{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2022/1379 - Karar No:2024/767<br>                     T.C.<br>                ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       27. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1379 <br>KARAR NO\t: 2024/767<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/09/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/194 E-2022/589 K<br><br>DAVACI\t:\t  <br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 02/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 03/10/2024<br><br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:\t<br>\tDavacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında 23.02.2020 tarihinde ... Parselde bulunan A,B,C bloklarının çelik kapı, yangın kapısı, şaft kapakları, laminant malzemeleri işinin üretim ve montajı hususunda eser sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin edimlerini yerine getirmek amacıyla çalışmasını ve hazırlığını yaptığını, malzeme tedariği için 3.kişilerle ön sipariş ve fason üretim bağlantısı yaparak ödemelerini gerçekleştirdiğini, müvekkilinin, malzemeleri teslim etmek ve edimlerini ifa etmek amacıyla davalı şirket yetkilisi ... ile bağlantı kurmaya çalışsa da, davalı şirket yetkilisinin mesajları okuduğu halde cevap vermediğini, davalının haksız ve mesnetsiz olarak müvekkili ile irtibatı kestiğini,  davalının müvekkili ile yürürlükte olan bir sözleşmesi bulunmakta iken, aynı iş için başka bir firma ile anlaşmasının açıkça kötüniyet teşkil ettiği gibi mağduriyete de sebep olduğunu, işveren bu eylemi ile ifanın imkansızlaşmasına sebep olarak kusurlu hareket ettiğini, bu durumun re'sen yapılacak araştırma ile de ortaya çıkacak olup, BK göre taraflar, borçlunun, borcu hiç veya gereği gibi ya da kararlaştırılan yer ve zamanda ifa etmemesi durumunda; alacaklı, zararını ispatlamak zorunda olmaksızın; borçluyu yükümlü kılan bir müeeyyide kararlaştırabilecğini, bu halde cezai şarttan/ ceza kaydından bahsedileceğinin hüküm altına alındığını, yine cezai şartın kararlaştırılması durumunda alacaklının zarara uğraması şart olmadığı gibi uğranılan zararı ispat külfetinin de bulunmadığını ve taraflar arasında akdedilen sözleşmenin gereklerini ifa etmeyen tarafın sözleşmede kararlaştırılan cezai şartı ödemek zorunda olduğunu, davalıya Konya 18. Noterliği'nin 1/03/2020 tarih ve 16601 yevmiye no'lu ihtarname ile haksız olarak sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmemesinden dolayı cezai şartı ödemesi gerektiği hususunun ihtar edildiğini, davalı tarafından Akyurt 3. Noterliği'nin 27/03/2020 tarih ve 12585 yevmiye no'lu cevabi ihtarnamesi ile \"Müvekkilin, kendisinden ön ödeme talep ettiğini fakat şantiye alanına malzemelerin gelmediğini ve montajlarının yapılmadan ücrete hak kazanamayacağını, kendisinin de yetki belgesi(imza sirküsü) talep etmesine rağmen bu talebe karşılık verilmediğini bu sebeplere istinaden de sözleşmeyi açık olarak fesih ettiğini\" beyan ettiğini, davalının haksız ve kötüniyetli olarak iddia ettiği hususlara yönelik herhangi bir somut dayanağı bulunmadığını, müvekkilin herhangi bir ön ödeme talebinin bulunmadığını, davalının yetki belgesine ilişkin talebini içeren herhangi bir beyanı yahut başvurusu da bulunmadığını, mesnetsiz iddiaların haksızlığının üzerini örtmeye çalışmaktan ibaret olup, mantıklı ve tutarlı olmadığını, sözleşme imzalanarak ticari ilişkinin başladığını ancak bu aşamadan sonra davalının sözleşmenin feshine yönelik sunduğu gerekçelerin kendisini haklı çıkarmaya yönelik olduğunu, taraflar arasındaki eser sözleşmesi sebebiyle davalının sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve ardından müvekkili firmaya herhangi bir bilgi vermeden sözleşmeye konu işi başka firmaya yaptırması ve bu süreçte müvekkilini zarara uğrattığı gibi ifanın imkansızlaşmasına da kasıtlı olarak yol açmasından dolayı sözleşmede belirtilen cezai şartı ödemesi gerektiğini, gerek dava ve usul ekonomisi gerek somut vakıanın gelişimi, maddi kanıtların yoğunluğu, eldeki davanın kabul ile sonuçlanma olasılığı, davalı tarafın mal kaçırma