{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1404 <br>KARAR NO:2024/1324<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:10/03/2021<br>NUMARASI:2017/1002 Esas - 2021/186 Karar <br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki satım sözleşmesi uyarınca müvekkilince davalıya satılan çimento bedelinin bir kısmının ödenmediğini, müvekkilinin cari hesabında bulunan bir kısım satım faturası alacağının tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazının iptali ile takibin devamın ve % 20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin borcu bulunmadığı gibi taraflar arasındaki 08.09.2016 tarihli mutabakat gereğince 4.619,12 TL alacağı bulunduğunu, müvekkilinin sözleşme ilişkisinde satıcı olarak yer aldığını, çeşitli yerlerde temin edilerek davacıya satılan dökme çimento emtiası için fatura düzenlendiğini ve bu faturaları davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, sözleşmenin ifa ile sona erip, tarafların borç ve alacak hususundan mutabık kaldıktan sonra 07.09.2016 tarihinde düzenlenen fiyat farkı faturası açıklamalı 284.000,00 TL'lik faturanın gönderildiği, elektronik faturanın düzenlenme nedeni anlaşılamadığını ve davacı şirket yetkilileri ile yapılan görüşmelerin sonuçsuz kalması nedeniyle 11.12.2016 tarihli faturanın düzenlenerek iade yapıldığını, fiyat farkı faturasının herhangi bir hukuki nedenle bulunmadığını, taraflar arasında fiyat farkı düzenleneceğine ilişkin bir sözleşme hükmünün bulunmadığını, tarafların kararlaştırdığı bedel üzerinden düzenlenen faturaların, davacı tarafından çekincesiz olarak kabul edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava; taraflar arasındaki çimento satışı konusunda yapılan anlaşma gereğince davalı şirketin çimento bedellerine fiyat ve vade farkı uygulaması nedeniyle fazladan ödeme yapıldığı iddiasıyla bu fazla bedele ilişkin fatura borcunun davalı tarafça ödenmemesi üzerine davacının ...as sayılı dosyasında ticari ilişki gereğince fiyat ve vade farkına dayanan cari hesap alacağına dair fatura bedelini icra takibine koyduğu, davalı borçlunun da borca ve tüm ferilerine itirazı üzerine iş bu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.Dosyada kök rapordan sonra dava konusu faturalar ile iade faturaları ve ...formları dosyaya celp edilmiş olup alınan hükme elverişli son mali rapora göre, davalının 168-175 TL birim fiyat açıklaması ile çimento fiyatlarını hesaplayıp davacıya tanzim ettiği faturaların her iki taraf ticari kayıtlarında mevcut olduğu, davacının davalının tanzim ettiği faturalardaki birim fiyatlar ile ilgili davalının vade farkı ve fiyat farkı uyguladığı, bu nedenle davacının davalıya 284.000 TL tutarında fatura düzenlemesinden kaynaklı uyuşmazlıkta taraf kayıtlarındaki borç alacak farklılığına ilişkin yapılan incelemede, davacının davalının faturalarındaki birim fiyata ilişkin gerçekleşen ticari ilişkide önce faturaları kayıtlara alınıp, ticari ilişkide en son davalının 28 Nisan faturasından sonra 01 Eylül tarihinde tanzim ettiği fiyat farkı faturasının dayanaklarının tespit edilerek ve hesaplamasının yapılması neticesinde davacı tarafından 284.000 TL hesaplanan tutarın dayanakları ve davalının hangi faturalarına göre hesaplandığı hususlarına ilişkin bilgi ve belgesinin dosyada bulunmadığı, bu kapsamda davalı kayıtlarına göre davacının davalıdan takibe konu tutarda alacağının mevcut olmadığı, bununla birlikte davacının, taraflar arasındaki ticari ilişkide fiyat ve vade farkına dair bir sözleşme olmasa da ticari ilişkide belirlenen bedelden fazla davalının fiyat uygulaması nedeniyle bu bedelleri talep edebileceği kanaatine varılmakla fiyat farkı faturası tanzim edebileceği, faturalara itiraz edilmemesi hususu fatura konusu ürünlerin içeriğinin doğru olduğu anlamına geldiği, ancak fazla bedel alındığı hususunun ispatlanmasında bir etkisi olmadığı gözetilerek ticari ilişkide 2016 yılındaki davalının tüm faturaları için 168 TL tek bir birim fiyat esas alındığında 71.030,51 TL fiyat farkı bedeli olacağı, hesaben bu durumda davacının davalı ticari kayıtlarına göre davalıya olan 4.619,12 TL borcu düşüldüğünde 66.411,39 TL kalan davacı alacağının bulunduğu son mali rapordan anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile takibin 66.411,39 TL üzerinden devamına, 66.411,39 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 10,50 ve değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likid ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen alacak miktarı üzerinden hesaplanan % 20 oranındaki 13.282,28 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davacının yapılan yargılama neticesinde fazladan ödeme yaptığı anlaşılmakla takip yapmakta kısmen de olsa haklı olduğu dikkate alındığında davalının kötüniyet tazminatı ve disiplin para cezası uygulanması taleplerinin ayrı ayrı reddine...