{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ  : 27/09/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 25/12/2020<br>DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 27/09/2024<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, davacının halen Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... numaralı sicil esasında kayıtlı davalı ...'nin ortağı olduğunu, şirketin oldukça kötü yönetildiğini, tescil edildiği 15/04/2011 tarihinden itibaren davacıya madden zarar verdiğini, idare ve temsil yetkilerinin kullanılmasında basiretsizlik gösterildiğini, ortaklık faaliyetlerinin tamamen durduğunu, davacının şirket defterlerini incelemesi isteminin defterlerin düzgün tutulmaması sebebiyle engellendiğini, şirket müdürlerinin, limited şirket ortağı davacıya hesap vermediklerini, ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar ve husumet doğduğunu, şirketin sürekli zarar etmeye başladığını, ortaklığın devamının davacı bakımından çekilmez bir hal alarak sadece maddi külfet getirdiğini, şirketin Antalya Ticaret ve Sanayi Odası'ndaki kaydının askıda bulunduğunu, uzun süredir şirket yönetiminde sergilenen ciddiyetten uzak, gevşek tutum ve ticari anlamda verilen yanlış ve isabetsiz kararlar nedeniyle ticari anlamda ciddi bir performans kaybı ve maddi sıkıntı yaşandığını, şirket envanteri ve diğer kayıtlar üzerinde yaptırılacak kapsamlı bir bilirkişi incelemesi sonunda açıklığa kavuşacağını, yapılan sözlü ve yazılı çağrılara yanıt verilmediğini, şirket defterlerini ve kayıtlarını inceleme girişimlerinin fiili olarak engellendiğini, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla şirket müdürlerinden ... münferit temsil ve ilzam yetkisinin kısıtlanmasına ve ticari şirkete kayyım atanmasına karar verildiğini, şirketin ciddiyetten uzak, kötü ve basiretsiz yönetilmesi, şirkete kayyım atanması sonucunu doğurduğunu, şirketin kötü yönetildiği hususunun mahkeme kararıyla sabit olduğunu, davacının ortağı olduğu diğer bir firmanın ... ile yaptığı eser sözleşmesine uymadığından bahisle Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan ... Esas sayılı fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla açılan 500.000,00 TL dava değeri tutarlı dava bulunduğunu, şirketin fiilen faaliyette bulunmadığını, hiçbir şekilde kar elde etmediğini, kar elde edecek bir faaliyete de girişmediğini, şirketin diğer ortağı ... vekilinin Beyoğlu 35. Noterliği’nden gönderdiği 03/07/2017 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarname ile şirketin vergi borçları, ... ya olan borçları ve diğer borçlarından davacının da sorumlu olduğunun ihtar edildiğini beyan ederek TTK’nın ilgili hükümleri ve Yargıtay’ın sürekli ve yerleşik içtihatları da dikkate alınarak davacının ortaklıktan çıkması ile ayrılma akçesinin davacıya ödenmesine, mümkün olmadığı takdirde şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup, davalı tarafça davaya cevap verilmemiş, davalı vekili tarafından davanın reddi talep edilmiştir.<br>Yargılama sırasında Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile davalı şirkete kayyım atandığı anlaşılmış, kayyıma dava ihbar edilmiş, usulüne uygun tebligata rağmen davayı takip etmemiş, bilahare davalı vekili tarafından dava takip edilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;\"...davacı şirketin iki ortaklı olduğu, şirket yetkililerinin dava dışı davacının kardeşi ve diğer ortağın babası olduğu, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında davacı ortağın kardeşinin temsil ve ilzam yetkisinin kısıtlanmasına ve işlemlerin kayyım onayına tabi tutulmasına karar verildiği, şirket aleyhine tazminat davası açıldığı, şirket