{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/322 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1258<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/06/2017 (Dava) - 10/11/2020 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2017/713 Esas - 2020/608 Karar<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 18/09/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 18/09/2024<br><br>\tİstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/713 Esas-2020/608 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firma tarafından davalı sigorta şirketine, fabrikada meydana gelecek kazalarda 3.kişilere herhangi bir bedeni zarar gelmesi durumunda bu zararların teminatını oluşturmak üzere 29/07/2015-209/07/2016 tarihlerini kapsayan 3.şahıs mali sorumluluk sigorta poliçesi ve işveren mali sorumluluk sigortası poliçeleri yaptırıldığını, müvekkili firmanın binasının inşaat işini alan ... Şti inşaat işini yaparken bu firmanın bir çalışanı olan ...'nun 22/12/2015 tarihinde kaza sonucunda vefat ettiğini, ...'nun mirasçıları tarafından Bozüyük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/573 Esas sayılı dosyasıyla tazminat davası açıldığını, bu davanın hem ana taşeron ...'a açıldığını hem de ana işveren olarak müvekkili şirkete açıldığını, davalı sigorta şirketine de ihbar edildiğini ve ihbar dilekçelerinin tebliğ edildiğini, Bozüyük Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/4012 Soruşturma nolu dosyasında müvekkili şirketin asli kusurlu olduğuna dair rapor verildiğini, bu rapor sonrası müvekkili firma varlığı üzerine haciz konacağından davacılarla 31/10/2016 tarihli sulh protokolü imzalandığını, bu protokol gereğince davacılara 270.000,00 TL'nin ödenmesi hususunda anlaşmaya varıldığını, müvekkili firma tarafından 31/10/2016 tarihinde 70.000,00 TL, 05/12/2016 tarihinde 100.000,00 TL ve 26/12/2016 tarihinde 100.000,00 TL olmak üzere ödemeler yapıldığını, yapılan sulh protokolünün davalı sigorta şirketine bildirildiğini, sigorta şirketinin bu dilekçeye cevap vermemesi üzerine İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2017/3608 sayılı takip dosyasının açıldığını, ancak davalı tarafın itiraz ettiğini, bu itirazların yerinde olmadığını, yetki itirazının yerinde olmadığını, acentenin bulunduğu yerin yetkili olup bu nedenle İzmir icra daireleri ve mahkemelerinin yetkili olduğunu, davalı ... Sigorta A.Ş'nin İzmir'de bölge müdürlüğünün bulunduğunu, işçi işveren ilişkisinden kaynaklı sigorta davaları 10 yıllık zamanaşımına tabi olup müvekkili şirketçe dava açıldıktan sonra davanın ihbar edildiğini, bu nedenle zamanaşımı itirazının yerinde olmadığını, davaya konu iş kazasının taşeronun inşaat yaptığı esnada meydana geldiğini, davalı firmanın oluşan bu kazanın sigorta poliçeleri kapsamında olmadığı iddiasıyla icra takibine itiraz ettiğini, bu itirazın haksız olduğunu, zira davalı firmanın işveren mali mesuliyet ya da 3.şahıs mali mesuliyet sigortası kapsamında sorumlu olduğunu belirterek, itirazın iptaline ve takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın ödenen 100.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının rücuen tahsili amacıyla İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2017/3608 sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine takip başlattığını, müvekkili şirketin İzmir ilinde bölge müdürlüğü bulunmadığını, İzmir satış direktörlüğü bulunup, müvekkili şirketi temsil ve imzaya yetkili olmadığını, yetkili yerin İstanbul mahkemeleri ve icra daireleri olduğunu, icra takibine yaptıkları zamanaşımı itirazlarını yinelediklerini, davacı şirketin müvekkili şirket nezdinde kaza tarihini kapsar 29.07.2015-2016 vadeli işveren sorumluluk sigorta poliçesi ile 29.07.2015/2016 vadeli üçüncü şahıs mali mesuliyet sigorta poliçesi bulunduğunu, ancak talepler her iki poliçe tarafından da teminat altına alınmayıp  teminat dışında bırakıldığından davanın reddini talep ettiklerini, işveren sorumluluk sigorta poliçesinin ancak kaza tarihinde sigortalı şirkette SGK'ya kayıtlı olan işçiler için geçerli olduğunu, talebe konu iş kazası sonucu vefat eden ...'nun kaza tarihi itibariyle davacı şirketin SGK kayıtlı çalışanı