{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/451 Esas<br>KARAR NO: 2024/1365 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEME: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ: 27/05/2021 <br>NUMARASI: 2018/315 Esas - 2021/407 Karar <br>DAVA: Genel Kurul Kararının İptali <br>KARAR TARİHİ: 19/09/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ...'ın  davalı ...Ş.' de % 46,74  oranında pay sahibi olduğunu, davalı şirketin 2017 mali yılına ilişkin olağan genel kurulunun 04.04.2018 günü saat 11:00’de şirket merkezinde yapılacağının duyurulduğunu ve öncesinde de Beyoğlu ... Noterliğinin 22.03.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile TTK.nın 437. maddesi kapsamında bilgi ve belge talep edildiğini, ancak bu taleplerinin kötü niyetli bir şekilde reddedildiğinden İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/289 Esas sayılı dava dosyası ile bilgi ve belge incelemenin talep edildiğini, yargılamanın dava tarihinde devam ettiğini, şirket yönetiminin kötü niyetli yaklaşımının genel kurul esnasında da devam ettirdiğini, müvekkili şirket ortağı ve vekilleri olarak taraflarına yönelik usulsüz işlemler ve engellemeler sonucunda taraf vekili ve müvekkilinin de asil olarak katılımının engellendiği bir genel kurulun yapıldığını ve tescil başvurusunda bulunulduğunu, Genel kurulun yapıldığı şirket merkezinde öncelikli olarak noterde düzenlenen ve geçerli olduğu sabit olan Beyoğlu ... Noterliğinin 21.03.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile Av. ...'in genel kurulun yapılacağı şirket merkezinde hazır bulunduğunu ve öncelikle toplantının gizli kamera sistemi ile kaydedildiğine yönelik itirazları sonucunda polis ekiplerinin geldiğini, bu durumun şirket merkezi kamera kayıtları ve çevresi mobese sistemi kamera kayıtları ile sabit olduğunu, bunun sonrasında öncelikli olarak müvekkilinin  verdiği vekaletnamenin geçersiz olduğunun iddia edildiğini ve bu seferde taraflarınca müvekkili ortağın el yazılı 04.04.2018 tarihli ikinci vekaletnamesinin sunulduğunu, bu ikinci vekaletnamenin de ekinde imza sirküleri bulunmasına karşın kötü niyetli ve haksız bir şekilde itiraza uğradığını, bu itirazın da azınlık pay sahibi olarak taraflarınca genel kurulun bağımsız ve güvenli bir şekilde yürütülmesi için davet edilen bakanlık temsilcisinin değerlendirilmesi sonucunda yetki, genel kurul öncesinden itibaren müvekkiline karşı kötü niyetli bir tutum içinde olan toplantı başkanı ve şirket yönetim kurulu başkanı ...’a devredildiğini ve vekaletnamelerin haksız bir şekilde kabul görmediğini, ancak sonradan öğrendikleri üzere ve edindikleri genel kurul tutanağında bu durumun geçirilmediğini, vekaletnamelere ilişkin bu tutum üzerine derhal müvekkilinin bizzat hazır edildiği halde, toplantının diğer ortaklarca şifreli, kilitli odaya alındığını ve müvekkilinin genel kurula katılmasının engellendiğini, kapının açılması için mücadele edildiğini ancak şirket avukatının katılımı engellediğini buna ilişkin tutanak tutulduğunu, genel güvenlik ve tarafsız bir yönetiminden çok uzakta müvekkilin katılımının engellenerek bir genel kurul yapıldığını,  İstanbul ... Noterliğinden 05.04.2018 tarih ve ... yevmiye numarası ile onaylı Genel Kurul Tutanağı ve Hazır Bulunlar Listesinin tescili için 05.04.2018 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne teslim edildiğini ve evrakların incelenmesinin devam ettiğini, Genel Kurul öncesi ve sırasında yaşanan tüm bu gelişmelerin de 05.04.2018 tarihli dilekçesi ile ticaret sicil müdürlüğüne işlemdeki usulsüzlüğünün ihbar mahiyetinde bildirildiğini, ayrıca İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/350 D.