ihtimalinin yüksek olması, davanın konusuz kalmaması, alacağın tahsil edilememe riskinin bulunması bunun da yeni dava ve sorumluluklara yol açacak olması vb ihtimaller dikkate alınarak, davalı tarafın araç ve taşınmazları üzerinde alacak miktarına yetecek oranda ihtiyati haciz kararı verilmesini veya üçüncü kişilere devredilmemesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini, fazlaya dair hakları saklı tutularak 75.171,42 TL'nin davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı vekili; müvekkilinin, davacının şirket yetkilisi olduğuna dair belgelerini ve imza sirküsünü istediğini ancak davacının, müvekkile bu belgeleri ulaştırmadığı için gerekli güveni sağlamayarak ilk olarak kendisinin sözleşmeyi ihlal ettiğini, davacının, malzemeler şantiye alanına inmeden ve gerekli montajlar yapılmadan ödemenin yapılmayacağını bildiği halde, ön ödeme talebinde bulunduğunu, bu süre zarfında şantiye alanına hiç bir malzeme inmediğini, şantiye alanına hiç bir malzeme indirmeden ön ödeme talebinde bulunduğu için sözleşmeyi ihlal ettiğini, müvekkilinin bu olaydan dolayı zarara uğradığını, davacının malzemeleri şantiye alanına indirdiğini ispat etmek zorunda olduğunu ancak buna ilişkin hiç bir belge sunmadığını, sözleşmenin 4.maddesinde sözleşmenin türü ve bedelinin belirlendiğini, yüklenici davacının sözleşmedeki edimlerinin kararlaştırıldığını ancak bu edimleri yerine getirmediğinin açık olduğunu, sözleşmenin \"Ödemeler\" başlıklı kısmına göre de \"Yüklenici firma Malzemeleri Şantiye Sahasına Teslim Ettiğinde Getirdiği Malzemenin Fatura Bedeli Karşılığı Hakediş olarak belirtildiği ödeme şekillerinde olduğu gibi uygulama yapılmadan sahada nakit %30 ve daire %70 ödemesi yapılacaktır.\" hükmünün bulunduğunu ancak davacının, malzemeleri şantiye sahasına indirmediğini, davanın iyi niyetten uzak olduğunu, borcunu ifa etmeyenin davacı olduğunu, müvekkilinin kusurlu bir hareketinin olmadığını aksine davacının ön ödeme istediği için kusurlu olduğunu, sözleşmeden de anlaşılacağı üzere malzemeleri şantiye sahasına teslim etme konusunda ilk borçlunun davacı olmasına rağmen bu borcunu yerine getirmediği gibi, üstüne bir de kötü niyetli olarak bu davayı açtığını, müvekkilinin whatsapptan konuşmak yerine telefonla konuşmayı tercih etmiş olup, davacıya eğer stoklarında malzeme varsa şantiye alanına getirmesini söylediğini, buna rağmen davacının, sözleşmeye uymadığını ve edimini ifa etmediğini, şantiye alanının adresi de açıkça sözleşmede yazdığını ve davacının daha önceden de şantiye alanına geldiğini, davacının şantiye alanına malzemeyi indirdiğine dair sevk irsaliyesi, teslim etme tutanağı ya da fotoğraf gibi hiç bir delil sunmadığını, çünkü davacının bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini savunarak , davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tMahkemece, tüm  dosya kapsamı, iddia, savunma, arabuluculuk tutanağı ile tarafların ticari defter ve kayıt bilgileri ile birlikte toplanan tüm deliller, talimatla alınan bilirkişi kurulu raporu birlikte değerlendirildiğinde, bilirkişi kurulu raporunda belirtildiği üzere; dava dosyası içerisinde yer alan belgeler ve dosya kapsamı çerçevesinde davacının cezai şart talep etme hakkının bulunup bulunmadığı hususunun mahkemenin takdirinde olduğu tespit edilmekle, sözleşmede kararlaştırılan bu ceza niteliği itibariyle sözleşme tarihinde yürürlükte olan  TBK'nın 182/2. maddesinde (Eski  BK'nın 158/I. Md.si düzenlenen seçimlik ceza olup, sözleşmeye aykırılık halinde, aksine hüküm olmadıkça, ya sözleşmenin aynen ifası ya da seçimlik cezanın ödenmesinin istenebileceği, taraflar arasındaki sözleşmede, fesih  halinde ayrıca cezanın da ödeneceğine ilişkin bir hükme yer verilmediğinden, davalı tarafından Akyurt 3. Noterliği'nin 27.03.2020 tarih ve 12585 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle sözleşme feshedildiğinden, feshedilen sözleşmeye dayanılarak seçimlik cezanın ödenmesinin de istenemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf başvurusunda; mahkemece verilen kararın yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu,  