{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/706 Esas <br>KARAR NO: 2024/1419 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/01/2022 <br>NUMARASI: 2016/1002 Esas 2022/25 Karar <br>DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtrazın İptali)<br>KARAR TARİHİ: 26/09/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İki tarafında tacir oludğunu, taraflar arasında sözleşme akdedilirken uyuşmazlık durumunda yetkili mahkemenin belirlendiğini ve yetki sözleşmesi akdedildiğini, Davalı ... Şirketi ile akdedilen sözleşmede, müteselsil kefil olan ...'ın aynı zamanda şirket yetkilisi olarak TTK mad. 12 gereği tacir olduğu, yetki sözleşmesi TTK Mad. 7 gereği davalı ...'ı da bağladığını, Davalı ... A.Ş.'ye kredi kullandırıldığını, davalı ...'ın bu krediye müteselsil kefil olduğunu, Davalı ... A.$. ile müvekkil kurum arasında 12/11/2014 tarihli 58.300 TL, 39.900 TL, 63.400 TL ve 63.400 TL olmlak üzere 5 adet Ticari amaçlı taşıt kredi ve rehin sözleşmesi imzalandığını, toplamda 264.900 TL Kredi kullandırıldığını, sözleşme hükümlerine göre müvekkil kurumun davalı ... A.Ş. ye kredi kullandırmayı ve diğer davalı ...'ın da krediye “müteselsil kefil” olmayı taahhüt ettiğini, Müvekkilin edimini ifa ettiğini ancak karşılığını alamadığını, kredilerin geri ödenmemesi üzerine müvekkil tarafından asıl borçlu ve müteselsil kefilin hesabının kat edildiği ve borcun muaccel hale geldiğini, Kredinin geri ödenmemesi üzerine Beyoğlu ... Noterliğin 04/05/2016 tarih ..., ..., ..., ... ve ... yevmiye numarasıyla her kredi için ayrı ayrı hesap kat ihtarının gerek asıl borçlu gerekse müteselsil kefil olan davalı borçluya keşide edildiğini, aylık süre içerisinde itiraz edilmeyerek İcra ve İflas kanunun 68/b hükmüne göre de kesinleşen hesap kat İhtarı neticesinde, tüm alacağın muaccel olmasına rağmen ne müteselsil kefil ... ne de borçlu şirketin borcu ödemeye yanaşmadığını, borcun ödenmemesi üzerine borçlu ... A.Ş. şirketi hakkında İstanbul Anadolu ... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından menkul rehninin paraya çevrilmesi yolu ile müteselsil kefil ... hakkında da İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından hacik yolu ile ilamsız icra takibine girişildiğini, davalıların borç ödenmediği gibi müvekkil kuruma herhangi bir borçlarının olmadığını borcun tamamına faizine ve ferilerine itiraz ettiklerini, davalı borçluların itirazları sebebi ile icra takibinin durması üzerine bu davayı açtıklarını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, Davalı ... A.Ş. şirketi hakkında İstanbul Anadolu ... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası takibi hakkındaki 176.212,51 TL takip miktarına yapılan itirazın iptaline, Davalı ... hakkında da İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası takibi hakkındakil 176.212,51 TL takip miktarına yapılan itirazın iptaline, 175.241,15 TL tutarındaki Asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %17,76 işleyecek temerrüt faizi ve % 5 BSMV üzerinden yapılan takibin devamına asıl alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, söz konusu davanın ikame edilmesi sebebiyle sarf edilen tüm yargılama giderleri ve hak edilen vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Borçlu müvekkilin ikamet adreslerinin Kocaeli Gebze yargı çevresi içerisinde kaldığını, bu nedenle icra takibinin yetkisiz icra müdürlüğünde, itirazın iptali davasının da yetkisiz mahkemede açıldığını, 2004 sayılı İcra ve İflas Yasası'nın m:50/1 hükmüne göre takip hususunda Hukuk Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile uygulanır. 6100 sayılı H.M.K. uyarınca özel yetki gerektiren bir sebep olmadığına göre, davanın davalı ...'