{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO:2019/483 Esas<br>KARAR NO\t:2024/558<br><br>DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)<br>DAVA TARİHİ:19/07/2017<br>KARAR TARİHİ:16/09/2024<br><br>.... Asliye Hukuk Mahkemesi ... ve 07/12/2018 tarihli görevsizlik kararı ile mahkememize tevzi edilen davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>.... Asliye Hukuk Mahkemesine davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Rekabet Kurulu tarafından 12 bankanın 8 Mart 2013 tarihinde kredi ve kredi kartı konularında birlikte fiyat tespit etmek amacıyla kartel oluşturduğunu, bu tespit sonucu verilen para cezası kararının Danıştay tarafından onandığını, söz konusu 12 bankanın içinde davalı bankanın da olduğunu, davalı bankadan 21 Ağustos 2007 ile 22 Eylül 2011 tarihleri arasında şirketi için bir çok kredi kullandığını, bu tarihlerde ve 21 Ağustos 2007 tarihinde ve sonrasında kullandıkları kredilerde kartel faizi sebebi ile zarara uğradığını, kartel masrafı nedeniyle meydana gelen zararının 3 katının tarafına ödenmesine hükmedilmesini  talep etmiştir.<br>.... Asliye Hukuk Mahkemesine davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; dava konusunun ticari krediler, Rekabet Kurulu kararı soruşturması kapsamı dışında olduğunu, davacının dayanak yapılan Rekabet Kurulu kararının 15/07/2013 tarihinde resmi internet sitesinden ilan edildiğini, bu ilanın tüm kamuoyuna yapılan bir bilgilendirme niteliğinde olduğunu, iş bu kararın aynı zamanda tüm yazılı ve görsel basında, sosyal medyada geniş yer bulduğunu, davacının, davanın açılmasını sağlayacak derecede tüm bilgilerin 15/07/2013 tarihinde vakıf olduğunun, tazminat talebinin 15/07/2015 tarihinde zamanaşımına uğradığını, Rekabet Kurulu kararında ticari krediler soruşturma kapsamı dışında bırakıldığını, bu nedenle, davacının herhangi bir tazminat talep edilmesinin söz konusu olmadığını ileri sürerek dilekçesinde bildirmiş olduğu diğer nedenlerle davanın usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise zamanaşımı ve esasa yönelik itirazları doğrultusunda davanın reddine, yargılama gideri ve masrafın davacı yana bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görüldü.  <br>DELİLLER:<br>Davacı taraf delil olarak; ilgili rekabet kurulu kararı, ilgili Danıştay kararı, bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delillere dayanmıştır. <br>Davalı taraf delil olarak; Rekabet Kurulunun 08/03/2013 tarihli kararı, banka defter ve kayıtları, kredi sözleşmeleri ve belgeler, davacının TBB Risk Merkezi kayıtları, davacının bankaları dışında kullanmış olduğu kredilere ilişkin sözleşme ve belgeler, davacının kredi kullandığı dönem incesinde ve dönemde tüm bankalarca uygulanan kredi faiz oranları, 1.haftalık repo faiz oranları, geç likidite faiz oranları, uzman görüşü, bilirkişi incelemesi, yemin, tanık ve her türlü yasal delillere dayanmıştır. <br>Mahkememiz dosyasında bekletici mesele yapılan .... İdare Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında; 05/12/2014 tarih ve E:2014/276, K:2014/1395 sayılı ''Ret'' kararı davacının temyiz talebi üzerine Danıştay Başkanlığına gönderildiği, Danıştay 13. Daire Başkanlığı'nın 16/12/2015 tarih ve E:2015/2447, K:2015/4606 sayılı kararı ile onandığı, davacı tarafından karar düzeltme isteminde bulunulduğu, bu konuda Danıştay 13.Dairesinin 21.05.2019 tarih ve E:2016/4614, K:2019/1786 sayılı bozma kararı üzerine,  ... esas numarasına kaydedildiği ve mahkemece 19/07/2019 tarih ve E:..., K:2019/1461 sayılı \"Israr - Ret\" kararı verilmiş olduğu, Mahkemece verilen karara karşı davacı tarafından temyiz talebinde bulunulduğu, Dava dosyası Danıştay Başkanlığına gönderildiği,    Danıştay İdari Dava Daireler Kurulu'nun 31/05/2021 tarih ve E:2019/2391, K:2021/1106 sayılı bozma kararı üzerine karar düzeltme talebinde bulunulduğu, Dava dosyası Danıştay Başkanlığına gönderildiği,  Danıştay İdari Dava Daireler Kurulu'nun 24/02/2022 tarih ve E:2021/3511, K:2022/663 sayılı Karar Düzeltme Ret  kararı üzerine 2022/917 esas numarasına kaydedildiği, yapılan yargılama sonunda 29/04/2022 tarih ve E:2022/917, K:2022/966 sayılı İptal kararı verildiği ve Mahkemece vekilen kararın kesinleşmiş olduğu anlaşıldı. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:<br>Dava;  Rekabetin Korunması Hakkında Kanun uyarınca tazminat talebine ilişkindir.<br>Davacı, davasını, 4054 Sayılı Yasanın 57. ve 58. maddelerine dayandırarak açmıştır. 57. maddede, her kim bu kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecbur olduğu; 58. madde de ise, zararın tazmini üst başlığı ile rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması sonucu bundan zarar görenlerin, ödedikleri bedelle, rekabet sınırlanmasa idi ödemekte olacakları bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebilecekleri, ortaya çıkan zararın tarafların anlaşması ya da kararı veya ağır ihmalinin olduğu hallerden kaynaklanmaktaysa, hakimin zarar görenlerin talebi üzerine, uğranılan maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel olan karların üç katı tutarında tazminata hükmedebileceği belirtilmiştir.<br>Çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Davacının, davalı bankanın kartel faizi uygulanması nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığı ve zararın miktarı noktalarında toplandığı görülmüştür. <br>Her ne kadar davalı zamanaşımı defiinde bulunmuş ise de; 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanunun ihlali nedeniyle açılacak tazminat davalarında zamanaşımı süresine ilişkin olarak açık bir hüküm yer almamaktadır. Bu nedenle haksız fiil alacağı için genel hüküm olan dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK ‘nun 72.maddesi  uygulanacaktır.Anılan hüküm incelendiğinde, tazminat isteminin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın  ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu zamanaşımı uygulanır. Rekabet hukukunun ihlali dolayısı ile tazminat davası açma hakkı zarar görenin, zararı ve kanunun ifadesi ile tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren başlar. Burada önemli olan, zararı veya tazminat yükümlüsünü öğrenmektir. Süreklilik gösteren ihlallerde, fiilin sona erdiği tarihten itibaren, aralıklı olarak tekrar eden ihlaller bakımından ise, ayrı bir zamanaşımı süresi işlemeye başlayacaktır. Rekebetin Korunması Hakkındaki Kanunun 16. maddesi gereğince, idari para cezası verileceği 17. maddede ise nispi idari para cezaları düzenlenmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/15 Esas, 2015/5128 Karar ve 13.04.2015 ve 30.03.2015 tarihli, 2014/13296 Esas, 2015/4424 Karar sayılı emsal ilamlarında “...Kabahatlar Kanunun 2. maddesinde idari yaptırım gerektiren eylemlerin, kabahat niteliğindeki suçlar olarak nitelendirildiği anlaşılmaktadır. 5326 sayılı Kabahatlar Kanunun 16. maddesinde ise, idari para cezası idari yaptırımlar arasında sayılmıştır. Yine aynı Kanunun soruşturma zamanaşımı başlıklı 20/4. maddesinde ise nispi para cezası gerektiren kabahatlerde zamanaşımı süresi sekiz yıl olarak belirlenmiştir. Somut olayda, davacı tarafın tazminatı gerektiren olayı öğrendiği tarih, Rekabet Kurulunun gerekçeli kararını kamuya duyurduğu ... tarihi ile bu davaya esas dava tarihi birlikte değerlendirildiğinde dava zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır ....” gerekçesi ile hükmün  bozulduğu emsal Yargıtay bozma ilamında aynı ifadelere yer verilmiştir. Somut olayda, davacının Rekabet Kurulu kararını öğrenme tarihi, dava dilekçesinde ki kabulüne göre, Rekabet Kurulunun gerekçeli kararını kamuya duyurduğu 08.03.2013 tarihidir. Rekabet Kurulu 08.03.2013 tarihli kararı ile idari para cezasına hükmetmiş ve iş bu dava ise yasal süre içerisinde yani 26.10.2016 tarihinde zamanaşımı süresi içinde açılmıştır. Emsal  Yargıtay bozma ilamı ve olayda uygulanması gereken TBK 72. maddesi gereğince davanın ceza zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmakla davalının zamanaşımı definin reddine karar verilmiştir.