İş sayılı dosyası ile tescil işlemlerinin durdurulması için ihtiyati tedbir talep edildiğini ve Mahkeme aracılığıyla müvekkilinin katılımının engellendiği genel kurul evrakına ulaşıldığını, Genel kurul tutanağının usule ve yasaya aykırı bir şekilde tutulduğunu, TTK.nın 446. maddesi uyarınca müvekkilinin Genel kurula katılımınının kasten ve kötü niyetli bir şekilde engellediğinden alınan kararların iptalinin müvekkili tarafından ileri  sürülebileceğini, müvekkilinin katılmaması sonrasında diğer ortakların müvekkilinin temsil, bilgi alma haklarını sınırlayan kararlar aldıklarını, iptal edilebilirlikten öte butlan niteliğindeki genel kurulda alınan kararların tamamının iptali gerektiğini belirterek, davalı şirkette önemli bir oranda paya sahibi olan müvekkilinin genel kurula katılımının kasti ve kötü niyetli eylemler sonucunda engellendiğinin açık olduğundan 04.04.2018 tarihli davalı şirket genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacının genel kurul toplantısından önce müvekkili şirketten bilgi ve talep ettiğini ve toplantıda Bakanlık temsilcisinin hazır bulundurulmasını talep ettiğini, davacının talebi doğrultusunda, Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin 32/3 maddesine uygun olarak İstanbul Gümrük ve Ticaret İl Müdürlüğüne başvuruda bulunarak genel kurul toplantısı için Bakanlık Temsilcisi görevlendirildiğini, Genel Kurul toplantısının açılışında davacı vekili tarafından sunulan vekaletnamenin, ortağın pay adedi ve itibari kıymetini içermediğinden Genel Kurul Yönetmeliğinin 18/7 ile 21. maddelerinde yer alan şekil şartlarını taşımadığının tespit edildiğini, davacı vekilinin bu defa 04/04/2018 tarihli başka bir vekaletname ibraz ederek vekaletname metninin altına bu defa kendi el yazısıyla, vekaletnameyi düzenleyen asilin imza attığı metinde ver almayan eklemeler yaptığını, sonra bu eklemeleri eli ile üzerini çizerek tekrar kaleme aldığını, Divan heyeti ve Bakanlık Temsilcisi tarafından yapılan incelemede ibraz edilen bu vekaletnamenin de Genel Kurul Yönetmeliğinde yer alan geçerlilik şartlarını taşımadığının görüldüğünü, davacı vekili tarafından sunulan her iki vekaletnamenin de geçersiz olduğunu, itirazlarını da içerecek şekilde toplantı tutanağına geçirildiğini, bunun üzerine davacı vekili toplantının açılmasını engellediğini, Bakanlık Temsilcisinin görevini yapmasına mukavemet ettiğini ve Ticaret İ1 Müdürlüğünün resmi işlem dosyasını, çıkardığı arbededen yararlanarak toplantı salonunun dışına çıkardığını, kolluk kuvvetlerinin müdahalesi üzerine şirket merkezi dışında davacı vekilinin aracında ele geçirilerek toplantı yerine getirildiğini, arbedenin ardından Bakanlık Temsilcisinin geçerli bir vekaletname ibraz etmeyen davacı vekilinin dışarı çıkarılmasını ve genel kurul toplantısının hazır bulunanların katılımıyla açılmasını bildirdiğini ve toplantının, şahsen hazır bulunan şirket hissedarları ve yönetim kurulu üyesinin katılımıyla açılabildiğini, toplantının bu şekilde, 645.666 pay sahibi ...'ın ve 12.015 pay sahibi ...'ın hazır bulunmasıyla şirketin toplam paylarının %53'ünü oluşturan toplam 657,681 payın katılımıyla gerçekleştirildiğini, davacının ibraz ettiği her iki vekaletnamenin de Bakanlık Temsilcisi tarafından tespit edildiği ve tutanağa geçirildiği üzere geçerlik şartlarını taşımadığını, geçerlilik taşımayan vekaletname ile toplantıya katılamayan davacının bu sebeple,  TTK.nın 446. maddesi kapsamında dava açma ehliyetine haiz olmadığını, davacının hazır bulunanlar listesinde asgari ve mevcut toplantı nisabının gerçeğe aykırı olarak yazıldığı iddiasının kötü niyetli olduğunu, davacı yanın tutanağın 3. ve 6. maddelerinde, kullanılan olumlu ve olumsuz oyların mevcut toplantı nisabına aykırı olarak kaleme alındığını ifade ettiğini, gerçekten tutanağın 3. ve 6. maddelerinde sehven yazılmış oy adetlerinin bulunduğunu, bununla birlikte gerek toplantının açılış ve kapanış nisapları, gerekse kararların mevcudun oybirliğiyle alındığının belirtilmiş olması karşısında, söz konusu yanlışlığın esasa etkili olmayan maddi hata niteliğinde olduğunun açık olduğunu,  davacı yanın bilgi alma haklarının engellendiği iddiasının bu davanın konusu olmadığı gibi tamamen kötü niyetli olduğunu belirterek,  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 27/05/2021 tarih 