{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/486 Esas <br>KARAR NO: 2024/1408 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEME: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/11/2021 <br>DOSYA NUMARASI:  2019/533 Esas 2021/742Karar <br>DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 26/09/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile,  davacı müvekkilinin davalı şirketin 75.000.000 TL toplam sermayesi içerisinde 12.795.000 TL itibari değerli sermayeye karşılık gelen 2.599 adet hisse ile %17 pay sahibi ortağı olduğunu, şirketin %45,5 pay sahibi ... Holding A.Ş.'nin kontrolünün davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ... ve yönetim kurulu başkan yardımcısı ...'da olduğunu, bu bakımdan bu iki pay sahibinin kendi oyları ile birlilkte %83 pay ile davalı şirketteki oyların kullanımı ve temsili yönünden oy kontrolü ve temsil güçlerini tek elde birleştirdiklerini, davalı şirketin bir aile şirketi olduğunu, kurucusu olan ...'ın vefat ettiğini, kısıtlı olduğu dönemde ...'ın diğer pay sahibi ... ile birlikte şirketin kontrolünü ele aldığını, halbuki ...'ın, şirket kurucusu olan babası ... tarafından 2005 yılından itibaren şirket yönetiminden el çektirilmiş bir kişi olduğunu, davalı şirketin ...'ın kontrolünde iken zarar ettiğini, davalı şirketin başarılı bir şekilde yönetilemediğini, müvekkilinin haklı tüm yasal taleplerinin reddedildiğini, keyfi olarak kar dağıtılmadığını, yönetim kurulu üyelerinin kendi yararlarına fahiş miktarda huzur hakkı-ücret dağıtmak suretiyle haksız ve örtülü kar transferi yaptıklarını, davalı şirketin 23/05/2019 tarihinde ertelemeli gerçekleştirilen 2018 yılı Olağan Genel Kurulunda davacı müvekkilinin olumsuz oy kullanarak, alınan kararlara usulüne uygun şekilde muhalefet ettiğini, gündemin 3. sırasında bulunan 2017 yılı finansal tablolarının (Bilanço ve kar/zarar hesapları) tasdikine ilişkin oy çokluğu ile alınan 3 nolu kararın, gündemde 4. sırada bulunan 2017 yılına ait faaliyetler ile ilgili olarak yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin oy çokluğu ile alınan 4 nolu kararın, gündemde 5. sırada bulunan ve 2018 yılı ve geçmiş yıllar karlarının kullanım şeklinin, dağıtımına ilişkin oylamada, \"net 8.058.528,16 TL’lik kısmının 31.5.2020 Tarihine Kadar Ortaklara Aylık Taksitler Halinde Dağıtılmasına\" ilişkin oy çokluğu ile alınan 5 nolu kararın, gündemde 6. sırada bulunan ve şirket yönetim kurulu seçimine ilişkin oy çokluğu ile alınan 6 nolu kararın, gündemde 7. sırada bulunan ve yönetim kuruluna TTK'nın 395 ve 396. maddelerine istinaden yetki ve izin verilmesine ilişkin oy çokluğu ile alınan 7 nolu kararın, kanuna, usule ve özellikle dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle TTK'nın 445 ve 44. maddeleri uyarınca iptaline karar verilmesi gerektiğini, finansal tabloların tasdikine ilişkin kararın, zorunlu olduğu halde hem konsolide finansal tablo olarak hazırlanmaması, hem genel kurula şirket denetçisi olan denetim şirketinin katılmaması, hem de kanun ve dürüstlük kuralı gözetildiğinde doğru ve tam olmaması, dayanak işlem ve belgeleriyle uyuşmaması, bilançoların sürekliliği, hesap verilebilirlik, açıklık, şeffaflık ve dürüst resim ilkesine aykırı olması nedeniyle iptalinin gerektiğini, oy yasağına tabi bulunan ... ve ... ile bu iki yönetim kurulu üyesinin kontrolündeki pay sahibi ... Holding'in ibra yönündeki olumlu oyları geçersiz olduğundan ve yeterli nisap sağlanamadığından yönetim kurulunun ibrasına ilişkin 4 nolu kararın da iptalinin gerektiğini, dağıtılabilir durumdaki karların bilançoda eksik gösterilerek bir kısmının dağıtılmasına, bakiye kısmın dağıtılmamasına ilişkin 5 nolu kararın da iptalinin gerektiğini, geçmiş yıllar kar ve zararının bilançoda hatalı gösterildiğini, yönetim kurulu seçimine ilişkin 6 nolu kararın ve yönetim kuruluna yetki verilmesine ilişkin 7 nolu kararın oy yasağına aykırı alınmış olması ve gerekli nisabın sağlanamaması nedeniyle iptalinin gerektiğini beyanla genel kurul kararlarının iptaline, TTK'nın 449. maddesi uyarınca huzurda dava konusu edilen kanuna ve usule aykırı genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına, TTK'nın 448. maddesi uyarınca davanın açıldığının davalı şirket yönetim kurulu tarafından uygun vasıtalarla ve davalı şirketin internet sayfasında ilan edilmesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacı tarafından 23/05/2019 tarihinde yapılan 2018 yılı faaliyet dönemine ilişkin olağan genel toplantısında finansal tabloların (ayrıntılı bilanço, gelir tablosu) tasdikine ilişkin 3 nolu kararın ve yine 4, 5,6,7 nolu kararların iptali bakımından ortaya getirilen iddiaların haksız, yersiz ve dayanaksız olduğunu, genel kurul toplantısında alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına uygun olarak alınmış kararlar olduğunu, 23/05/2019 