{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/441 Esas<br>KARAR NO: 2024/1364 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEME: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 22/12/2021 <br>NUMARASI: 2020/467 Esas - 2021/991 Karar <br>DAVA: Ticari Şirket (Şirketten Çıkma, Kar Paylarının Ödenmesi, Aksi Takdirde Şirketin Tasfiyesi)<br>KARAR TARİHİ: 19/09/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafında istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirket ortağı olduğunu, müvekkilinin uzun yıllardır şirket yönetiminin dışında tutulduğunu, şirketin kötü yönetilip zarara uğratıldığını, diğer ortaklar ile aralarında uyuşmazlıkların baş gösterdiğini, davalı şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirme imkanının kalmadığını, şirket gelirlerinin diğer ortakların şahsi hesaplarına aktarıldığını, müvekkilinin denetim hakkının elinden alındığını, müvekkilinin hak ettiği kar payının yıllardır dağıtılmadığını ve detay bilgi de verilmediğini, müvekkillinin şirketteki payını devrederek ayrılma talebini şirkete ilettiğini ancak uzlaşma sağlanamadığını ve şirketteki payını devredemediğini, şirket ortakları arasında güven ilişkisinin zedelendiğini, şirketin feshi için haklı sebebin var olduğunu, davalı şirketin açık kalmasının müvekkiline zarar verdiğini belirterek müvekkilinin şirketten ayrılmasına, son 5 yıla ilişkin hak ettiği kar payının ve çıkma payının müvekkiline ödenmesine, bu talepleri uygun görülmez ise şirketin tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava dilekçesinin davalı tarafa tebliğ edildiği, cevap dilekçesi sunulmadığı, yargılamanın devamında davalının kendisini vekille temsil ettirdiği anlaşılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 22/12/2021 tarih 2020/467 Esas - 2021/991 Karar sayılı kararında; \"Dava, hukuki niteliği itibari ile AŞ. ortaklığından ayrılma, kar payının ödenmesi, aksi halde şirketin tasfiyesi taleplerine ilişkindir. Davacı, davalı şirketin ortaklarından biri olduğunu yıllardır şirkette kar payı dağıtılmadığını, ortaklar arasında güven ilişkisi kalmadığını, bu hususların şirketin haklı sebeple feshi için yeterli olduğunu, böyle bir süreci yaşayan ortağın payını devrederek şirketten ayrılma hakkına da sahip olduğunu, şirketten ayrılmak istediğini bildirmiş olmasına rağmen uzlaşma sağlanamadığından payını devredemediğini, kendisinin uzun yıllardır şirket yönetiminin dışında bırakıldığını, şirketin kötü yönetilerek zarara uğratıldığını, ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar doğduğunu, şirketin gayesini gerçekleştirme imkanının bulunmadığını, denetim hakkının elinden alındığını belirterek şirketten ayrılmasına ve son 5 yıla ilişkin hak ettiği kar payı ile çıkma payının ödenmesine bu talebi kabul görmez ise şirketin tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı yan süresinde cevap dilekçesi sunmamış, davalı vekili ibraz ettiği 16/12/2021 tarihli beyan dilekçesinde davacının, şirketin kurucusu ...'nun teyzesinin oğlu olduğunu davacının üniversiteyi bitirip işsiz kaldığı yıllarda işe alındığını ve üretim kısmında çalışmaya başladığını ve kimseye haber vermeden işten ayrıldığını, daha sonra şirketin AŞ.ye çevrildiğini ve davacıya da %5 oranında bedelsiz olarak hisse verildiğini, davacının maaş aldığını, sigortalarının ödendiğini, davacının kötü niyetli bir tutum ile şirketteki hisselerini devredeceğini bildirdiğini ancak devir işlemini yapmadığını, yaşanan sıkıntılar nedeniyle şirketin kar payı dağıtmama kararı aldığını, davacının şirketin yaşadığı olumsuz dönemi fırsata çevirmeye çalıştığını, şirketin feshini gerektiren bir durum bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin 02/12/2020 günlü ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanı bulunmadığından uyuşmazlık noktalarının tespiti ile tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanarak bilirkişi raporu alınıp sonucu gidilmiştir. Davalı şirkete ait sicil kayıtları getirtilmiş, şirketin 3 ortaklı olduğu, davacının şirkette %5 oranında hissedar olduğu görülmüştür. Davalı şirket bir anonim şirket olup anonim şirkette ortakların şirketten çıkma yahut çıkarılmasına yönelik doğrudan bir düzenleme yoktur. Ancak TTK 531 maddesinde haklı sebeple fesih düzenlenmiş olup haklı sebeplerin varlığı halinde sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmidebirini temsil eden pay sahiplerinin Asliye Ticaret Mahkemesinden şirketin feshini isteyebilecekleri ve mahkemenin fesih yerine davacı pay sahiplerine paylarının karar tarihine en yakın tarihteki değerlerinin ödenip, davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebileceği kabul edilmiştir. Madde de dava açma hakkı şirkette belli bir oranda pay sahibi olan hissedarlara tanınmış olup, davalı şirketin halka açık bir anonim şirket olmadığı belirlenmiştir. Bu durumda sermayenin %5'i oranında pay sahibi olan davacının öncelikle fesih davası açma hakkının bulunmadığı belirlenmiştir. Dolayısıyla davacı TTK 531 maddesinde düzenlenen fesih davasını açma hakkına sahip olmadığından maddenin 2.cümlesinin de hakkında uygulanma imkanı bulunmayacak ve davacı şirket ortaklığından çıkarılmasını ve şirketin feshine karar verilmesini talep edemeyecektir. Davacının bir diğer talebi ise kar paylarının ödenmesine ilişkindir. Bilirkişi raporu ile şirketin bilanço ve gelir tabloları incelenmiş, yıllar itibariyle kar tutarları da saptanmıştır. AŞ.lerde karın dağıtılması ve ortak tarafından da istenebilir olması için genel kurulun kar dağıtımına karar vermiş olması gerekir. Dosyada davalı şirket tarafından alınmış bir kar dağıtma kararı bulunmadığından davacının son 5 yıla ait hak ettiği kar payının ödenmesi yönündeki talebi de mahkememizce yerinde görülmeyerek davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile, ''1-DAVANIN REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  yerel mahkemenin Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 531 hükmüne dayanarak davanın reddine karar verdiğini, ancak bu hükmün  müvekkilin durumuna uygun olmadığını, davalı şirketin, davacı müvekkilin ortaklıktan ayrılma talebini engellemek amacıyla kötü niyetli olarak tür değişikliği yaptığını ve anonim şirkete dönüştüğünü, müvekkilin %5 paya sahip olduğunu, bu nedenle TTK m. 531'den yararlanamayacağı gerekçesiyle davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu. ayrıca, şirketin tür değiştirmesi halinde, ortaklık haklarının korunması gerektiğini,  TTK m. 183 ve 180 maddelerine atıfta bulunarak, tür değişikliğinin ortakların haklarını etkilememesi gerektiğini, davalı şirketin tür değişikliği işlemlerini usule uygun yapmadığını, bilirkişi raporunun da bu yöndeki tespitleri içerdiğini, Ayrıca, bilirkişi raporuna yapılan itirazların hukuka aykırı olarak reddedildiğini ve bu rapor esas alınarak hüküm tesis edildiğini, bilirkişinin, yetkisini aşarak hukuki değerlendirmelerde bulunduğunu, raporda şahsi kanaatlerine yer verdiğini ve bu durumun HMK m. 278/4, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu m. 3/2, ve Bilirkişilik Yönetmeliği m. 5/2'ye aykırı olduğunu, Yargıtay kararlarına da atıfta bulunarak, bilirkişinin hukuki görüş bildirme yetkisinin bulunmadığını, bilirkişinin, mesleki ve teknik bilgilerini somut olaya yeterince uygulamadığını, dosya ile ilgili gerekli incelemeleri yapmadığını ve görevini yerine getirmediğini, Son olarak, müvekkilinin dava dilekçesinde kar payının ödenmesini, aksi takdirde şirketin feshini talep