mahkemece hükme dayanak yapılan Yargıtay kararının davayla ilgisi bulunmadığını ve hükme dayanak yapılmasının hatalı olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun değerlendirdiği olayda, sözleşmede akdin ifası ile birlikte cezai şartın istenebileceğine dair hüküm bulunmadığını, davacı tarafından ifadan vazgeçilerek, cezai şart istenmediği ve gecikmiş ifa kabul edildiğinden davanın reddi gerektiği yönünde kanaat oluşturulduğunu, bu karar ile eldeki davadaki uyuşmazlığın birbiriyle örtüşmediğini, zira davada akdin ifası ile birlikte cezai şart istenmediği gibi, herhangi bir ifanın da söz konusu olmadığını, dolayısıyla bu kararın yerel mahkeme tarafından hükme dayanak yapılmasının hatalı olduğunu, yine hükme dayanak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin kararının eldeki dava konusuyla uyuşmadığından, hükme dayanak yapılmasının da hatalı olduğunu, hükümde belirtilen Yargıtay 15.Hukuk Dairesi'nin kararının ise dava konusu ile benzerliğinin bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin cezai şartlar başlıklı bölümünde tarafların sözleşmeden vazgeçmesi, verilen sürelere uyulmaması halinde tarafların sözleşme bedelinin %10'unu cezai şart olarak kabul ettiklerinin kayıt altına alındığını, müvekkilinin edimlerini yerine getirmek amacıyla çalışmasını ve hazırlığını yaptığını, malzeme için 3.kişilerle ön sipariş ve fason üretim bağlantısı yaparak ödemelerini gerçekleştirdiğini, bu hususun bilirkişi raporuyla da tespit edildiğini, müvekkilinin malzemeleri teslim etmek ve edimlerini ifa etmek amacıyla davalı şirket yetkilisi ...'a mesaj attığını ancak cevap verilmediğini, 22/02/2020 tarihinde davalıya Whatsapp üzerinden kapı modellerinin görüntülerinin gönderildiğini, ardından 09/03/2020 tarihindeki mesajında ise müvekkilinin davalının talebi üzerine laminant parkeleri tedarik ettiğini, çelik kapı saclarının kilitlerinin hazır olduğunu, parkelerin indirilmesi gereken yerin ve diğer işler için model bilgisi beklediğini davalıya ilettiğini ancak davalının haksız ve mesnetsiz olarak müvekkili ile irtibatı kestiğini, bu hususda açıklama dahi yapılmadığını, Konya 18. Noterliği'nin 13/03/2020 tarih ve 16601 yevmiye no'lu ihtarname ile yükümlülüklerini yerine getirmeyen davalıya cezai şart ödemesi hususunun ihtar edildiğini, davalının Akyurt 3. Noterliği'nin 27/03/2020 tarih ve 12585 yevmiye no'lu ihtar ile sözleşmeyi feshettiğini, davalının haksız ve kötüniyetli olarak ihtarda iddia ettiği hususlara yönelik herhangi bir somut dayanağının bulunmadığını, müvekkilinin herhangi bir ön ödeme talebinin bulunmadığını, davalı tarafın yetki belgesine ilişkin talebini içeren herhangi bir beyanı yahut başvurusunun da bulunmadığını, davalının sözleşmeyi haksız feshetmesi nedeniyle dava açıldığını, TBK madde 179/1 \"Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.\" hükmüne göre sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın talep edilebileceğinin açık olduğunu, TBK madde 180/1 \"Alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile, kararlaştırılan cezanın ifası gerekir.\" hükmüne göre cezai şartın kararlaştırılması durumunda alacaklının zarara uğramasının şart olmadığı gibi uğranılan zararın ispat külfetinin de bulunmadığını, aynı kanunun 182/1 maddesinde ise \"Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler.\" hükmünde ise kanun koyucunun ceza miktarı hususunda sözleşme taraflarını serbest bıraktığını, Yargıtay 3. HD'nin 19.12.2017 tarih ve 2017/9691 Esas- 2017/1780 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere taraflar arasında akdedilen sözleşmenin gereklerini ifa etmeyen tarafın sözleşmede kararlaştırılan cezai şartı ödemek zorunda olduğunu, mahkemenin davalı tarafın sözleşmeyi feshetmesi sebebiyle cezai şart istenemeyeceği yönündeki kanaatinin usule, yasaya ve adalete aykırı olduğunu, müvekkilinin haklılığı konusunda tereddüt bulunmadığını, davalının sözleşmeyi feshetmesine dayanılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmesinin dürüstlük kuralına da aykırılık oluşturduğunu, mahkeme kararına