günü yapılan genel kurul toplantısında yönetim kurulu faaliyet raporunun okunmasına ilişkin gündemin 3. maddesine geçildiğinde davacının, TTK'nın 433. maddesi uyarınca “özel denetçi” atanması talebinde bulunduğunu, bu talebin yapılan oylama sonucunda reddedildiğini, davacının, özel denetim ve özel denetçi atanması talebinin reddi kararı akabinde TTK'nın 439. maddesi uyarınca bu yolda mahkemeye müracaat ederek özel denetçi atanmasını talep etmediğini, 2014, 2015 ve 2016 yıllarına ilişkin olarak huzurda ortaya getirdiği iddialar bu davanın konusu olmadığı için hukuken dinlenemeyeceğini, davacının önceki yıllarda yapılan genel kurul toplantılarında alınan kararların iptali için şimdi olduğu gibi her yıl iptal davaları açtığını, hal böyle iken davacının, simdi burada ortaya getirdiği önceki iddialarını aynı ve ilgisiz hususlarla genişleterek kasıtlı olarak tekrarladığını, daha önce dava konusu olmuş geçmiş yılları dahi tartışma konusu yapmak suretiyle Makkemeyi “özel denetim yeri -özel denetçi-\" gibi çalıştırmak istediğini, bu nedenle iptali istenen 23/05/2019 tarihli genel kurul kararları bakımından, davacı iddialarının “iptal davası” kuralları ve sınırı içerisinde incelenmesi gerekeceğini, mahkemenin bu kural ve sınırı aşan iddialara itibar etmemesini talep ettiklerini, davacının “muhalefet şerhi” olduğunu iddia ettiği metni 14/05/2018 tarihinde verdiğini, 23/05/2019 tarihli genel kurul toplantısında ise işbu dava ile iptalini istediği kararlardan sonra kanunun aradığı şekilde herhangi bir muhalefet şerhi vermediğinin ortada olduğunu, dolayısıyla usulü dairesinde bir muhalefetten söz edilemeyeceği için davanın öncelikle bu yönden de reddinin gerektiğini, 3 no'lu kararın iptali bakımından ortaya getirilen iddianın haksız, yersiz ve dayanaksız olduğunu, davacının, toplantı gün ve saatine kadar gelip yasa gereği ortakların incelemesine şirket merkezinde amade tutulan, mali tabloları, diğer belge, rapor, bilgi vs. belgeyi incelemediğini, finansal tabloların tasdiki kararının TTK'nın 436/1. maddesinde yer alan oydan yoksunluk kuralı ihlal edilerek alınmış bir karar olmadığını, oydan yoksunluğun uygulanma şartının genel kurulda oylama yapılan hususun pay sahibinin kendisi, karı ve kocası, ya da usul ve füruu ile şirket arasında şahsi bir işe veya davaya ilişkin olması olduğunu, genel kurulun finansal tabloların tasdiki kararı bakımından oy kullanmasının “şahsi bir iş” olarak nitelendirmesinin mümkün ve olası olmadığını, ... Holding A.Ş.'nin hakimiyetindeki bir sermaye şirketi ile davalı müvekkili arasındaki kişisel nitelikteki bir iş hakkında ... Holding A.Ş.'nin oy hakkından yoksun olacağını, ... Holding A.Ş.'nin müvekkili şirkette “tüzel kişi yönetim kurulu üyesi” de olmadığını, muhasebe standartlarına, usule ve dürüstlük ilkelerine uygun surette hazırlanmış ve yeminli mali müşavir tarafından tasdik edilmiş olan mali tabloların, tamamen “olması gerektiği” şekil ve içerikte olduğunu, davalı müvekkili şirketin bağımsız denetime tabi şirket olduğunu, bağımsız denetimi yapan ... A.Ş. tarafından tasdik edilmek suretiyle genel kurula sunulan dipnotlarıyla birlikte hazırlanmış finansal tabloların mevzuata ve TTK hükümlerine uygun olduğunun Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına uygun olarak konsolide hazırlanmış bağımsız denetim raporunda da belirtildiğini, 04/04/2010 tarihinde yapılan genel kurulda, bağımsız denetim yapan şirket temsilcisi ...'ın genel kurula katıldığını, bağımsız denetim raporunu okunduğunu, izahat verilerek hazirunun bilgisine sunduğunu, 2018 faaliyet döneminden önceki dönemlere ait genel kurul toplantılarında alınmış olan finansal tabloların tasdiki kararları aleyhine davacı tarafından şimdi burada olduğu gibi haksız, yersiz ve dayanaksız iddialarla açılmış olan iptal davalarının reddedildiğini, 4 nolu yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararın usule, yasaya, şirket ana sözleşmesi ve iyiniyet kurallarına uygun olarak alındığını, oylamanın her bir yönetim kurulu üyesi için ayrı ayrı yapıldığını, davacının oy kullanma yasağı bakımından ortaya getirdiği iddialara karşı yapılan açıklamaları burada aynen tekrar ettiklerini, genel kurulun 5 nolu, kar dağıtımına ilişkin kararı yönünden, davacının yönetim kurulu üyesi olduğu dönemlerde de kar dağıtımı yapılmadığını, kararların hep oy birliği ile alındığını, davacının hiçbir şekilde buna muhalefet etmediğini, kar dağıtım kararının şirketin likit vaziyeti yanında, ekonomide ülke ve dünya genelinde yaşanan olumsuzluk ve hızlı değişkenlikler sebebiyle şirketin mali yapısını güçlü tutmak ve şirketin devamlı gelişimini sağlamak amacı dikkate alınarak alındığını, nitekim olumsuz ekonomik gelişmeler karşısında basiretli davranma zorunluluğu altında olan müvekkili şirketin genel kurulunun TTK'nın 523. maddesi ile kendisine tevdi