ettiğini, ancak mahkemenin yalnızca davalı şirketin anonim şirket olduğu ve davacının %5 paya sahip olduğu gerekçesiyle taleplerini reddettiğini, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında, taleplerinin neden dikkate alınmadığına dair bir açıklama bulunmadığını beyanla,  İstanbul Anadolu  8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22.12.2021 tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; TTK'nın 531. maddesi uyarınca öncelikle güncel pay değerinin ödenmesi suretiyle davacı ortağın şirketten çıkarılmasına ve son beş yıla ilişkin hak ettiği kar payının ödenmesine, bu taleplerinin kabul görmemesi halinde şirketin tasfiyesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, davacının davalı şirketin ortaklarından olduğunu, kendisine kar payı verilmediğini, ortaklar arasında güven ilişkisi kalmadığını, davacının şirket yönetimi dışında bırakıldığını, şirketin kötü yönetildiğini ve zarara uğratıldığını, bu sebeple  öncelikle güncel pay değerinin ödenmesi suretiyle davacı ortağın şirketten çıkarılmasına ve son beş yıla ilişkin hak ettiği kar payının ödenmesine, bu taleplerinin kabul görmemesi halinde şirketin tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamış ve davacının dava dilekçesindeki tüm iddiaları inkar edilmiş sayılmıştır. 6102 Sayılı TTK'nın 531. maddesine göre; haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından ilk önce davacının güncel pay değerinin ödenmesi suretiyle davacı ortağın şirketten çıkarılmasına ve son beş yıla ilişkin hak ettiği kar payının ödenmesine karar verilmesi, bunun mümkün olmaması halinde şirketin haklı sebeple feshine karar verilmesi talep edilmiştir. Oysa kanun maddesine göre ilk önce koşulların bulunması halinde şirketin haklı sebeple feshi talep edilebilecek, Mahkemece haklı sebeple fesih koşullarının bulunması halinde fesih yerine davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilecektir. Yani davacının bu madde hükmüne göre doğrudan anonim şirket ortaklığından çıkma talep etmesi mümkün olmadığı gibi, davacının davalı şirketteki % 5 oranındaki payı, sermayenin onda birini bulmadığından, anonim şirketin feshini isteme hakkı bulunmamaktadır. Bunun yanında genel kurul tarafından karın dağıtılmasına karar verilmesi ile kar payı kararlaştırılan miktar şirkete karşı alacak hakkına dönüşür. Genel kurul tarafından karın dağıtılması kararı verilmedikçe kar payının bir alacak davası açılmak suretiyle talep edilmesi, tespiti ve  hüküm altına alınması mümkün olmadığından davacının bu aşamada muaccel olmayan kar payı alacağını da talep etmesi mümkün değildir. Mahkemece bu yönde yapılan tespitler usul ve yasaya uygundur. Ayrıca söz konusu hususların çözümü hukuk dışında özel veya teknik bir bilgi gerektirmediğinden bu hususlara ilişkin tekrardan bilirkişi incelemesi yaptırılması veya davacının talep hakkı bulunmadığından hesap yönünden tekrar rapor alınması gerekmediğinden Mahkemece davacı itirazına ilişkin ek rapor alınmaması, davalının tür değiştirmesine ilişkin kararın iş bu davanın konusu olmaması sebebiyle tür değişikliğinin davacının menfaatine olup olmadığının, davacıya zarar vermek için bu yola gidildiği iddialarının bu davada irdelenemeyeceğinden irdelenmemesi, dava açıldığı tarihte ve halen davalı anonim şirket olduğundan önceki türü olan limited şirket hükümlerine göre değerlendirme yapılmasının yasal olarak mümkün olmaması dikkate alınarak ve Mahkemece davacının tüm talepleri irdelenerek ve gerekçelendirilerek davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde kararın kesinleşmesine müteakiben yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 19/09/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"659279743231686e","SID":"886591ce51c6492e"}}