{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/2276 - 2024/2217<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/2276 <br>KARAR NO\t: 2024/2217<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t: <br>KATİP\t: <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 24/02/2022<br>NUMARASI\t: ... Esas, ... Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVALI \t: ... -  <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVA\t: Ölüm Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 01/10/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN <br>YAZILDIĞI TARİH\t: 01/10/2024<br><br>.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/02/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20/10/2008 tarihinde sürücü müteveffa ...'ın'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı motorsiklet ile seyir halinde ilerlerken tek taraflı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucu müvekkilinin oğlu ...'nın vefat ettiğini, motorsikletin zorunlu mali mesuliyet sigortasının olmadığını, bu nedenle davalının meydana gelen kaza nedeniyle oluşan zarardan sorumlu olduğunu, sigorta tahkim kuruluna başvuru yapıldığını ancak sonuç alınamadığını belirterek fazlaya dair haklarının saklı kalmak kaydıyla, 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, davacı vekili 18/11/2020 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini  69.778,53 TL'ye yükseltmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza tarihinin 26/12/2008 olduğunu, kuruma ilk başvurunun 26/12/2016 tarihinde yapıldığını, bu nedenle dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, görevli mahkemenin ise asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, kazanın müteveffanın yol kenarındaki beton kütlesine çarpması neticesinde meydana geldiğini, kazada kusurun müteveffa ...'a ait olduğunu, bu nedenle mirasçılarının destekten yoksun kalma tazminatı talep edemeyeceklerini, kabul anlamına gelmemek üzere müteveffanın müterafik kusurundan dolayı hesaplanacak tazminattan indirim yapılmasını talep ettiklerini, ayrıca ölenin nüfus kayıtlarına göre başka destek yoksunu olup olmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece davanın arttırılan talep üzerinden kabulüne, 69.778,53 TL maddi tazminatın 06/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; Zamanaşımı geçtikten sonra dava ikame edildiği gibi, ıslah tarihi itibarıyla da zamanaşımının geçtiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile 1,8 teknik faiz uygulanmaksızın yapılan hesaplamayı kabul etmediklerini, ayrıca hükmedilen tazminat miktarından müteveffanın müterafik kusuru bulunması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, trafik kazasına dayalı açılan, destekten yoksun kalınmasından doğan maddi tazminat davasıdır.<br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, kararı davalı vekili istinaf etmiştir. <br>Davalı vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf başvurusunun  incelenmesinde:<br>2918 sayılı KTK.nin 109/1. maddesinde \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar.\" denilmektedir. <br>Aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, \"Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.\" hükmüne yer verilmiştir.<br>Yukarıda açıklandığı gibi 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi gereğince davacılar murisinin trafik kazası neticesinde vefat etmiş olduğu anlaşılmakla olayda ceza zamanaşımı dikkate alınacaktır. Bu durumda 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 85 ve 66. maddeleri nazara alındığında 15 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmalıdır. <br>Bu açıklamalara göre, kazanın 20/10/2008 tarihinde meydana geldiği, 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi ve 5237 sayılı sayanın 85 ve 66. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde 15 yıllık zamanaşımı süresinin 20/10/2023 tarihinde dolacağı, davanın ise 20/06/2018 tarihinde zamanaşımı süresi dolmadan açılmış olduğunu anlaşılmakla davalı vekilinin zamanaşımı yönünden istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiş, yine açılan dava belirsiz alacak davası olarak nitelendirilip talep artırım dilekçesinin 18/11/2020 tarihinde sunulduğu ve aynı tarihte harçlandırılmış olduğu anlaşılmakla arttırılan kısmın da zamanaşımına uğramadığı değerlendirilerek, buna yönelik yapılan istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.<br>Davalı vekillerinin hesaplama yöntemine yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; <br>Davalı vekili ne kadar hükme esas alınan hesap raporunun hatalı olduğunu, TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz kullanılarak hesaplama yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, hükme esas alınan raporun incelenmesinde zararın Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları doğrultusunda %10 arttırma %10 eksiltme yöntemine göre belirlendiği, söz konusu raporun usul ve yasaya uygun, denetime olanak verir, açıklayıcı gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Davalı vekilinin müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği talebine yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;<br>Davalı vekilince müteveffanın koruyucu ekipman ve kask takıp takmadığı hususunun araştırılması ve sürücü belgesiz şekilde seyahat etmekte olduğundan zararın artmasına sebebiyet verdiği, bu nedenlerle hükmedilen tazminat miktarından müterafik kusur sebebiyle indirim yapılması gerektiği iddia edilmiş, mahkemece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52.maddesi (818 sayılı BK 44) gereğince desteğin müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı ve tazminattan indirim yapılıp yapılmaması gerektiği hususu tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususun değerlendirilmemiş olduğu anlaşılmıştır.