edilen yetkiyi kanuna ve ekonomik gerçeklere uygun olarak kullandığını, davacının kasıtlı söylemlerinin aksine davalı müvekkili şirkette davacının daha önce görev yaptığı dönemlerden farklı olarak nakdi kar dağıtımı yapıldığını, 2018 yılında şirket sermayesinin 3.045.000,00 TL'den 75 milyona çıkarılmak suretiyle ortaklara 44.955.000,00 TL değerinde ayni kar dağıtımı yapılarak bedelsiz hisse verildiğini, görüldüğü üzere davalı şirketteki kar dağıtımlarının imkan ve konjonktür dahilinde hep yapıldığını, 6 nolu yönetim kurulu seçimine ilişkin genel kurul kararı yönünden, yönetim kurulu üyeliklerine (davacının kardeşleri) ..., ... ile (bağlı ve iştiraki şirketlerin genel koordinatörü) ...'nın seçildiklerini, bu kararın da diğer kararlar gibi kanuna, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına uygun bir karar olduğunu, bu kararların alınmasında kullanılmış olan oylar için hiçbir şekil ve surette TTK'nın 436. maddesi kapsamında olduğunun söylenemeyeceğini, bir anonim şirkette payların çoğunluğuna sahip kişilerin yönetim kurulu üyesi seçiminde oy kullanmasını yasaklamanın şirketin kontrolünün azınlığın eline geçmesi anlamına geleceğini, yönetim kurulu seçiminin kesinlikle pay sahibi bakımından kişisel nitelikte bir iş olmadığını, tam aksine korporatif bir işlem olmakla, şirketin iç işleyişini ilgilendirdiğini, gündemin 7'nci maddesi yönünden, alınan kararın da esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına uygun olarak alınmış olup iptalini gerektirecek şartların olmadığını, yasada öngörülen oylama ve karar yeter sayısına uygun olarak alındığını, sonuç olarak alınan tüm kararlar kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına uygun olarak alınmış olup iptalini gerektirecek şartların oluşmadığını ve dürüstlük kuralına aykırılık da teşkil etmediğini beyanla davacının genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine, davalı müvekkili şirketin işbu dava sebebiyle uğrayacağı zararların tazminini talep hakkı yanında sair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, TTK'nın 448/3. maddesi uyarınca Mahkemenin uygun göreceği miktarda davacının nakdi teminat göstermesine, davanın usulden  ve esastan reddine, yargılama giderleri ile takdir edilecek vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi  04/11/2021 tarih ve 2019/533 Esas - 2021/742 Karar  sayılı kararında; '' .....Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi neticesinde; davalı şirketin 2018 yılı olağan genel kurulunun 23/05/2019 tarihinde yapıldığı, gündemin 3 nolu maddesi ile 2018 yılı finansal tablolarının tasdikinin görüşüldüğü, oy çokluğu ile tasdik kararı verildiği, davacının iddiasının aksine her ne kadar finansal tablolar konsolide olarak hazırlanmış ve genel kurulda oylamaya sunulmuş ise de, davalı şirketin bağımsız denetçisinin  04/04/2019 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına katıldığı ancak erteleme kararı ile yapılan 23/05/2019 tarihli genel kurul toplantısına katılmadığı, davalı şirket bağımsız denetime tabi olmakla TTK'nın 407. maddesi uyarınca denetçinin genel kurulda hazır bulunmasının zorunlu olduğu, genel kurul tarafından toplantıya katılmamasına yönelik bir karar alınmadığı, pay sahiplerinin okunan finansal tablolarla ilgili oylamadan önce soru sorma haklarının ellerinden alındığı, bu nedenle denetçinin katılımı olmaksızın yapılan oylama sonucu alınan finansal tabloların tasdikine dair kararının yasaya aykırı olduğu ve iptalinin gerektiği anlaşılmakla bu madde yönünden iptal kararı verilmiştir. Gündemin 4 nolu maddesi ile yönetim kurulu üyelerinin ibrasının görüşüldüğü ve oy çokluğu ile ibralarına karar verildiği, TTK’nın 436/2 maddesi uyarınca, şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişilerin, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacakları, davalı şirketin 23/05/2019 tarihli genel kuruluna tüm hissedarların katıldığı, davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri ... ( 2.559 hisse) ve ... (3.100 hisse)'ın kendilerinin ve birbirlerinin ibrasında oy kullandıkları ve bu oyların çıkarılması ile TTK'nın 418/2. maddesindeki nisaba uygun olarak yönetim kurulu üyelerinin oy çokluğu ile ibrasına karar verilmediği anlaşıldığından yasaya aykırı olarak alınan ibraya yönelik kararın iptaline karar verilmiştir. Gündemin 5 nolu maddesi ile davalı şirketin 2018 yılı ve geçmiş yıllar karından 8.058.528,16 TL'sinin 31/05/2020 tarihine kadar ortaklara aylık taksitler halinde dağıtılmasına karar verildiği, alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere davalı şirketin 2018 yılı karının 1.857.670,96 TL, geçmiş yıllar karlarının 110,990.057,03 TL olduğu, dönem sonunda herhangi bir kısa veya uzun vadeli kredi borcunun bulunmadığı, iştirakler, bağlı ortaklık, maddi ve maddi olmayan duran varlık yatırımlarının dönem sonunda 