{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/564 Esas<br>KARAR NO: 2024/1475 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2021/461 Esas- 2021/913 Karar<br>TARİH: 16/11/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 03/10/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket ile müvekkili şirket arasında İstanbul ili, Sefaköy ilçesi, ... Mah., ...Karayolu, ... durağı, ... Sok. No:... adresindeki servis ile ilgili olarak 17.02.1999 başlangıç tarihli Bayilik Anlaşması akdedildiğini, davalı şirket yükümlülüklerine karşılık yıllık 15 ton asgari alış taahhüdünü yerine getirmemek ve münhasırlık şartını ihlal ederek başkaca marka madeni yağlar kullanmak suretiyle bayilik anlaşması hükümlerini ihlal ettiğini, Küçükçekmece 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/291 D.İş. sayılı dosyasından yapılan tespit neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda da davalı şirketin müvekkil şirket dışında başkaca şirketlerden madeni yağ alımında bulunduğunu, bu madeni yağların satışının ve teşhirinin gerçekleştirdiğinin tespit edildiğini, Davalı tarafın eylemleri nedeniyle, müvekkil şirket tarafından keşide edilen Kadıköy ... Noterliğinin 06.01.2006 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı tarafa kar kaybının, cezai şartın ödenmesi ve kendisine münhasıran serviste kullanılmak üzere ariyet olarak verilen teçhizat ve ekipmanların iadesi hususları ihtar olunmuşsa da, davalı şirket bu hususlarda bir girişimde bulunmadığını, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/34 E. (Eski Esas İstanbul 2. Asliye Ticaret 2006/827) sayılı dosyasından ikame edilen 25.000.-USD cezai şart alacaklarının şimdilik 5.000.-USD sinin, 177.000.USD kar mahrumiyeti alacaklarının şimdilik 5.000.-USD sinin, yabancı paraya işletilecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalından tahsiline, davalıya ariyet olarak bırakılan demirbaşların müvekkil şirkete iadesine, iadesinin mümkün olmaması halinde ariyet demirbaşların bedeli olan 65.894,-USD'nin yabancı paraya uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ettiklerini, Ayrıca Davalı şirket ile müvekkil şirket arasında İstanbul ili, Güngören ilçesi, ... mevkiine kain Tapu siciline .. pafta ... parsel de kayıtlı 3000 m2 kapalı servis alanına sahip servis ile ilgili olarak 05.08.1998 başlangıç tarihli Bayilik Anlaşması akdedildiğini, ancak davalı yükümlülüklerine karşılık yıllık 15 ton asgari alış taahhüdünü yerine getirmemek suretiyle bayilik anlaşması hükümlerini ihlal ettiğini, bunun üzerine İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/846E. sayılı dosyasından ikame edilen davda fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla; 25.000.-USD cezai şart alacağının 5.000.- USD sinin, 180.000.USD kar mahrumiyeti alacaklarından 5.000.-USD sinin, yabancı paraya işletilecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talebiyle dava ikame ettiklerini, iş bu davanın İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/34E. sayılı dosyası ile birleştiğini,  İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/34E. sayılı dosyasından tesis edilen 24.06.2013 tarihli karar ile davada davanın kısmen kabulü ile; Asıl davada; 25.000,00 USD cezai şart alacağının fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 USD'sinin 20.01.2006 tarihinden itibaren değişen oranlarda USD faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Birleşen davada; Asıl davada; 25.000,00 USD cezai şart alacağının fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 USD'sinin 20.01.2006 tarihinden itibaren değişen oranlarda USD faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiğini, kararın cezai şart talepleri yönünden kesinleştiğini, sadece kar mahrumiyeti talebi yönünden bozulduğunu, davalarda saklı tutulan cezai şart alacaklarının toplamı olan 40.000,00 USD'nin, temerrüt tarihinden takip tarihine