{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/591 Esas<br>KARAR NO: 2024/1477 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2019/470 Esas- 2021/1246 Karar <br>TARİH: 28/12/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 03/10/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkilinin davalıya 33.891,81 TL'lik ayakkabı satmış olduğu halde bunlara ilişkin bedelin davalı tarafından ödenmediği; davalının başlatılmış olan icra takibine haksız olarak itiraz ettiği; davalının Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin tüm fer'ileri ile devamına, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazmingtına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep edilmiştir. Davalı tarafından yapılan usulüne uygun davetiyeye rağmen davaya cevap verilmemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 28/12/2021 tarih 2019/470 Esas- 2021/1246 Karar sayılı kararında; \"Dosyamız arasına celp edilen Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasının incelenmesinde; Davacı alacaklı tarafından 20/09/2018 tarihinde Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, dosyanın yetkisizlikle Gaziantep İcra Müdürlüğü'ne gönderildiği, davacının 33.891,81 TL asıl alacak talebini/ödeme emrini borçluya 24/05/2019 tarihinde tebliğ edildiği; borçlu tarafından 27/05/2019 tarihinde borçlu bulunmadığı gerekçesi ile borcun tamamına itiraz ettiği görüldü. Dosyaya sunulan 10/02/2020 tarihli bilirkişi SMMM ... tarafından düzenlenen raporda; Davacı taraf ticari defterlerinin tasdiklerinin yasal süreleri içerisinde yapıldığı ve sahibi tehine delil kabiliyetlerinin bulunduğu, takip tarihi itibariyle davacı taraf kayıtlarına göre davacının davalıdan alacağının 40.691,81 TL olduğu ancak taleple bağlı kalmarak alacak tutarının 33.891,81 TL olarak hesaplandığı, davalı tarafın T.B.K.'nın 117. maddesi gereği takip tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, davalının asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9 faiz uygulanmasını talep ettiği, davacı tarafından dava dilekçesinde talap edilen icra ve inkar tazminatı hakkında takdirin Sayın Mahkeme'de olduğu belirtilmiştir. Davacı tarafından dosyaya sunulan fatura ve irsaliye asılları üzerinde imza bulunmadığı tespit edilmekle davacı şirkete yemin delili hatırlatılmıştır. Davacı tarafından yemin deliline dayanılmamıştır. Huzurda görülen dava  itirazın iptali davası olup, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan normal bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde vereceği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi davanın kabulü halinde borçlu da alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenle mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Yasal dayanağını İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2018/1825 E., 2019/3931 K. 20/06/2019 tarihli kararına göre; \"Mahkemece verilen davanın kabulüne ilişkin ilk karar, davalının, davacının satıma konu malı teslim almadığı savunması karşısında davacının malı davalıya teslim ettiğini ispat külfeti altında olduğu gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulmuş ve irsaliyeli faturada malı teslim alan ...’ye atfen atılan imzanın onun eli ürünü olmadığının bilirkişilerce tespiti üzerine davanın reddine karar verilmiştir. Ancak davacı ispatlamak zorunda olduğu bu vakıayı ispatlamak için irsaliyeli fatura dışında tarafların ticari defterlerine ve yemin deliline de dayanmıştır. Bu itibarla mahkemece bilirkişi raporunda irsaliyeli faturada teslim alan imzasının davalıya ait olmadığının anlaşılması üzerine tarafların ticari defterlerinin incelettirilmesi, davalının ticari defterini ibraz ettiği takdirde ve dava konusu faturanın davalı defterinde kayıtlı olduğunun  anlaşılması halinde mahkemece malın teslim edildiğinin kabul edilmesi, ticari defterlerden sonuca gidilemezse davaya konu malın teslimi konusunda yemin teklif edip etmeyeceği davacıya sorularak sonucuna göre tahkikat tamamlanarak karar verilmesi gerekir iken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.\" Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının, cari hesap alacağından kaynaklı davalı aleyhine başlattığı icra takibine davalının itirazı sonucunda işbu davayı açtığı görülmüştür. Mahkememizce davalının ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması için Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmış olup, davalı tarafından ticari defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeni ile davalının ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılamamıştır. Mahkememizce bu kez de davacı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş olup düzenlenen bilirkişi raporunda davacı şirketin ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı; davacı taraf kayıtlarına göre davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan alacağının 40.691,81 TL olduğu ancak taleple bağlı kalmarak slacak tutarının 33.891,81 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir. Yerleşik yargıtay kararları uyarınca davacının tek taraflı olarak tuttuğu ticari defter ve kayıtlara göre faturalara konu malların davalıya tesliminin ispatlanmasının mümkün olmaması karşısında davacıya takibe konu fatura ve sevk irsaliye asıllarını sunmak üzere süre verilmiş; davacı tarafından fatura ve sevk irsaliye asılları mahkememize sunulmuştur. Faturaların incelenmesinde faturaya konu malların davalıya teslimine ilişkin herhangi bir imza olmaması nedeni ile söz konusu malların davalıya tesliminin ispatı bakımından davacıya yemin teklifinde bulunabileceği hatırlatılmıştır. Davacı tarafından yemin teklifinde bulunulmayacağının belirtilmesi karşısında ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili tarafından her ne kadar 28/12/2021 tarihli celsede HMK'nın 222/3. maddesindeki değişiklik kapsamında davalının ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılması için yeniden talimat yazılması talep edilmiş ise de talimatın, yazıldığı tarihteki HMK hükümlerine uygun olarak oluşturulduğu ve davalının ticari defter ve belgeleri ibraz etmemesine ilişkin hukuki değerlendirmenin o tarihteki HMK'nın 222. maddesi hükümlerine göre yapılması gerektiği kanaati ile davacının söz konusu talebi mahkememizce yerinde görülmeyerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir...\"gerekçesi ile, ''1-AÇILAN DAVANIN REDDİNE, 2- Yasal şartları oluşmayan davacının icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin spor ayakkabı üreticisi olup davalıya (33.891,81)TL bedelli ayakkabı satıp teslim ettiğini,  davalının, satış bedelini ödememesi üzerine icra takibi başlatıldığını ancak davalının itirazı ile takip durduğundan işbu itirazın iptali davası açıldığını, yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiğini,  Davalının, davaya cevap vermediğini ve herhangi bir delil de göstermediğini ve duruşmalara da katılmadığını, mahkemenin, ticari defterler üzerinde inceleme yapılmasına karar verdiğini, müvekkilinin ticari defterlerinin incelendiğini, ticari defterlerin usulüne uygun olduğunu, sahibi lehine delil olabileceğinin belirtildiğini ve dava konusu satışla ilgili faturaların da defterlerde kayıtlı olduğunun tespit edildiğini, Buna karşılık, Davalının ticari defterlerinin incelenmesi için, davalının ikametgâhının bulunduğu Gaziantep Asliye Hukuk Mahkemesi’ne talimat yazıldığını, talimat Mahkemesince, davalıya defterlerini ibraz etmesi için davetiye gönderildiğini ancak davalının defterlerini ibraz etmediğini, Mahkeme’nin talebi üzerine fatura ve sevk irsaliyelerinin aslının kendileri tarafından ibraz edildiğini ve Mahkemenin, bu belgeler yönünden davalının isticvap edilmesi için Gaziantep Asliye Hukuk Mahkemesi’ne talimat gönderdiğini ancak davalının, talimat Mahkemesi tarafından gönderilen isticvap davetiyesine de icabet etmediğini, Tüm deliller toplandıktan sonra Mahkeme, görevli olup olmadığına dair bir tereddüdü yaşadığını, Ticaret Sicilinden davalıya ait bilgileri sorduğunu ve görevli olduğu kanaatine vardıktan sonra, davanın kabulüne karar verileceği beklenirken, davalıya yemin teklifine hakları olduğunu hatırlattığını, başka bir anlatımla Mahkemenin, davaya cevap vermeyen, delil göstermeyen, duruşmalara katılmayan, defter ibrazından kaçınan ve isticvap çağrısına uymayan bir davalıya karşılık usulüne uygun pek çok delil sunmuş olan davacının davayı ispatlamadığı kanaatine vardığını, Usulüne uygun ticari defterlerinin ibraz edildiğini, buna karşılık davalının ne ticari defterlerini ibraz ettiğini ne de belgeler yönünden isticvap çağrısına uyduğunu ama Mahkemenin, davalıya yemin teklifine hakları olduğunun hatırlatıldığını, yemin teklif edilmediğini ve Mahkemenin de davayı reddettiğini,  Mahkemenin gerekçeli kararına bakıldığında, yargılama sırasında yapılan “...” işleminden hiç söz edilmediğinin görüldüğünün, Mahkemenin, davalının ticari defterleri ibraz etmediğini, Müvekkilinin ibraz ettiğini ve usulüne uygun defterlerde Müvekkilinin (40.691,81)TL alacaklı göründüğünü, fatura ve sevk irsaliyelerinin asıllarının ibraz edildiğini ancak imzasız olduğunu belirtip, dava konusu malların, davalıya tesliminin ispatlanması için davalıya yemin teklif hakkının hatırlatıldığını, yemin teklif edilmemesi üzerine de davayı