127.487.965,58 TL olduğu, 2017 yılı ile kıyaslandığında herhangi önemli bir değişiklik olmadığı, dağıtılmasına karar verilen 8.058.528,16 TL kâr payının, 2018 yılı kârının %43,66'sına, özkaynakların ise %4,2'sine tekabül ettiği, ana sözleşme uyarınca kanunun azami olarak belirlediği yedeklerden başkaca yedek ayrılmasına dair alınmış bir karar olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde davalı şirketin daha fazla kar payı dağıtabileceği, bu şekilde alınan kararın iyi niyet kurallarına aykırı olduğu kanaatine varılarak iptaline karar verilmiştir. Gündemin 6 nolu maddesi ile davalı şirketin yönetim kurulu üyeliğine 3 yıl süre ile görev yapmak üzere ..., ... ve ...'nın oy çokluğu ile seçilmelerine karar verildiği, TTK'nın 436. maddesinde yönetim kurulu üyeliği seçimi için herhangi bir oydan yoksunluğun düzenlenmediği, kaldı ki seçilen pay sahibi  yönetim kurulu üyesinin kendisi için kullandığı oyun yok sayılması halinde dahi oy çokluğunun sağlanacağı ve kararda yasaya, ana sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılık bulunmadığından iptali talebinin reddine karar verilmiştir. Gündemin 7 nolu maddesi ile yönetim kurulu üyelerinin TTK'nın 395 ve 396. maddeleri uyarınca belirtilen hususlarda faaliyette bulunmalarına oy çokluğu ile karar verildiği, yönetim kurulu üyelerinin kendileri ile ilgili olarak alınacak bu kararda oy kullanamayacakları ancak birbirleri ile ilgili oy kullanabilecekleri, bu durumda yönetim kurulu üyelerinin kendileri için kullandıkları oyların yok sayılması halinde dahi oy çokluğunun sağlandığı ve kararda yasaya, ana sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılık bulunmadığından iptali talebinin reddine karar verilmiş ve sonuç olarak davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin 23/05/2019 tarihli ve 2018 yılı Olağan Genel Kurulu'nda alınan gündemin; 3, 4 ve 5 nolu kararlarının iptaline, 6 ve 7 nolu kararlar yönünden istemin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.\"gerekçesi ile, '' 1-Davanın Kısmen Kabulüne, davalı ...Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin 23/05/2019 tarihli ve 2018 yılı Olağan Genel Kurulu'nda alınan gündemin; 3, 4 ve 5 nolu kararlarının İPTALİNE, 6 ve 7 nolu kararlar yönünden istemin reddine  '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı şirketin 23/05/2019 tarihinde ertelemeli gerçekleştirilen 2018 faaliyet dönemine ilişkin olağan genel kurulunda oy çokluğu ile alınan ve davacının olumsuz oy kullanarak muhalefet ettiği 3, 4, 5, 6 ve 7 numaralı kararların kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporlarına göre, davanın süresinde açıldığı, müvekkilin usulüne uygun şekilde olumsuz oy kullanarak muhalefet şerhini tutanağa geçirdiği ve dava hakkının bulunduğunun tespit edildiği, ilk derece mahkemesinin , 3, 4 ve 5 numaralı genel kurul kararlarının iptaline, 6 ve 7 numaralı kararların ise reddine karar verdiğini, Yönetim kurulu seçimlerine ilişkin 6 numaralı kararın, TTK.436/1 hükmüne aykırı şekilde oy yasağı ihlal edilerek alındığını, davalı şirketin hakim ortağı olan ... Holding A.Ş.'nin oyları ile ..., ... ve ...'nın seçilmesine karar verildiği, davacının ise usulüne uygun şekilde muhalefet şerhini beyan ettiğini, Yönetim kurulu üyelerinin kendi oylarıyla kendilerini yönetim kuruluna seçtiklerini, bu durumun dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, şirketin ve azlık pay sahiplerinin haklarının ihlal edildiğini, ayrıca kendi oylarıyla kendilerine yüksek huzur hakkı kararı aldıklarını, bu durumun örtülü kazanç sağlama amacı taşıdığını, TTK.436/1 uyarınca, pay sahibi, kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hakimiyetleri altındaki şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme ilişkin müzakerelerde oy kullanamayacağını, bu durumda, yönetim kurulu üyelerinin oylarının geçersiz sayılması gerektiğini ve bu nedenle 6 numaralı genel kurul kararının iptal edilmesi gerektiğini, Yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddeleri uyarınca izin verilmesi kararına ilişkin istinaf nedenleri, Yönetim kurulu üyelerinin kendileri ile ilgili olarak alınacak bu kararda oy kullanamayacaklarını, ancak birbirleri ile ilgili oy kullanabileceklerini, bu durumda oy çokluğunun sağlandığını, ancak, yönetim kurulu üyelerinin kendileri için kullandıkları oyların geçersiz sayılması gerektiğini ve bu durumda yeterli nisap sağlanamayacağını, ayrıca, davalı şirketin hakim ortağı ... Holding A.Ş.'nin yönetim kurulu üyelerinin hakimiyetinde olması nedeniyle, onların iradesinden bağımsız olarak genel kurulda oy kullanamayacağını, bu nedenle, 7 numaralı genel kurul kararının da iptal edilmesi gerektiğini beyanla, kısmi istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, 23/05/2019 tarihli 2018 yılı olağan genel kurulunda alınan 6 ve 7 numaralı genel kurul kararlarının da iptal edilmesi suretiyle tüm dava konusu 3, 4, 5, 6 ve 7 numaralı kararların iptal edilmesini, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE;İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin, davalı ... San. ve Tic. A.