<br>Tazminat taleplerine ilişkin olarak, 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun 57 vd madde hükümlerinde, genel olarak, sözleşme dışı sorumluluk hallerinden haksız fiil sorumluluğunun düzenlendiği kabul edilmektedir. Bu nedenle rekabet hukukunda, haksız fiil unsurlarının ve tazminat taleplerine ilişkin değerlendirmelerin ele alınıp yorumlanması gerekmektedir. Genel olarak haksız fiilin unsurları; hukuka aykırılık, fiil, zarar, nedensellik bağı ve kusurdur. Somut olayda olduğu gibi, ihlalin varlığını tespit eden Rekabet Kurulu kararını takiben açılan tazminat davalarında, hukuken kurul kararı mahkeme için bağlayıcı niteliğe sahip olmasa da bu karar davacının ispat yükünü yerine getirmesinde yardımcı olacaktır. .... İdare Mahkemesi'nin  ...sayılı 27/02/2024 kesinleşme tarihli kararı ile davaya dayanak yapılan Rekabet Kurulunun 08/03/2013 tarih ve 13-13-198-100 sayılı kararının iptaline karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Şu halde rekabetin  ihlali için açılan bir tazminat davasında zarar gördüğünü iddia eden davacının, ihlalin varlığı ile birlikte, zararını, zararın ihlal nedeniyle gerçekleştiğini ve zararın rekabet hukuku çerçevesinde tazmin edilebilir bir zarar olduğunu ve davalının kusurunu ispatlaması gerekir. Davacı davalı bankadan 2007 2011 yılları arasında ticari kredi, nakdi kredi, kmh kredisi, rotatif kredi, nakit karşılığı kredi, gayri nakdi, taşıt kredisi, konut kredisi, kredi kartı, leasing ve döviz kredileri kullandığını ileri sürmüş  ancak hangi ürün kullanımından ne kadar zarara uğradığını somutlaştırmamıştır. Kartel faizi uygulandığına dair başkaca bir delil de sunmamıştır. Davacı dayandığı deliller ile hukuka aykırılığın varlığını, davalının kusurunu, zararını ve ayrıca fiil ile zararı arasındaki illiyet bağını  ispat etmediğinden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Öte yandan davanın açıldığı .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... sayılı, 18/06/2019 kesinleşme tarihli kararı ile dosyanın yetkisizlik kararı verilerek mahkememize gönderildiği anlaşılmıştır.<br>Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin \"Görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın nakli ve açılmamış sayılmasında ücret\" başlıklı 7. Maddesine göre ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar; davanın nakli, davanın açılmamış sayılması yahut görevsizlik veya yetkisizlik kararı verildikten sonra başka bir mahkemede yargılamaya devam edilmemesi durumunda bu Tarifede yazılı ücretin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra karar verilmesi durumunda tamamına hükmolunur. Dolayısıyla yetkisizlik kararı için ayrıca vekalet ücretine hükmedilmesi; ancak Yetkisizlik kararının kesinleşmesinden itibaren kesin süre içerisinde dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi talebinde bulunulmaması, yargılamaya yetkili mahkemede devam edilmemesi davalının yetkisizlik kararından önce de vekil ile temsil edilmiş olması ve bu kararı veren mahkemeye başvurması halinde mümkündür.<br>Oysa somut olayda mahkememizce yapılan yargılamanın yetkisiz mahkemece yapılan yargılamanın devamı niteliğinde olduğu, yargılamanın tekliği ilkesi nazara alındığında yetkisizlik kararı sebebi ile ayrıca bir vekalet ücretine hükmedilemeyeceği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;<br>1-Davanın REDDİNE, <br>2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gerekli olan 427,60-TL  ilam harcından, başlangıçta yatırılan 170,78-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 256,82‬-TL ilam harcının  davacıdan  tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, <br>4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-Davalı tarafından yapılan 16,10 TL yargılama giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, <br>6- Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, <br>Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, miktar itibariyle KESİN olarak verilen karar okundu usulen anlatıldı. 16/09/2024    <br><br>Katip ...<br>e-imzalı<br> <br>Hakim ...<br>e-imzalı<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0c8e0ac5d9358867","SID":"278e79315c73bf2b"}}