reddettiğini belirttiğini, Mahkemenin, fatura ve irsaliyeler yönünden davalıya isticvap davetiyesi gönderilmiş olmasına rağmen, kararında, bu işlemden hiç söz etmediğini, gerekçeli kararda, yargılamada ne yapıldığı, hangi delillere istinaden karar verildiği, bazı delillerin niçin kabul edilmediğinin belirtilmesi gerektiğini, mahkemenin, davalının isticvabına karar verip, davalının isticvabı için Gaziantep Asliye Hukuk Mahkemesi’ne talimat yazdığını, buna göre de kararında bu işlemi belirtmesi gerektiğini ve niçin dikkate almadığının gerekçesini de açıklaması gerektiğini, mahkemenin, davacı lehine olan bu işlemi dikkate almayarak ve niçin dikkate almadığının gerekçesini de açıklamayarak her şey den önce adil yargılanma hakkını ihlal etmiş olduğunu, İsticvap, Arapça kökenli olup cevap kelimesinden türemiştir ve kelime olarak “sorgulama” anlamına geldiğini, yargılamada, isticvap, dava tarafı olan kişinin kendi aleyhine olan hususlarda hakim tarafından sorgulanması, dinlenmesi olduğunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 169’da, hakimin kendiliğinden veya talep üzerine taraflardan her birinin isticvabına karar verebileceği düzenlendiğini, isticvap usuli işleminin konusu, davanın temelini oluşturan vakıalar ve bu vakıalarla ilgili hususlar hakkında olduğunu, mahkemenin, davanın tarafı olan bir kişiyi kendi aleyhine olan ve davanın temelini oluşturan bir konu hakkında, kendiliğinden veya talep üzerine sorguya çekmesinin isticvap işlemi olduğunu, Görülmekte olan davada da fatura ve irsaliyeler, davalı aleyhine belgeler olduğundan bu belgeler yönünden davalı sorgulanmak istendiğini ancak davalı çağırıldığı duruşmaya gelmediğini, davalının gelmemesinin, isticvap konusu belgeleri, başka bir anlatımla fatura ve irsaliyeleri ikrar ettiği anlamına geldiğini, nitekim aşağıda sunulan içtihatta da bu hususun çok net olarak belirtildiğini,  “…İsticvap, 6100 sayılı HMK`nın 169 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, mahkeme kendiliğinden veya talep üzerine taraflardan birini davanın temelini oluşturan vakıalar ve onunla ilişkisi bulunan hususlar hakkında dinleyebilir. İsticvap, bir tarafın kendi aleyhine olan belli bir vakıa hakkında mahkeme tarafından dinlenmesi anlamına gelmekte olup, davanın aydınlatılmasına katkıda bulunan bir usul işlemidir. İsticvap, bizzat taraf davet edilmek suretiyle yapılır ve usulüne uygun davetiyeye rağmen taraf isticvap için mahkemeye gelmezse isticvap edilen vakıa ikrar edilmiş sayılır….”Yargıtay 15. H.D : 14.04.2016 tarih, Esas : 2015/3605 Karar : 2016/2312  Mahkemenin kararına gerekçe olarak gösterdiği Yargıtay içtihadının ise, görülmekte olan dava ile benzer bir yönü bulunmadığını, söz konusu içtihatta, davalı, malı teslim almadığını savunduğunu, irsaliyeli faturadaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğünü ve yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda bu imzanın davalının eli ürünü olmadığının tespit edildiğini, böyle bir durumda davacının, davalıya yemin teklif etmesi gerektiğini, çünkü belgelerde imza incelemesi yapıldığını ve imzanın davalıya ait olmadığı anlaşılarak teslim vakıasının gerçekleşmediğinin bilirkişi raporu ile ispatlandığını, artık bundan sonra o belge yönünden isticvaba gerek olmadığını,  Ancak görülmekte olan davada, yukarıda belirtilen içtihatta sayılanların hiçbirinin söz konusu olmadığını, davalının savunmada bulunmadığını, delil göstermediğini, davete rağmen defterlerini ibraz etmediğini ve isticvap için duruşmaya da gelmediğini, böyle bir durumda eğer davacının, davalıya yemin teklif hakkı olduğu hatırlatılacak olursa Türkiye’de hiçbir satıcının alacağını tahsil edemeyeceğini beyanla, usul ve yasaya aykırı olan kararın kaldırılmasına, dosyada mevcut delillere istinaden dava ispatlanmış olduğundan davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>STİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; dava ve icra takip dayanağı faturalara konu ürünlerin davalıya teslim edilmesine rağmen bakiye bedelin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Davacı vekili, dava ve icra takip dayanağı faturalara konu ürünlerin davalıya teslim edildiğini, davalı tarafında bakiye bedelin ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafından süresinde cevap dilekçesi sunulmadığından dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiş sayılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 169. maddesine göre; Mahkeme, kendiliğinden veya talep üzerine taraflardan her birinin isticvabına karar verebilir. İsticvap, davanın temelini oluşturan vakıalar ve onunla ilişkisi bulunan hususlar hakkında