kadar yabancı paraya işlemiş mevduat faizi olan 17.690,96 USD'nin tahsili talebi ile davalı şirket hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyasından takip başlattıklarını, ancak davalının yetki ve zamanaşımı yönünden itirazı üzerine takibin durduğunu, yetki itirazının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, taraflar arasında akdedilen Bayilik Anlaşmalarında ihtilafların hallinde İstanbul Mahkeme ve İcra Daireleri yetkili kılındığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, Davalının itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacak tutarı olan 40.000,00 USD'ye takip tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faizi oranında faiz işletilmesine, davalının dava konusu edilen tutar yönünden %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı tarafından, müvekkil ile aralarında yapılan sözleşmeler ile oluşan kazanç kaybı ile birlikte cezai şart talep ettiğini, davacının ihtarnamelere konu taleplerini kısmi davalar şeklinde yargıya taşıdığını, 13.07.2000 tarihli sözleşmeye ilişkin dava İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde görüldüğünü ve davacı taleplerinin kabulü şeklinde karar tesis edildiğini, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10.12.2012 tarih 2006/766 Esas-2006/366 Karar Sayılı kararı temyiz edildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 09.10.2014 tarih 2013/8668 Esas- 2014/15289 Karar sayılı ilamı ile kararı bozduğunu ve yargılamaya devam edildiğini, yeni esas davacı tarafından takip edilmediğini ve davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, 05.08.1998 tarihli ve 17.02.1999 tarihli sözleşmelere ilişkin davaların birleştirildiğini ve İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/34 Esas Sayılı Dosyasındaki yargılama sonunda da davacı taleplerinin kabulü şeklinde karar tesis edildiğini, kararı temyiz ettiklerini, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin kararının Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Başkanlığı tarafından onandığını, 11. Hukuk Dairesi kararı ile 30.01.2013 tarihli 2012/19670 E-2013/171 K Sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı da sunularak yapılan karar düzeltme talebi üzerine bu defa 19. Hukuk Dairesi. THK’nın 2. Maddesi gereği, fesih tarihi öncesine ilişkin olarak karar talep edilemeyeceği, fesih sonrası için aynı şartlarla yeni bayilik ilişkisi tesisi için gerekli makul sürenin araştırılması gerektiği... gerekçesi ile kararı bozduğunu, ancak TMK 2. Maddesini cezai şart için düşünmediğini, iş bu davanın konusu 05.08.1998 ve 17.02.1999 tarihli sözleşmelerden kaynaklanan cezai şart talebine ilişkin olduğunu, davacının davasının dayanağını oluşturan Yargıtay 19. Hukuk Dairesi nin 23.05.2016 tarih 2016/2825 Esas-2016/9158 Karar Sayılı Kararının dairenin kendi kararlarına da 11. Hukuk Dairesi’nin kararlarına da, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun kararlarına da TMK Madde 2'ye ve bu konudaki içtihadı birleştirme kararlarına da aykırı olduğunu, Dairelerin kendi içinde çelişkili kararları, dairelerin birbirleri ile çelişkili kararları ve dairelerin Hukuk Genel Kararı kararlarına aykırı ve çelişkili kararları adil yargılanma ilkesinin ihlali olduğunu, bu nedenler ile davanın reddine, takibin iptaline, Davacının sözleşmeleri 06/01/2006 tarihinde feshettiğini, davacının fesih iradesini ortaya koyduğu tarihin 06/01/2006 olduğunu, fesih iradesinin notere açıklandığı tarihin fesih tarihi olduğunu, davacının iddia ettiği gibi tebligatın müvekkiline varması ile borcun muaccel olmadığını, borcun muaccel olmasının davacının değişik dosyasından yaptırığı tespitin müvekkiline bildirdiği tarih olduğunu, fesih ihtarının müvekkiline vardığı tarihin ise temerrüt tarihi olduğunu, borcun muaccel olması için ihtar şartının da gerekmediğini, bu sebeplerle davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, bu