{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  23. HUKUK DAİRESİ     <br>                                    T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ            <br>\t            \t\t         (İ S T İ N A F    B A Ş V U R U S U N U N  <br>\t\t\t  E S A S T A N    R E D D İ)<br>ESAS NO\t: 2020/513 <br>KARAR NO\t: 2024/1333<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN \t: ...  \t...<br>ÜYE \t: ...      \t...<br>ÜYE\t: Doç.Dr. ...\t...<br>KATİP\t: ... \t\t...<br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 02/12/2019<br>ESAS-KARAR NUMARASI : 2018/46 E.-2019/1008 K.<br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br><br><br>Davalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi  uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ\t: <br>Davacı vekili; müvekkili Şirket ile davalı arasında 09.07.2013 düzenlenme tarihli ve 15.07.2013-14.07.2014 tarihleri arasında geçerli olmak üzere özel güvenlik hizmeti işine dair sözleşme imzalandığını, sözleşmenin daha sonra imzalanan ek protokol ile aynı hükümlerle 13.07.2015 tarihine kadar uzatıldığını, sözleşme döneminde kıdem tazminatlarından taraflardan hangisinin sorumlu olacağına dair hüküm bulunmamakta olup, kıdem tazminatlarından son işveren olarak davalı yüklenicinin sorumlu olduğunu, taraflar arasında daha sonraki döneme ilişkin 13.07.2015 düzenlenme tarihli ve 14.07.2015'den itibaren geçerli olan ikinci bir sözleşme imzalandığını, davalı ... şirketinin 18 güvenlik görevlisini ihbar öneli vererek işten çıkardığını, müvekkili şirketin İş Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında bu bedelleri doğrudan davalının işçilerine ödediğini, işçilere ödenen bedeller net olup, brüt üzerinden damga vergilerinin ayrıca Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı'na beyan edildiğini ve sair vergi ödemelerinin ilgili Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne yatırıldığını ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere müvekkili tarafından ödenen damga vergileri dahil 10.000,00 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan sorumlu olduğu dönemler itibarı ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş;<br>16.09.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle; dava değerini 38.022,82 TL. olarak artırmıştır.<br>Davalı vekili; taraflar arasındaki 09.07.2013 tarihli sözleşmede kıdem tazminatlarından hangi tarafın sorumlu olacağına dair hüküm bulunmadığı yönündeki beyanın doğru olmadığını, sözleşmenin 7.1 maddesinin son cümlesininde kıdem tazminatının puantaja yansıtılacağı ve puantaj esas alınarak hak ediş düzenleneceğinin hüküm altına alındığını,  yine taraflar arasındaki 13.08.2015 tarihli  sözleşmenin 9.3 maddesinin son cümlesinin, \"...Kıdem tazminatı dışında işçilere ilişkin tüm kanuni yükümlülüklerden ... Güvenlik sorumludur...\" hükmünü içerdiğini, bir an için 09.07.2013 düzenleme tarihli sözleşme dönemindeki kıdem tazminatlarının taraflardan hangisinin sorumlu olacağına dair hüküm bulunmadığı kabul edilse bile verilen güvenlik hizmetinin birden fazla sözleşme imzalanmış olsa bile kesintisiz olarak devam ettiği, taraflar arasında imzalanan son sözleşme olan 13.07.2015 tarihli sözleşmede kıdem tazminatın davacı şirket üzerinde olduğunun açıkça düzenlendiği, bu düzenlemenin tüm hizmet dönemini kapsadığı ve önceki dönemdeki çalışanlara ilişkin kıdem tazminatının müvekkili şirkette olduğuna dair hiçbir hükmün olmaması göz önüne alındığında davacı şirketin tüm hizmet dönemini kapsar şekilde kıdem tazminatından sorumlu olduğunun açık olduğunu, kaldı ki davacı şirket müvekkili şirket personeline kıdem tazminatı ödemesini yapmış olup, bunun tüm hizmet dönemini kapsar şekilde kıdem tazminatından sorumlu olduğunu davacının da kabul ettiğini gösterdiğini, 09.07.2013 tarihli sözleşme dönemindeki kıdem tazminatlarından sorumluluk ile ilgili davacı şirketin eski genel müdürü ile sözlü olarak görüşülüp mutabakat sağlandığını, davacı şirkete verilen maliyet analizinde de kıdem tazminatının maliyete eklendiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ\t: <br>İlk derece Mahkemesince; \"Taraflar arasında 09/07/2013 tarihinde imzalanan ve 15/07/2013 - 14/07/2014 tarihleri arasındaki dönemini kapsayan sözleşme 7166 Sayılı Yasa'nın 11. maddesiyle değişiklik yapılan 5857 Sayılı Yasa'nın 12/5 ve geçici 9. maddelerinin kapsamında bulunmayan döneme ilişkin olup, aynı sözleşmeye ek olarak imzalanan ve 15/07/2013 - 13/07/2015 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan çalışmanın da tamamının 11/09/2014 tarihinden sonra gerçekleşmediği için Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararına konu 5857 Sayılı Yasa'nın 12/5 ve geçici 9. maddeleri hükümlerine göre değerlendirilme yapılmasının mümkün olmadığı, iptal kararından önceki yasal düzenlemeye göre karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir.<br>Davacı tarafından dava dışı 18 çalışan için yapılan kıdem tazminatı ödemelerinin ilgili çalışanların hizmet süreleri ile uyumlu olup olmadığı, sözleşmelerin düzenlendikleri tarihler ve hizmetlerin yerine getirildiği dönemler, imzalanan sözleşme hükümlerine göre davacı asıl işveren tarafından dava dışı çalışan için yapılan kıdem tazminatı ödemesinin güvenlik hizmetini yerine getirdiği kabul edilen davalıdan tahsil edilmesinin mümkün olup olmadığı, ödemenin davalıdan alınması mümkün ise davalının ne miktar ile sorumlu olduğunun belirlenmesi için bilirkişiden 11/02/2019 tarihli asıl rapor ile itiraz üzerine 10/05/2019 tarihli ek rapor alınmıştır. Gerekçeleri itibariyle somut olaya uygun ve taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümleri dikkate alınarak hazırlanıp denetime açık olduğu için hükme esas alınan asıl raporda da belirtildiği gibi, taraflar arasında imzalanan 09/07/2013 tarihli sözleşmenin 7.3.i maddesine göre \" yüklenicinin personelin kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai, hafta tatili, bayram, genel tatil ve yıllık izin ücretinden doğan hakları personel hak ettiğinde puantajlara yansıtılacaktır \" hükmü yer aldığı için bu sözleşme kapsamında çalışan kişiler için davacı tarafından yapıldığı belirtilen kıdem tazminatı ödemelerinden davalının sorumlu olması gerektiği, davacı şirketin 18 çalışan için yaptığı hesaplamanın bu kişilerin son ücretleri ile çalışma sürelerine uyumlu olduğu, davacı tarafından yapılan 37.736,50 TL kıdem tazminatı ve 286,32 TL damga vergisi ödemesi olmak üzere toplam 38.022,82 TL'yi davalıdan talep etmesinin mümkün olduğu kabul edilmiştir. Bilirkişi raporu düzenlendikten sonra davacı vekili 16/09/2019 tarihinde harcı tamamlanan dilekçeleri ile taleplerini bilirkişi raporunda belirtilen miktara ıslah etmiş, dilekçe davalı tarafa tebliğ edilmiştir. <br>Toplanan delillere göre; taraflar arasında güvenlik hizmeti alınmasına ilişkin sözleşmenin düzenlendiği tarih ve ödemeye konu çalışmanın geçtiği süre dikkate alındığında uyuşmazlığın Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önceki yasal düzenleme ve taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alınarak çözümlenmesi gerektiği, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca kıdem tazminatı ödemesinden davalı yüklenicinin sorumlu olduğunu, davacının 18 kişi için yaptığı kıdem tazminatı ödemesinin bu kişilere yapılan ücret ödemesi ve çalışma süresine uygun biçimde hesaplanıp ödendiği, davacı ödemesinin tamamının ödemenin yapıldığı tarihten itibaren tarafların tacir olmaları dikkate alınarak değişen oranlı avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili gerektiği\" belirtilerek, davanın kabulüne, 38.022,82 TL'nin 26.10.2017 ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak değişen oranlı avans faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiştir.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki açıklama ve savunmalarını tekrar ederek, taraflar arasındaki 09.07.2013 tarihli sözleşmenin EKLER başlıklı 25. maddesinin 4. bendinde ek olarak, \"Personel maliyet analiz tablosu (işveren ve yüklenici onaylı)\" belirtildiğini, sundukları 09.07.2013 tarihli sözleşmenin işveren ve yüklenici onaylı eki personel maliyet analiz tablosunda İhbar-Kıdem karşılığı kısmında 0.00 yazıldığını, yani kıdem ve ihbar tazminatı karşılığının maliyet analizine yansıtılmadığını, bu hususun kıdem ve ihbar tazminatı bedelinin davacı işverene ait olduğunun göstergesi olduğunu, resmi tatil alacağı davacı şirkete fatura edilmiş olup, davacı şirketin itiraz etmeksizin bu fatura bedelini ödediğini, kıdem tazminatı da tıpkı resmi tatil alacağı gibi sözleşmenin 7.3.i maddesinde sayılan alacaklardan olup, davacı şirket eğer resmi tatil alacağından sorumlu ise kıdem tazminatından da sorumlu olduğunu, ayrıca 7166 sayılı yasanın 11. maddesiyle değişiklik yapılan 5857 sayılı yasanın 12/5 ve 9. maddeleri kapsamında değerlendirilerek dava konusu talebin reddi gerektiğini belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,<br>HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE\t:<br>Dava, dava dışı işçilere ödenen işçilik alacaklarının taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmelerine dayalı olarak rücuen tahsili istemine  ilişkindir. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine  aykırılığın da tespit edilmemesine göre, İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM\t:<br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davalı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.597,33 TL. istinaf karar harcından peşin alınan 650,00 TL'nin mahsubuyla kalan 1.947,33 TL.'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davalı tarafça yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden alınarak iadesine, <br>4-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,     <br>09/10/2024 tarihinde, HMK'nın 362/(1)-a. maddesi uyarınca (Ek madde 1 uyarınca yeniden değerleme oranına göre belirlenen 378.290,00 TL. kesinlik sınırının altında kaldığından) KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.<br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  10/10/2024\t\t\t\t<br>    <br>Başkan ...<br> e-imza<br>Üye ...<br> e-imza<br>Üye ...<br> e-imza<br>Katip ...<br> e-imza<br>      <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"840e0bf56af3aae0","SID":"e5e20c7233e981b9"}}