Ş.’nin 23.05.2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan finansal tabloların tasdikine ilişkin (3), yönetim kurulu üyelerinin ibrasına dair (4) ve kâr dağıtımı hakkındaki (5) no'lu kararların iptaline ilişkin kararı usul ve esasa aykırı olduğunu,Davalı şirketin 04.04.2019 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında gündem maddelerinin ertelenmesi sonucunda 23.05.2019 günü yapılan genel kurul toplantısında ertelenen maddelerin görüşülerek karara bağlandığı, 04.04.2019 tarihli genel kurul toplantısında davacı tarafından herhangi bir itiraz, eleştiri veya soru yöneltilmediği, 23.05.2019 tarihli genel kurul toplantısında da aynı şekilde davacı tarafından bir itiraz veya eleştirinin olmadığı,04.04.2019 tarihli toplantıda bağımsız denetçi tarafından okunan bağımsız denetim raporuna davacının herhangi bir itirazı olmadığı, ertelenen gündem maddelerinin görüşüldüğü 23.05.2019 tarihli genel kurulda da davacının bağımsız denetçi veya bağımsız denetim raporuna yönelik bir itirazı veya eleştirisinin olmadığı, mahkemenin, bağımsız denetçinin ertelenen toplantıya katılmaması nedeniyle bir karar alınması gerektiği  gerekçesinin kabul edilemez olduğunu,Finansal tabloların tasdikine ilişkin alınan 3 no'lu kararın iptaline gerekçe olarak, 23.05.2019 tarihli toplantıya bağımsız denetçinin katılmaması gösterilmişse de, davacının bu durumdan zarar gördüğünün söylenemeyeceği, ayrıca, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı değerlendirmeler içerdiği, bilirkişilerin görev sınırlarını aşarak hukuki değerlendirmeler yaptığı, mahkemenin, bu eksik ve hatalı değerlendirmeleri esas alarak hüküm tesis ettiği,23.05.2019 tarihli genel kurulda yönetim kurulunun ibrasına ilişkin alınan 4 no'lu kararın iptalinin de doğru bulunmadığı, TTK md. 436/2 uyarınca yönetim kurulu üyelerinin kendilerine ait oy haklarını kullanamayacakları, ancak ... Holding A.Ş.’nin oylarının geçerli olduğu, ... ve ...’ın ... Holding A.Ş.’nin yönetim kurulu üyesi olmalarının, bu şirketin oy hakkını kullanmasını engellemediği, bu nedenle ibraya yönelik oyda yoksunluk halinin oluşmadığı, Kar dağıtımına ilişkin alınan 5 no'lu kararın iptaline de itiraz edildiği, davacının yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı dönemlerde kar dağıtılmadığı, şimdi ise yüksek oranda kar dağıtımı yapılmasının TMK md. 2 kapsamında çelişkili davranış olduğunu, bilirkişi raporlarının denetime açık olmadığı ve eksik inceleme içerdiğini, dağıtılan kar miktarının mali açıdan hakkaniyete uygun olduğunu beyanla,  23.05.2019 tarihli genel kurulda alınmış olan finansal tabloların tasdikine ilişkin 3 no'lu, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 4 no'lu ve kar dağıtımına ilişkin 5 no'lu kararların kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına uygun olduğunu ve yerel mahkemenin bu kararların iptaline dair kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalı şirketin ertelendiği için 23.05.2019 Tarihinde gerçekleştirilen 2018 yılı Olağan Genel Kurulunda alınan kararlardan 3,4,5, 6 ve 7 nolu kararların iptali istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Davalı Şirketin 2018 yılı Olağan Genel Kurulu ilk olarak 04/04/2019 tarihinde toplanmış,  gündemde yer alan Finansal Tabloların görüşülmesi, Yönetim Kurulunun İbrası, Yönetim Kurulu Üyelerinin Seçimi, Kar Dağıtımı konusunun görüşülmesi  ve Yönetim Kurulu Üyelerine 395 ve 396. Maddeler uyarınca izin verilmesine dair konuları TTK. 420. Madde uyarınca ertelenmiş, ertelenen 2018 yılı Olağan Genel Kurulu 23.05.2019 Tarihinde gerçekleştirilmiştir. İşbu dava konusu 23.05.2019 Tarihinde yapılan 2018 Yılı Olağan Genel Kurulunda alınan kararlardan  3,4,5, 6 ve 7. Maddelerinde yer alan kararların iptaline ilişkindir. Davalı şirketin GK. Toplantısının yapıldığı tarihte hazirun cetveline göre ortaklık yapısının davalı şirketin sermayesi olan 75.000.000,00 TL'ye tekabül eden 15.000.-adet paydan, 2.559 adet hissenin davacı ...'a,  6.782 Adet Hissenin ... Holding A.Ş.'ye,  3.100 Adet Hissenin ...'a, 2.559 Adet Hissenin de ...'a ait olduğu , ortaklardan 2.559.- adet hisse sahibi ...'ın asaleten, diğer ortaklar ... Holding A.Ş.,  ..., ...'