ın yerleşim yeri yargı çevresinde görülmesi gerektiğini, bu nedenle yetki itirazları doğrultusunda öncelikle yetkisizlik kararı verilerek, dosyanın yetkili Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesini talep ettiklerini, Davacı tarafın, asıl borçluya başvurmadan müvekkile karşı dava açtığını, Borçlar Kanunu: 585 uyarınca, alacaklı asıl borçluya başvurmadıkça kefillere gidemeyeceğini, Bu nedenle müvekkilinin, bu davada taraf olamayacağını, husumet itirazının kabullü ile müvekkil açısından da davanın reddine karar verilmesini talep etiklerini, kefalet sözleşmesinin kesin geçersiz olduğunu, davacının dayandığı kredi sözleşmesi ve sözleşme içeriğindeki kefalet sözleşmesi 6098 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir... B.K. m:584 hükmün göre, sözleşmenin kurulmasından evvel veya en geç sözleşmenin kurulması aşamasında eşin rızanın varlığı gerektiğini, kefalet sözleşmesi sırasında eşin imzasının yokluğu kefalet sözleşmesini kesin geçersiz hale getirdiğini, davacı taraf sözleşme aslını sunduğunda davalının eşinin rızasının alınmadığının görüleceğini, Müvekkilinin el yazısını içermeyen kefalet sözleşmesinin kesin geçersiz olduğunu, TBK. m583 hükmüne göre kefalet sözleşmesinde müvekkilin el yazısı ile müteselsil kefil olduğu ve azami kefalet miktarının el yazısı ile yazılmış olmasının gerektiğini, bu hususların eksik olmasının kefalet sözleşmesini kesin geçersiz kılacağını, kefalet sözleşmesi incelendiğinde bu şartları taşımadığının görüleceğini bu nedenle kesin geçersiz olan kefalet sözleşmesine dayanılarak açılan icra takibine yaptıkları itirazlarının haklı olduğunu, hesap katının müvekkiline tebliğ edilmediğini, dolayısıyla hesap kat'ının kesinleşmediğini, Davacının hesap katının hem müvekkil şirkete hem de şirket ortağı olan müvekkil ...'a keşide edildiğini iddia ettiğini, Oysa hesap kat ihtarnamesi ne müvekkil şirkete ne de müvekkilin ortağı bulunduğu şirket yetkilisine tebilğ edilmediğini, Şirket kayıtlarının incelenmesinden böyle bir ihtarnamenin müvekkilin ortağı bulunduğu şirkete ulaşmadığının belirlendiğini, ayrıca şirket kayıtlarında yapılan incelemesinde böyle bir alacağa da rastlanmadığını, Kredi sözleşmesinin kat edilmesi için gerekli hukuki ve sözleşmede yazılı diğer koşulların gerçekleşmediğini, davacı tek taraflı fesih iradesini hukuki gerekli şartlar oluşmadan kullandığını, müvekkili ile davacı banka arasında mutabakat olmadığını, Bu nedenle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddini talep ettiklerini, hiçbir şekilde kredi sözleşmesini kabul etmemekle birlikte; davacı banka, kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağından fazlasını takip konusu yaptığını, Yargılama sırasında bu hususun ortaya çıkacağını bu nedenle asıl alacağa yaptıkları itirazın haklı olduğu davanın reddini talep ettiklerini, işlemiş faize itiraz haklı olduğunu, Davacının takip dayanağı alacağının kredi sözleşmesinden kaynaklı olduğunu bildirdiğini, ancak hesap kat edilmeden faiz talep ettiği ve işlemiş faiz hesaplandığını, Müvekkili temerrüde düşmediğinden davacının işlemiş faiz talebinin haksız olduğunu, İşlemiş faiz taleplerinin de reddinin gerektiğini, faiz oranına itirazlarının haklı olduğunu, davacı tarafın, ticari krediler için temerrüt faizi talep ettiğini, T.B.K. m:21 hükmü uyarınca bu genel işlem şartının “yazılmamış sayılma” yaptırımına tabi olduğunu, Davacının tek taraflı olarak hazırladığı ve tüm ilgiler için de aynı şekil ve şartlarda kullandığı bu kredi sözleşmesinin tüm hükümleri T.B.K.'nun “Genel işlem şartları” hükümlerine tabi olduğunu, Bu kurallar bütünü ile değerlendirildiğinde davacının icra takibi ile talep ettiği faiz oranı yok hükmünde olduğunu, Bu durumda genel kurallar çerçevesinde değerlendirmek ve yasal faiz uygulanması gerektiğini, Davacının yasal faiz oranı üzerindeki