yetkilileri hakkında sorumluluk davaları açıldığı, şirketin 4 yıldır gayri faal olduğu, vergi dairesi ve SGK borçlarının bulunduğu, borçlarla ilgili yapılandırma yapılıp taksitlerinin ödendiği, 2012 yılından sonraki ticari defterlerinin bulunmadığı, şirket merkezinin boş olduğu, tarafların borçların ödenmesi ile ilgili birbirlerine ihtarname çektiği, şirket defterlerine ve kayıtlarına ulaşılamadığı, ortaklar arasındaki ilişkilerin ve güven ilişkisinin zedelendiği, ortaklığın çekilmez hale geldiği, şirketin devamından beklenen faydanın ortadan kalktığı, 2013 yılı bilançosundan sonrasına ait herhangi bir defter ve kayda ulaşılamadığı, bu nedenle rapor ve karar tarihine yakın bir reel ayrılma payı tespiti yapılamadığı, davacı açısından ayrılma veya fesih için haklı nedenlerin gerçekleştiği fakat herhangi bir ayrılma payı tespiti mümkün olmadığından, ayrılma ve payın ödenmesi kararının infazının mümkün olmadığı, şirketin devamının her iki ortak açısından da çekilmez hale gelip, ortaklığın amacını gerçekleştirme imkanının kalmadığının anlaşıldığı\" gerekçesiyle davanın kabulü ile, Antalya Ticaret Sicili'nin ... sicil numarasında kayıtlı davalı ... nin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak mali müşavir ... tayinine, tasfiye memuruna 3.000,00 TL ücret takdirine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafça terditli talebe bağlı olarak ayrılma akçesi talebi yönünden gerekli harcın yatırılmaması sebebiyle davanın usulden reddi gerekirken mahkemece davanın kabulüne karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının genel kurul kararının iptali, butlanı veya bilgi alma, özel denetçi atanma gibi hiçbir dava açmadan doğrudan ortaklığın feshini talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin içinde bulunduğu durumun sebebinin davacı ve abisi ... kaynaklandığını, davacının şirketten çıkma talebinden ziyade kendisinin müvekkili şirketten TTK'nın 245. maddesi kapsamında haklı sebeple çıkartılması gerektiğini, davacı tarafın Ticaret Sicil'de görünen adreste müvekkili şirketin bulunmadığını ve mevcut davalar sebebiyle adresin taşınmasının da mümkün olmadığını bildiği halde diğer ortak ve müdüre ulaşma imkanı varken şirketin yokluğunda davayı sonuçlandırmak için kötü niyetle hareket ettiğini, müvekkili şirketin içinde bulunduğu durumdan ve söz konusu sebeplerin ortaya çıkmasından sorumlu olan davacının, şirketten ayrılma payını istemesi ve ödenmemesi durumunda ise şirketin tasfiyesini talep etmesinin kabul edilemeyeceğini, asıl mağduriyeti yaşayan kimselerin iyi niyetle davacı ve abisine güvenen pasif ortaklar olduğunu, davacının ayrılma akçesi ödemeden, bedelsiz olarak şirketten ayrılmasına izin verilmesi gerekirken şirketin tasfiyesine karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini, mahkemece davacının abisi olan şirket müdürü ... hakkındaki savcılık ve ceza davalarının ve şirket hakkındaki icra dosyalarının incelenmediğini ve gerekçeli kararda bu hususta hiçbir değerlendirme yapılmadan eksik incelemede bulunulduğunu, aksini kabul anlamına gelmemek kaydıyla, mahkemece ayrılma payı tespiti yapılamadığından, şirketin tasfiyesine karar verilmiş ise de gerekçede yapılan açıklamalar dikkate alındığında, davacının mal varlığı bulunmayan müvekkili şirketten bedelsiz olarak ayrılmasına karar verilmesi gerektiğini, uzun süredir gayrı faal olan ve herhangi bir mal varlığı bulunmayan, aksine birçok vergi ve SGK borcu bulunan şirketin içinde bulunduğu durum göz önünde bulundurulduğunda tasfiye memuru için belirlenen aylık 3.000,00 TL ücretin çok yüksek olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, limited şirket