ın ise vekaleten toplantıya katıldıkları, davalı şirketin 75.000.000,00 TL'ye tekabül eden 15.000 adet paydan, 2.559 adet hissenin asaleten, 12.441 adet hissenin ise vekaleten temsil edilerek oy kullandıkları ve hazirun cetvelini imzaladıkları görülmüştür. Davacının, dava konusu 23.05.2019 Tarihinde gerçekleştirilen 2018 yılı Olağan Genel Kurul kurul toplantısına katıldığı ve iptalini istediği 3, 4, 5, 6 ve 7 nolu kararlar yönünden olumsuz oy kullanarak muhalefet şerhini yazılı şekilde toplantı başkanlığına sunmuş olduğu anlaşılmış olmakla TTK. 446. Maddesinde belirtilen iptal davası açılması için tüm şekil koşullarının yerine getirildiği anlaşılmıştır. <br>DAVACI VEKİLİNİN İSTİNAF SEBEPLERİ İNCELENDİĞİNDE; Dava konusu genel kurulun 6 nolu gündem maddesiyle; Şirket Yönetim Kurulu üyeliğine 3 (üç) yıl süreyle görev yapmak üzere; ....TC. Kimlik nolu ...,  ....TC. Kimlik nolu, ..., ....TC. Kimlik nolu ...'nın davacı ...'ın 2.559. adet olumsuz oyuna karşılık, 12.441.-adet olumlu oyla oy çokluğu ile seçildikleri, TTK.' nın  408/2-b maddesi hükmü gereğince  yönetim kurulu üyelerinin seçimi, görev sürelerinin belirlenmesi ve azli genel kurulun yetkileri arasında olup,  kararın nisaba uygun alındığı,her ne kadar davacı tarafından TTK.436/1 hükmüne aykırı şekilde oy yasağı ihlal edilerek yönetim kurulunun seçildiği ileri sürülmüş ise de, yönetim kurulunun seçiminde bir oydan yoksunluk haline yer verilmediğinden iptal isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Dava konusu genel kurulun 7. Nolu gündem maddesiyle; Yönetim Kruluna TTK’nın 395. ve 396. maddelerine istinaden yetki ve izin verilmesine,  davacı ...'ın 2.559 adet olumsuz oyuna karşılık 12.441.-adet olumlu olumlu oya istinaden oy çokluğuyla kabul edilmiştir. Hazirun cetveli incelendiğinde;15.000 adet paya sahip  davalı şirketin 15.000.-adet paydan, 2.559 adet hissenin davacı ...'a,  6.782 Adet Hissenin ... Holding A.Ş.'ye,  3.100 Adet Hissenin ...'a, 2.559 Adet Hissenin de ...'a ait olduğu , ortaklardan 2.559.- adet hisse sahibi ...'ın asaleten, diğer ortaklar ... Holding A.Ş.,  ..., ...'ın ise vekaleten toplantıya katıldıkları, katılanlardan davacı ...'ın 2.559. adet olumsuz oyuna karşılık, 12.441.-adet olumlu oyla oy çokluğu ile  kabul edildiği ve davacının bu karara muhalefet ettiği görülmektedir. TTK. 436/1. maddesinde, ''pay sahibinin kendisi ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme ya da herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin müzakerelerde oy kullanamayacağı düzenlemesi mevcuttur. TTK. 395 ve 396. maddelerine göre tanınan izinlerin ve yetkinin verilmesi de pay sahibi ile şirket arasındaki kişisel ilişkiyi düzenlediğinden yönetim kurulu üyesi olan pay sahibinin TTK. 436/1. maddesi uyarınca bu müzakerede oy kullanamayacağı açıktır. Ancak kararın iptali için pay sahibi ve yönetim kurulu üyesinin oylamaya  katılmasının ve oy kullanmasının nisap bakımından sonuca etkili olması zorunludur. Somut olayda, ... ve ...' ın davalı şirkette pay sahibi olduğu, adı geçen yönetim kurulu üyelerinin kendileri ile ilgili olarak yönetim kuruluna TTK. 395 ve 396. Maddesindeki izinlerin verilmesine ilişkin oylamaya katılması mümkün değildir ancak birbirleri ile ilgili oylamada oy kullanabilecekleri, bu durumda yönetim kurulu üyelerinin kendileri için kullandıkları oyların yok sayılması halinde dahi nisap bakımından sonuca etkili olmadığı , oy çokluğunun sağlandığı ve alınan kararda yasaya, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı şirket yönetim kurulu üyesi olan ... ve ...'ın, davalı şirketin hakim ortağı olan ... Holding A.Ş..' nin yönetim kurulu üyesi olup hakim ortağın   temsilcisi olduğu iddia edilmiş ise de; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu' nun 436/1. maddesinde hakim ortağın oydan yoksun olduğuna ilişkin bir düzenleme bulunmadığından  Yargıtay 11. Hukuk Dairesi' nin 21/03/2018 tarih 2016/9401 Esas - 2018/2169 Karar sayılı ilamı ile aynı dairenin 12/12/2016 tarih 2016/2098 Esas - 2016/9484 Karar sayılı ilamı da dikkate alındığında davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde değildir. <br>DAVALI VEKİLİNİN İSTİNAF SEBEPLERİ İNCELENDİĞİNDE; Dava konusu genel kurulun 3 nolu gündem maddesiyle; 2018 yılı faaliyet dönemine ilişkin Bağımsız denetimden geçmiş finansal durum tablosu, kar/zarar tablosu, diğer kapsamlı gelir tablosunun okunup müzakere edildiği ve yapılan oylamada, davacı ...'ın 2.559. adet olumsuz oyuna karşılık, 12.441.-adet olumlu oyla oy çokluğu ile tasdik edilmiştir. Davalı şirkete ait 2018 dönemi '' konsolide finansal tablolar ve dipnotları” başlıklı denetim raporunun şirket bağımsız denetçisi ... A.Ş. tarafından tasdik edildiği, şirket merkezinde genel kurul toplantısından 15 gün önce hazır tutulduğu, aynı konsolide finansal tabloların genel kurulda ortakların bilgisine sunulduğu, 04.04.2019 tarihinde yapılan (ertelenen genel kurulda) Genel Kurul toplantısına Bağımsız Denetimi yapan ... A.Ş. Temsilcisi katıldığı, 4 nolu gündem maddesine göre; ... A.Ş.” nin hazırladığı 2018 yılı faaliyet dönemine ilişkin Bağımsız Denetçi raporu, ... A.Ş. temsilcisi sayın ... tarafından okunduğu, Bağımsız denetim raporunun 1 nüshası ...'