{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/494 Esas<br>KARAR NO: 2024/1371 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2020/410 Esas - 2021/939 Karar<br>TARİH:  23/11/2021 <br>DAVA: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 19/09/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin alacağının tahsili amacıyla taraflarınca İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden ...hakkında cari hesaptan kaynaklanan alacak sebebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun borçlu olmadığını iddia ederek borca itiraz ettiğini ve takibin durdurduğunu, iş bu itirazın sadece takibi sürüncemede bırakarak müvekkilinin haklı alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla yapılmış olup haksız ve mesnetsiz olduğunu, iş bu davaya ve icra takibine konu alacağın likit olup davalı borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, edimini ifa etmeyen davalı borçlunun bilinçli olarak müvekkilinin haklı alacağına kavuşmasını engellemeye  çalışmakta ve ortada likit bir alacak mevcut olmasına karşın icra takibine itiraz ettiğini, her iki tarafın ticari defter ve kayıtları incelendiğinde müvekkilinin alacağının haklılığının ortaya çıkacağını, müvekkili şirketin huzurdaki davaya ve icra takibine konu alacağının d avalı borçlu ile arasındaki cari hesaptan kaynaklandığını, davalının takip borçlusunun kötü niyetli olarak takibe itiraz ederek durmasına yol açmak suretiyle müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellediğinin açıkça ortada olduğunu, iş bu sebeplerle davalı borçlu aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, dava konusu icra takibinin davalı borçlunun haksız, hukuka aykırı ve kötü niyetli olarak itiraz etmesi sonucunda herhangi bir teminata bağlı olmaksızın durdurulmuş olup müvekkilinin haklı alacağına kavuşmasının engellendiğini, bunlara ek olarak davalı takip borçlusunun taraflar arasındaki mal alım satım ilişkisi sebebiyle düzenlenen sevk irsaliyelerini, faturaları ve teslim tutanaklarını ticari defter ve kayıtlarına işlememe ve yargılama sırasında ticari defter ve kayıtlarını Mahkemeye ibrazdan kaçınma ihtimali bulunduğunu, bu durumda müvekkili şirketin haklı alacağına kavuşmasının daha da güçleşeceğini ve neredeyse imkansız hale geleceğini, tüm bu sebeplerle öncelikle Mahkeme tarafından tensip zaptı ile birlikte borçlu ait BA BS formlarının ilgili vergi dairesinden celbine ilişkin ara karar tesis edilmesini ve iş bu ara kararın yerine getirilmesi akabinde ön inceleme duruşma günü beklenilmeksizin celse arasında tarafların ticari defter  ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması için inceleme günü verilmesini, bu nedenlerle davanın kabulünü, fazlaya ilişkin hak ve alacak talep etme hakkı saklı kalmak kaydıyla davalının haksız ve mesnetsiz itirazının iptalini ve takibin takip tarihi itibariyle işleyecek faiz, vekalet ücreti ve tüm ferileri ile birlikte devamını, davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkili ile davacı arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, bu sebeple takibe konu edilen  alacak olmadığını  ve takibe yaptıkları itirazın haklı ve geçerli olduğunu, ilamsız takibe itirazda açıkça belirtildiği üzere; müvekkilinin takip alacaklısına yani davacıya takipte borcun sebebi gösterilen 30.4.2020 tarihli cari hesaptan kaynaklanan 226.840,01-TL tutarında bir borcu bulunmadığını, müvekkili şirketin takip alacaklısına icra takibinde yazılı tutarda bir cari hesap borcu bulunmadığı gibi aralarında yazılı bir  cari hesap sözleşmesi de bulunmadığını, takipten kaynaklanan borcun cari hesap olarak gösterilmiş olsa da taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi ve tedarik sözleşmesi olmadığını, müvekkili ile davacı arasında yazılı bir tedarik sözleşmesi olmadığını, dolayısıyla taraflar arasında tedarik koşullarına ve vadelerine ilişkin yazılı bir anlaşma da bulunmadığını, vadesi gelmiş veya taraflar arasında belirlenen ödeme vadesi de olmadığını, bu nedenle muaccel olmayan bir borca