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının takibe yönelik itirazının 66.411,39 TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 10,50 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, % 20 oranındaki 13.282,28 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, davalının kötüniyet tazminatı ve disiplin para cezası taleplerinin reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki satım sözleşmesinde, fiyat farkı uygulandığı iddiasıyla alıcı tarafından \"cari hesap alacağı\" açıklaması ile ilamsız takip başlatıldığını, oysa müvekkilinin bu tarih itibariyle 4.619, 12 TL alacaklı olduğunu, mahkeme gerekçesinin çelişkili olduğunu, kararda 2016 yılında davalının tüm faturaları için 168 TL'lik tek birim fiyatı esas aldığı belirtilmesine karşın, taraflar arasında belirlenmiş tek fiyat bulunmadığını, satılan dökme çimento emtiasının temin edilme fiyatları, taşıma ve benzeri masrafları dikkate alınarak farklı fiyat uygulandığını, dosyadaki faturalarda hem 168 TL birim fiyat üzerinden hem de 175 TL birim fiyat üzerinden satış yapıldığının görüleceğini, buna ilişkin faturaların dosyada bulunmasına rağmen, mahkemece hatalı bir ön kabulle davanın kabul edilmesinin hatalı olduğunu, satım sözleşmesinin iki farklı birim fiyat üzerinden kurulduğunu, zira  farklı üretim tesislerinden sağlanan ürünlerin lojistik, yükleme  gibi maliyetlerinin farklı olması nedeniyle farklı birim fiyatlar uygulanmasının normal olduğunu, ayrıca davacının da bu satım ilişkisinde alacaklı olmadığı gibi borçlu olduğunu kabul ettiğini, alınan raporlarda da fiyat farkı uygulanmadığının belirtilmesine rağmen, bilirkişilerin alternatif hesaplamalarının, adeta fiyat farkı varmış gibi esas alınarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, Dosyada bulunan 08.09.2016 tarihli mutabakata göre davacının satım sözleşmesinden kaynaklı 4.619,12 TL borcu bulunduğunu, mutabakatı ile borç ilişkisinin yenilenerek eskisinden bağımsız bir borç doğduğunu, önceki ticari ilişkiye dair \"fiyat farkı\", \"vade farkı\" gibi faturalarla önceki borç ilişkisinin canlandırılamayacağını, mutabakat bulunması bile davacı açısından kayıtsız şartsız bir borç tanıması olduğunu, sebep gösterilmese dahi böyle bir tanımanın geçerli olacağını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir. Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Ticari ilişki süresince aynı mal ve hizmete karşılık, ticari ahlaka aykırı şekilde farklı bedelli fatura düzenlendiği ve haksız kazanç elde edildiğinin bilirkişi raporu ile belirlendiğini, mahkemece davalının ticari defterlerine kayıt edilmiş ve itirazsız kesinleşen faturanın esas alınmadığını, kesinleşen faturalara göre müvekkilinin takip miktarınca alacaklı olduğunu, anılan faturanın davalının defterine kayıt edildiğini ve TTK'nın 21. maddesine göre itirazsız kesinleştiğini, tebliğinden itibaren belirli bir süre itiraz edilmeyen faturanın kesinleşmiş sayılacağını, düzenlenen faturayı tebliğ alan kişinin faturanın, fatura içeriğinin, bedelin gerçeği yansıtmadığını iddia etmesi halinde, tebliğinden itibaren 8 gün içinde iade etmesi gerektiğini, ancak davalının faturayı ve içeriğini kabul ederek tahsilinin geciktirilmesi için itiraz ettiğini, ayrıca düzenlenen faturanın taraflar arasındaki ticari ilişkiye uygun olmadığının da davalı tarafından kanıtlanması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ve bu sözleşme kapsamında davalının satıcı davacının alıcı olduğu anlaşılmaktadır. Tarafların ticari defterlerine göre taraflar arasındaki ticari ilişki 2016 yılında başlamış ve davalı tarafından satılan dökme betona ilişkin faturalar davacıya tebliğ edilmiş ve emtia da teslim edilmiştir. Taraflar arasında yazılı bir satım sözleşmesi bulunmamaktadır. Bu nedenle, satılan ürünün birim fiyatına ilişkin yazılı bir sözleşme ile belirlenmiş kesin bir rakam bulunmadığından, taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve karşılıklı faturalaşmanın seyrine göre birim fiyatının değerlendirilmesi gerekir. Davacı, davalının, taraflar arasında anlaşmaya varılan birim fiyattan fazla bir birim fiyatla fatura düzenlendiğini ileri sürmüştür. Dosya kapsamındaki belgelerle davacı vekili, davalının 168 TL / ton birim fiyatına göre fatura düzenlemesi gerekirken bazı faturaların 175 TL / ton birim fiyatına göre düzenlenmesi nedeniyle fiyat farkı oluştuğunu belirtmiştir. Dosyaya sunulan faturaların incelenmesinde; 28.01.2016 tarihli ilk faturada bir kısım emtianın 