{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/512 Esas<br>KARAR NO:2024/1011<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:03/09/2020<br>NUMARASI:2018/462 Esas, 2020/365 Karar<br>DAVA:MENFİ TESPİT - İPOTEĞİN TERKİNİ<br>KARAR TARİHİ:  27/09/2024<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin eşi olan muris ... ile davalı şirket arasında 08/08/2005 tarihinde \"Akit İpotek İşlemine Esas Teşkil Eden Sözleşmedir\" başlıklı sözleşme akdedildiğini ve buna istinaden 11/08/2005 tarihinde murisin maliki bulunduğu Muğla İli, Datça İlçesi, ... Mevkii, ... Ada, ... parsel, .... numaralı bağımsız bölümde kayıtlı taşınmaza davalı lehine ipotek tesis edildiğini, diğer yasal mirasçı ....'un mirası reddettiğini, murisin vefatından sonra müvekkili aleyhine ... sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, 08/08/2005 tarihli sözleşme hükümlerinden anlaşılacağı üzere müvekkilinin murisi ile davalı şirketin avansın geri ödenmesi konusunda faizsiz olarak mutabakata vardıklarının tartışmaya yer verilmeyecek bir biçimde açık olduğunu, bu şekilde sözleşmenin konusunun faizsiz olması konusunda anlaşılmasına rağmen davalı tarafından taşınmaz üzerine faiz karşılığı ipotek koyulduğunu, davalıdan avans olarak alınan 150.000 Euronun 75.000 Eurosu çeşitli zamanlarda çeşitli bedellerde ödenmiş olmasına rağmen davalı şirketin, müvekkilinin murisinin yaptığı ödemeleri ana paradan mahsup etmediğini, bunun dışında müvekkilinin murisi ile davalı arasında akdedilen sözleşmenin 818 Sayılı Mülga Borçlar Kanununun 19, 20 ve 65. maddeleri gereğince batıl ve geçersiz olduğunu, zira davalının ödünç avans niteliğinde para verme izninin ve yetkisinin söz konusu olmadığını, ayrıca davalı tarafın ivaz olarak taşınmaza faizli ipotek koyduğunu, buna göre ivaz karşılığında ödünç para verilmesi işleminin kanunda öngörülen şekilde yetkilendirilmeden, yetkili merciden izin alınmadan hukuka aykırı şekilde yapılmasının tefecilik suçunun oluşmasına neden olacağını, bu nedenle müvekkilinin murisi ile davalı arasında akdedilen sözleşmenin butlanla sakat ve batıl olduğunu, sözleşmenin hiçbir hukuki tanımının bulunmadığın belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, öncelikle hukuka, ahlaka(adaba) aykırı olarak butlanla sakat olan, hukuka aykırı amaca ulaşmak için akdedilen sözleşme sebebiyle müvekkilinin borcunun olmadığına ve taşınmazın tapu kaydındaki ipoteğin terkin edilmesine; öncelikli talebin kabul görmemesi halinde ise davalıya ödenen 75.000 Euro karşılığında müvekkilinin borcunun olmadığının ve davalının, müvekkilinden faiz alacağı olmadığının tespitine, bu şekilde ... Müdürlüğüne müzekkere yazılarak ipotek şerhinin düzeltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile ....A.Ş. arasında \"İpotek İşlemine Esas Teşkil Eden Sözleşme\" adı altında 08/08/2005 tarihinde akdedilen sözleşmede müteveffa ...un müteselsil kefil ve müşterek borçlu sorumluluğunu yüklendiğini, bu sözleşme uyarınca ... AŞ ile müteveffa ...'un, İstanbul’a getirilecek turistlerin müvekkilinin işyerine ziyaretlerini sağlayacağını ve karşılığında toplam satış cirosunun %30’luk kısmının müvekkili şirket tarafından kendilerine ödeneceğini, müvekkili şirketin başlangıçta  ... AŞ'ye avans niteliğinde 150.000 Euro tutarında bir ödeme yaptığını, müteveffa ...'un,  ... AŞ ile müvekkili şirket arasında akdedilen aracılık sözleşmesinden doğan bütün borç ve yükümlülüklerinden dolayı kendisine ait Muğla ili