ortaklığından haklı nedenlerle ayrılma ve ayrılma payının ödenmesi, olmazsa şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, yukarıda yazılan gerekçe ile reel ayrılma payının hesaplanamaması sebebiyle davacının ilk talebi olan ortaklıktan çıkma ve ayrılma payının tahsili yerine terditli olarak ileri sürdüğü şirketin fesih ve tasfiyesi talebi kabul edilmiştir. <br>TTK'nın limited şirketlerde ortaklıktan çıkmayı düzenleyen 638/2. maddesine göre; her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir. Aynı Yasa'nın 641. maddesinde de ortağın  şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkına haiz olduğu düzenlenmiştir. Diğer taraftan 636/3. maddesi, haklı sebeplerin varlığında, her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemenin, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği düzenlenmiştir. <br>Yukarıdaki madde hükümleri dikkate alındığında, haklı sebeplerin varlığı halinde şirketin feshinin istendiği durumlarda, mahkemenin bunun yerine davacı ortağın ortaklıktan ayrılmasına karar verebileceği mümkün olup, buradan hareketle yasa koyucunun, şirketin varlığının devam ettirilmesi imkanı varsa bunu sağlama amacında olduğu anlaşılmaktadır. Yasa'da bunun tersi durumu düzenlenmemiştir. Yani haklı sebeplerin varlığı halinde ortaklıktan çıkmak isteyen davacının çıkma talebinin kabulü yerine, şirketin fesih ve tasfiyesine karar verebilme imkanını tanıyan yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Yargıtay'ın kararlarında da (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22/02/2024 tarih, 2022/7419 Esas - 1014/1381 Karar) fesih koşullarının oluştuğu somut olaylarda, asıl olanın şirketin ayakta kalması olduğundan, küçük de olsa şirketin faaliyetini devam ettirebilmesine olanak sağlayan durumların varlığında, fesih yerine, dava açan ortağın ortaklık payı ödenerek ortaklıktan ayrılmasına karar verilmesi gerektiğine işaret edilmektedir. <br>Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince, davacının ortaklıktan çıkmak için haklı sebeplerinin oluştuğuna yönelik mahkemenin kabulü yerinde bulunmuş ise de reel ayrılma payının hesaplanamaması sebebiyle çıkma yerine şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Zira en nihayetinde davacının ilk talebi ortaklıktan çıkmaktır. Bu sebeple şirketin fesih ve tasfiyesi için haklı nedenlerin mevcut olmasının da bir önemi yoktur. Asıl olan şirketin varlığını devam ettirmektir. Somut olay açısından şirketin faaliyetini devam ettirebilecek somut bir olgunun ortaya konulamadığı görülmekle birlikte davalı vekili bu yönden istinaf başvurusunda bulunduğundan, şirketin davalı ortak tarafından devamının arzu edildiği değerlendirilmiştir. <br>Açıklanan nedenlerle davacının asıl talebi üzerinde durulup, çıkma payının hesaplanması konusunda, gerek şirket aleyhine açılan tazminat davası gerekse şirket yetkilisi hakkında devam etmekte olan sorumluluk davalarının sonucu beklenerek, bu davaların sonucunda şirket lehine tazminata karar verilmesi durumunda, davacının bu tutarlar üzerinde hakkı olduğu gözetilerek varsa muhtemel çıkma payının yeniden hesaplattırılması, reel çıkma payının hesaplanamaması halinde ise davacının ortaklıktan ayrılmasına karar verilmekle yetinilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz bulunmuş, davalı vekilinin buna ilişen istinaf başvurusu haklı görülerek karar kaldırılmıştır.<br>Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,\t<br>2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/12/2020 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE, <br>5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"390581fa24ed9d99","SID":"ee4b5596d073f8c9"}}