taleplerinin reddini talep etiklerini, Müvekkil aleyhine başlatılan icra takibinde muaccel olmayan bir alacak için icra takibi başlatıldığı sabit olduğu, Bu açıklamalarına rağmen davacı tarafça haksız ve kötüniyetli olarak müvekkil aleyhine iş bu davanın açıldığını, Davacının taleplerinde haksız ve kötü niyetli olduğunun sabit olduğunu, Bu nedenle davacının davasının reddine ve talep edilen asıl alacak miktarının en az 20'si oranında kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep ettiklerini, arz ve izah edilen ve daha önce açıklanan nedenlerle; Davacının davasının husumet yokluğundan reddine, Davacının davasının esastan reddine, Davacının talep ettiği alacak miktarının en az % 20'si oranında kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 19/01/2022 tarih 2016/1002 Esas 2022/25 Karar sayılı kararında; \"...Bilirkişi raporlarının HMK 280. Maddesi uyarınca usulüne uygun taraflara tebliğ edilmiştir.Dava dilekçesi cevap dilekçesi ,aşamalarda aldırılan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı ile birlikte yapılan değerlendirmede ;Davacı ile  davalı ... A.Ş.  Arasında 5 adet ticari amaçlı taşıt kredisi ve Rehin Sözleşmesi imzalandığı,yargılama devam ederken iflas eden  davalı ...A.Ş. Bakımından kesin yetki kuralı sebebiyle mahkememiz yetkisiz hale geldiğinden,davanın usulden reddine karırının verildiği,davalı ...'in ise müteselsil kefil sıfatıyla bu sözleşmeleri imzaladığı,sözleşmeleri limit belirterek kendi el yazısıyla imzaladığı,davalının imzaladığ, sözleşmeler kapsamında 327.620,16 TL kefalet limitinin bulunduğu,her ne kadar kefil olan davalı eş muvafakatının bulunmadığı ve sözleşmenin geçersiz olduğu iddiasında bulunmuşsa da ;Borçlar Kanununda kefalet için eş rızasının arayan düzenleme Ticaret Siciline kayıtlı işletmeler ile Ticaret şirketinin ortak ya da yöneticilerine istisna getirdiği,dolayısıyla şirketin yetkilisi olan davalının buna yönelik savunmasına itibar edilmediği,27.08.2021 tarihli ek bilirkişi raporuna göre kefil olan davalının takip tarihi itibariyle 168.100,90 TL asıl alacak,6.966,10 TL işlemiş faiz ,348,30 BSMV bedelden sorumlu olduğu ancak asıl alacak kalemi dışındaki alacak kalemleri yönünden,takip talebinde daha az bedel talep edildiğinden  168.100,90 TL asıl alacak,86,45 TL işlemiş faiz ,4,31 BSMV olmak üzere toplam 168.191,66 TL bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Alacak likit olmadığından ve yargılamayla belirlendiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine, ancak dava konusu kredi hesaplarına, dava tarihi sonrasında 29.12.2016 tarihinde 148.643,55 TL ,28.09.2017 tarihinde 50.908,74 TL,06.11.2017 tarihinde 54.26 TL ,18.06.2019 tarihinde 3.522,22 TL olmak üzere yapılan toplam 203.128,77 TL tahsilatın icra takibinde infazda dikkate alınmasına yönelik aşağıdaki şekilde karar verilmiştir...\"gerekçesi ile, ''Davacının DAVASININ KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile 1-Davacının davalı ...  Aleyhine açtığı davanın KISMEN KABULÜ  iş bu Davalı borçlunun İstanbul  Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı İTİRAZIN  KISMEN İPTALİNE 168.100,90  asıl alacak ,86,45 TL işlemiş faiz,4,31 TL BSMV, olmak üzere toplam 168.191,66 TL üzerinden işleyecek avans faiziyle birlikte devamına  ,dava tarihi sonrasında krediler için 29.12.2016 tarihinde 148.643,55 TL ,28.09.2017 tarihinde 50.908,74 TL 06.11.2017 tarihinde 54.26 TL ,18.06.2019 tarihinde 3.522,22 TL olmak üzere yapılan toplam 203.128,77 TL tahsilatın icra takibinde İNFAZDA DİKKATE ALINMASINA ; 2-Alacak yargılamayla belirli hale geldiğinden icra inkar tazminatı talebinin  REDDİNE;'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme huzurunda görülen, 18.01.2022 tarih, 2016/1002 Esas ve 2022/25 Karar dosyasından