Datça ilçesinde bulunan gayrimenkul üzerinde resmi ipotek senedi ile müvekkili şirket lehine 10/08/2005 tarihinden borcun tamamı ödeninceye kadar süreli olmak üzere 1. derecede %30 faizli olarak, fekki alacaklı tarafından bildirilinceye kadar ipotek tesisini istediğini beyan etmekle ipotek akit tablosunda düzenlenen şartlarla 11/08/2005 tarihinde ipotek tesis edildiğini, söz konusu borç ödenmediğinden müvekkili şirket tarafından ...sayılı dosyası üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi açılmış olup taraflara tebliğ edilmekle kesin ve derdest bir takip olduğunu, diğer mirasçıların mirası reddetmesi sebebiyle takip dosyasında borçlu olarak ... AŞ ve davacı mirasçının kaldığını, imzalanan aracılık sözleşmesine rağmen tek bir turistin bile müvekkili şirkete getirilmediği gibi başlangıçta alınan iş avansının da iade edilmediğini, bu nedenle müvekkili şirkete yönelik tefecilik ve sözleşmeden kaynaklanan alacağın geçersizliğine ilişkin iddiaların haksız olduğunu, ipotek sözleşmesinde öngörülen faizin,  ... AŞ'ye faizsiz olarak 150.000 Euro verilmesi sebebiyle sözleşmeden doğan borç ve yükümlülüklerin yerine getirilmemesi sonucu işleyecek olan faiz olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmede kanuna aykırı bir yan bulunmadığından buna yönelik iddiaların reddi gerektiğini, ipotek işlemine esas teşkil eden sözleşme ile ipotek sözleşmesi birbirinden farklı iki sözleşme olup her ikisinin de tarafların kendi iradeleriyle imza edildiğini, müteveffa ...'un resmi senet niteliğinde olan ipotek sözleşmesinde ipoteğin faizli olarak kurulması yönünde irade göstererek 200.000,00 TL için %30 faiz ile ipotek tesis edildiğini, dolayısıyla müvekkili şirketin faiz alacağının olmadığına ilişkin itirazın reddi gerektiğini, tarafların ipotek miktarını, türünü ve faizini serbestçe kararlaştırabileceğini, ödeme iddiası bakımından ise davacıların makbuz niteliğinde sunduğu belgelerde bazı gerçek kişilerin müvekkili şirket adına ...’tan bir miktar para aldığı belirtilmiş ise de, bu kişilerin müvekkili şirket adına ödeme kabul etmeye ve/veya imzaya yetkili olduklarına ilişkin herhangi bir belgenin sunulmuş olmadığını, bu nedenle işbu ödeme iddialarının ancak ödemeyi alan kişilere karşı ileri sürebileceğini, ayrıca, para borçları sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça götürülecek borç olduğundan alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gereken borçlar olduğundan farklı bir yerde ödenmesi halinde borçlunun bu borçtan kurtulmasının ancak alacaklının onayı ile mümkün olacağını, karşı tarafta oluşturulan güvenin aksine bir önceki davranışıyla çelişkili davranışlarda bulunulması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; davacı taraf, murisin adına kayıtlı taşınmazdaki ipoteğin terkinini isteyerek bu ipoteğe dayalı  davalı taraf lehine tesis edilen ipotekten dolayı faiz alacağı bulunmadığını ileri sürmüş ise de, bu ipoteğin  geçersiz olduğuna dair bir kanıt sunamadığı, ipotek resmi memur huzurunda tarafların serbest iradeleri ile düzenlenmiş bir belge olduğundan bunun sonuçlarına göre davacılar hakkında yapılan ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin takip yerinde görüldüğünden davacıların talebinin kabule şayan bulunmadığı, yine  davacının, ipotek işlerine esas teşkil eden sözleşmedeki 150.000 Euro'dan 75.000 Euro borçlarının bulunmadığına ilişkin iddiasının da ispatlanamadığı, bilirkişilerce düzenlenen ve benimsenen