sebeple zamanaşımı sebebiyle de davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 16/11/2021 tarih 2021/461 Esas- 2021/913 Karar sayılı kararında; \"Dava İİK 67 ve devamı maddeleri uyarınca açılan itirazın iptali istemidir. Dava konusu uyuşmazlık, Taraflar arasında mevcut bayilik sözleşmesi uyarınca davalının sözleşme gereği taahhüt ettiği edimini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmeden kaynaklanan cezai şart ve faiz bedeline dayalı takip nedeni ile davacının davalıdan alacağı bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı görüldü.Mahkememizce 13/10/2020 tarih 2017/45 esas 2020/591 karar sayılı karar ile;  \"Davanın Zamanaşımı nedeniyle REDDİNE\" dair karar verilmiştir. Mahkememiz kararının davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 10/06/2021 tarih 2021/672 esas 2021/892 karar sayılı ilamında; \"....Somut olayda davaya konu takip taraflar arasında imzalanmış bulunan bayilik anlaşmasının feshi nedeniyle sözleşmenin 7. Maddesinin B ve C bentlerinde öngörülen kar kaybı ve cezai şart alacaklarının tahsili talebine ilişkindir. Davacı, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere söz konusu bayilik sözleşmelerini 06/01/2006 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile tek taraflı olarak feshetmiştir. Anılan fesih ihtarnamesi muhatap davalıya 16/01/2006 tarihinde tebliğ edilmiştir. İhtarnamede de belirtildiği üzere bayilik sözleşmeleri muhataba ulaştığı tarih itibarıyla feshedilmiş olup, sözleşmede ödeneceği kararlaştırılan cezai şart ve kar kaybı alacakları bu tarih itibarıyla muaccel olmuştur. TBK'nın 146. Maddesine göre aksine hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zaman aşımına tabidir. Buna göre takibe ve davaya konu alacaklar için zaman aşımı süresi 16/01/2006 tarihinde başlamış olup (TBK 151/1) takip tarihi itibarıyla 10 yıllık zaman aşımı süresi dolmamıştır. İlk derece mahkemesince davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş davalının zaman aşımı itirazının reddi ile davaya konu uyuşmazlık konusunda tarafların göstermiş oldukları delillerinin toplanarak oluşacak sonuca göre karar vermek olmalıdır. \"Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesince  uyuşmazlığın giderilmesi için gerekli ve esasa etkili olan delillerin toplanmamış ve değerlendirimemiş olması nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK' nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği..\" gerekçesi ile mahkememiz kararını kaldırmıştır.  Mahkememizce kaldırma kararı doğrultusunda yargılamaya devam edilmiştir. Dosya kapsamı değerlendirildiğinde;Dava, akaryakıt bayilik sözleşmesinin feshinden kaynaklı cezai şart ve kar kaybı alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptaline ilişkindir. Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmelerinin davalının sözleşmeye aykırı eylemleri nedeniyle müvekkilince tek taraflı olarak feshedildiğini, sözleşme gereğince cezai şart ve kar kaybı alacaklarının doğduğunu, sözleşmenin feshinden sonra cezai şart alacakları ile kar kaybı alacakları ve ariyetlerin iadesi talebiyle kısmi dava açtıklarını, cezai şart alacakları yönünden kısmi davalarının kesinleştiğini, bu davalarda talep etmedikleri cezai şart ve kar kaybı alacaklarının tahsili için yaptıkları takibe davalının haksız itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında, 05/08/1998 ve 17/02/1999 başlangıç tarihli ve 10 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığı, anılan sözleşmelerin davacı tarafça 06/01/2006 tarihli ve davalıya 16/01/2006 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile tek taraflı olarak feshedildiği, anılan sözleşmelerin 7/C bendinde sözleşmenin feshi halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davacının sözleşmede öngörülen cezai şart alacağının tahsili ile sözleşmenin feshi nedeniyle kar kaybı alacakları için davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğününü ... E. Sayılı  dosyası ile 15/01/2016 tarihinde takip başlattığı, davalının süresinde takibe itirazı üzerine takibin durduğu uyuşmazlık konusu değildir. Küçükçekmece 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/291 D.