2018/315 Esas - 2021/407 Karar sayılı kararında; \"Dava; TTK'nın 445. ve 446. maddelerine istinaden açılmış davalı şirketin 04/04/2018 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda alınan kararların iptali istemine ilişkindir. Davacının davalı şirket pay sahibi olduğu, üç aylık süresi içerisinde bu davayı açtığı ve şirket merkezinin bulunduğu yere göre Mahkememizin bu davada yetkili olduğu görülmüştür. Taraf delilleri toplanmış, davalı şirketin ticari sicil dosya sureti ve genel kurul toplantı tutanağı ile ekleri ve İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/352 Esas sayılı dosyası incelenmiş, tanıklar dinlenmiş ve bilirkişi heyetinden rapor  alınmıştır. İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/352 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, bu davanın davalısı ... tarafından,  İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine dava konusu Genel Kurul toplantı tutanağının  tescil talebinin reddine dair karara karşı itiraz davası olduğu, davanın reddine karar verildiği, kararın istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 27/02/2020 tarih ve  2018/1714 E.- 2020/178 K. sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülmüştür. Bilirkişiler ... Mahkememize sundukları 01/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda; Dava konusu genel kurulda alınan 3 ve 6 nolu kararların, TTK m. 422/I'in ve GKY m. 26/II-III'ün aradığı şartlarını taşıyıp taşımadığı noktasında nihai kanaatin Mahkemede olduğunu, fakat 3 nolu karardaki \"584   657.681 olumlu oyla\" ibaresinden sonraki \"oybirliğiyle\" ibaresi ile 6 nolu karardaki yine \"oybirliğiyle\" ifadesinin toplantıya katılanların oybirliğini, yani 657.681 oyun tamamını kastettiğinin açık bulunduğu, bu sebeple TTK. m. 422 hükmünde amaçlananın, olaydaki bu belirlilik ile sağlandığı, bundan böyle bu belirliliği ortadan kaldırmayacak derecedeki şekli aykırılıkların geçersizliğe (=butlana) yol açmayacağının kabul edilmesi gerektiği, keza amaç gerçekleştikten sonra, aşırı şekilciliğe gitmeden işlemlerin mümkün mertebe ayakta tutulmasına ilişkin ilkenin de bunu gerektirdiğini, Genel kurulda alınan kararlar için iptal edilebilirlik incelemesi yapılması gerekliliği karşısında; Genel kurul toplantısına katılmanın, anonim şirket pay sahiplerinin en temel hakkı olduğu; bu hakkın vekille kullanılması TTK m. 426/1 uyarınca adi yazılı şekle tabi tutulmuşken GKY ile ağırlaştırılmasının normlar hiyerarşisine aykırı olduğu; aynı şekilde kanunda aksi öngörülmedikçe sözleşmelerin ve hukuki işlemlerin şekle tabi olmadığına ilişkin TBK m. 12'ye ve vekâlet sözleşmesinin geçerlilik şekline tabi olmaksızın akdine cevaz veren TBK m. 503'e de aykırılık oluştuğu; kaldı ki davacı vekilinin ibraz ettiği Beyoğlu ... Noterliği'nden 21.03.2018 tarihli ve ... yevmiye nolu vekaletnamede vekilin genel kurul toplantı tarihi de verilerek katılım ve oy kullanmaya yetkili kılındığı; bu noktada pay adedi ve pay itibari değerlerinin bulunmamasından hareketle vekâletnamenin geçersizliğinden bahsetmenin aşırı şekilcilik olup, davacı vekilinin genel kurul toplantısına alınmamasının kanuna aykırılık oluşturduğunu, Kararın alınmasında \"etkili\" ise, genel kurula katılmaya ve oy kullanmaya haksız olarak izin verilmemenin tek başına iptal için yeterli olduğu (TTK. m. 446/I-b), artık kararın TTK m. 445 uyarınca kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu ispata gerek bulunmayacağı, Etki prensibinin tetkikinde; nicelik bakımından genel olarak davalı şirkette davacının pay oranının azınlıkta kalması (%46.74) karşısında katılımının engellenmesinin kararın alınmasına etkili olup olmayacağının Mahkemenin takdirinde olduğu; ancak bu oranın bir anonim şirket için oldukça yüksek kabul edilebileceği; Davacının %46.74 oranında pay sahibi olması sebebiyle TTK m. 420 uyarınca fınansal tablolar ile buna bağlı konular, yani kâr dağıtımı ile yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçimi kararlarını