raporda açıklandığı üzere davacıların 75.000 Euro ödediğine dair geçerli bir  belge ve kanıt sunamadığı, ticari defterlerde bu şekilde bir ödemenin  mevcut olmadığı tespit edildiğinden davacıların bu taleplerinin de yerinde görülmediği gerekçelerine istinaden açılan davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen 08/08/2005 tarihli akit ipotek işlemine esas teşkil eden sözleşmede avansın geri ödemesinin faizsiz olduğu kararlaştırılmasına rağmen davalının alacağını faizli olarak talepte bulunduğunu, davalının, müvekkilinden faiz alacağı olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulmadığını, müvekkili tarafından her ödeme yapılacağı zamanda davalı şirket sahibine haber verildiğini, davalı şirket sahibinin de çalışanlarını müvekkilinin işyerine gönderdiğini ve müvekkilinin, yaptığı ödemeler karşılığında alacağı tahsil eden davalı çalışanlarından tahsilat makbuzu niteliğinde ödeme belgelerini imzaları karşılığında aldığını, buna rağmen ödemelerin asıl borçtan düşülmediğini, Mahkemece davalı çalışanlarının duruşmaya çağrılıp imza teyitlerinin yapılmadığını ve ödemelerin ne sebeple alındığının açıklığa kavuşturulmadığını, ödeme hususunda yemin teklif hakları bulunduğunun ihtar olunmadığını, akdedilen sözleşmenin konusunun faizsiz olması konusunda anlaşılmasına rağmen davalı tarafından taşınmaz üzerine faiz karşılığı ipotek koyulduğunu, faiz karşılığı bu miktarda bir para verilmesi ve karşılığında da haksız ve ivaz olarak ipotek alınmasını hukuk sistemimizin kabul edemeyeceğini, bu nedenle hukuka aykırı amaca ulaşmak için akdedilen sözleşmenin butlanla sakat ve batıl olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı ...'un Datça Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesine sunduğu 15/08/2024 havale tarihli dilekçesinde istinaf kanun yoluna başvurmaktan vazgeçtiği ve aleyhe olan ilk derece Mahkemesi kararını kabul etmek istediği belirtilmiş olup söz konusu dilekçe Mahkemece Dairemize gönderilmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, menfi tespit ve ipoteğin terkini istemine ilişkindir.İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/541 Esas 2018/330 Karar sayılı ilamı ile Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmıştır.... sayılı dosyasında, davalı şirketin, ..., ..., .... (... mirasçıları) ve davacı ... ... AŞ'ye karşı 200.000,00 TL ipotek alacağı ve 389.095,89 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 589.095,89 TL'nin tahsili amacıyla 21/11/2012 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı, mirası reddetmeleri sebebiyle ...'un geriye tek yasal mirasçısı ...'un kaldığı, ipoteğe konu taşınmazın ihale ile satıldığı anlaşılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 16/06/2020 teslim tarihli raporda; davalının 2010-2012 yılları defterlerinin tasdik işlemlerinin yasal süreler içinde yapıldığı, 2017-2019 yılları defterlerinin e-defter sistemine tabi olduğu ve defter beratlarının yasal sürelerde oluşturulduğu, envanter defterlerinin tasdik işlemlerinin de yasal sürede yapıldığı, ticari defter ve belgelerin tek düze muhasebe sistemi ilkelerine göre işlendiği, davalı şirketin, davacı ... ... AŞ'ye avans niteliğinde 150.000 Euro ödemesi ile ilgili muhasebe kaydına rastlanmadığı, ancak dava dilekçesinde davalı şirketten 08/08/2005 tarihli sözleşmeye istinaden 150.000 Euro'nun avans olarak alındığı ve 75.000 Euro'sunun çeşitli tarihlerde ödendiğinin ikrar edildiği, ancak