İş. sayılı dosyasında yapılan tespit neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda da davalı şirketindavacı şirket dışında başkaca şirketlerden madeni yağ alımında bulunduğu, bu madeni yağların satış ve teşhirini gerçekleştirdiğinin tespit edilmesi neticesinde davalı tarafın  eylemleri nedeniyle, davacı şirket tarafından keşide edilen Kadıköy ... Noterliğinin 06.01.2006 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı tarafa kar kaybının, cezai şartın ödenmesi ve davalıya münhasıran serviste kullanılmak üzere ariyet olarak verilen teçhizat ve ekipmanların iadesi hususları ihtar olunduğu, sonrasında  İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/34 E. (Eski Esas İstanbul 2. Asliye Ticaret 2006/827) sayılı dosyası ile  fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla; 25.000.-USD cezai şart alacağının şimdilik 5.000.-USD si, 177.000.USD kar mahrumiyeti alacağının şimdilik 5.000.-USD sinin tahsılı için dava açıldığı, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/846E. sayılı dosyasından ikame edilen davda fazlaya dair tüm haklarımız saklı kalmak kaydıyla; 25.000.-USD cezai şart alacağımızın şimdilik 5.000.- USD sinin, 180.000.USD kar mahrumiyeti alacağımızın şimdilik 5.000.-USD sinin, yabancı paraya işletilecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talebiyle dava ikame edilmiş olup iş bu dava İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/34E. sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği,   İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/34 E. sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama neticesinde  24.06.2013 tarihli karar ile davada davanın kısmen kabulü ile; Asıl davada; 25.000,00 USD cezai şart alacağının fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 USD'sinin 20.01.2006 tarihinden itibaren değişen oranlarda USD faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Birleşen davada; Asıl davada; 25.000,00 USD cezai şart alacağının fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 USD'sinin 20.01.2006 tarihinden itibaren değişen oranlarda USD faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş olup, karar cezai şart talepleri yönünden kesinleştiği, kar mahrumiyeti talebi yönünden bozulduğu görülmüştür. Dava  İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/34 E. sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama neticesinde  24.06.2013 tarihli karar ile davada davanın kısmen kabulü ile; Asıl davada; 25.000,00 USD cezai şart alacağının fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 USD'sinin 20.01.2006 tarihinden itibaren değişen oranlarda USD faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Birleşen davada; Asıl davada; 25.000,00 USD cezai şart alacağının fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 USD'sinin 20.01.2006 tarihinden itibaren değişen oranlarda USD faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiği iş bu davanın  kesinleşen İstanbul19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/34 E. sayılı dosyası ile açılan davanın ek davası mahiyetinde olup burada asıl ve birleşen dava ile hükmolunan toplam 10000 USD dışında tespit olunan bilirkişi raporu ile tespit olunarak kesinleşen asıl ve birleşen davadaki toplam 50.000 USD cezai şart alacağından bakiye 40.000 USD aa ve 40.000,00 USD cezai şart alacağı için, 20.01.2006 temerrüt tarihinden 24.06.2013 karar tarihine kadar işlemiş faiz tutarının 28.140,71 USD olarak hesaplanmasına karşın, davacının takipte işlemiş faiz talebinin17.690,96 USD olduğu  kısmın tahsili için başlatılan takibe yönelik itirazın iptaline karar vermek gerekmiş, Anılan durum karşısında takip konusu alacağın likit ve hesap edilebilir nitelikte olması nedeniyle davalı-borçlunun İİK'nın 67/2. maddesine göre hükmolunan alacağın %20 oranı üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatından da sorumlu olması gerektiği hususu da göz önünde bulundurularak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile, ''1-Davanın KABULÜ ile İstanbul .. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile başlatılan cezai şart bedeli alacağı ve faizine yönelik itirazın iptali ile takibin 40.000 USD cezai şart bedeli ve 17.690,96 USD işlemiş faiz üzerinden takip koşulları ile devamına,  2-Davalının likid ve muaccel alacağa itirazı ile takibin durmasına sebebiyet verdiği görülmekle talep olunan alacağın takip tarihindeki TL karşılığı olan 174.803,61 TL'nin %20 si olan 34.960,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Davacı tarafından, müvekkil ile aralarında yapılan içerikleri aynı 13.07.2000 tarihli sözleşme  ,06.01.2006  tarihli 1211 sayılı  ihtarname ile, 17.02.1999 tarihli sözleşme, 06.01.2006  tarih ve 1209 Sayılı ihtarname ile 05.08.1998 tarihli sözleşme, 06.01.2006 tarih 1208 Sayılı ihtarname ile  feshedildiğini ve kazanç kaybı ile birlikte cezai şart talep edildiğini, huzurdaki davanın, 05.08.1998 ve 17.02.1999 tarihli sözleşmelere dayalı cezai şart talebine ilişkin olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin, kendileri taarafından ileri sürülen zaman aşımı itirazını kabul ederek davanın reddine karar verdiğini, bu kararın istinaf edilmesi üzerine, Dairemizce 2021/672 Esas, 2021/892 Karar sayılı ilam ile zaman aşımı itirazının reddi gerektiği belirtilerek dosyanın yeniden incelenmesine karar verildiğini, ancak yerel mahkemece verilen kararın, BAM’ın bu kararını tam anlamıyla yerine getirmediğini ve davanın kabulüne karar verdiğini, mahkemenin bu kararının dürüstlük kuralına, hakkın kötüye kullanılması yasağına ve yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu,  Dava konusu sözleşmelerin 1998 ve 1999 yıllarında imzalanmış olup, bu sözleşmelerin ancak 8-9 yıl sonra 2006’da feshedildiğini, davacının, uzun bir süre sessiz kaldıktan sonra hukuken mümkün olmayan taleplerde bulunduğunu ve USD’nin yıkıcı artışı ile hiç uygulanmayan faiz oranları talep edildiğini beyan etmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2012/19-670 Esas 2013/171 Karar sayılı ve  30.01.2013 tarihli  ilamında, “davacının bayilik ilişkisinin kurulduğu 06.10.1998 tarihinden sonraki ilk yıl ortaya çıkan eksik mal alımı nedeniyle ihtarname ile davalıdan talep ettiği cezai şart ödenmemesine rağmen bu konuda dava açmadığı, sonraki 9 yılın tamamında davalının taahhüt ettiği miktarda ürün almamasına rağmen, davalıyla bayilik ilişkisini sürdürdüğü, bu durumun davacının bayilik sözleşmesinin 15. Maddesindeki tonaj taahhüdü ve cezai şart hükümlerinin uygulanmasından zımnen vazgeçtiği anlamını taşıdığı, davacının, hiçbir zaman sözleşmede öngörülen asgari miktarda akaryakıt ürünü almamasına rağmen davalıya ürün sağlamaya devam ettiği ve ürün bedellerini de ihtirazi kayıtsız kabul etmesi karşısında, esasen sözleşmenin 15. Maddesinin fiilen ortadan kalktığı, asgari alım taahhüdünün uygulanamayacağı ve bu konuda cezai şart  istenmeyeceği  konusunda 9 yıl süren bir uygulamanın oluştuğu gerekçesiyle\" verilen ilk derece mahkemesi kararını onadığını, yalnızca geçmiş yıllara ilişkin değil, son yıla ilişkin olarak da cezai şart talep edilemeyeceğine kanaat getirdiğini, HGK’nın 2012/19-670 Esas 2013/171 Karar sayılı ve  30.01.2013 tarihli  ilamı devamında, “…sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine (DEVAM EDEN DAVACI BP) borçluda (DAVALI MÜVEKKİL) “ceza koşulu istenmeyeceği” ne dair haklı bir güven oluşmuş ise oluşan bu haklı güven ve dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceğinin kabulü