ın talebi üzerine ...'a toplantı sırasında teslim edildiği,10 nolu gündem maddesi ile de; Bağımsız Denetim firmasının seçilmesinin genel kurulun onayına sunulup müzakere edildiği,  2019 yılı için ... A.Ş.'nin bağımsız denetçi olarak seçilmesine ve sözleşme yapılmasına, ...'ın 2.559. adet olumsuz oyuna karşılık, 12.441.-adet olumlu oyla oy çokluğuyla karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece dava konusu genel kurulun 3 nolu gündem maddesinin iptaline yönelik verilen hüküm gerekçesinde; davalı şirketin bağımsız denetçisinin  04/04/2019 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına katıldığı ancak erteleme kararı ile yapılan 23/05/2019 tarihli genel kurul toplantısına katılmadığı, davalı şirket bağımsız denetime tabi olmakla TTK'nın 407. maddesi uyarınca denetçinin genel kurulda hazır bulunmasının zorunlu olduğu, genel kurul tarafından toplantıya katılmamasına yönelik bir karar alınmadığı gerekçesiyle 3  nolu maddenin iptaline karar verilmiş ise de; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin  2021/3273 Esas- 2022/8547 Karar ve aynı Dairenin 2016/12403 Esas- 2018/4469 Karar sayılı ilamlarında belirtildiği üzere TTK’nın 407/2 maddesi gereğince murahhas üyelerin ve denetçinin genel kurula katılmamasının başlı başına iptal sebebi sayılamayacak olmasına ve dosyada mevcut bulunan ve davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucu düzenlenen kök ve ek rapordaki teknik açıklamalar dikkate alındığında, şirketin bilanço ve faaliyet raporunun gerçeği yansıtmadığı yönünde herhangi bir tespitin olmadığı, finansal tabloların şirket kayıtlarına uygun olduğu, aksi yönde delil olmadığı, içerik ve nisap bakımından ana sözleşme ve yasaya uygun bulunan  3 nolu maddenin iptali isteminin yerinde olmadığı, bu nedenle mahkemece, 3 nolu gündem maddesinin iptali talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yukarıdaki gerekçe ile iptaline karar verilmesi yerinde olmayıp davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Dava konusu genel kurulun 4 nolu gündem maddesinin Yönetim Kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin olduğu, Yönetim Kurulu üyesi ...'ın; ...'ın 2.559.- adet olumsuz oyuna karşılık 9341-adet olumlu oyla oyçokluğu ile,  Yönetim Kurulu üyesi ...'ın; ...'ın 2.559 adet olumsuz oyuna karşılık 9882 adet olumlu oyla oyçokluğu ile, Yönetim Kurulu üyesi ...'nün; ...'ın 2.559.- adet olumsuz oyuna karşılık, 12.441.-adet olumlu oyla oyçokluğu ile ibralarına karar verildiği,  her bir Yönetim Kurulu üyesinin ibrası sırasında Yönetim Kurulu üyesi ortağın temsilcisi tarafından oy kullanılmamış ise de TTK 436/2 maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanamayacakları gibi diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra kararlarında da oy kullanmaları mümkün değildir. Her ne kadar davacı tarafından TTK.436/1 hükmüne aykırı şekilde oy yasağı ihlal edilerek yönetim kurulunun ibra edildiği ileri sürülmüş ise de, yönetim kurulu üyelerinin ibraya İlişkin oy yasağı TTK. 436/2. Maddesinde düzenlenmiş olup TTK'nın 436/2.maddesine göre oydan yoksunluk yönetim kurulu üyelerinin kendilerine ait paylardan  doğan oy hakları ile sınırlı olduğu, oydan yoksunluğun TTK. 436/1 maddesi kapsamında genişletilmesinin mümkün olmadığı, sadece TTK. 436/2 maddesi çerçevesinde uygulama alanı bulduğu, davacı tarafça, davalı şirket yönetim kurulu üyesi olan şirket ortakları  ... ve ...ın, davalı şirketin hakim ortağı olan ... Holding A.Ş.' nin yönetim kurulu üyesi olmaları sebebiyle hakim ortağın   oydan yoksun olduğu iddia edilmiş ise de; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu' nun 436/1.ve 436/2 maddesinde hakim ortağın oydan yoksun olduğuna ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, buna göre yönetim kurulu üyeleri ... ve ...'ın, şirket ortağı olmaları sebebiyle ibra oylamasına katılmalarının TTK. 436/2 Maddesi uyarınca mümkün olmadığı, diğer yönetim kurulu üyesi ...'nın şirket ortağı olmadığı gibi oylamaya da katılmadığı, Ancak pay sahibi ve yönetim kurulu üyesi olan ... ile ...'ın bu oylamaya katılmasının ve oy kullanmasının nisap bakımından sonuca etkili olması Zorunludur. Nitekim TTK. 446. maddesinde, bu yöndeki bir kararın iptal edilebilmesi için yasaya aykırılığın genel kurul kararının alınmasında etkili olması gerektiği açıkça ifade edilmiştir. TTK 418. maddesinde, \"Genel kurullar bu kanunda veya esas sözleşmede aksine daha ağır bir nisap öngörülmüş bulunan haller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanır. Bu nisabın toplantı süresince korunması şarttır. Kararlar toplantıda hazır bulunanların çoğunluğuyla verilir.\" denilmiştir. Somut olayda şirketin toplam sermayesinin 75.000.000,00 TL'ye tekabül eden 15.000.-adet paydan, 2.559 adet paya tekabül eden 12.795.000 TL. sinin davacı ...'a,  6.782 Adet paya tekabül eden 33.910.000 TL. sinin ... Holding A.