yapıldığı iddia olunan ödemenin ispata muhtaç olduğu, davalının 21.11.2012 takip tarihli ....sayılı dosyası ile asıl alacak 200.000,00 TL + işlemiş faiz 389.095,89 TL olmak üzere toplam 589.095,89 TL üzerinden icra takibi yaptığı, davacının, icra dosyasına herhangi bir ödemesinin görülmediği bildirilmiştir.Davacı ... ... AŞ ile davalı şirket arasında 08/08/2005 tarihinde 10 ay süreli \"Akit-İpotek İşlemine Esas Teşkil Eden Sözleşmedir\" başlıklı sözleşme imzalanmış olup sözleşmenin konusu, davacı ... ... AŞ'nin yapacağı organizasyonlarla İstanbul'a getirilecek turist ve turist guruplarının davalı şirketin satış dükkanına ziyaretlerinin sağlanması ile bu durumun şart ve koşullarının düzenlenmesine ilişkindir. Sözleşme uyarınca, davalı şirket, işbu sözleşme ile kendisine sağlamış olduğu imkanlar karşısında toplam 150.000 Euro'yu davacı ... ... AŞ'ye faizsiz avans olarak ödemeyi; davacı ... ... AŞ ise, işbu sözleşme ile sözleşme süresinde düzenlediği İstanbul Şehir Turları organizasyonlarında tura katılan turistlerin, bir tur faaliyeti olarak davalı şirketin satış dükkanını ziyaretinin teminini sağlamayı taahhüt etmiş olupcdavalı şirketin, işbu sözleşme kapsamında davacı ... ... AŞ tarafından satış dükkanına getirilen turistler ile elde edeceği satış ciro bedelinin %30'luk kısmını davacı ... ... AŞ'ye ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Davacı ... ... AŞ'nin yetkilisi ... ise, sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olup ayrıca kendi adına kayıtlı Muğla İli, Datça İlçesinde bulunan gayrimenkulüne, davalı şirkete dilediği derece ve miktarda sözleşmeye teminat olması amacıyla ipotek kurulmasını kabul ve taahhüt etmiştir. Kurulacak ipotek bedelinin en fazla sözleşmenin 3.1 maddesinde belirtilen toplam 150.000 Euro veya bunun YTL karşılığı olabileceği; davalı şirketin, davacı ... ... AŞ'ye verdiği faizsiz avansın tamamını tahsil ettikten ve karşılıklı hesap mutabakatı yapıldıktan sonra ...'tan teminat olarak aldığı ipoteği zaman geçirmeden fek ettireceği hususları da sözleşmede kararlaştırılmıştır.Dosya kapsamında yer alan ipotek belgesi ve resmi senede göre, ... adına kayıtlı Muğla İli, Datça İlçesi, ..., .....Mevkiinde bulunan taşınmaz üzerine 11/08/2005 tarihinde davalı şirket lehine 200.000 YTL bedelle, fekki alacaklı tarafından bildirilinceye kadar %30 faizli ipotek tesis edildiği anlaşılmıştır.Somut olayda, davacılar vekili, öncelikle ipoteğin tesisine yönelik yapılan sözleşme geçersiz olduğundan bahisle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve taşınmazın tapu kaydındaki ipoteğin terkin edilmesine; öncelikli talebin kabul görmemesi halinde ise davalıya ödenen 75.000 Euro karşılığında müvekkilinin borcunun olmadığının ve davalının, müvekkilinden faiz alacağı olmadığının tespitine, bu şekilde ... Müdürlüğüne müzekkere yazılarak ipotek şerhinin düzeltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  Dava dilekçesinde bahsi geçen taleplerden davalıya ödendiği belirtilen 75.000 Euro tutarında borcun bulunmadığı yönündeki talep dışında kalan diğer talepler bakımından karar verilmesi ...'un yasal mirasçısı olması sebebiyle ancak davacı ... tarafından talep edilebilecek olup adı geçenin istinaf kanun yoluna başvurmaktan vazgeçmesi sebebiyle sadece davacı ... ... AŞ'nin, 75.000 Euro'nun ödendiği iddiasına dayalı davalı şirkete bu miktarda borcunun bulunup bulunmadığı yönünden istinaf incelemesi yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta, davacı ... ... AŞ ile davalı şirket arasında 08/08/2005 tarihinde yapılan sözleşmenin varlığı ile bu sözleşme sebebiyle davalı şirketten 150.000 Euro avans alındığı konularında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı taraf, alınan 150.000 Euro avansa karşılık 02/07/2009 ile 07/06/2010 tarihleri arasında farklı tarihlerde davalı çalışanı olduğunu belirttiği ..., ...., ..., ...ve...isimli kişilere toplamda 75.000 Euro ödeme yaptığını ileri sürmüş ise de davalı taraf ödeme iddiasını kabul etmemektedir. Dosya kapsamında, davacının belirttiği miktarda ödeme yaptığına ilişkin bir makbuz yada ödeme belgesine rastlanmamış olup mevcut delil durumu itibariyle ödeme iddiasının ispatlandığı söylenemez. Bu nedenle söz konusu talebe ilişkin Mahkemece tesis edilen karar isabetli olup davacı vekilinin, müvekkili  ... AŞ yönünden yaptığı istinaf başvurusu yerinde değildir.Davacı ...'un Datça Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesine sunduğu 15/08/2024 havale tarihli dilekçesinde istinaf kanun yoluna başvurmaktan vazgeçtiği ve aleyhe olan ilk derece Mahkemesi kararını kabul etmek istediği belirtilmiş olup söz konusu dilekçe Mahkemece Dairemize gönderilmiştir.HMK'nun 307. maddesine göre, feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.HMK'nun 310. maddesi uyarınca, feragat ve kabulün, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği; HMK'nun 311. maddesi uyarınca ise, feragat ve kabulün, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı düzenlenmiştir.6100 sayılı HMK'nun 349. maddesinde, başvurma hakkından feragat düzenlenmiş olup maddenin ikinci fıkrasında, başvuru yapıldıktan sonra feragat edilirse, dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmeyeceği ve kararı veren mahkemece başvurunun reddine karar verileceği; dosya, bölge adliye mahkemesine gönderilmiş ve henüz karara bağlanmamış ise başvurunun feragat nedeniyle reddolunacağı ifade edilmiştir.Somut olayda, davacı ... Datça Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla gönderdiği 15/08/2024 havale tarihli dilekçesinde, istinaf kanun yoluna başvurmaktan vazgeçtiğini ve aleyhe olan ilk derece Mahkemesi kararını kabul etmek istediğini belirtmiş olup adı geçenin kimlik tespitinin yapıldığı, feragat dilekçesinin usulüne uygun olduğu, dosya hakkında Dairemizce henüz karar verilmediği anlaşılmakla davacı ...'un istinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiştir.Açıklanan sebeplerle, davacı ...'un istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 349/2 fıkrası uyarınca feragat nedeniyle reddine; ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı ... ... AŞ'nin istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı ...'un istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 349/2 fıkrası uyarınca feragat nedeniyle REDDİNE, 2-İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/462  Esas,  2020/365 Karar ve 03/09/2020 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince davacı ... Ticaret AŞ'nin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı  ... tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın adı geçen davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı ... Ticaret AŞ tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın adı geçen davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.26.09.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9e09fe4f7db49375","SID":"93278fe2c4346ce7"}}