168 TL'den, bir kısmının ise 175 TL'den satıldığı görülmüştür. Faturada her iki ürünün stok kodu ve adı aynıdır. Böylece taraflar arasındaki ticari ilişkide ilk fiyat, iki farklı birim miktar üzerinden devam ettirilmiştir. Aynı tarihli başka bir satış faturası 168 TL birim fiyat üzerinden düzenlenmiş ve bir süre bu şekilde faturalaşma devam etmiştir. Daha sonra 28.03.2016 tarihinde yine iki ayrı fiyatla fatura düzenlenmiştir. Sonraki dönemde 31.03.2016,  14.04.2016, 21.04.2016, 28.04.2016, 11.10.2016 tarihlerinde 175,00 TL üzerinden, 07.04.2016 174 TL/ton fatura düzenlenmiş ve bu faturalar davacı tarafından kabul edilerek ticari  defterlere işlenmiştir. Bu durumda, tarafların ticari kayıtlarına göre, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 168,00 TL birim fiyat üzerinden kurulduğunu kabul etme olanağı bulunmamaktadır. TTK'nın 21. maddesine göre bir faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içerisinde itiraz edilmemesi hâlinde faturanın içeriği kesinleşmiş sayılır. Birim fiyat da fatura içeriğinden olmakla, taraflar arasındaki satım sözleşmesinin faturalardaki bedeller üzerinden kurulduğunun kabulü gerekir. Zira her iki taraf faturadaki bedel üzerinden mutabakat sağlayarak ticari ilişkiyi sürdürmüşlerdir. Satılan emtianın özellikleri ve maliyetleri dikkate alınarak bedelin taraflar arasında serbestçe kararlaştırılması mümkündür. Aynı faturada aynı tür ürün için farklı fiyatlar öngörülebilir. İrade sakatlıkları halleri bulunmadıkça ve bu olgular ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, sonradan ortaya çıkan bir nedenle satılan ürünlerin bedelinin eşit olması gerektiği iddia edilerek talepte bulunulamaz. Bu nedenle, satım konusu faturaların tebliğ edilmesi ve bu faturaların alıcı tarafından ticari defterlere işlenmesi nedeniyle, faturalardaki birim fiyatlar üzerinden ticari ilişkinin kurulduğunun kabulü gerekir. Diğer yandan, taraflar arasında bu şekilde bir mutabakat kurulduktan sonra davacı, 07.09.2016 tarihli 284.000,00 TL bedelli fiyat farkı faturası düzenlemiştir. Yukarıda belirtildiği üzere, taraflar arasında bir anlaşma bulunmadığından bu fiyat farkı faturasına itibar edilemez. Ancak faturanın davalıya tebliğ edildiği ve davalı tarafından ticari defterlere işlendiği daha sonra 11.10.2016 tarihinde düzenlenen iade faturasıyla faturasının davacıya gönderildiği anlaşılmıştır. Bu durumda davacı tarafından düzenlenen iade faturasına sekiz gün içerisinde itiraz edilmemesinin sonuçları üzerinde durulmalıdır. Salt faturaya itiraz edilmemiş olması, davacının fiyat farkı alacağının mevcut olduğunu kanıtlamaya yeterli değildir. Fiyat farkı alacağının doğduğunu, dayanaklarıyla birlikte davacının ispat etmesi gerekir. Yukarıda belirtildiği üzere taraflar arasında emtianın belirli bir fiyata satılacağına ilişkin bir sözleşme bulunmadığından, satım ilişkisinin faturalar üzerinden kurulduğu, faturanın zorunlu içeriğine dahil olan birim fiyatın taraflar için bağlayıcı hâle geldiği, davacı tarafından  fiyat farkı karşılığı  düzenlenen faturanın bir dayanağının davacı tarafça kanıtlanmadığı dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince davanın tümden reddi gerekirken, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Aynı gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının  kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca  kabulü ile  ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; 1-Davanın reddine,2-Alınması gereken 427,60 TL harcın, peşin yatırılan 2.294,73 TL'den mahsubu ile artan 2.946,63 TL harcın, taleli hâlinde, davacıya iadesine,3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürüklükte olan AAÜT uyarınca belirlenen 43.907,13 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı tarafından sarf edilen 734,30 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan gider avansınlarından artan kısımlarının, karar kesinleştiğinde, yatıran taraflara iadesine, 7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına;  istinaf peşin karar harçlarının ise talep hâlinde davalıya iadesine, b-Davalı tarafından  yapılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, c-Davacı tarafından sarf edilen istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılıp yeniden hüküm kurulduğundan, davacı tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,d-Davacı tarafça sarf edilen kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına 8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince  taraflara tebliğine,9-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.09.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"db9052e4b3f984fc","SID":"ade66b5ddd8fd6ec"}}