<br>Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. <br>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve trafik mevzuatı uyarınca sürücü ve yolcuların araçların kullanılması sırasında koruyucu tertibatları kullanması zorunludur.<br>Yargıtay 4. H.D'nin 20.02.2023 tarihli 2021/23184 E. 2023/2035 K. Sayılı ilamı ile; \"2918 sayılı Kanun'un \"Sürücülerin ve yolcuların koruyucu tertibat kullanma zorunluluğu\" kenar başlıklı 78 inci maddesi şöyledir; \"Belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur. Kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir.\"<br> Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 150/1-a bendi gereğince; motosikletle gerek sürücü gerekse de yolcu olarak seyir halinde iken zorunlu olan koruyucu ekipmanların kullanılmaması zararın doğmasına veya artmasına sebebiyet veren etkenlerdendir. Özellikle de motosiklet gibi bir araçla seyir halinde iken mevzuata göre yolcuların takmak zorunda olduğu koruma başlağı (kask) hayati öneme sahiptir. Bu nedenle müteveffanın kaza anında kaskının bulunup bulunmadığı, buna göre müterafik kusuru olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir.<br>Öncelikle müteveffanın sürücü belgesinin bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılmış ve davalı vekilince müteveffa sürücünün motosiklet ile ehliyetsiz bir şekilde araç kullanmasının mütarafik kusur teşkil ettiği belirtilmiş ise de, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve trafik mevzuatı uyarınca ehliyeti olmayan sürücülerin araç kullanması yasaktır. Zira ehliyeti olmayan kimsenin gerekli eğitimleri almaması sebebiyle tehlikeli bir şekilde araç kullanma ve hata yapma riski yüksektir. Ancak bu husus, yani, ehliyetsiz bir kişinin trafiğe çıkmış olması trafik cezasını gerektiren eylem  olup, müterafik kusur indirim sebebi olmadığından bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>Diğer yandan dosya kapsamı incelendiğinde, müteveffanın kask takıp takmadığı tespit edilememiş ise de, ölümünün kafa travmasına bağlı kafatası kemiği kırıkları ve beyin kanaması sonucu husule geldiği anlaşılmıştır. Nitekim Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2014/16106 E- 2016/11047 K, 2016/7611 E- 2016/6717 K,  2015/18011 E., 2017/2430 K. sayılı kararı, 16/05/2017 tarih ve 2016/1864 E., 2017/5519 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, her ne kadar kaza tespit tutanağında ve dosya kapsamında müteveffa motosiklet sürücüsünün kask takıp takmadığına ilişkin bir bilgi yok ise de, dosya kapsamına göre müteveffanın ölümünün kafa travmasına bağlı kafatası kemiği kırıkları sonucu husule geldiği anlaşıldığından müteveffanın kaza sırasında kask takmadığı, bu durumun müterafik kusur oluşturduğunun kabul edilmesi ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin istikrarlı uygulamalarına göre BK.nın 52. maddesi uyarınca tazminattan %20 oranında indirim yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır.<br>Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesince aldırılan hesap bilirkişisi ...'nun 28/12/2021 tarihli raporunda, Sigorta Hakem Heyeti'nin kararının kesin hüküm oluşturmasından dolayı dava dışı imam nikahlı eş olan ... ile nüfus kayıtlarında görünmeyen çocuk ... 'a pay ayrılmadan yapılan hesaplamada destek zararının 115.457,37 TL olarak belirlendiği, mahkemece bu raporun hükme esas alınması gerektiği belirtilmekle birlikte davacının ıslah dilekçesi gereğince taleple bağlı kalınarak hüküm kurulduğu, mahkemenin bu kabulüne ilişkin taraflarca ileri sürülen bir istinaf sebebi mevcut olmayıp zarar miktarının 115.457,37 TL olarak kesinleştiği değerlendirilmekle, müterafik kusur indiriminin tespit edilen gerçek zarar miktarı üzerinden yapılması gerektiği, buna göre tazminattan % 20 oranında yapılan indirim neticesinde zarar miktarının 92.365,89 TL olduğu, bu miktarın ilk derece mahkemesinin kabul kararında belirtilen tutarın üzerinde kaldığı, neticeten mahkemece kurulan hükmün isabetli olduğu kanaatine varılmış, sonuç hüküm değişmediğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.<br>HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;<br>İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 4.766,57 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 3.453,22 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye ‭1.313,35‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, <br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br><br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 01/10/2024<br><br> <br>Başkan            Üye                     Üye                         Katip  <br><br><br><br><br><br> İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"857a991a354a480f","SID":"550f41954ec4c012"}}