erteletme gücüne sahip olduğu; bu sebeple 3, 4 ve 6. maddeler için etki prensibinin gerçekleştiği; yani davacının genel kurula haksız şekilde alınmaması şeklinde tezahür eden aykırılığın kararların alınmasında etkili olduğu (TTK m. 446/I-b) ve bu yönüyle kararların iptalinin gerektiği; Yönetim kurulu üyelerine şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma ve rekabet yasağına ilişkin 8 nolu kararın TTK m. 420 kapsamında fınansal tablolara bağlı konulardan olup olmadığı hususunda Yargıtay'ın çelişkili kararları olduğu, ancak güncel kararlarda Yargıtay'ın bu hususları da fınansal tablolarla bağlı konular kapsamında gördüğü; Esasen fınansal tablolar ile bağlantılı olan ve ertelemenin kapsamında bulunan 5 nolu kararda yönetim kurulu üyelerinin oydan yoksunluğu (TTK m. 436/11) sebebiyle ibra oylaması yapılmaması, yani karar alınmaması ve yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmemesine ilişkin olumsuz karar alınan 7 nolu karar bakımından da takdirin Mahkememizde olduğunu belirtmişlerdir. Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı %46,74 oranında pay sahibi olduğu davalı şirketin 04/04/2018 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurulunda alınan kararların Genel Kurula katılımının engellenmesi ve  bu hususun genel kurul kararlarının alınmasında etkili olduğu gerekçesiyle kararların iptalini talep ettiği, davalı şirketin ise davacının ibraz ettiği her iki vekaletnamenin bakanlık temsilcisi tarafından tespit edilen ve tutanağa geçirildiği üzere geçerlilik şartı taşımaması nedeniyle genel kurul toplantısına alınmadığını, kararların mevcudun oy birliği ile alındığını belirterek davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır.Davacı vekili Genel Kurula vekaletname ile katılmasının usulsüz ve kanuna aykırı şekilde engellendiğini, davacı asilin hazır edildikten sonra dahi toplantının şifreli kilitli bir odaya alındığını ve müvekkilinin toplantıya katılmasının engellendiğini iddia ettiği, Beyoğlu ... Noterliğinin 21/03/2018 tarihli, ... yevmiye nolu vekaletnamesinde davacı vekilinin davacıyı davalı şirketin Genel Kurul toplantısında temsil etmeye yetkisi olduğunun görüldüğü, vekaletnamede pay adedinin ve pay itibari değerlerinin bulunmaması nedeniyle vekaletnamenin geçersiz olduğunun ileri sürülmesinin aşırı şekilcilik olup, TTK'nın 426/1. ve TBK'nın 503. maddeleri göz önüne alındığında, vekaletnamenin geçerli olduğu anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın “İptal sebepleri” başlıklı 445. maddesine göre “446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.” Aynı kanunun “İptal davası açabilecek kişiler” başlıklı 446/1-b maddesinde ise “Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri...” hükmü mevcuttur.  TTK'nın 446. Maddesindeki \"... Genel Kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların Genel Kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri .... \" iptal davası açabilecek kişiler arasında sayıldığı, buna göre davacının haksız olarak Genel Kurula katılımının engellenmesinin, kararların alınmasında etkili olup olmadığı hususunun incelenmesi gerektiği anlaşılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin içtihatları bu yöndedir. Davacı ortağın temsilcilerinin vekaletnamelerdeki eksiklikler gerekçe gösterilerek haksız olarak toplantıya alınmaması davacıya iptal davası açma hakkı verir, Ancak davacıların ortaklık hakkından doğan genel kurula katılma ve oy kullanma haklarının engellendiğinde, tek başına bu aykırılık genel kurul toplantısının iptali sonucunu doğurmayacak olup, 6102 saylı TTK'nın 446/1-b ve 445. maddesinde yer alan koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin irdelenmesi gerekir. (Yargıtay 11.HD.nin 16.05.2019 tarih ve 2017/4647 E. 2019/3855 K.) Davalı şirketin Genel Kurulunda finansal tabloların onaylanmasına ilişkin 3 nolu karar bununla bağlantılı olan yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin 6 nolu karar ile dönem karın dağıtılmasına ilişkin 