{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO\t: 2024/136 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/676<br><br>DAVA\t: Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)<br>DAVA TARİHİ\t: 08/02/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 24/06/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH  \t: 27/06/2024<br>Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ..... numaralı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, iddianame hazırlanarak dosya İstanbul ...... Ağır Ceza Mahkemesine tevzi edildiğini, yapılan yargılama kapsamında müvekkili hakkında 21.02.2020 tarihli mahkümiyet kararı verildiğini, kararın istinaf edildiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Ceza Dairesi tarafından düzeltilerek İstinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğini akabinde müvekkili ...... 20/11/2022 tarihinde vefat ettiğini, müvekkilinin büyük hissedar olduğunun sabit olduğunu, müvekkillerinin murisinin vefatı üzerine Büyükçekmece ..... Noterliği 09/12/2022 tarihli ...... yevmiye nolu mirasçılık belgesi alındığını beyanla anılan nedenlerle müvekkillerinin mirasçılık payları oranında hisselerinin şirket pay defterlerine işlenmesi ve veraset intikal vergisinin tayin ve ödenmesi için 2022 yılı bilanço suretinin taraflarına bildirilmesini, pay defterine işlenen nisap oranı üzerinden geçmiş dönem kar paylarının hesaplanarak ayrı ayrı müvekkillerin hesaplarına ödenmesini dava ve talep etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İstanbul ...... Sulh Ceza Mahkemesinin 02.02.2017 tarihli ve ..... D. İş numaralı kararı ile 647 Sayılı KHK' mn 19. Maddesi uyarınca müvekkili şirkete TMSF kayyım olarak atandığını, davacıların murisi ..... , müvekkili şirket hissedarlarından olduğunu, 20.11.2022 tarihinde vefat ettiğini ancak ...... 'nın hisseleri üzere el konulduğunu ve müsadere edildiğini, davacılar tarafından ileri sürülen iddia ile taleplerin hukuka aykırı olduğunu, huzurdaki davanın usul ile esastan reddedilmesi gerektiğini, esas nitelik teşkil eden TMSF'nin aldığı Yönetim Kurulu kararının açık olduğunu, davacıların murisi ...... 'nın ölümünün payları etkilemediği, paylar hakkında müsadere kararının devam ettiği hatta sanık müdafiinin de bu hususu kabul ile müsadere yönünden talepte bulunduğunu, davacıların taleplerine ilişkin kayyım heyeti tarafından alınan hiçbir karar  olmadığını, huzurdaki davanın dava şartının oluşmaması nedeni ile usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Yerel Mahkeme'nin, genel kurul yerine geçerek davacılara kar payı dağıtılmasına şeklinde hüküm tesis edilmesi hukuka aykırı olacağını, davacıların bu alacak talepleri bakımından doğrudan dava açması hukuken mümkün olmadığını, davacının aktif husumet ehliyetinin mevcut olmaması ve dava şartının oluşmaması nedeni ile huzurdaki davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, huzurdaki davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmasının hukuken mümkün olmadığını, davanın görevsizlik nedeni ile usulden reddedilmesi gerektiğini, husumet itirazında bulunduklarını,  iddialarını hiçbir somut bilgi ve belgele ile ispat edemeyen davacılara, geçmiş dönem kar paylarının ödenmesinin hukuken mümkün olmadığını beyanla anılan nedenlerle davanın husumet, görevsizlik, dava şartı yokluğu ve davacıların aktif husumet yokluğuna ilişkin itirazlarıuyarınca usulden reddedilmesine, aksi halde davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Dava, davacıların şirket ortağı olduğunun tespiti ile kar paylarının davacılara ödenmesi talebine ilişkindir. <br>TTK'nın 494/4. maddesinde payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmeleri hâlinde, bunların mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan malvarlığına ilişkin hakların derhâl devralana geçeceği düzenlenmiş, TTK'nın 493/6. maddesinde payların miras vs. gibi kanun gereği iktisabı halinde şirkete payları gerçek değeri ile ile satın almayı önererek devre onay vermeyi reddetme hakkı tanınmıştır. <br> 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 408/2-d. fıkrasında finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil kullanılmasına dair kararların alınmasının genel kurulun devredilemez yetkilerinden olduğu düzenlenmiştir.<br>İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları içeriğine göre; davacıların murisi olan ...... 'nin davalı şirket ortağı olduğu, İstanbul ...... Sulh Ceza Mahkemesinin 02.02.2017 tarihli, ...... D.iş sayılı kararı ile 647 sayılı KHK'nın 19. Maddesi kapsamında davalı şirkete TMSF tarafından kayyım atandığı, davacıların murisi olan ..... hakkında İstanbul ..... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ...... Esas, ..... Karar sayılı ilamıyla mahkumiyet ve şirket hissesi üzerinde müsadere kararı verildiği, karar temyiz aşamasındayken murisin öldüğü, ceza yargılamasının halen devam ettiği anlaşılmakla davacıların şirket hissedarı olduklarının tespiti bakımından Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş olan herhangi bir ihtilafın olmadığı, kaldı ki TTK'nın 494/4. maddesi uyarınca mirasa dayalı pay geçişlerinin derhal geçeceğinin düzenlendiği, şirket tarafından satın alma teklif edilerek ancak devre onayı reddetme hakkının bulunduğu, uyuşmazlığın ceza mahkemesince şirket yönetimine TMSF'nin kayyım olarak atanmasının ve müsadereye ilişkin kararın henüz kesinleşmemesinden kaynaklandığı, ayrıca kar payı dağıtılması kararının münhasıran anonim şirket genel kuruluna ait olduğu buna ilişkin bir karar alınmadan mahkemeden tüm geçmiş dönem kar paylarının dağıtılmasının da talep edilemeyeceği, davacıların bu aşamada; ceza dosyası kesinleşmeden ve kar payı dağıtılmasına ilişkin genel kurul kararı olmaksızın dava açmalarında hukuki yararları bulunmadığından davanın usulden reddine ve davalı yararına maktu vekalet ücretine (emsal olarak Yargıtay 11. HD. 10/04/2023, 2021/7762 Esas, 2023/2193 Karar sayılı ilamı) karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda  açıklanan  nedenlerle;<br>1-Davanın usulden reddine,<br>2-Alınması gerekli 427,60 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 6.489,45 TL harcın mahsubuyla bakiye fazla yatırılan 6.061,85 TL harcın  karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,<br>3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Davanın usulden reddi nedeniyle AAÜT gereğince hesap edilen 17.900,00 TL maktu ücreti vekaletin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,<br>5-Arabuluculuk ücreti olan 3.800,00 TL'nin davacılardan alınarak hazineye irat kaydına,<br>6-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>Dair,6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle  tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili  İstinaf Dairesi nezdinde istinaf  yolu açık olmak üzere  verilen karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzünde açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/06/2024 <br>Katip .....<br> e-imzalıdır <br>Hakim .....<br>e-imzalıdır <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a24e525266e83609","SID":"f5250d386db8a5c8"}}