{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/501 Esas<br>KARAR NO: 2024/1372 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2020/157 Esas - 2021/810 Karar <br>TARİH: 21/12/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 19/09/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalı taraf aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin itiraz ederek takibin durmasına neden olduğunu, itirazın haksız ve kötü niyeti olduğunu, davalı şirketin tarafından düzenlenen 21.06.2017 tarih ... numaralı tahsilat makbuzunda sabit olduğu üzere davalı şirketin müvekkili şirketten 15.000,00 Dolar aldığının açıkça ortada olduğunu, işbu tahsilat makbuzu karşılığında alınan tutarın karşılığını davalı şirket yetkilisi ... tarafından kendi el yazısı ile yazılan tıbbi malzemelerin müvekkili davacı şirkete teslimini içeren adi yazılı sözleşme oluşturduğunu, davalı şirket yetkilisi ... tarafından düzenlenen  iş bu sözleşmede tıbbi malzemelerin tek tek yazıldığını ve her bir malzemenin karşısına maddi değerinin de yazıldığını, davalı şirket tarafından teslim edilmesi gereken tıbbi malzemelerin toplamının 33.000,90 Dolar olarak kararlaştırıldığını, müvekkili şirket tarafından 15.000,00 Dolar peşinat alındığının davalı şirket yetkili ... tarafından kendi el yazısı ile sözleşmeye not düştüğünü, müvekkili şirketin iyi niyet ve sabırla davalı şirketin üstüne düşeni yapmasını beklediğini ancak davalının aradan geçen uzun süreye rağmen ödeme yapmadığını ve müvekkilini oyaladığını, davalı şirketin kötü niyetli tutumu karşısında taraflarınca 21.06.2017 tarih ... numaralı tahsilat makbuzu doğrultusunda müvekkili şirketten tahsil edilen 15.000,00 Dolar, 23.10.2019 tarihi itibariyle TCMB'nın yayınladığı Dolar-TL kuruna göre Türk Lirasına çevrilen ve müvekkili davacı şirketin alacağının 83.000,00 TL üzerinden İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E sayısı ile takibe geçildiğini, davalının, icra takibine yaptığı itirazda önce borcun bulunmadığı ileri sürüldüğünü daha sonra ise yapılan görüşmelerde sözleşmede belirtilen malların teslim edilmek istendiği ancak davacı şirkete ulaşılamadığı için teslim edilemediğinin dile getirildiğini, yapılan itirazda hiçbir kanıt veya belge gösterilmediğini, bu çelişkilerin davalının kötü niyetli olduğunu kanıtlar nitelikte olduğunu, yasal zorunluluk gereği arabuluculuk çözüm yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek, borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptaline, takibin İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası üzerinden devamına, fazlaya ilişkin haklı saklı kalmak kaydıyla borçlunun takip konusu 83.000,00 TL (takip çıkışı) fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ödemeye ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davanın, icra takibi ve davaya konu alacağa karşı zamanaşımı itirazında bulunduklarını, zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davalı tarafça dosyaya ibraz edilen bila tarihli kağıt fotokopisini kabul etmediklerini, ilgili kağıdın aslının dosyaya ibraz edilmesini talep ettiklerini, ilgili not kağıdının davacı ile ilgisi olmadığını ilgili belgenin delil niteliği olmadığını, davaya konu tahsilat makbuzu ile yapılan ödeme avans ya da peşinat ödemesi olmadığını, var olan borcun ödemesi olduğunu, icra takibine dayanak 21.06.2017 tarihli tahsilat makbuzu ile müvekkili şirkete yapılan 15.000 USD'lik ödemenin, müvekkilinin davacıdan alacağının ödenmesine ilişkin olduğunu, bu ödemenin avans ödemesi yada peşinat ödemesi olmadığını, bu ödeme ile davacı şirketin müvekkili şirkete olan borcunu ödediğini, davanın haksız olduğunu, reddi gerektiğini, davacı tarafın müvekkili hakkında icra takibi başlatmak haksız ve kötü niyetli olduğundan davacının İİK 67, uyarınca takibe konu asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ettiklerini, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, zamanaşımı itirazlarının kabul edilmemesi halinde haksız davanın esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli bulunan davacının takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 21/12/2021 tarih ve 2020/157 Esas - 2021/810 Karar sayılı kararında; \"Dava, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından medikal ürünler