4 nolu kararın ve yönetim kurulu üyelerine TTK.nın 395. ve 396. maddeleri uyarınca izin verilmesine ilişkin karar alınmasını, davacının TTK'nın  420. maddesi gereğince toplantının ertelenmesini talep ederek engelleyebileceği, buna göre davacı vekilinin haksız şekilde toplantıya alınmamasının finansal tabloların ve buna ilişkin kararların alınmasına etki ettiği anlaşıldığından, davalı şirketin Genel Kurulunda alınan 3, 4, 6 ve 8 nolu kararların iptaline karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Genel Kurulda 5 nolu kararda, ibra oylaması yapılmadığından, 7 nolu kararda olumsuz karar alındığından, 1 nolu kararda toplantı başkanlığı, katipliği ve oy toplayıcına ilişkin seçim yapıldığından ve 2 nolu kararda ise faaliyet raporu okunup, herhangi bir karar alınmadığından, bu kararların iptaline ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği Mahkememizce kabul edilmiştir...\"gerekçesi ile, ''1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; davalı şirketin 04.04.2018 tarihli 2017 yılına ait olağan Genel Kurulunda alınan 3 nolu, 4 nolu, 6 nolu ve 8 nolu kararlarının iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, müvekkil şirketin genel kurul toplantısına haksız şekilde alınmadığını belirterek, bu toplantıda alınan kararların iptalini talep ettiğini, İlk derece mahkemesinin, davacının vekaletnamesinin Anonim Şirketler Genel Kurul Yönetmeliği'ne uygun olmadığını, ancak yönetmelik hükümlerinin kanundan daha sıkı hükümler içerdiğini belirterek, iptal davası açma sebebinin mevcut olduğunu kabul ettiğini, mahkemenin ayrıca, davacının genel kurulda alınacak kararları değiştirmeye yeterli oy gücü olmasa da toplantıya katılması halinde toplantının ertelenmesini talep edebileceği gerekçesiyle, finansal tabloların onaylanması (3 nolu karar), yönetim kurulu üyelerinin seçimi (6 nolu karar) ve yönetim kurulu üyelerine şirketle işlem yapma yetkisi verilmesi (8 nolu karar) kararlarının iptaline hükmettiğini, ancak, diğer kararlar yönünden iptal talebini reddettiğini, mahkemenin, bu kararlarında etki prensibinin gerçekleştiğini kabul ettiğini beyan etmiştir.İlk derece mahkemesinin bazı kararlarının iptal edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, istinaf incelemesi neticesinde davanın tamamen reddi veya dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.Davacının vekaletnamesinin, hissedarın pay adedi ve pay değerlerini içermemesi nedeniyle geçersiz olduğunu, davacı vekilinin ibraz ettiği vekaletnamenin, Anonim Şirketler Genel Kurul Yönetmeliği'nin 18/7 ve 21. maddelerinde belirtilen şekil şartlarına uygun olmadığını, bu nedenle vekilin genel kurula alınmamasının usulüne uygun olduğunu, ayrıca, Yargıtay’ın 2001/9458E ve 2001/320K sayılı kararlarında da vekaletnamede bu unsurların bulunmaması halinde genel kurula katılımın engellenebileceğinin hükme bağlandığını, bu nedenle davacının, genel kurul toplantısına katılmaması dolayısıyla alınan kararlara itiraz hakkının bulunmadığını, Etki prensibi açısından, davacının müvekkil şirkette %46,74 oranında paya sahip olduğunu, ancak toplantıya katılan diğer hissedarların %52,61 oranında pay sahibi olduğunu belirterek, davacının toplantıya katılmış olsa bile alınan kararlara etki edemeyeceğini,  Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/4647E, 2019/3855K ve 2016/10109 E, 2018/4290 K sayılı kararlarına göre, davacının oy oranı alınan kararları değiştirecek düzeyde olmadığı için iptal talebinin hukuka aykırı olduğunun savunulduğunu, ayrıca, finansal tabloların onaylanmasının, yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi ve yönetim kurulu üyelerine işlem yapma yetkisi verilmesi gibi kararların birbirinden bağımsız olduğunu, bu nedenle davacının etkisinin bulunmadığı kararlar yönünden iptal koşullarının gerçekleşmediğini, Yönetim kurulu üyelerinin seçiminin ve yönetim kurulu üyelerine işlem yapma yetkisi verilmesinin mali konularla ilgili olmadığını, bu durumun Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2001/9539 