gerekir.” şeklinde ifadelere yer verildiğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin; 2013/14851 Esas 2014/1302 Karar sayılı 16.01.2014 tarihli ve 2014/3953 Esas 2014/7865 Karar sayılı 24.04.2014 Tarihli ilamları ile; Tek satıcılık ve acentalık sözleşmelerinde asgari alım taahhüdüne uymamak konusunda dönemsel ifayı içeren asgari alım taahhütlü sözleşmelerde dönem bitimini müteakip ihtirazi kayıt konulmaksızın ya da ihtar yapılmadan mal verilmeye devam edilmesinin önceki döneme dair cezai şart talebinden zımnen vaz geçildiği anlamına geleceğini, bu durumda davacı tarafça sadece son yıla dair asgari alım taahhüdünden doğan cezai şart alacağının istenebileceğini ve davalının bu miktardan sorumlu olacağını belirttiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurul’una göre, taraflar arasında öteden beri mevcut iş ilişkileri dolayısıyla, o tarihe kadarki uygulama çerçevesinde içlerinden birinin yaptığı siparişi diğer tarafın ayrıca bir kabul beyanında bulunmaksızın bir süre sonra malı göndererek (fiili kabul) cevaplandırmış bulunmasının, durumun bundan sonra da böyle olacağı hususunda bir güven olgusunun gerçekleşmesine yol açacağını, buna göre Hukuk Genel Kurulu, tarafların ihtarnamelere rağmen ticari ilişkilerini sözleşmenin kalan süresi olan dokuz yıl boyunca sürdürmeleri, bu ticari ilişkinin devamı sırasında, davalı bayinin sözleşme gereği her yıl satmayı taahhüt ettiği miktarın altında mal satması ve sözleşme süresince davalı şirkete mal vermesine ilişkin davranışının, bu ilişkinin sözleşmenin kalan süresince devam ettiği gözönüne alındığında, davacı şirketin, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin cezai şartı düzenleyen maddesinin uygulanmayacağı konusunda davalı bayide haklı bir güven oluşturduğunu belirteceğini, davalı bayinin, kendisinde uyandırılan bu haklı güven dolayısıyla davacı şirketten mal almaya devam ettiğini; ancak, bayilik sözleşmesinin feshinden sonra, beklemediği şekilde, davacı tarafından cezai şart talep edildiğini, dolayısıyla bayilik sözleşmesinin 15. Maddesinin uygulanmayacağı yönündeki anlaşma nedeniyle ortaya çıkan olgunun kaynağının haklı güven olduğunu, bu şekilde ortaya çıkan güven sorumluluğu ise, dürüstlük ilkesinin bir gereği olduğunu, daha da önemlisi, davacı şirketin davranışları ile davalı bayide yarattığı güvenle çelişki oluşturacak şekilde sözleşmenin feshinden sonra cezai şart istemesinin çelişkili davranış yasağını oluşturduğunu ve böyle bir davranışın hukuken korunmasının beklenemeyeceğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun, aynen bu davanın konusunu oluşturan, tek satıcılık sözleşmelerinde asgari alım taahhüdüne uymamanın sonuçları konusunda, sözleşmenin 8-9 yıl sonra feshedilerek müsbet zarar ve cezai şart talebi konusunu net olarak çözüme kavuşturduğunu, Yerel Mahkeme kararındaki kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi yönündeki itirazlar; icra inkar tazminatının şartlarından birisinin de davanın süresinde açılmış olduğu, taraflar arasındaki sözleşme feshi konusunda yapılan zaman aşımı itirazı neticesinde ilk derece mahkemesinin davanın reddine karar verdiğini, yapılan itirazın haksız ve hukuka aykırı olmadığını ve davacı taleplerinin dürüstlük kuralının ihlali, güven ilkesine aykırı ve hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğunu,  bu hususun kararlar ile ortaya konulduğunu, davacının  dosyaya sunduğu belgelerden de açıkça anlaşıldığı üzere davacının, servislere  yapması gereken toplam 50.000,00 USD yatırımı da yapmadığını,  sadece bir servise 6.000,00 USD alet-edevat desteği verildiğini, başka bir ifade ile sözleşmeden kaynaklanan kendi edimini yerine getirmemişken, sözleşmeleri 8 yılı aşkın süre sonra feshettim diyerek cezai şart istediğini, karşılıklı ifa gerektiren bir ilişkide kendi borcunu yerine getirmeyen taraf olarak davacının kötüniyetli ve talepleri dürüstlük