{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA <br>İSTİNAF KARARI     <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/03/2021<br>DAVA: Maddi ve  Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 08/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 14/10/2024<br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili ile davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;<br> <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ<br><br>DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...'ın işleteni ve maliki olduğu ... plaka numaralı aracın, 18/04/2018 günü davacı ... idaresindeki ... plakalı motosikletin ön kısmına çarpması sonucu davacının yaralandığını, davalının alkollü olduğunun ve düzenlenen kaza tespit tutanağından da anlaşıldığı üzere kural ihlali nedeniyle kusurlu bulunduğunu, kaza nedeniyle davacının ağır yaralandığını ve çok uzun süre tedavi görmek zorunda kaldığını bu sebeple de çalışamadığını, uzuv zaafına uğradığını ve bacağını kaza öncesine nazaran kullanmakta zorlandığını, davalının aracının davalı ...Ş. tarafından sigortalandığını, uğranan zararların telafisi için 11/07/2018 tarihinde davalı ... şirketine başvuru yapıldığını, herhangi bir geri dönüş olmadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen, müvekkilinin yaşadığı manevi kayıplar için 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'dan tahsiline  karar verilmesini talep etmiştir.<br>DAVALI CEVABININ ÖZETİ:<br>Davalılar tarafından cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı ... aşamalardaki beyanında, müterafik kusur indirimi yapılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.<br>DELİLLER:<br>Bilirkişi raporu, hastane kayıtları, PAÜ Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı raporu, aktüerya bilirkişisi raporu,  tüm dosya kapsamı.<br>İDM KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının tespiti gerektiğini, somut olayda davacıda sürekli ve geçici maluliyet oranları alınan Pamukkale Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı Heyet raporu ile sabit olduğunu, bu durumda davacının sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı taleplerinin bedel arttırım miktarı göz önüne alınarak kısmen kabulüne karar verildiğini, dosyadaki tedaviye ilişkin bilgi ve belgeler, davacının maluliyet oranının, kaza tarihi, olayın meydana geliş şekli ve biçimi, tarafların mali ve içtimai durumları ile manevi tazminatın amacı ve hakkaniyet ilkelerine göre hak ve nasafet kuralları çerçevesinde davacı açısından manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerektiğini, davalılar ihtiyari dava arkadaşı olduğundan reddedilen maddi  tazminat miktarı yönünden davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edildiğini, ayrıca kazaya karışan aracın hususi araç olması sebebiyle Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin ... esas, ... karar sayılı ilamı uyarınca davanın kısmen kabulü ile; 103.781,29 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 18/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ            : <br>Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; yaşanan kazada sorumluluğun tümünün sigorta şirketine ait olduğunu, yaşanan kaza nedeniyle davalının tazminat sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenle husumet yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, raporlar arasında çelişki mevcut olmasına rağmen yerel mahkemenin bu hususu irdelemediğini, yeniden tam ihtisaslı bir kurumdan rapor alınması gerekirken çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, davacı tarafın koruyucu ekipmanlarını almış olsa hiç bir zarar yaşamayacağını, yerel mahkemede davayı kısmen kabul ettiğini belirtmesine rağmen kendilerine vekalet ücreti hükmedilmemesinin açıkça yanılgı olduğunu, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğunu, manevi tazminatta amacın zarar görenin zenginleşmesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.<br>Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... şirketinin dava konusu araç ile kaza tarihini kapsayan poliçesi bulunmadığını, bu nedenle husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, başvuranın geçici iş göremezlik taleplerinin muhatabının yasa gereği müvekkil sigorta şirketi olamayacağını, kanuna aykırı tespitlerde bulunan itiraza konu bilirkişi raporunun yasa ve hukuka aykırılığı dolayısıyla mahkeme tarafından hükme esas alınmamasını talep ettiklerini, ıslaha konu rakam için ancak ıslah tarihinden itibaren faiz istenebileceğini, Yargıtay Genel Kurulu kararları doğrultusunda somut olayda 1.000,00 TL talep ile dava açılmasına rağmen ancak bilirkişi raporuna dayanarak ıslah talebinde bulunulduğunu, her halükarda hükmedilen asıl alacağa