{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/589 Esas<br>KARAR NO:2024/1014<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:26/01/2021<br>NUMARASI:2017/1109 Esas, 2021/48 Karar<br>DAVA:İTİRAZIN İPTALİ (Çıkma Payı Alacağının Tahsili)<br>KARAR TARİHİ:  27/09/2024<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı kooperatiften üyelik hakkını 29/08/1998 tarıhinde eşi ....'den devir alarak 11/05/2010 tarihinde davalı kooperatifin ortağı olduğunu, aidat ve ödemelerini 29/08/1998 tarihinden itibaren ödemeye devam ettiğini ve toplamda 116.280.00 TL ödediğini, davalı kooperatif tarafından tahsisi taahüd edilen ...nolu dairenin 29/05/2010 tarihinde natamam olarak teslim edildiği müvekkilinin daireye birçok masraf yaparak kiraya verdiğini, ancak sonradan müvekkilinin aynı dairenin ...adına tapuda kayıtlı olduğunu öğrendiğini, tahsis edilecek başka bir dairenin de kalmadığını, davalı kooperatiften istifa etmek zorunda kalan müvekkilinin açtığı davada alacağının 116.280,00 TL olduğu sabit olduğunu, ancak İstanbul Anadolu 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/75 Esas 2014/21 Karar sayılı kararı ile davanın süre yönünden usulden reddedildiğini, müvekkilinin alacağı 07/08/2013 tarihinde muaccel olduğu halde kooperatif yönetiminin 1163 sayılı yasa hükümlerine aykırı mağdur olan üyelerden aldığı haksız aidat ve ödemeleri geri ödememekte ısrar ettiğini, müvekkilinin bahsi geçen davada tespiti yapılan alacağının tahsili için ... sayılı dosyası üzerinden başlattığı takibin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kooperatifin üzerine düşen tüm yükümlülükleri tam ve eksiksiz yerine getirdiğini ve davacı tarafça gayri kabili rücu ibra edildiğini, davanın açılmasında davacının hukuki hiçbir menfaatinin bulunmadığını, müvekkili kooperatifin 2016 yılına ait 21/10/2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında ve ayrıca önceki tarihli muhtelif genel kurul kararlarında, çıkan ve çıkarılan ortağa yapılacak iade ödemeleri kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye sokacağından ödemelerin ertelenmesi yönünde karar alındığını, süresinde açılmayan davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkilinin, davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte temerrüde düşmeyen müvekkili aleyhine işlemiş faiz yada takip sonrası faiz adı altında hiçbir şekilde talepte bulunulamayacağını, ikrar anlamına gelmemekle birlikte, yargılama sonunda davacı tarafa herhangi bir ad altında ödeme yapılması şeklinde bir hüküm kurulsa dahi; bu ödeme hakkında bir ödeme planı düzenlenmesi ve 21/10/2017 tarihli Olağan Genel Kurul tarihinden itibaren üç yıl sonrasından başlamak suretiyle erteleme kararı verilmesi gerektiğini, zira bu genel kurulda ödemelerin 3 yıl ertelenmesi yönünde karar alındığını belirterek davanın usulden ve esastan reddine, icra takibinin iptaline ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; davalı kooperatifin 2017 yılı itibariyle artık inşaat imalatı yapmadığı, bu tarih itibariyle tüm konut imalatlarının bitirilip ortaklara dağıtılmış olduğu, kooperatifin giderlerinin cari giderlerden ibaret olduğu, kooperatif yönetiminin ortakların ödemediği aidatları tahsil, ödeme yapılmaması halinde yaptırımların uygulanması yönünde yükümlülüğünün bulunduğu, kooperatifin ortaklıktan çıkan/çıkartılan üyelere, alacağı yargıtay kararı ile de kesinleşmiş davacıya geri ödeme yapılması yükümlülüğü taşıdığı, davalı kooperatifin, 2016 yılı bilançosunun görüşüldüğü 21/10/2017 genel kurul tarihi itibariyle davacının geri ödemesini yapabilecek gelire (likitideye) sahip olduğu gibi genel kurul tarafından yönetim kuruluna yapılan yetki devrinin geçersiz olduğu, genel kurulun bu yetkisini devredemeyeceği, dolayısıyla davacıya yapılacak olan iade ve ödemelerin usulüne uygun bir şekilde genel kurulca ertelenmiş olduğundan bahsedilemeyeceğinden davacının alacağını talep etmekte haklı olduğu, davacının mahkeme kararı ile kesinleşen alacağından, payına düşen giderler ve taşınmazın kendisinde olduğu dönemde elde ettiği kira geliri düşüldükten sonra kalan kısım yönünden davanın kısmen kabulüne, alacak likit olduğundan davacının inkar tazminatı talebinin kabulüne, davacı takip başlatmakta haksız ve kötü niyetli olmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının dava açmakta herhangi bir