kuralına aykırılığın tipik örneği olduğunu, Davacı hiçbir zaman uygulaması olmayan, herhangi bir bankanın mevduata asla vermediği oranda faiz talep ettiğini, dövizin devalüe olduğunu, öngörülmeyen şekilde yıkıcı bir artış yaşandığını, buna bir de hiçbir bankanın brüt olarak dahi vermediği faiz oranını uygulamanın adil olmadığını, bu sebeple Yerel Mahkemece belirlenen faiz oranını da kabul etmediklerini,Davalı ile aralarında görülmekte olan kar mahrumiyeti ve cezai şart taleplerini içeren İstanbul (kapatılan) 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nden verilen 24.06.2013 tarih ve 2011/34 Esas-2013/163 Karar sayılı İlamı karar düzeltme talebi sonucu Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 03.11.2015 tarih ve 2015/1665 Esas-2015/13876 Karar sayılı kararı ile bozulduğunu, Bozma gerekçesi \"...uzun yıllar asgari alım taahhüdüne uyulmadığı halde tedarikçi firma tarafından fesih tarihine kadar bu duruma ses çıkarılmaması nedeniyle fesihten önceki dönem bakımından kar mahrumiyeti talep edilemez. Aksi düşüncenin kabulü TMK'nın 2. Maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralı ile bağdaşmaz. Bu itibarla somut olayda fesihten sonraki dönem yönünden zarar talep edilebileceğinin kabulü gerekir. Fesihten sonraki dönemde ise kar mahrumiyeti zararı hesaplanmasında, davacının aynı bölgelerde aynı şartlarla yeni bir bayilik ilişkisi kurabilmesi için gerekli olan makul süre yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi...\" şeklinde açıklandığını, Huzurdaki davada da uyuşmazlık konusunun cezai şart talebi olduğunu, tarafları ve uyuşmazlık konuları aynı olan ve Yargıtay safhasında bulunan dosyada verilecek kararın huzurdaki davanın sonucunu etkileyeceğini, bu nedenle kar mahrumiyeti ve cezai şart yönünden kesinleşen bir karar bulunmadığından İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/778 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini beyanla, Yerel Mahkeme  İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/461 Esas, 2021/913 Karar Ve 16.11.2021 Tarihli İlamının kaldırılmasına,  yeniden yargılama yapılacaksa; Yerel Mahkeme Kararının kaldırılarak davanın reddine, takibin iptaline, müvekkil aleyhine haksız takip başlatan davalının %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen 17/02/1999 başlangıç tarihli ve 05/08/1998 başlangıç tarihli bayilik sözleşmelerinin davacı tarafından haklı sebeple feshedilmesi sebebiyle cezai şart ve kar mahrumiyet alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın sadece cezai şart ve cezai şartın işlemiş faiz alacağına ilişkin kısmının iptali  ile davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece 13/10/2020 tarih, 2017/45 esas ve 2020/591 karar sayılı ilamı ile davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiş, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine 10/06/2021 tarih, 2021/672 esas ve 2021/892 karar sayılı ilamı ile; \"....Davacı, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere söz konusu bayilik sözleşmelerini 06/01/2006 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile tek taraflı olarak feshetmiştir. Anılan fesih ihtarnamesi muhatap davalıya 16/01/2006 tarihinde tebliğ edilmiştir. İhtarnamede de belirtildiği üzere bayilik sözleşmeleri muhataba ulaştığı tarih itibarıyla feshedilmiş olup, sözleşmede ödeneceği kararlaştırılan cezai şart ve kar kaybı alacakları bu tarih itibarıyla muaccel olmuştur. TBK'nın 146. maddesine göre aksine hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zaman aşımına tabidir. Buna göre takibe ve davaya konu alacaklar için zaman aşımı süresi 16/01/2006 tarihinde başlamış olup (TBK 151/1) takip tarihi itibarıyla 10 yıllık zaman aşımı süresi dolmamıştır. İlk derece mahkemesince davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş davalının zaman aşımı itirazının reddi ile davaya konu uyuşmazlık konusunda tarafların göstermiş oldukları delillerinin toplanarak oluşacak sonuca göre karar vermek olmalıdır...\" gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemiz kaldırma kararından sonra Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında akdedilen 17/02/1999 başlangıç tarihli ve 05/08/1998 başlangıç tarihli bayilik sözleşmeleri kapsamındaki ürünlere ilişkin davalının asgari alım taahhüdünü yerine getirmediği ve münhasırlık şartını ihlal ettiği gerekçesi ile davacı tarafından sözleşmenin ihtarname ile feshedildiği ve davalıdan cezai şart, kar mahrumiyeti ve ariyet olarak davalıya bırakılan ürünlerin iadesi, iadesinin mümkün olmaması halinde bedelinin tahsilinin talep edildiği, davalı tarafından talebin yerine getirilmemesi üzerine davacı tarafından davalı aleyhine alacakların tahsili için İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/34 esas ve İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/846 esas sayılı dosyasında dava ikame edildiği, her iki dosyanın İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/34 esas sayılı dosyası üzerinde birleştirilerek yargılamaya devam edildiği ve yargılama sonucunda asıl davada davacının 25.000,00 USD cezai şart ve 13.156,91 USD kar mahrumiyeti alacağı olduğunun tespit edildiği, davacının talebi ile sınırlı olarak 5.000,00 USD cezai şart ve 5.000,00 USD kar mahrumiyeti alacağı ve ariyet talebinin hüküm altına alındığı, yine birleşen dosyada davacının 25.000,00 USD cezai şart ve 9.520,71 USD kar mahrumiyeti alacağı olduğunun tespit edildiği, davacının talebi ile sınırlı olarak 5.000,00 USD cezai şart ve 5.000,00 USD kar mahrumiyeti alacağının hüküm altına alındığı, kararın Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 03/11/2015 tarih, 2015/1665 esas ve 2015/13876 karar sayılı ilamı ile onandığı, onama kararına karşı karar düzeltme talebinde bulunulması üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 23/05/2016 tarih, 2016/2825 esas ve 2016/9158 karar sayılı ilamı ile davalının cezai şart ve ariyet bedeli hükümlerine ilişkin karar düzeltme taleplerinin reddine, kar mahrumiyeti hükmüne ilişkin temyiz talebinin kabulüne karar verildiği ve kar mahrumiyetine ilişkin hükmün bozulduğu, hükmün cezai şart ve ariyet bedeli hükümleri yönünden kesinleştiği ve davacı tarafından hüküm altına alınmayan cezai şart ve işlemiş faiz alacağının hüküm altına alınması için iş bu ek davanın açıldığı anlaşılmıştır. Asıl davada cezai şart alacağına ilişkin karar temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğinden asıl davada alınan ve kesinleşen hükmün dayanağını teşkil eden bilirkişi raporu ve karar açılan eldeki ek dava yönünden hem tarafları hem de Mahkemeyi bağlayacak nitelikte kesin delil oluşturmaktadır. Bu sebeple Mahkemece ceza şart alacağı koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkin inceleme yapması mümkün değildir. Davacı alacağı asıl davada alınan bilirkişi raporu ve Mahkeme kararı ile likit olduğundan icra inkar tazminatı koşulları oluşmuştur. Mahkemece davacının alacağı yabancı para üzerinden hüküm altına alındığından 3095 sayılı Kanun hükümlerine göre faiz işletilmesi ve asıl davada davalının Mahkemece hüküm altına alınan cezai şart alacağına ilişkin temyiz ve karar düzeltme sebepleri reddedilerek onandığından ve karar kar mahrumiyeti alacağı yönünden bozulduğundan asıl davanın bekletici mesele yapılmaması da isabetlidir. Bu sebeplerle davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.  Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan  alınması gereken 15.194,81 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 3.798,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 11.396,11‬-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 03/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.    </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b0e5ee3a1713114b","SID":"8b4f39747aca57be"}}