olur. Yine aynı Kanun'un 171. maddesine göre; İsticvabına karar verilen kimseye bizzat davetiye gönderilir ve belirlenen gün ve saatte isticvap olunmak üzere hazır bulunması gerektiği belirtilir. Davetiyede, ayrıca, isticvap konusu vakıalar gösterilir; ilgili tarafın geçerli bir özrü olmaksızın gelmediği veya gelip de sorulara cevap vermediği takdirde, isticvap konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı ihtarı da yapılır. Çağrılan taraf özürsüz olarak gelmediği veya gelip de soruları cevapsız bıraktığı takdirde, mahkemece sorulan vakıalar ikrar edilmiş sayılır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/437 E., 2018/669 K. sayılı kararında, \"İsticvabın konusu, dava ile ilgili belli (davanın temelini oluşturan) vakıalar ve onunla ilişkisi bulunan hususlardır (HMK m. 169/2). İsticvap, isticvap edilecek tarafı bir ikrarda bulunmaya götürebileceğinden ve tarafın gelmemesi hâlinde taraf isticvap konusu vakıayı ikrar etmiş sayılacağından bir taraf, ancak kendi aleyhine olan vakıalar hakkında isticvap edilebilir; yoksa, kendi lehine olan vakıalar için isticvap edilemez. Yani, davacının iddiasını dayandırdığı vakıa hakkında davalı; davalının savunmasını dayandırdığı vakıa hakkında davacı isticvap olunur. Bir taraf, kendi lehine olan vakıalar hakkında ancak HMK'nın 144 veya 31. maddelerine göre dinlenebilir (Kuru B./Arslan R./Yılmaz E.; Medenî Usul Hukuku, Ankara 2016, s. 370). Kanundaki düzenleme dikkate alındığında, sonuçları bakımından isticvapta ikrar elde etme amacı öne çıkmakla birlikte, isticvabın tek amacı ikrar elde etmek değildir, bilgi ve kanaat oluşturmak şeklinde önemli başka amaçları da vardır (Pekcanıtez H.; Pekcanıtez, Usûl Medenî Usûl Hukuku, İstanbul 2017, s. 1373, 1374). Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 gün ve 2009/6-477 E., 2009/546 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi taraflar kendi davalarında en şüpheli tanık olarak değerlendirildiğinden, öğreti ve Yargıtay uygulamalarında isticvap başlı başına bir delil olarak kabul edilmemektedir. Fakat, isticvap ile delil elde edilebilir ve bazı hâllerde isticvap davanın aydınlatılmasına yardımcı olabilir.\" Yukarıda belirtilen yasal mevzuat ve içtihat ışığında somut olaya dönüldüğünde, somut uyuşmazlıkta; Mahkemece davacı vekili tarafından delil olarak davacıya ait defter ve kayıtlara ve bilirkişi incelemesine dayanılması ve uyuşmazlık konularının çözüme kavuşturulması için tarafların defter ve kayıtlarının incelenmesi için ara karar oluşturulmuş, davalının defter ve kayıtlarının incelenmesi için adresi doğrultusunda istinabe Mahkemesi'ne talimat yazılmış, ancak davalı tarafından defter ve belgeleri bilirkişi incelemesine sunulmamış, Mahkemece davacının defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Daha sonra Mahkemece davacı vekiline alacağın dayanağı faturalar ve sevk irsaliyelerini sunması için süre verilmiş ve davalının isticvabına karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından irsaliyeli  faturalar sunulmuş, Mahkemece irsaliyeli faturalar üzerinde imza olmadığı tespit edilmiş, davalı adına istinabe Mahkemesi aracılığı ile çıkarılması gereken isticvap davetiyesi doğrudan çıkarılmış ve meşruhatlı isticvap davetiyesi davalıya tebliğ edilmiştir. Davacı tarafından sunulan irsaliyeli faturalarda teslim alan imzası bulunmadığından imza olmayan ve davalı lehine olan faturalara göre davalının isticvabına karar verilmesi, ayrıca isticvap davetiyesinin istinabe aracılığı ile tebliğ edilmesi gerekirken doğrudan tebliğ edilmesi sebebiyle isticvap kararının ve tebligatının usulsüz olduğu anlaşılmakla söz konusu isticvap davetiyesindeki ihtaratın sonuçları davalı hakkında uygulanamayacaktır. Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin/hizmetin verildiğinin, düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması ile diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Ek cümle: 22/7/2020-7251/23 md.) veya defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Davacının defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 40.691,81 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş ise de, alacağın dayanağı olan faturalara konu ürünlerin teslimi davacı tarafından geçerli yazılı deliller ile ispat edilmediği ve hatırlatılmasına rağmen yemin deliline de dayanılmadığı anlaşılmakla, Mahkemece ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,  3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 03/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. \t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e62eb65c122830ab","SID":"804805f42476ae68"}}