karşılığında davalıya verildiği iddia edilen bedelin davalıdan tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalidir. Dosya, mahkememizin tensip zaptıyla birlikte işleme alınmış ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasının celp edilip incelenmesinde;  alacaklı vekili vasıtası ile 24.10.2019 tarihinde İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı dosyasından 83.000,00 TL toplam alacağın tahsili tarihine kadar %9 faizi, masraf ve vekalet ücreti ile TEK. 100'e göre tahsilini talep ettiği, borcun sebebi; ... numaralı 21.06.2017 tarihli 15.000 USD miktarlı tahsilat makbuzunun 24.10.2019 tarihi itibariyle Türk Lirası karşılığı 83.000,00 TL olarak bildirdiği, ödeme emri borçlu şirkete 05.11.2019 tarihinde tebliğ edildiği,  ödeme emrine borçlu vekili 07.11.2019 tarihinde itiraz ettiği,  itiraz içeriğinde, müvekkili şirketin dosyada alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, bu sebeple dosya borcunun tamamına, işleyecek faiz ile birlikte diğer tüm ferilere karşı açıkça itiraz ettiğini, takip konusu borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte, takibe konu alacağın zaman aşımına uğradığını, zaman aşımı itirazında bulunduklarını belirterek, dosya borcunun tamamına, işlemiş ve işleyecek faizi ile birlikte diğer tüm ferilerine karşı itiraz ettiklerini ve işbu itiraz ile birlikte takibin müvekkili yönünden durdurulmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Tarafların ticari defter ve kayıtları ile sunulan deliller üzerinde inceleme yapılarak dava konusu malların davacıya teslim edilip edilmediği, davacının davalıya ödeme yapıp yapmadığı takip tarihi itibariyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmak üzere dosyanın  mali müşavir bilirkişi tarafından rapor tanziminine karar verilmiştir. Bilirkişice sunulan raporda özetle; davacının davalıya 21.06.2017 tarihli tahsilat makbuzu ile 15.000 USD ödediği, ancak davacı ve davalı taraf söz konusu ödeme ile ilgili veya başkaca ticari kayıtlarında bir husus bulunmadığını bildirdiğini ve davalı tarafından sunulan kebir hesaplarında söz konusu alınan paraya dair ve başkaca ilişki olmadığı, keza davacı da aynı sebeple kayıt sunmadığını, davalının zaman aşımı itirazının takdiri Mahkemeye ait olmak üzere, davacının ödediği para 15.000 USD takip tarihi itibariyle talebi gibi 83.000,00 TL hesaplandığını, bu bedel karşılığında davalının davacıya herhangi ber ifada bulunduğuna dair bilgi belge bulunmadığına ilişkin incelemelerin tespit edildiğine, dair görüş bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamında yapılan inceleme sonunda, TMK'nun 6.maddesi hükmü uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan herbiri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde; gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 190 maddesinde; 'İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.' şeklinde belirtilerek devamında 200. maddede, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 201. maddesinde, 202. madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292. maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanmıştır. Somut olayda; davacı tarafından dosyaya sunulan tahsilat makbuzu üzerinde ispata yarar bir kayıt bulunmamaktadır. Kural olarak ödeme bir borcun ödenmesine yönelik olarak yapılır. Bu durumda yapılan ödemenin sehven yapıldığının usulüne uygun delillerle kanıtlanması ve taraflar tacir olduğundan bu iddianın da yazılı delille kanıtlanması gerekir. Şu halde, davacının ödemenin varlığını yemin delilinden başka bir delille ispat imkânı kalmamıştır. Mahkememizce davacı vekiline yemin delili hatırlatılmasına rağmen yemin teklifine bulunmadığı görülmüştür. Tüm bu nedenlerle subuta ermeyen davanın reddine, dair taktiren aşağıdaki şekilde hüküm kurma gereği hasıl olmuştur. İİK 67 maddesi uyarınca itirazın iptali davasında borçlu-davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibe geçmede haksız ve kötü niyetli olması zorunludur. Somut olayda dava ispatlanamamış olup, davayı ispatlayamama hali kötü niyet sayılamayacağından davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerektiği kanaatine varılmıştır...