E ve 2002/1757 K sayılı kararında da tartışıldığını beyan ederek, davacının vekaletnamesinin şekil şartlarına uygun olmadığı ve alınan kararlara etki edemeyeceği gerekçesiyle tüm  dava taleplerinin reddine karar verilmesini aksi halde, İlk derece mahkemesinin bazı kararları iptal etmesinin TTK 446. maddeye aykırı olduğunu, bu nedenle dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere geri çevrilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; TTK'nın 445 ve devamı maddeleri uyarınca davalı şirketin 04/04/2018 tarihli 2017 yılı faaliyet dönemine ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, dava konusu olağan genel kurulda alınan 3, 4, 6 ve 8 nolu kararların iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, davacının davalı şirkette %46,74 oranında azlık pay hakkına sahip olduğunu, dava konusu olağan genel kurul toplantısının yapılacağının duyurulması üzerine ihtarname ile davalı şirketten bilgi ve inceleme talebinde bulunduklarını, ancak taleplerinin reddedildiğini ve bilgi ve inceleme talebi ile mahkemeye dava açıldığını ve yargılamanın derdest olduğunu, olağan genel kurul toplantı tarihi ve yerinde davacının temsilcisinin hazır olduğunu ve vekaletname sunulduğunu, ancak davalı tarafından sunulan vekaletnamelerde eksiklik bulunduğu gerekçesiyle toplantıya katılımlarına engel olunduğunu, davacının toplantıya katılma ve oy kullanma hakkının kısıtlandığını, toplantı tutanağında oy oranlarında ve katılım oranları konusunda usulsüzlük bulunduğunu, toplantıya katılım kasten engellenerek toplantıda usulsüz kararlar alındığını, toplantıya katılımın engellenmemesi halinde azlık pay hakkında sahip davacının toplantının ertelenmesi talebinde bulunacağını , ancak davacının azlık hakkının kullanımına da engel olunduğunu, bu sebeple dava konusu toplantıda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacı temsilcisinin dava konusu olan genel kurul toplantısına katılımı için sunulan ilk vekaletnamenin ortağın pay adedi ve itibari kıymetini içermemesi sebebiyle, ikinci vekaletnamenin ise temsilcinin kendi el yazısı ile eklemeler içermesi ve daha sonra üzerinin çizilmesi sebebiyle geçersiz olduğunu, bu sebeple davacı temsilcisinin dava konusu olağan genel kurul toplantısına katılmasına izin verilmediğini, davacının dava açma ehliyetine haiz olmadığını, toplantı tutanağında yazılan oy oranlarına ilişkin açık maddi hata yapıldığını,  bunun ileri sürülmesinin kötü niyetli olduğunu, toplantı karar ve yeter sayısının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının bilgi ve inceleme hakkına engel olduğu iddialarının da doğru olmadığını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; davacı temsilcisinin dava konusu olan genel kurul toplantısına katılımı için sunulan ilk vekaletnamenin ortağın pay adedi ve itibari kıymetini içermemesi sebebiyle, ikinci vekaletnamenin ise temsilcinin kendi el yazısı ile eklemeler içermesi ve daha sonra üzerinin çizilmesi sebebiyle geçersiz olması ve bu sebeple toplantıya katılmasına izin verilmemesinin yerinde olmasına ve dava açma ehliyetinin bulunmamasına, etki prensibi yönünden de davacının oy oranı dikkate alındığında dava konusu kararlara etkisinin bulunmayacağını, davacının TTK 420. maddesi kapsamında mali hususların görüşülmesinin ertelenmesini talep edebileceği düşünülse dahi, yönetim kurulu üyelerinin seçimi ve yönetim kurulu üyelerine şirketle işlem yapma yetkisi verilmesine dair kararlar için iptal koşullarının mevcut olmamasına rağmen Mahkemece aksi gerekçe ile karara konu kararların iptaline karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. TTK'nın 425/1 maddesine göre Pay sahibi, paylarından doğan haklarını kullanmak için, genel kurula kendisi katılabileceği gibi, pay sahibi olan veya olmayan bir kişiyi de temsilcisi olarak genel kurula yollayabilir. Temsilcinin pay sahibi olmasını öngören esas sözleşme hükmü geçersizdir. TTK'nın 426/1 maddesinde ise temsilcinin yazılı