verilen kararda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, ilgili mahkemenin 18.01.2022 tarihli 2 Nolu kararında '' ...Alacak yargılamayla belirli hale geldiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine;'' hükmü kurulduğu, Müvekkil kurumun alacağının, banka kredi sözleşmesinden kaynaklanan likit alacak olup , likit alacak için icra inkar tazminatına hükmedilmesi, icra inkar tazminatı talebimizin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, “Likid  alacak”, tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacak anlamında olduğunu, İtirazın iptali davasında borçlunun inkâr tazminata mahkûm edilebilmesi için, öğretide ve Yargıtay kararlarında genellikle kabul edildiği üzere, aşağıda belirtilen şartların birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, 1) Alacaklının ilâmsız icra takibi yapması,2) Borçlunun ödeme emrine itiraz etmiş olması,3) İtirazın iptali davasının süresi içinde açılmış olması,4) Alacaklının talepte bulunulması, 5) Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi. İcra inkâr tazminatı ile iki amaç olduğunu, bunlardan birinin, borçlunun süre kazanmak amacıyla takibe haksız itirazını önlemek ve alacaklının icra takibinin durdurulması nedeniyle alacağına zamanında kavuşamayan alacaklının, bu nedenle doğan zararının ayrı bir davaya gerek kalmaksızın giderilmesini sağlamak; ikincisinin ise borçlunun borçlu olduğunu bilerek itiraz etmek suretiyle icra daireleri ve mahkemelerinin boşuna meşgul edilmesine engel olduğunu, Aynı zamanda, Yargıtay kararlarına göre, aşağıdaki alacaklar likiddir; \"...Satış sözleşmesi uyarınca düzenlenen (itiraz edilmeyen) faturaya dayanan alacak, taraflar arasında düzenlenmiş bulunan protokolden kaynaklanan alacak; ödünç (karz) sözleşmesinden doğan alacak; satış bedeli (semen) alacağı; kira sözleşmesinden doğan kira alacağı ; vekâlet sözleşmesinden doğan alacak; eser yapım sözleşmesi istısna akdi) ile miktarı kesin olarak belirlenmiş alacak; iş sahibinin kendi düzenlediği hakedişte belirtilen alacak; mahkeme kararıyla tespit edilerek kesinleşen bakiye alacak; sözleşmede belli edilmiş komisyon alacağı; tapulu taşınmazın adi belge satışı ile ilgili olarak verilen paranın geri alınması alacağı; noter önünde yapılan taşınmaz satış vaadi sözleşmesi uyarınca alıcı tarafından satıcıya ödenmiş olan bedel alacağı; profesyonel futbol sözleşmesinde açıkça ödeneceği belirtilen alacak; banka kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak; banka kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalayan kimseden olan banka alacağı ; tüketici kredisinden doğan alacak; ipotekle temin edilen alacak dışında kalan banka alacağı ; kredinin teminatı olarak üzerine ipotek tesis edilen taşınmazın sigorta bedelini dayalı alacak; kredi kartı üyelik sözleşmesinden doğan alacak; kredi kartı ile yapılan harcamadan doğan banka alacağı; banka teminat mektuplarının devre komisyonları alacağı...\" Bu belirtilen hususlar ışığında alacaklarının likit olması sebebiyle icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 18.01.2022 tarih, 2016/1002 Esas ve 2022/25 Karar sayılı hükmünün tetkik olunarak kaldırılmasına ve dosyanın yeniden inceleme amacıyla ilk derece mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, ticari amaçlı taşıt kredi ve rehin sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili  tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı banka ile hakkındaki dava tefrik edilen davalı ... A.Ş.  Arasında 12/11/2014 tarihli 5 adet Ticari Amaçlı Taşıt Kredi ve Rehin Sözleşmesi imzalandığı,  davalı ...'