\"gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE , 2-Şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... San. Tic. Ltd. Şti. adına davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlattıklarını, davalı şirketin itirazı üzerine takibin durmasıyla borçlunun itirazının iptali ve takibin devamı için dava açtığını, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 21.12.2021 tarihli ve 2021/810 sayılı kararıyla davayı reddettiğini, ancak yerel mahkemenin gerekçeli kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olup, verilen kararın kaldırılması gerektiğini, Yerel mahkemenin, davanın reddine gerekçe olarak tahsilat makbuzunun ispata yarar bir kayıt içermediğini belirttiğini, ancak davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından düzenlenen 21.06.2017 tarihli ... numaralı tahsilat makbuzunda, davalı şirketin müvekkilden 15.000,00 dolar tahsil ettiğinin açıkça yazılı olduğunu, bu makbuzun, davalı şirket yetkilisi ... tarafından düzenlenmiş ve makbuzda şirketin kaşesi ile yetkilisinin imzası bulunduğunu, davalı tarafın, makbuzun sahte olduğuna dair herhangi bir itirazda bulunmadığını, ayrıca, davalı yetkilisi ... tarafından el yazısıyla düzenlenen bir sözleşmenin, alınan peşinatın karşılığı olarak müvekkil şirkete tıbbi malzemelerin teslim edilmesi gerektiğini açıkça belirttiğini, ancak davalı şirketin bu malzemeleri teslim etmediğini, Bilirkişi raporunun, davalı şirketin müvekkilden 15.000 dolar aldığını tespit ettiğini ve bu ödemenin karşılığında bir teslim yapılmadığını belirttiğini, raporda, davalı şirketin müvekkil şirkete herhangi bir malzeme teslim ettiğine dair delil sunamadığını ve bu nedenle alınan tutar üzerinden sorumlu olduğunu, ancak yerel mahkemenin, bilirkişi raporunu göz ardı ederek soyut ve mesnetsiz bir gerekçeyle davayı reddettiğini, Davalı tarafın savunmasında, borcun varlığının ikrar edildiği ancak herhangi bir teslimat belgesi sunulmadığını, davalı şirketin, müvekkilden alınan paranın borca karşılık olduğunu iddia ettiğini, ancak bu iddiayı destekleyen bir belge sunmadığını, ayrıca, davalının ticari defterlerinde müvekkile karşı herhangi bir borç kaydının da bulunmadığını, bilirkişi raporu ve dosyadaki deliller incelendiğinde, davalı şirketin 15.000 dolar tahsil ettiğini ve bu tahsilat karşılığında müvekkile herhangi bir mal teslim edilmediğinin sabit olduğu, Davalı şirketin, borca itirazında kötü niyetli davrandığını ve müvekkil şirketin alacağını tahsilini geciktirmeye çalıştığını, dosyada yer alan deliller ve bilirkişi raporunun, davalının iddialarını kanıtlayamadığını ve borçlu olduğunu açıkça gösterdiğini, davalının, önce borcun bulunmadığını savunduğunu, ardından malzeme teslim etmek istediklerini ancak müvekkile ulaşamadıklarını belirttiklerini, yargılama sırasında ise alınan paranın borca karşılık olduğunu iddia ederek çelişkili savunmalarda bulunduklarını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2016/17087 E. ve 2018/2008 K. sayılı kararında, tahsilat makbuzunun borç ikrarını içerdiğinin belirtildiği ve bu tür belgelerin hukuken geçerli olduğuna hükmedildiğini, benzer şekilde, müvekkil tarafından sunulan tahsilat makbuzunun, davalı şirketin borç ikrarını içerir nitelikte olup, bu belgeye dayanarak davanın kabulü gerektiğini beyanla, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.12.2021 tarihli 2020/157 E. ve 2021/810 K. sayılı kararının kaldırılarak müvekkil şirketin alacak talebinin kabulüne, icra takibinin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine, icraya konması halinde tehir-i icra kararı verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı tarafından davalıya ürün teslimi karşılığı avans olarak ödendiği iddia edilen bedel karşılığında ürünlerin teslim edilmediği iddiası ile ödenen bedelin iadesi için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.  Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, davacı tarafından davalıya tıbbi ürün teslimi karşılığında tahsilat makbuzu ile 15.000,00 $ ödeme yapıldığını ve bu durumun davalı şirket yetkilisinin kendi el yazısı ile yazdığı belge ile kabul ettiğini, ancak davalı tarafından ürünlerin teslim edilmediğini ve ödenen bedelin iade edilmediğini, ödenen bedelin iadesi için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davalının davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, yapılan ödemenin davacının davalıya olan borcuna ilişkin olduğunu, davacı tarafından dosyaya sunulan adi belgenin isimsiz, imzasız, tarihsiz olduğunu ve neye ilişkin olduğunun belirli olmadığını, davanın reddine karar verilmesini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 21/06/2017 tarihli tahsilat makbuzunda belirtilen 15.000,00 $ ödemenin davacı tarafından davalıya yapıldığı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki istinafa da gelen ihtilaf; taraflar arasında tıbbi malzeme satışı konusunda satış sözleşmesi bulunup bulunmadığı, sözleşme bulunması halinde davacı tarafından yapılan ödemenin bu sözleşmeye istinaden avans ödemesi olarak yapılıp yapılmadığı, avans ödemesi olarak yapılmış ise davalı tarafından ürünlerin davacıya teslim edilip edilmediği noktasındadır. 6098 Sayılı TBK'nın 1. maddesine göre sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. Aynı kanunun 2. maddesine göre; taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile, sözleşme kurulmuş sayılır. Yine TBK'nın 12. maddesine göre sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir. TBK'nın 14. maddesine göre de yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerde borç altına girenlerin imzalarının bulunması zorunludur. Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan ve davalı şirket yetkilisinin el yazısı ile yazıldığı iddia edilen belgeye dayalı olarak taraflar arasında belgede yazılı ürünlerin davalı tarafından satılıp teslim edileceğine ilişkin satış sözleşmesinin kurulduğu iddia edilmiştir. Ancak söz konusu belge incelendiğinde belgenin tarihsiz olduğu, tarafların isminin bulunmadığı, borç alına girenlerin imzasının bulunmadığı, sadece ürün ismi, bedelinin, toplam bedelin, alınanın 15.000 olduğunun ve 23.300 $ kaldığının belirtildiği, teslime ve ödemeye ilişkin herhangi bir vade belirtilmediği ve davalı tarafından kabul edilmediği görülmüştür. Söz konusu belge bu haliyle adi yazılı satış sözleşmesi niteliğinde değildir. Davacı tarafından ilk önce taraflar arasında satış sözleşmesinin kurulduğunun ispat edilmesi gerekmekte olup, davacı söz konusu belgeye dayanmıştır. Ancak az yukarıda belirtildiği üzere söz konusu belge taraflar arasında satış sözleşmesinin kurulduğunu ispatlar nitelikte olmayıp, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Bunun yanında 6098 sayılı TBK'nın 207. maddesine göre satım sözleşmesi satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.  Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Bu madde hükmüne göre aksi kararlaştırılmadıkça satış sözleşmelerinde alıcı ile satıcının edimlerini aynı anda eda etmeleri esastır. O halde, alım satım akdine konu malı teslim almadan satıcıya avans ödemesi yaptığını iddia eden davacı, bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Satım sözleşmesinde aksine bir anlaşma olmadığı takdirde, tarafların edimlerini aynı anda ifa etmeleri kural olduğundan, peşin satış karinesi uyarınca davacının davalıya avans niteliğinde ödeme yaptığını yazılı delillerle kanıtlaması gerekir. Davacı tarafından dosyaya sunulan herhangi bir açıklama bulunmayan tahsilat makbuzunun satış sözleşmesi niteliğinde olmayan belgeye dayalı olarak avans ödemesi olarak verildiği, ancak yapılan ödeme karşılığında ürünlerin davacıya teslim edilmediği iddia edilmiştir. Yerleşik yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere borçlunun tahsilat makbuzunda veya havale dekontunda herhangi bir sebep belirtmeden yaptığı ödemeler mevcut bir borcun ifası için sayılır. Söz konusu karinenin aksinin davacı tarafından yazılı ve kesin deliller ile ispat edilmesi gerekmektedir. Ancak davacı tarafından dosyaya sunulan adi belge ile taraflar arasında satış sözleşmesi kurulduğu ve tahsilat makbuzu ile yapılan ödemenin bu satış sözleşmesine ilişkin avans ödemesi olduğu ve karşılığında ürünlerin teslim edilmediği geçerli yazılı ve kesin deliller ile ispat edilememiş, Mahkemece hatırlatılmasına rağmen yemin deliline dayanılmamıştır. Mahkemece bu hususlar gözetilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine,  6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/09/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.   </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8236a137c69d0dea","SID":"9bb0686adbb6169c"}}