göre, sözleşmelerinde cezai şart olan taraflardan aleyhine talepte bulunulan taraf, her ne olursa olsun sözleşmeyi feshettiğini belirttiğinde haklı tarafın cezai şart istemesinin önünü kapatacağını, bu durumun kötüniyetli işlemlerin önünü açacağını, sözleşmeye aykırı davranan her tarafın fesih iradesini ileri sürerek cezai şart hükmünün önünü kapatabileceğini, hukuk sisteminin kötüniyetli işlemleri korumayacağını, mahkemece kararının usule, yasaya, hakkaniyete aykırı olduğu gibi, içtihatlarla da örtüşmediğini, nitekim, hükme dayanak yapılan içtihatlar ile hükmün farklılık taşıdığırı, hükmün hukuksal dayanağının oluşturulamadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart nedeniyle alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tTaraflar arasında \"... Parselde bulunan A,B,C bloklarının laminant işlerinin yapılması, belirlenen çelik kapı ve  yangın kapakları ile şaft kapaklarının montaj malzeme işçilik ve şantiye sorumluluğu işçi sorumlulukları işini konu alan, toplam KDV dahil 751.714,20 TL bedelli sözleşme imzalandığı,   sözleşmenin Ödemeler başlıklı 4. maddesinde; yüklenici firmanın  malzemeleri şantiye sahasına teslim ettiğinde  getirdiği malzemenin fatura bedeli karşılığı hakediş olarak belirtildiği ödeme şekillerinde olduğu gibi uygulama yapılmadan sahada nakit  %30 ve daire % 70 ödemesinin yapılacağı kararlaştırılarak ödemenin % 30'unun nakit, kalan bedelin ise sözleşmede niteliği belirtilen daireler olarak verileceğinin benimsendiği, yine sözleşmenin \"cezai şartlar\" başlıklı maddesinde ise \"İşveren ve Yüklenici Firmalar Arasanıda Doğabilecek Anlaşmasızlıklarda İki Tarafta Bu Sözleşmede Vazgeçer Veya Verilen Sürelerde Müteakip Kalınmaz İse Sözleşme Bedelinin %10 Cezai Şartı Kabul Etmiş Sayılacaktır...\" hükmünün düzenlendiği anlaşılmıştır. <br>\tDavadaki talep, sözleşmenin davalı tarafça haksız feshedilmiş olması nedeniyle sözleşmenin cezai şart başlıklı maddesinde düzenlenen yukarıda belirtilen cezai şart talebine ilişkindir. <br>\tCezai şartın düzenlendiği maddesinin incelenmesinde, sözleşmenin ifası sırasında doğabilecek anlaşmazlıklarda sözleşmeden vazgeçilmesi halinde veya verilen sürülere uyulmazsı sözleşme bedelinin %10'u cezai şart ödeneceği kararlaştırılmış olup, madde düzenlemesi ile ilk hükmün sözelşmeden  vazgeçilmesi  (sözleşmenin feshi) halini düzenlendiği anlaşılmakla, mahkemesince madde düzenlemesinin seçimlik ceza olarak nitelendirilmesi ve buna dayalı olarak sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle talepte bulunulamayacağı gerekçesiyle  davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. <br>\tMahkemece yapılması gereken iş, yukarıdaki açıklamalar kapsamında cezai şarta ilişkin sözleşme hükümlerinin sözleşmenin feshi halini  de içerdiği kabul edilerek, sözleşmede ifaya ilişkin bir süre öngörülmediği, diğer bir deyişle belirsiz süreli sözleşme olduğu ve sözleşme hükümleri ile bu kapsamda tarafların iddia, beyan ve delilleri toplanıp değerlendirilerek, davalı tarafından sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı, tarafların kusur durumu ve buna bağlı olarak cezai şart talep koşullarının oluşup oluşmadığı incelenerek esas hakkında karar verilmesidir. <br>\tAçıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>    <br>\t\t\t\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,<br>\t<br>\t\t\t\t2-Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/09/2022 tarih ve 2020/194 Esas- 2022/589 K<br>arar sayılı kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına,<br>\t\t\t\t3-Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>\t<br>\t\t\t\t4-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, <br>\t\t\t\t5-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>\t\t  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 02/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.   \t\t \t<br><br>Başkan ...<br> e-imzalıdır<br> <br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br><br><br><br><br> <br><br><br>   <br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fca5743a8510bf6e","SID":"481bf9f1a8c81fa8"}}