ın müteselsil kefil olarak bu sözleşmeleri imzaladığı anlaşılmıştır. Mahkemece 30/03/2021 tarihli duruşmanın ara kararı uyarınca;Davalı şirket iflas ettiğinden davalı şirket yönünden davaya sıra cetveline itiraz davası olarak devamına ve davalı şirket yönünden dosyanın tefrik edilerek mahkemenin 2021/226 esasına kaydedilmesine,  karar verilmiştir. Mahkemece, bankacı ve mali müşavir bilirkişilerden oluşan heyetten kök ve ek rapor alınmak suretiyle istinafa konu karar verilmiştir. Davacı vekilinin lehlerine icra inkar tazminatı hükmedilmediğine yönelik istinaf sebebi incelendiğinde, Dava,  ticari amaçlı taşıt kredi ve rehin sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davası olup mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde alacak likit olmadığı gerekçesiyle, davacının  icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İİK'nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra - inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit ve belli olması gerekir. Somut olayda, davaya konu icra dosyasındaki icra takibine dayanak asıl alacak ve ferileri taraflar arasında imzalanan 12/11/2014 tarihli Ticari Amaçlı Taşıt Kredi ve Rehin Sözleşmesin'den kaynaklı olup likit (bilinebilir, belirlenebilir) ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile  mahkemece davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken talebin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2012/13774 Esas- 2013/1542 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.) Sonuç olarak; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü yönünde yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/01/2022 tarih ve 2016/1002 Esas - 2022/25 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 1-Davacının davalı ...  aleyhine açtığı davanın KISMEN KABULÜ ile, davalı ...'ın İstanbul  Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın  kısmen iptali ile TAKİBİN; 168.100,90  asıl alacak, 86,45 TL işlemiş faiz, 4,31 TL BSMV olmak üzere toplam 168.191,66 TL üzerinden işleyecek avans faiziyle birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, - Dava tarihi sonrasında krediler için 29.12.2016 tarihinde 148.643,55 TL ,28.09.2017 tarihinde 50.908,74 TL., 06.11.2017 tarihinde 54.26 TL., 18.06.2019 tarihinde 3.522,22 TL olmak üzere yapılan toplam 203.128,77 TL tahsilatın icra takibinde İNFAZDA DİKKATE ALINMASINA, 2-Kabul edilen 168.191,66 TL. alacağın %20'si oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalı ...'dan alınarak davacıya ödenmesine, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:  3-Karar tarihi itibariyle kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 11.482,97-TL nispi karar harcından, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 2.128,21-TL harcın mahsubu ile bakiye 9.354,76-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 2.128,21-TL peşin harç, 29,20-TL başvurma harcı olmak üzere toplam: 2.157,41‬-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 1.800,00-TL Bilirkişi ücreti, 320,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam: 2.120,50-TL yargılama giderinin davanın kabul/ red oranı dikkate alınarak 2.022,89-TL lik kısmın davalıdan  alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediği anlaşılmakla; bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 19.928,21-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN:  9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 10-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 98,60-TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gidiş- dönüş gideri olmak üzere toplam: 319,3‬0 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 11-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 12-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara  tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/09/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aff8b7031cb5a4d2","SID":"6fe9230bb8116a0e"}}