{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br> <br>ESAS NO\t: 2024/409 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/118 Karar<br><br>DAVA\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 09/09/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 08/10/2024<br>G. K. YAZILDIĞI TARİH \t: 08/10/2024<br><br>Davacı tarafından mahkememizde açılan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin lehtarı olduğu iddia edilen keşidecesi .... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olan .... Bankası A.Ş. 8004648 seri numaralı 30.08.2024 keşide tarihli 3.000.000,00 TL bedelli çekin ilgili banka şubesine ibraz edildiğinin müvekkili tarafından öğrenildiğini, söz konusu çek hakkında müvekkili aleyhine icra takibi başlatılmaması için işbu davayı açma gereği doğduğunu , söz konusu çekin keşidecisi olan ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin münferit yetkililerinin çekte lehtar olarak görünen müvekkili ve diğer ciranta olan .. olduğunu , diğer ciranta olan ....' ın davaya konu çekin kaybolduğunu söylediğini , müvekkilinin kaybolduysa savcılığa şikayet etmesi gerektiğini söylemesine rağmen müvekkili lehine söz konusu çeki şirket üzerinden ve müvekkilinin bilgisi ve dahili olmadan keşide ettiğini, keşideci firmada .....'ın da münferit yetkisi olması nedeniyle haksız ve mesnetsiz olarak işbu çeki keşide ettiğini, müvekkilinin bilgi ve rızası olmadan ve hiçbir zaman hamili olmadığı söz konusu çekten, bankaya ibraz edildiğinde haberdar olduğunu, bu nedenle çekin üzerindeki imzaya ve çek bedeline itiraz etmek hasıl olduğunu, tüm bu nedenlerle öncelikle  İİK madde 72/3 uyarınca teminatsız olarak ya da uygun görülecek teminat karşılığında alacaklıya ödenmemesi ve icra takibine konulmaması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulüne,  %20'den az olmamak üzere davalının kötüniyet tazminatına hükmedilmesine,  müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine,  kötü niyetli davalıdan HMK m. 329/1 uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesine, HMK m.329/2 uyarınca disiplin para cezasına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Küçükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 09/09/2024 Tarih, ... Esas, .... Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine dosya mahkememize tevzi edilmiş olduğu anlaşıldı. <br>Mahkememiz dosyasında 2409/2024 tarihli ara kararı uyarınca davacıya \"Davacının, Arabuluculuk Son Tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini 1 HAFTALIK KESİN SÜRE içerisinde sunmasının istenmesi için davetiye çıkarılmasına, sunmadığı takdirde davanın usulden reddedileceği hususunun ihtarına,,\" karar verilmiştir. <br>Usulune uygun tebligata rağmen davacı tarafça beyanda bulunulmadığı görülmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava şartları bakımından HMK.nın 114 ve 115. maddeleri bakımından re'sen yapılan inceleme sonucunda;<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 114 maddesinde, dava şartları açıkça sayılmış olup, mahkeme tarafından resen gözetilir.<br>HUAK m. 18/A (2) hükmünde dava şartı arabuluculuğa mutlaka dava açmadan önce başvurulması zorunlu tutulmuştur. <br>HMK 114/2 ye göre (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır. denilerek özel kanunlarla da özel dava şartı getirildiğinden resen inceleme yapılacağı sabittir.<br>Bu konuda Yargıtay'ın kararı da açıktır. Davacı tarafından yukarıda anılan mevzuat uyarınca dava tarihi itibariyle arabuluculuğa başvurduğundan bahsettiği ancak buna ilişkin tutanağın sunulmadığı da görülmüştür. Uyuşmazlığın giderilmesinde uyuşmazlık, davacı vekiline arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağının aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dosyaya ibraz edilmemesi halinde bu belgelere UYAP sisteminden ulaşılabilmesi nedeniyle suretinin yeterli olup olamayacağı noktasında toplanmaktadır.''Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi taktirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir'' hükmüyle davacının arabulucuk faaliyetine ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dosyasına sunulmasını ''dava şartı'' olarak kabul etmiş, bu şartın gerçekleşmemesi halinde de müeyyidesinin ne olacağını açıkça kural altına almıştır. Bu yönüyle emredici nitelikte olan norm, hakime taktir yetkisi tanımamıştır. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 17/06/2020 gün, 2020/932 Esas sayılı, 2020/5773 Karar numaralı Kararı)<br> 5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkilerini Düzenleyen Kanun'un 35 inci maddesine dayalı olarak; taraf veya vekillerinin arabuluculuk aslını mahkememize sunmadığı, dava dilekçesinde arabuluculuğa dair fotokopisinden dahi söz edilmediği anlaşılmıştır. Mahkememizin 24/09/2024 tarihli ara kararı ile arabuluculuk son tutanağının sunulması için davacı tarafa süre verilmiş ve davacı tarafça süresinde beyanda bulunulmadığı görülmüştür.<br>6102 sayılı TTK' nın 5/A maddesi; \" (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. \" şeklindedir.<br>Davacı tarafça arabuluculuk aslını mahkememize sunulmadığı, dava dilekçesinde arabuluculuğa dair fotokopisinden dahi söz edilmediği, mahkememizin 24/09/2024 tarihli ara kararı ile arabuluculuk son tutanağının sunulması için davacı tarafa süre verilmiş olup, davacı tarafça süresinde beyanda bulunulmadığı görülmüştür. Dava konusu uyuşmazlığın  menfi tespit istemine ilişkin olduğu, buna ilişkin davalarda zorunlu arabuluculuğa tâbi olduğu ve dava şartı olarak kabul edildiği, bu nedenle arabuluculuğa başvurulmadığı sabit olan davanın  özel  dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacının davasının  özel  dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, <br>2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harcın davacı tarafça peşin yatırılan 51.232,50-TL peşin harçtan mahsubu ile  50.804,9‬0-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya İADESİNE,<br>3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,<br>-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)<br>Dair;  6100 sayılı HMK.'nun  341. ve   devamı maddeleri gereğince  gerekçeli kararın tebliğinden itibaren  2 haftalık  süre içerisinde İstanbul Bölge  Adliye  Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda oy birliği ile verilen karar açıkça okundu.  08/10/2024<br><br>Başkan ...<br>¸e-imzalı <br>Üye ...<br>¸e-imzalı <br>Üye ...<br>¸e-imzalı <br>Katip ...<br>¸e-imzalı <br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8c15b13d622b914e","SID":"dcbb596ebf29462b"}}