Ş.'ye,  3.100 Adet paya tekabül eden 15.500.000 TL. sinin ...'a,  2.559 adet paya tekabül eden 12.795.000 TL. sinin ...'a ait olduğu , ortaklardan 2.559.- adet hisse sahibi ...'ın asaleten, diğer ortaklar ... Holding A.Ş.,  ..., ...'ın ise vekaleten toplantıya katıldıkları, davalı şirketin 75.000.000,00 TL'ye tekabül eden 15.000 adet paydan, 2.559 adet hissenin asaleten, 12.441 adet hissenin ise vekaleten temsil edilerek oy kullandıkları ve hazirun cetvelini imzaladıkları, yönetim kurulu üyeleri ..., ...'ın toplam 5659 adet oylarının yok sayılması halinde dahi davacı ...'ın 2.559 adet olumsuz oyuna karşılık  ... Holding A.Ş. 'nin 6.782 Adet olumlu oyu ile oyçokluğu ile ibralarına karar verildiği, alınan kararda TTK. 418 maddesindeki nisabın sağlandığı  içerik ve nisap bakımından ana sözleşme ve yasaya uygun bulunan  4 nolu maddenin iptali isteminin yerinde olmadığı, bu nedenle mahkemece, 4 nolu gündem maddesinin iptali talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yukarıdaki gerekçe ile iptaline karar verilmesi yerinde olmayıp davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.Dava konusu genel kurulun 5 nolu gündem maddesinin  karın dağıtımına ilişkin  olduğu, Ticari ortaklıkların amacının kar elde etmek ve bunu ortaklara dağıtmak olduğu, kar payının ortaklar açısından müktesep hak teşkil ettiği, şirketin kar elde etme amacının terk etmesinin mümkün bulunmadığı, karın dağıtımına ilişkin ana sözleşmede ve kanunda öngörülen bir takım sınırlamaların da bulunduğu, karın dağıtımının genel kurulun münhasır yetkisinde olup, İstisnai hallerde karın dağıtılmaması yönünde karar alınmasının söz konusu olabileceği, ancak kar payının ortağın müktesep hakkı olması nedeniyle bu sınırlamaların ve düzenlemenin dar yorumlanması gerektiği, şirketin kar dağıtılmaması ya da oranının düşük tutulması yoluyla yarar sağlayarak finans yükünü azaltabileceği ancak bununla beraber ortağın müktesep hakkı olan kar elde etme amacının tamamen sınırlandırılarak “ortadan kaldırılamayacağı, dolayısıyla şirketin çıkarlarıyla ortakların çıkarları arasında denge kurulmasının zorunlu olduğu, objektif ölçülere uygun davranılmasının zorunlu olduğu kabul edilmelidir. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda ve  dosya kapsamına göre şirketin mali yapısının %5'den  daha fazla oranda kar dağıtmaya elverişli olduğundan gündemin 5 nolu maddesi ile alınan kararın  iptaline dair ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik yoktur. Bu nedenle, davalı vekilinin bu konudaki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne,  ilk derece mahkemesi kararının  6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına,  dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak, davalı ... Ticaret A.Ş.'nin 23/05/2019 tarihli ve 2018 yılı Olağan Genel Kurulu'nda alınan gündemin;  5 nolu kararın iptaline, 3, 4, 6 ve 7 nolu kararlar yönünden istemin reddine  karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, B- Davalının istinaf başvurusunun KISMEN  KABULÜ ile; İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/11/2021 tarih ve 2019/533 Esas - 2021/742 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,  Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak, 1-Davanın Kısmen Kabulüne, davalı ... Ticaret A.Ş.'nin 23/05/2019 tarihli ve 2018 yılı Olağan Genel Kurulu'nda alınan gündemin; 5 nolu kararının İPTALİNE, 3,4,6 ve 7 nolu kararlar yönünden istemin reddine <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL karar harcından davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 383,2‬0-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 44,40-TL peşin harç ve 44,40-TL başvurma harcı toplamı olan 88,8‬0‬-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 93,30-TL posta/tebligat gideri, 2.600,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.693,3‬0-TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre 538,66 ‬TL.'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve taktir edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve taktir edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak  davalıya verilmesine, 8-Kullanılmayan gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,<br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 10-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 11-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 12-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 200-TL posta/tebligat gideri toplamı: 420,7‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 13-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 14-Kullanılmayan gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 15-Kararın taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 26/09/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"43f307c07f10de02","SID":"f2811e7ae7e1dad2"}}