işletilecek faizin dava tarihinden değil davacının ıslah tarihinden başlatılması gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükmedilen 103.782,29 TL maddi tazminat miktarının 2020 yılı verileri üzerinden hesap edildiğini, yerel mahkemece kabul edilen miktarların 07/09/2020 tarihli bilirkişi raporuna göre takdir edilen, ona paralel değerler olduğunu, tazminatın 2021 yılına ait güncel değerler gözetilerek, bunun üzerinden yeniden hesaplanması gerektiğini, davanın kısmen kabulü ile hükmedilen 25.000,00 TL manevi tazminat miktarının çok düşük miktarda olup hakkaniyetle bağdaşmadığını, bu miktarların yeniden hesaplanıp lehe karar verilmesi gerektiğini  beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP: <br>Davacı vekili davalı ... şirketinin istinafına yönelik vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; 18/04/2018 tarihli kaza tespit tutanağında aracın ... sigortalı olduğunun belirtildiğini, SGK'dan gönderilen yazı cevabındaki iş göremezlik ödemelerinin kendilerince sorumlu oldukları toplam miktarının bilirkişi tarafından belirtildiğini, bu miktarın bilirkişi tarafından belirlenen toplam iş göremezlik bakiyesinden çıkarıldığını, bu sebeple bu konuya ilişkin olarak yapılan itirazların mesnetsiz olduğunu, Yargıtay'ın bir çok kararında kaza tarihinden itibaren faiz işleyeceğine dair fikir birliği sağlandığını beyanla davalı ... şirketinin  istinaf talebinin reddini istemiştir.<br>G E R E K Ç E<br>Uyuşmazlık, trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.<br>Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 54. maddesi gereğince maddi tazminat ve aynı kanunun 56/1 maddesi gereğince manevi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.<br>Davacı trafik kazası sonucu yaralanmasından dolayı maddi ve manevi zararının tahsilini talep etmiş, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda maddi tazminat davasının kabulüne, manevi tazminat davasının ise kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>1-) Somut dosyada, Pamukkale Üniversitesi Adli Tıp ABD Başkanlığından alınan 20/04/2020 tarihli maluliyet raporunda, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü.... Yönetmeliği hükümlerine göre davacının sürekli maluliyetinin %13 olduğu, 6 ay süreyle geçici iş göremezliğinin bulunduğu bildirilmiştir. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bu maluliyet raporunun dosya içerisindeki hastane evraklarıyla uyumlu olması, raporların ayrıntılı ve gerekçeli olarak ve kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuata göre düzenlenmiş olması nedeniyle bu raporun hükme esas alınmasında her hangi bir isabetsizlik görülmemiştir. İlgili rapor içeriğinde yer alan ve rapora da esas alınan Akdeniz Üniversitesi Adli Tıp ABD tarafından düzenlenen raporun ise kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuata göre düzenlenmemiş olması nedeniyle hükme esas alınması mümkün olmayıp, raporlar arasında çelişki bulunduğundan söz edilemez. Bu nedenle davalı ...'ın maluliyet raporuna yönelen istinaf talebinin reddi gerekmiştir.<br>2-) Davalı ... şirketinin istinaf dilekçesindeki talebinin aksine, davalı ... şirketinin kaza tarihi itibariyle geçici iş göremezlik tazminatı yönünden sorumluluğu mevcut olduğundan bu yöndeki istinaf talebinin reddi gerekir.<br>3-) Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında hükmolunan tazminata kaza tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekmektedir. Sigorta şirketinin taraf olduğu davada ise, sigorta şirketi yönünden faiz başlangıç tarihi olarak temerrüt tarihinin kabul edilmesi gerekmekte olup, bu temerrüt tarihinin de sigorta şirketine davadan önce başvuru yapılmış olması halinde bu başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonrasından başlatılması, başvuru yapılmamış olması halinde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekir. Her durumda, ıslahla dava değerinin artırılması halinde faiz başlangıç tarihi değişmeyecek, yani başlangıçta uygulanan faiz başlangıç tarihi tüm tazminat miktarına uygulanacaktır.<br>Somut dosyada, sigorta şirketi hakkında hükmolunan tazminat miktarının tamamına dava tarihinden faiz uygulanması yoluna gidilmiş olup, bu durumda ilk derece mahkemesi  faiz başlangıç tarihine ilişkin kararında her hangi bir isabetsizlik yoktur.<br>4-) Dava ve ilk derece mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan  2918 Sayılı KTK'nun 94. maddesi gereğince; \"sigortalı aracı işletenlerin değişmesi halinde, devreden kişi 15 gün içinde sigortacıya durumu bildirmek zorundadır.