29906 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 41. maddesi ile değişik HMK'nın 341/2 madde hükmü uyarınca miktar ve değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, yeniden değerleme oranındaki artış sonucu Yerel Mahkeme hükmünün verildiği 2022 yılı için HMK'nın 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 8.000,000 TL olmuştur.Somut dosyada dava değeri ve Mahkemece kabul edilen miktar 7.137,61 TL (1.082,54 USD + 180,54 TL) olup verilen karar kesin niteliktedir. Yerel mahkemece miktar itibariyle kesin nitelikteki karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesinin sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle, davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 341 ve 352/1. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 436,79 TL istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 110,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 326,79 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf  eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 03/10/2024 tarihinde HMK'nın 341. 352/1. maddeleri gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"da8a06510b6addba","SID":"640b7ea689da1928"}}