olarak yetkilendirileceği hüküm altına alınmıştır. Dava konusu olağan genel kurul toplantısında katılımı için davacı tarafından temsilcisine verilen vekaletnamede şirketin ünvanının, toplantı tarihinin ve vekalet verilen konuların açıkça yazılı olduğu, bu husus ve TTK'nın belirtilen hükümleri dikkate alındığında vekaletnamede pay adedi ve itibari değerinin belirtilmemesine ilişkin eksikliğin gerekçe gösterilerek davacı temsilcisinin haksız olarak toplantıya katılımının engellenmesinin TTK'nın 446/1-b maddesi uyarınca davacıya iptal davası açma hakkı verdiği açık olmakla Mahkemece bu gerekçe ile yargılamaya devam edilmesi isabetli olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Yukarıda belirtilen gerekçe ile davacının iptal davası açma hakkı olmakla birlikte, davacının haksız olarak toplantıya katılmasının engellenmesi tek başına toplantıda alınan tüm kararların iptali sonucunu doğurmamaktadır. 6102 saylı TTK'nın 446/1-b ve 445. maddesinde yer alan koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği irdelenerek genel kurulda alınan her bir kararın kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığının, yapılan usulsüzlüğün her bir genel kurul karanının alınmasında etkili olup olmadığının denetlenmesi gerekmektedir.Mahkemece iptaline karar verilen olağan genel kurulunun 3 nolu kararında finansal raporların onaylanmasına, 4 nolu kararında kar dağıtımı yapılması ve yönetim kuruluna yetki verilmesine, 6 nolu kararında yönetim kurulu üyelerinin seçilmesine, 8 nolu kararında yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395. ve 396. maddeleri uyarınca izin verilmesine karar verildiği görülmüştür. 3, 4 ve 6 nolu kararlar kural olarak Kanunda öngörülen toplantı ve karar nisaplarına uygun olarak alınmıştır. 8 nolu karar ise yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395. ve 396. maddeleri uyarınca izin verilmesine ilişkin olup, TTK' nın 395 ve 396. maddeleri çerçevesinde alınan kararlarda, hakkında izin verilen yönetim kurulu üyesi oy kullanamayacağı gibi anılan kararlar, ortak ile şirket arasındaki şahsi bir iş niteliğinde bulunduğundan, somut olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 436/1. maddesinde sayılan yakınların da bu kararların alınmasında oy kullanmaları mümkün bulunmamaktadır. Bununla birlikte, 6102 sayılı TTK' nın 436/1. maddesi gereğince yönetim kurulu üyesi TTK' nın 395-396. maddesi gereğince izin verilmesi hususunda kendi lehine oy kullanamaz ise de, diğer yönetim kurulu üyeleri için yapılan oylamada oy kullanabilir. Davaya konu toplantıya katılan yönetim kurulu üyeleri kendileri yönünden oydan yoksun olmalarına rağmen oy kullanmışlardır. Yönetim kurulu üyesi ...'ın kendisi için yapılan oylamadan oydan yoksun olduğu, fakat diğer yönetim kurulu üyeleri için yapılan oylamada oy kullanabileceği ve diğer yönetim kurulu üyeleri için 645.666 oy oranının yeterli olduğu, ancak kendisi yönünden yapılan oylamaya ilişkin davacının toplantıya katılması ve olumsuz oy kullanması halinde ...'ın 12.015 oy oranı yeterli olmayacaktır. Bu yönden de söz konusu karar kanuna aykırıdır. TTK'nın 420 maddesine göre; Finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konular, sermayenin onda birine, halka açık şirketlerde yirmide birine sahip pay sahiplerinin istemi üzerine, genel kurulun bir karar almasına gerek olmaksızın, toplantı başkanının kararıyla bir ay sonraya bırakılır. Bu madde hükmü uyarınca azlık hakkında sahip pay sahiplerinin erteleme talep etmesi halinde toplantı başkanının talep hakkı olmayıp toplantıyı ertelemekle yükümlüdür. Ancak davacı temsilcisinin haksız olarak toplantıya katılımının engellenmesi sebebiyle bu hakkın kullanılmasının engellenmesi de TTK'nın 446/1-b maddesi uyarınca davacıya iptal davası açma hakkı vermekte olup, talepte bulunabileceği varsayımına dayalı olarak tek başına toplantıda alınan tüm kararların iptali sonucunu doğurmamaktadır. 