ilişkin yapılan takibe yaptıkları  itirazın da geçerli ve haklı olduğunu, taraflar arsında yazılı bir tedarik sözleşmesi bulunmadığından vadesi yazılı olarak belirlenmiş ve vadesi gelmiş  muaccel bir borç da bulunmadığını, müvekkilinin davacıdan dönem dönem sipariş yolu mal almakta olup ödeme vadelerinin de  taraflarca sözlü şekilde dönem dönem belirlendiğinden ve vadeye bağlı bir  ilişki de bulunmadığından  dolayı vadesi gelen  muaccel olmuş bir  borç da söz konusu olmadığını, müvekkilinin takip alacaklısına yani davacıya takipte ve ödeme emrinde borç kalemi olarak gösterilen 4.016,03-TL tutarında işlemiş faiz borcu da bulunmadığın, davaya konu icra takibindeki temerrüt faiz alacağının da hukuka aykırı şekilde hesap edildiğini ve icra takibine konulmuş yersiz bir alacak olduğunu, müvekkilinin, davacı takip alacaklısına  herhangi bir borcu olmadığından icra takibine yapılmış itirazında haklı olduğunu ayrıca davacının %20 icra inkar tazminatı talebinin de reddinin gerektiğini, muaccel herhangi bir alacak söz konusu olmadığından itirazlarının  haklı olduğunu,  davacının dava dilekçesinde yer alan bazı kötüniyet iddialarının İİK 67. ve 68. maddeleri gereğince takip borçlusunun yaptığı itiraz yönünden hukuki bir karşılığının da  olmadığını, bu nedenlerle, Mahkeme nezdinde açılan itirazın iptali davasında müvekkilinin şirketin temerrüdü bulunmadığı gibi taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi veya tedarik sözleşmesi ile muaccel veya vadesi gelen bir borç ve işlemiş bir faiz de bulunmadığından dolayı takibe yaptıkları  itirazın da haklı ve geçerli  olduğundan davanın esastan reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 23/11/2021  tarih ve 2020/410 Esas - 2021/939 Karar sayılı kararında; \"Davacı taraf, davalı şirketle aralarında cari hesap sözleşmesi olduğunu, alacağın tahsili için başlattılan icra takibine davalının itirazının haksız olduğunu beyan ederek takibe yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini dava etmiştir.Davalı taraf ise, yazılı bir tedarik sözleşmesi olmadığını, davacıdan zaman zaman sipariş yoluyla mal aldIklarını, borçlu olmadıklarını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından cari hesap alacağının (226.823,98 TL) ve işlemiş faizin (4.016,03 TL) talep edildiği, davalının borca itirazı sonucu icra takibinin İİK'nın 66. maddesi uyarınca durduğu tespit edilmiştir. İcra takibine vaki itirazın davacı tarafa tebliği durumu ve dava tarihine göre işbu itirazın iptali davasının, İİK  mad. 67'de öngörülen ve hak düşürücü nitelikteki 1 yıllık süresi içinde açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre her iki tarafça da cari hesapın usulen doğru takip edildiği, davacı tarafın ticari defterlerine göre alacağının 226.823,98 TL olduğu, davalı tarafın ticari defterlerine göre ise alacağın 217.156,85 TL olduğu, taraflar arasındaki husumet konusu işlemin 9.667,12 TL'lik davalı tarafça keşide edilen 1 adet iade faturası olduğu, davacı tarafın ürünlerin kendilerine fiili olarak iade edilmediği iddiasıyla bu iade faturasını kabul etmeyerek davalı taraf adına geri fatura keşide ettiği anlaşılmaktadır. Davalı taraf, iade faturasına konu ürünlerin iade faturasında belirtilen ... nolu irsaliye ile ürünleri taşımaya aracılık eden dava dışı ... şirket tarafından davacı tarafa teslim edildiğine dair tutanak sunmuş olup, ilgili sevk irsaliyesi incelendiğinde; teslim eden ve teslim alan İsim ve imzalarının mevcut olduğu, teslim alan kısmında ... isminin yazılı olduğu görülmektedir. Her ne kadar bu kişinin davacı taraf ilgili dönem SGK hizmet listesinde yer almadığı görülmekte ise de; kayıt dışı çalışan olabileceği düşünülerek davalı tarafın, ürünlerin iade edildiğini ispat ettiği kabul edilerek; davanın kısmen kabulüne karar verilerek; davacı taraf işlemiş faiz talep etmiş ise de; alacağın vadesinin belirlenmediği, davalıyı temerrüde düşürecek bir ihtar ve ihbarda bulunulmadığı anlaşılmakla; işlemiş faiz talebinin reddi ile alacak likit olmadığından icra inkar  tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile, ''  Davanın KISMEN KABULÜ İLE; 1-Davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takip dosyasına davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 217.156,85 TL asıl alacak üzerinden takip tarihindeki şartlarla devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan dava sonucunda, yerel mahkeme 23/11/2021 tarihli kararıyla \"Davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 217.156,85 TL asıl alacak üzerinden takip tarihindeki şartlarla devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine\" karar verildiği, ancak yerel mahkemenin verdiği kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, kararın kaldırılması gerektiğini, Eksik inceleme ile hatalı sonuca varıldığını, yerel mahkemenin, davalının müvekkil şirkete ait 9.667,12 TL'lik iade faturasıyla ilgili eksik ve hatalı bir inceleme yaparak, alacak miktarını doğru tespit edemediğini, müvekkil şirketin, davalı tarafından düzenlenen iade faturasını kabul etmeyerek, “iade edilmeyen ürünler için kesilen fatura aynen iadesi” açıklamasıyla faturayı davalıya iade ettiğini,  ancak davalının, iade edilen ürünleri müvekkile teslim ettiğini iddia etse de, teslim edilen sevk irsaliyesinde teslim alan kişinin müvekkil şirketin çalışanı olmadığının bilirkişi tarafından tespit edildiğini, ayrıca, teslim tutanağındaki tarih ile davalının sunduğu sevk irsaliyesindeki tarihlerin farklı olduğunu, bu nedenle iadenin usulüne uygun yapılmadığını,  yerel mahkemenin, 9.667,12 TL’lik iade faturasını dikkate alarak eksik bir karar verdiğini, müvekkilin, iade edilmediği açık olan ürünler sebebiyle zarara uğratılması hukuka aykırı olduğunu ve bu nedenle icra takibine konu alacağın tamamı olan 226.823,98 TL yönünden devamına karar verilmesi gerektiğini, İcra inkar tazminatı talebinin reddinin hatalı olduğunu,  yerel mahkemenin, alacağın likit olmadığı gerekçesiyle icra inkar tazminatı talebini reddettiği, ancak, müvekkilin davalıya olan alacağı likit ve bilinebilir olup, davalı tarafın ticari defterlerine işlendiğini, davalının, müvekkile borçlu olduğunu bilmesine rağmen icra takibine haksız yere itiraz ettiğinin açıkça ortada olduğu, alacak miktarının tarafların ticari defterlerinde yer almakta olup, davalı tarafın itirazının, yalnızca borcun tahsilini geciktirmek amacı taşıdığını, borcun belirli olduğu ve taraflar arasında uyuşmazlık olmadığı durumlarda, Yargıtay içtihatları doğrultusunda icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenle, müvekkilin alacağı üzerinden en az %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesinin talep edildiğini beyanla, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/410 E., 2021/939 K. Sayılı 23/11/2021 tarihli kararının kaldırılarak, takibin 226.823,98 TL üzerinden tüm ferileriyle devamına karar verilmesini, davalı aleyhinde alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; dava ve icra takibi dayanağı açık cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, red edilen kısımlara ilişkin verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili, cari hesap ekstresine konu faturalara konu ürünlerin davalıya teslim edilmesine rağmen davalının cari hesap ekstresi bakiye bedelini ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davalının davacıya icra takibine konu miktarda borcu olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili, taraflar arasında ihtilaflı olan davalı tarafından düzenlenen iade faturasına konu ürünlerin kendilerine teslim edilmediğini, bu bedelin Mahkemece alacaktan mahsup edilmesinin ve alacak likit olmasına ve koşulları oluşmasına rağmen icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur. Mahkemece tarafların defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi incelemesi sonrasında düzenlenen raporda; tarafların defter ve kayıtlarının davalı tarafından davacıya düzenlenen 9.667,12 TL bedelli iade faturası dışında uyuştuğu, davacı tarafından düzenlenen tüm faturaların davalının defter ve kayıtlarında