hukuki yararının bulunmadığını, zira müvekkilinin kanun ve ana sözleşme uyarınca üzerine düşen tüm yükümlülükleri tam ve zamanında yerine getirerek anılan taşınmazı davacıya teslim ettiğini ve bu doğrultuda davacı tarafça gayri kabili rücu ibra edildiğini, lehine hüküm verilecek olması halinde davacının herhangi bir menfaat elde edemeyeceğini, aksine müvekkili kooperatifin mevcudiyetinin tehlikeye düşeceğini, 1163 Sayılı Kanunun 17/2 maddesinin tanıdığı hak ve yetki çerçevesinde kooperatif genel kurulunda alınan karar dikkate alındığında davası yasal süresi içerisinde açılmadığını, ayrıca kabul anlamına gelmemek koşuluyla bir alacağı varsa bile bunun muaccel olmadığını, müvekkilinin, davacı tarafa hiçbir borcunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte temerrüde düşmeyen müvekkili aleyhine işlemiş faiz yada takip sonrası faiz adı altında hiçbir şekilde talepte bulunulamayacağını, ayrıca tahsili talep edilen asıl alacak ve fer'ileri likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yine kabul anlamına gelmemekle birlikte, yargılama sonunda davacı tarafa herhangi bir ad altında ödeme yapılması şeklinde bir hüküm kurulsa dahi bu ödeme hakkında bir ödeme planı düzenlenmesi ve 21/10/2017 tarihli Olağan Genel Kurul tarihinden itibaren üç yıl sonrasından başlamak suretiyle erteleme kararı verilmesi gerektiğini, Mahkemenin hukuken hatalı hükmünün aksine, müvekkili kooperatifin söz konusu kat mülkiyetine geçiş sürecindeki inşaat faaliyetlerinin hukuken ve fiilen devam ettiğini, fakat hal böyleyken müvekkili kooperatifin, birtakım üyeler, arsa sahipleri ve de başkaca 3. şahıslarla yaşadığı hukuki ve mali ihtilafların, müvekkili kooperatifin tanımlanan işbu borç ve yükümlülüğünü ifa etmesine engel olduğunu, bunun yanı sıra müvekkili kooperatifin, üyelerinden olan alacaklarının tahsili amacıyla da hukuki mücadeleler verdiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, kooperatif üyeliğinden istifa eden davacının çıkma payı alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacının, davalı hakkında .... sayılı dosyasında 116.280,00 TL asıl alacak ve 38.721,24 TL faiz olmak üzere toplam 155.001,24 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 06/11/2018 tarihli raporda; ortak cari hesap ekstresi incelendiğinde davacı tarafından davalı kooperatife muhtelif tarihlerde toplam 116.280,00 TL ödeme yapıldığı, davacının istifa talebi 13/12/2012 tarihinde gerçekleştiğinden geri iade talep hakkının K.K.17. ve anasözleşmenin 15. maddesi gereğince 2012 yılının bilançosunun görüşüleceği 2012 yılı genel kurul toplantısından 1 ay sonra muaccel hale geleceği, 2012 yılı bilançosunun görüşüldüğü toplantının 06/07/2013 tarihinde yapıldığı, 2012 yılı bilançosuna göre davacının yaptığı ödeme tutarının 116.280.00 TL olduğu, davacının, ödemiş olduğu aidatın tamamını değil, ancak yıl sonu bilançosuna göre payına düşen miktarı alabileceğini, bu miktardan davacının hissesine düşen genel giderlerin düşülmesi ve davacı alacağının muaccel olduğu 07/08/2013 tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulanması gerekeceği, ticari deftere ilişkin bilgisayar kayıtlarının incelenmesinde, ticari defterin kayıtlarına geçen 770 kodlu Genel Yönetim Giderleri hesabındaki 2012 yılı bilanço giderinin toplam 174.428.32 TL olduğu, kooperatifin 96 kayıtlı üyesi olup davacıya düşen gider payı tenzilinden sonra davacının alacağının 116.280.00 TL - (174.428,32 TL / 96 - 1.816,96 TL ) = 114.463,04 TL olarak hesaplandığı, bu alacağın muaccel olduğu 07/08/2013 tarihinden 29/05/2017 icra takip tarihine kadar işlemiş faizin 39.259,24 TL olduğu, davacının talebinin ise 38.721,24 TL olduğu, buna göre talep edilebilecek toplam alacağın153.184,28 TL olduğu, erteleme kararı kooperatif genel kuruluna ait olup devredemeyeceği yetkileri arasında olduğundan davacıya yapılacak olan iade ve ödemelerin usulüne uygun bir şekilde genel kurulca ertelenmiş olduğundan bahsedilemeyeceği bildirilmiştir. Farklı bir bilirkişi tarafından sunulan 23/09/2019 tarihli raporda; davalı kooperatifin, ihtilafın yaşandığı 2008-2014 dönemine ait defterlerinin başka bir yargılama dolayısıyla bulunduğu Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı kaleminde, 2016-2017 yılı defterlerinin ise kooperatif merkezinde incelendiği, 2008, 2010, 2014, 2015, 2019 yılına ilişkin ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin TTK hükümlerine göre zamanında yapıldığı, ancak kapanış tasdiklerinin süresinde alınmadığı, 2009, 2011, 2012, 2013, 2016, 2017, 2018 yıllarının açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde alındığı, davalı kooperatifin kayıtlarında davacının hesap hareketleri incelendiğinde 31/12/2012 tarihli bilançodaki 126.380,00 TL alacağın sonraki yıllarda da aynı tutarda devam ettiği, 29/05/2017 takip tarihi itibariyle de aynı tutarda alacağın bulunduğu, davacının istifasına göre 2012 yılı genel yönetim giderlerinin 96 üye içerisindeki 1.816,96 TL payın tenzili ile davacının alacağının 124.563,04 TL olarak hesaplandığı, ancak taleple bağlılık ilkesi gereği davacının takip tarihinde 116.280.00 TL asıl alacak talep edebileceği, işlemiş faiz yönünden ise yatırılmış bir harç olmadığından itirazın iptalinin istenemeyeceği bildirilmiştir. Bilirkişi tarafından sunulan 12/12/2019 tarihli ek raporda; davacının eksik harcı tamamlaması durumunda 38.721,24 TL faiz talebinde bulunabileceği, davalı kooperatifin, davacının istifası sonrası öncesinde elde ettiği kiraları davacı ortağa ödeyeceği aidat bedellerinden mahsup edip edemeyeceği itirazlarının hukuki değerlendirmesinin Mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.İlk raporu düzenleyen bilirkişi heyeti tarafından sunulan 07/12/2020 tarihli ek raporda; davalı kooperatif tarafından ibraz edilen ve incelenen 2015 (defteri kebir ve envanter), 2016, 2017, 2018 ve 2019 ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süreleri içerisinde yaptırılmış olduğu, 2015 yılı yevmiye defterinin (bulunamadığı, farklı bir mahkemede olabileceği) ibraz edilmediği, ticari defterlerin birbirlerini teyit ettiği, Anadolu 26. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/295 Esas sayılı dosyasında olduğu bildirilen 2010, 2011, 2012, 2013, 2014 yıllarına ait ticari defterlerin ise 06/11/2018 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere Mahkeme kalemine gidildiğinde ticari defterlerin olmadığı beyanıyla incelenmesinin mümkün olmadığının rapor edildiği, davalı kooperatif ticari defter kayıtlarına göre, davalı kooperatifin icra takip tarihi olan 29/05/2017 tarihi itibariyle davacıya 129.380,00 TL borçlu durumda bulunduğu, davalı kooperatifin 2012 yılı Genel Yönetim Giderlerinin 178.322,97 TL olduğu, davacının ödemiş olduğu aidatın tamamını değil, ancak yıl sonu bilançosuna göre payına düşen miktarı alabileceği ve bu alacaktan davacının payına düşen genel giderlerin düşülmesi gerektiği, davacı alacağının muaccel olduğu 07/08/2013 tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulannlası gerekeceği, davalı kooperatifin 96 kayıtlı üyesi olup davacıya düşer gider payının 1.857,53 TL olarak hesaplandığı, davacının alacak talebinin 116.280,00 TL olduğu dikkate alındığında ise 1.857,53 TL genel gider payı düşüldüğünde ise davacının talep edebileceği alacağın 114.422,47 TL olarak hesaplandığı, işlemiş faizin ise 38.721,24 TL olduğu, buna göre takip tarihi itibariyle talep edilebilecek alacak toplamının 153.143,71 TL olduğu, davacının beyanına göre tahsil ettiğini belirttiği 10.642,00 TL kira geliri mahsup edildiğinde ise işlemiş faiz ile birlikte takip tarihi itibariyle talep edilebilecek alacak toplamının 139.375,75 TL olduğu bildirilmiştir.Davacı tarafından aynı sebeplere dayalı olarak kooperatife karşı açılan davada İstanbul Anadolu 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/02/2014 tarih ve 2013/75 Esas 2014/21 Karar sayılı kararı ile, davacının dava tarihi itibariyle davalı kooperatiften talep edebileceği muaccel bir aidat alacağı bulunmadığı gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş olup kararın Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2014/3655 Esas 2014/6830 Karar sayılı ilamı ile onandığı anlaşılmıştır.Uyuşmazlık, istifa suretiyle kooperatif ortaklığından ayrıldığı itiraz konusu olmayan davacının, çıkma payını isteme hakkının bulunup bulunmadığı, varsa  miktarı noktasında toplanmaktadır.  \"...Dava, çıkma payı alacağının tahsiline ilişkindir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17/1. ve anasözleşmenin 15/1. maddesi gereğince, ayrıldığı yıl sonu bilançosuna göre hesaplanacak olan masraf hissesi düşüldükten sonra bakiyesinin iadesini talep hakkını haiz olup, ayrıldığı yıl sonu bilançosunun genel kurulca kabulü suretiyle kesinleşmesinden itibaren bir ayın sonunda bu alacak temerrüt ihtarına gerek kalmaksızın muaccel olur ve talep edilebilir. Aynı Kanun'un 17/2. maddesi uyarınca kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşüreceği gerekçesiyle ödemelerin 3 yıl geçmemek üzere belli bir süre ile geciktirilmesine ilişkin alınan kararın, anılan aynı genel kurulda alınması ve mahkemece, ödemenin kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikte olduğunun bilirkişi raporu ile yargılama sırasında saptanması halinde, erteleme kararındaki süre geçmeden önce açılan dava, ödemeleri geciktirme süresinden önce (erken) açıldığı gerekçesiyle reddedilmelidir...\" (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2015/6431 Esas 2017/108 Karar sayılı ilamı). Kooperatif ansözleşmesinin 13/1 fıkrası 1. cümlesi uyarınca, her ortağın, hesap senesi sonundan en az 1 ay önce yönetim kuruluna yazı ile başvurmak suretiyle ortaklıktan çıkabileceği; 15/1 fıkrası uyarınca, çıkma payı alacağının, ortağın ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanarak bilanço tarihinden itibaren bir ay içinde geri verileceği kararlaştırılmıştır (Dairemizden geçen davalı kooperatifin taraf olduğu diğer dosyalardan bilindiği üzere). 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 17. maddesinde ise, çıkma payı alacağının, ortağın ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanacağı, kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikteki iade ve ödemelerin, anasözleşmede daha kısa bir süre tespit edilmiş olsa bile genel kurulca üç yılı aşmamak üzere geciktirilebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, 29/08/1998 tarihinde davalı kooperatife üye olan ....'den 11/05/2010 tarihinde üyeliği devralarak davalı kooperatife üye olan davacı Gölcük ... Noterliğinin 13/12/2012 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile kooperatiften istifa ettiğini davalı kooperatife bildirerek ödediği aidat ve daire için yaptığı masrafları talep etmiştir. İhtarname davalı kooperatife 17/12/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu durumda davacının, istifasını hesap senesinin sonundan en az 1 ay önce vermediği dikkate alındığında, hesap senesinin son ayında verilen istifa sebebiyle çıkma payı alacağının, istifayı takip eden bir sonraki yıla ait 2013 yılı bilançosuna göre hesaplanması gerekir. Ayrıca bu bilançonun genel kurulda kesinleşmesinden itibaren bir ay geçtikten sonraki tarihten itibaren muaccel olup talep edilebilir hale gelen çıkma payı alacağına da bu tarih itibariyle faiz yürütülebilir. Oysa Mahkemece hükme esas alınan 07/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda çıkma payı alacağı 2012 yılı bilançosuna göre hesaplanmış olup işleyecek faiz de bu bilançonun görüşülüp kabul edildiği genel kurul tarihi olan 06/07/2013 tarihinden itibaren bir ay sonrası esas alınarak hesaplanmıştır. Yine hesaplanan çıkma payı alacağından 2013 yılı bilançosu genel giderlerinin mahsup edilmesi gerekirken 2012 yılı bilanço giderlerinin esas alınması da doğru değildir.Buna göre hesap senesinin son ayında verilen istifa sebebiyle çıkma payı alacağının, istifayı takip eden bir sonraki yıla ait 2013 yılı bilançosuna göre hesaplanması gerektiği gözetilerek davalı kooperatifin ana sözleşmesi ve 2013 yılı bilançosunun görüşüldüğü genel kurul toplantı tutanakları da getirtilerek dosya kapsamındaki bilgi, belgeler ve gerekli görülürse kooperatif defter ve kayıtları üzerinde yapılacak inceleme ile bilirkişiden rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesis edilmesi isabetli olmamıştır.Açıklanan sebeplerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince esası incelenmeden kararın kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,2-İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1109  Esas, 2021/48 Karar ve 26/01/2021 tarihli kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve  yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 2.380,30 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.952,70 TL harcın talep halinde davalıya İADESİNE,5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6  bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.26.09.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e0e1edad51352123","SID":"da3158fb2e8b2b6c"}}