<br>Sigortacı, sigorta sözleşmesini durumun kendisine tebliği tarihinden itibaren 15 gün içinde feshedebilir. Sigorta fesih tarihinden 15 gün sonrasına kadar geçerlidir\". <br>Her ne kadar bu yasa maddesinin ilgili fıkraları Anayasa Mahkemesinin 23.01.2024 tarih, .... E. ve ... K. sayılı kararı ile iptal edilmiş ise de, Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği ilkesi uyarınca dava olay tarihi ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulanan bu yasa maddesinin ilgili fıkralarının somut olayda uygulanması gerektiği anlaşılmıştır.<br>Bu bilgiler ışığında dosya kapsamındaki belgelere göre; davalıya ait olan ... plakalı kaza konusu aracın davalı ...Ş. nezdinde kaza tarihini kapsayacak şekilde zorunlu trafik sigorta poliçesinin mevcut olduğu,  aracın satışı nedeniyle 04/04/2018 tarihinde ... tarafından sigorta poliçesinin iptal edildiği anlaşılmıştır. Kaza ise 18/04/2018 tarihinde meydana gelmiştir. O halde sigorta poliçesinin iptalinin üzerinden Karayolları Trafik Kanunu'nun 94. maddesinde öngörülen 15 günlük süre dolmadan kaza meydana geldiğinden, kaza tarihi itibariyle kazaya konu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasının devam ettiği aşikardır. Bu nedenle, davalı ...Ş. tarafından ileri sürülen poliçenin mevcut olmadığına ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>5-) Aktüer bilirkişi tarafından sunulan bilirkişi raporunun 07/09/2020 tarihinde ibraz edildiği, ilk derece mahkemesi kararının ise 19/03/2021 tarihinde verildiği dikkate alındığında, rapora itiraz süreleri de gözetilerek ilk derece mahkemesince makul sürede karar verilmiş olması nedeniyle karar tarihine yakın bir tarihte yeniden aktüer raporu alınmadan karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenle, davacı vekilinin aktüer raporuna yönelen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>6-) Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi hükmüne göre hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br>Bu duruma göre somut olayın özellikleri, olay tarihi, tarafların statüsü, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davalının kusur durumu, davacının yaralnmasının niteliği ve derecesi, paranın satın alma gücü, günün ekonomik koşulları ve yukarıda açıklanan ilkeler dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince davacı için takdir edilen 25.000,00 TL manevi tazminat miktarı davacının manevi zararını karşılayacak nitelikte olup, yerel mahkemece verilen karar yerindedir. Bu nedenle, tarafların manevi tazminata yönelen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>7-) 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.<br>Somut olayda, davalı ...'in karşı aracın sürücüsü ve işleteni olduğu sabit olduğundan zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu açıktır. Bu nedenle, davalı ...'in tazminattan sorumlu olmadığına ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>8-) Somut olayda davacının yaralanmasının ayak ve bacak bölgesinde olduğu sabittir. Bu durumda davacının kafa bölgesinden bir yaralanması olmadığından ve bu durum maluliyetine etki etmediğinden, kafasına kask takıp takmamasının yaralanmaya ve dolayasıyla sonuca etkisi olmaması nedeniyle, belirlenen tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması mümkün değildir. İlk derece mahkemesi kararında da müterafik kusur indirimi yapılmaması nedeniyle karar yerinde olduğundan, davalı ... vekilinin müterafik kusura ilişkin istinaf talebi yersizdir. <br>9-)Hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve taraf vekillerinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı ... vekili ile davalılar ... vekili ve ... vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı ... tarafından peşin yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile 59,30 TL istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 368,3‬0 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak Hazineye verilmesine,<br>3-Davalı ... tarafından peşin yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile 2,199,26 TL istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 6.597,79 TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak Hazineye verilmesine,<br>4-Davalı ... AŞ tarafından peşin yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile 1,775,00 TL istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 5.314,30 TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak Hazineye verilmesine,<br>5-Yapılan istinaf giderlerinin başvuranlar üzerinde bırakılmasına, <br>6-Artan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,<br>7-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil/ iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 362. maddesi (1-a) bendi uyarınca 08/10/2024 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliğiyle ile karar verildi.<br>... </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"24ffc49280b2185d","SID":"d23e5f11215796d4"}}