6102 saylı TTK'nın 446/1-b ve 445. maddesinde yer alan koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği irdelenerek genel kurulda alınan her bir kararın kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığının, yapılan usulsüzlüğün her bir genel kurul karanının alınmasında etkili olup olmadığının denetlenmesi gerekmektedir. Dava konusu edilen 3, 4 ve 6 nolu kararlar Kanunda öngörülen toplantı ve karar nisaplarına uygun olarak alınmış, kararlarda herhangi bir kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık tespit edilmediği gibi davacı tarafından da somut bir aykırılık sebebi ileri sürülmemiştir. Bu sebeple Mahkemece bu kararlara ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır. 8 nolu karar ise yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395. ve 396. maddeleri uyarınca izin verilmesine ilişkin yönetim kurulu üyeleri kendileri yönünden oydan yoksun olmalarına rağmen oy kullanmışlardır. Yönetim kurulu üyesi ...'ın kendisi için yapılan oylamadan oydan yoksun olduğu, fakat diğer yönetim kurulu üyeleri için yapılan oylamada oy kullanabileceği ve diğer yönetim kurulu üyeleri için 645.666 oy oranının yeterli olduğu, ancak kendisi yönünden yapılan oylamaya ilişkin davacının toplantıya katılması ve olumsuz oy kullanması halinde ...'ın 12.015 oy oranı yeterli olmayacaktır. ...'a verilen izin yönünden söz konusu karar kanuna aykırıdır ve bu kısmı itibariyle iptali gerekmektedir. Dava konusu 5 nolu kararda ibra oylaması yapılmadığından, 7 nolu kararda olumsuz karar alındığından, 1 nolu kararda toplantı başkanlığı, katipliği ve oy toplayıcına ilişkin seçim yapıldığından ve 2 nolu kararda ise faaliyet raporu okunup, herhangi bir karar alınmadığından, bu kararların iptali talebine ilişkin davacının hukuki yararı bulunmadığından bu taleplere ilişkin davanın hukuki yarara dava şartı eksikliğinden usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 27/05/2021 tarih ve 2018/315 Esas - 2021/407 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; Açılan davanın KISMEN KABULÜ İLE; -Davalı şirketin 04.04.2018 tarihli 2017 yılı faaliyet dönemine ilişkin olağan genel kurulu toplantısında alınan 3, 4, 6 nolu kararlar ile 8 nolu kararın ... dışındaki yönetim kurulu üyelerine izin verilmesine ilişkin kısmına yönelik açılan iptal davasının esastan reddine, -Davalı şirketin 04.04.2018 tarihli 2017 yılı faaliyet dönemine ilişkin olağan genel kurulu toplantısının 1, 2, 5 ve 7 numaralı gündem maddelerine ilişkin kararlar yönünden açılan iptal davasının hukuki yarar dava şartı eksikliği sebebiyle usulden reddine, -Davalı şirketin 04.04.2018 tarihli 2017 yılı faaliyet dönemine ilişkin olağan genel kurulu toplantısında alınan 8 nolu kararın ...'a izin verilmesine ilişkin kısmı yönünden iptali talebinin kabulü ile iptaline, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 2-Dairemiz karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Harçlar Kanunu ve tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan  35,90 TL harcın mahsubu ile 391,70 TLnin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan başvurma ve peşin harç toplamı 71,80 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,  4-Davacı tarafından yapılan 172,50 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 1/4 olan 43,12 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan 2.000,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 1/4'ünün davalı üzerinde bırakılmasına, bakiye 1.500,00 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 8-Artan gider avansı bulunması halinde kararın kesinleşmesine müteakiben avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 10-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 87,20 posta gideri olmak üzere; toplam 307,90 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 11-Artan gider avansı bulunması halinde kararın kesinleşmesine müteakiben avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 19/09/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f182941737dc85af","SID":"2daf6142e0753a24"}}