kayıtlı olduğu, davacının defter ve kayıtlarına göre davacının davalıdan 226.823,98 TL alacaklı olduğunun, davalının defter ve kayıtlarına göre davacının davalıdan 217.156,85 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı tarafından düzenlenen 9.667,12 TL bedelli iade faturasının davacı tarafından kayıtlarına alınarak sonrasında ürünlerin kendilerine iade edilmemesi sebebiyle davalıya iade edildiği ve davacı tarafından düzenlenen faturanın davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından tekrar iade faturası düzenlenmediği, iade faturasına konu ürünlerin davacıya teslim edildiğine dair davalı tarafından sunulan tutanakta ürünleri alan kişinin davacının SGK kayıtlarına göre kayıtlı işçisi olarak gözükmediği, iade edilen ürünlere ilişkin davalı tarafından düzenlenen sevk irsaliye faturası ile söz konusu tutanak tarihinin uyuşmadığı tespit edilmiştir. Bu tespitler dikkate alındığında davalı tarafından iade edilen ürünlere ilişkin sunulan tutanakta teslim alan kişinin davacının SGK hizmet döküm cetveline göre kayıtlı çalışanı olmamasına ve tutanak ile sevk irsaliye fatura tarihinin farklı olmasına ve iade faturasına konu ürünlerin davacıya iade edildiği davalı tarafından geçerli yazılı ve kesin deliller ile ispat edilememesine rağmen Mahkemece ürünleri teslim alan kişinin kayıt dışı çalışan olabileceği soyut gerekçesi ile iade faturasının kabul edilerek davacı alacağından mahsup edilmesi ve davacı alacağı tarafların ticari defter ve kayıtları ve faturalar ile likit olmasına ve koşulları oluşmasına rağmen icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmamış ve davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun  KABULÜ ile;  İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/11/2021 tarih ve 2020/410 Esas- 2021/939 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,  dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 2-Açılan davanın KABULÜ İLE; -Davalı borçlunun İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasındaki icra takibine yapmış olduğu itirazın  iptali ile, takibin 226.823,98 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %13,75 oranı aşmamak üzere değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte kaldığı yerden takip talebindeki koşullar ile aynen devamına, -Hüküm altına alınan asıl alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Dairemiz karar tarihi itibariyle alınması gereken 15.494,35 TL nispi karar harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 2.719,39 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.774,96‬ TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 2.719,39 TL peşin harç, 54,40 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 2.773,79‬ TL harcın  davalıdan  tahsili ile davacıya verilmesine,5-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 900,00TL bilirkişi ücreti, 90,50TL posta ve müzekkere masrafı olmak üzere toplam 990,50-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yargılama sırasında yargılama gideri sarf edilmediği anlaşılmakla bu hususta karar verilmesine yer olmadığını, 7-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar üzerinden takdir edilen 36.023,59 -TL nispi vekalet ücretinin davalıdan  tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Bakiye gider avansı bulunması halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 9-1.320,00-TL arabuluculuk ücreti'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN:10-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 11-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 40,00-TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gidiş- dönüş gideri olmak üzere; toplam 260,70-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 12-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 13-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,14-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/09/2024 tarihinde HMK' nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0ba74d9a891e3a35","SID":"da05cfb7dc7894d6"}}