olmadığını, mezkur poliçe taşeron/alt işverenleri (kaza tarihi itibariyle) teminat altına almadığından zararın işbu poliçeden talep edilemeyeceğini, işveren sorumluluk sigortası genel şartlarının 1.maddesi hükmünce; \"Bu poliçe, iş yerinde meydana gelebilecek iş kazaları sonucunda işverene terettüp edecek hukuki sorumluluk nedeniyle işverene bir hizmet akdi ile bağlı ve Sosyal Sigortalar Kanununa tabi işçiler veya bunların hak sahipleri tarafından işverenden talep edilecek ve Sosyal Sigortalar Kurumu'nun sağladığı yardımların üstündeki ve dışındaki tazminat talepleri ile yine aynı kurum tarafından işverene karşı iş kazalarından dolayı ikame edilecek rücu davaları sonunda ödenecek tazminat miktarlarını, poliçede yazılı meblağlara kadar temin eder\" denildiğini, Sigorta Poliçesi Özel Şartlarında da yukarıdaki maddenin tekrarı ile ayrıca bir hasar vukuunda işçilerin SGK bordrolarına kayıtlı olmalarının esas olduğunu, üçüncü şahıs mali mesuliyet sigorta poliçesinin ise ancak işten bağımsız olarak iş faaliyeti nedeniyle zarar gören ilgisiz/üçüncü kişilere verilecek zararları teminat altına aldığını, ancak ....'nun üçüncü kişi konumunda olmadığını, bizzat sigortalı işverenin işini yapan taşeron/alt işveren firmasında kayıtlı olarak bizzat iş faaliyeti yürütmekte olup zararlandırıcı eylemde bulunan ve maruz kalan birinci kişi olduğunu, Üçüncü Şahıslara Karşı Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları'nın 1.maddesi hükmünce; \"işbu poliçe, sigortalıyı, sigortanın mer'iyet müddeti esnasında vukua gelecek bir hadise neticesinde a) Üçüncü şahısların ölmesi, yaralanması veya sıhhatinin muhtel olması, b) Üçüncü şahıslara ait mallarda ziya ve hasar (maddi zarar ve ziyanlar) husule gelmesi sebebi ile, poliçede gösterilen sıfat, faaliyet ve hukuki münasebetlerinden dolayı, kendisine karşı, üçüncü şahıslar tarafından ileri sürülecek zarar ve ziyan taleplerinin neticelerine karşı, Türkiye Cumhuriyetinin hukuki mes'uliyete müteallik mevzuatı hükümleri dairesinde ve işbu poliçede tespit olunan meblağlara kadar temin eder\" denildiğini, kabul anlamına gelmemek üzere, bir an için teminatlara dahil bir hasar vukuu kabul edilse dahi kusur raporunda sigortalı davacı şirketin tam kusurlu olmadığının sabit olduğunu, poliçeler gereği ancak sigortalılarının kusuru oranında sorumluluklarının olacağını, yine poliçe şartlarında muafiyet tenzili şartı bulunmakta olup tutarların indiriminin gerekeceğini, yapılacak incelemenin poliçe genel ve özel şartlarına göre yapılmasının gerekeceğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \".....Davalı vekili tarafından her ne kadar İstanbul Mahkemelerinin ve yine icra takip dosyasında ise İstanbul İcra Dairelerinin yetkili olduğuna dair yetki itirazında bulunulmuş ise de, davalı sigorta şirketinin İzmir Bölge Müdürlüğü'nün bulunması nedeniyle mahkeme ve İzmir İcra Daireleri yetkili olduğundan, davalı vekilinin yetki itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunduğu, yine dava 6102 Sayılı TTK'nun 1482.maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğundan davalı vekilinin zamanaşımı def'inin de reddine karar vermek gerektiği, yapılan yargılama, toplanan deliller, sigortacı bilirkişiden alınan kök ve ek raporların birlikte değerlendirilmesi neticesinde; dosyada mevcut bulunan 3.Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi içeriği incelendiğinde, sigorta teminatı kapsamının sigortalının riziko adresinde faaliyetleri sırasında ve sigorta süresi içerisinde meydana gelebilecek kazalar sonucunda 3.şahısların ölmesi, yaralanması veya sağlığının bozulmasının teminat kapsamına alındığı, dava konusu iş kazası sırasında hayatını kaybeden ...'nun davacı şirketin poliçe kapsamındaki işyerinde taşeron olarak davacı şirket adına iş  yapan dava dışı ... Ltd Şti.'nin SGK'lı işçisi olduğu, bu nedenle 3.şahıs olarak kabul edilmesi mümkün olmadığından dava konusu iş kazasının taraflar arasındaki 3.Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi teminatı kapsamında bulunmadığının kabulü gerektiği, yine taraflar arasında düzenlenen İşveren Sorumluluk Sigorta Poliçesi incelendiğinde, poliçe içeriğinde belirtilen özel koşulların İşveren Sorumluluk Sigortası Poliçesi Genel Şartları dahilinde ve doğrultusunda düzenlendiği, davaya konu  poliçe 'Özel Koşullarında' yer alan 'Teminat Kapsamının' aynen İşveren Sorumluluk Sigortası Poliçesi Genel Şartları'nın 'Sigortanın Teminatının Kapsamı' başlıklı 1. maddesinde düzenlendiği şekilde; 'iş yerinde meydana gelebilecek iş kazaları sonucunda işverene terettüp edecek hukuki sorumluluk nedeniyle işverene bir hizmet akdi ile bağlı ve Sosyal Sigortalar Kurumu'na bağlı işçiler veya bunların hak sahipleri tarafından işverenden talep edilebilecek Sosyal Sigortalar Kurumu'nun sağladığı yardımların üstündeki ve dışındaki tazminat talepleri ile yine aynı kurum tarafından işverene karşı iş kazalarından dolayı ikame edilecek rücu davaları sonunda ödenecek tazminat miktarlarının poliçeye ekli İşveren Sorumluluk Sigortası Genel Şartları çerçevesinde poliçede yazılı meblağlara kadar temin edileceği' nin kararlaştırıldığı, poliçedeki 'İstisnalar' bölümünde ise 'İşveren Sorumluluk Genel Şartları Sigorta Teminatının Kapsamı madde 1'e atfen iş kazasının vuku bulduğu tarihte SGK'ya işveren tarafından resmi olarak bildirimi yapılmamış işçiler ile ilgili olarak işverene yansıyabilecek her türlü hukuki sorumluluğun teminat harici olduğu' nun sigorta poliçesine şerh edildiği, bu kapsamda davaya konu iş kazası neticesinde hayatını kaybeden ...'nun kaza tarihi itibarıyla poliçe kapsamındaki iş yerinde davacı şirket taşeronlarından dava dışı ....Ltd. Şti'nin SGK'lı çalışanı olduğu, davacı şirketin SGK'lı çalışanı olmadığı gibi kaza tarihinden sonra taraflar arasında düzenlenen İşveren Sorumluluk Sigortası Zeyilnameleri ile bir kısım taşeron işçilerin de poliçe kapsamına dahil edildiği, poliçe kapsamına dahil edilen taşeron firmalar arasında dava dışı taşeron firma olan ... Ltd. Şti.'nin bulunmadığı, bu kapsamda taraflar arasında düzenlenen İşveren Sorumluluk Sigorta Poliçesi Özel ve Genel Şartları uyarınca dava konusu kazanın iş bu sigorta poliçesi teminatı kapsamında da bulunmadığı sonucuna varıldığı, davaya konu iş kazasının davaya konu sigorta poliçesinin teminatı kapsamında kalmadığı sonucuna varılmış olmakla, DAVANIN REDDİNE....\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili tarafından, \"...Müvekkili firma tarafından iki adet sigorta poliçesi yaptırıldığını, 3. şahıs mali sorumluluk sigortası poliçesinde, üçüncü şahısların riziko adresinde ölmesi halinde oluşan zararların 100.000-TL'ye kadar teminat altına alındığını, bu poliçede sigortalıya hizmet akdi veya vekalet münasebeti ile bağlı kişilerin teminat dışında olduğunun kararlaştırıldığını, İşveren Sorumluluk Sigortası Poliçesinde ise, işyerinde gelecek iş kazaları sonrası işverenle ya da taşeronlarla hizmet akdi ile bağlı Sosyal Sigortalar Kanununa tabi işçilerin zararının 100.000-TL'ye kadar teminat altına alındığını, bu poliçede bir hasar anında işçinin SGK bordrolarına kayıtlı olmasının esas olduğunun kararlaştırıldığını, müvekkili firmanın arazisinde inşaat işini alan alt taşeron ... Şti. inşaat işini yaparken bu firmanın çalışanı ...’nun 22/12/2015 tarihinde müvekkili şirketin iş yerinin içindeki kaza sonucunda vefat ettiğini, açılan itirazın iptali davasında ilk derece mahkemesinin ilginç bir şekilde üçüncü kişi mali mesuliyet sigorta poliçesi yönünden vefat eden taşeron işçinin üçüncü kişi olmayacağı, bu nedenle bu poliçe gereğince davacının talepte bulunamayacağını, İşveren Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi yönünden de; vefat eden işçinin taşeron işçisi olduğu, davacının kendi işçisi olmadığı ve bildirilen taşeron listesinde bulunmadığı gerekçesiyle her iki poliçe yönünden davayı reddettiğini, mahkemenin bu iki seçenekten başka seçenek varmış gibi karar vermiş olup aşağıdaki gerekçelerle ilk derece mahkemesi kararını istinaf ettiklerini, vefat eden işçinin ya müvekkilinin ve taşeronun işçisi ya da üçüncü kişi olacağını, bundan başka seçenek bulunmadığını, mahkemenin ilginç bir şekilde vefat eden işçiyi hangi konumda  değerlendireceği konusunda doğru ve hukuki yorum yapamadığını, davalarının her iki poliçeye dayandığını, müteveffa, davacının işçi sayılmakta ise 15271796 sayılı işveren sorumluluk sigortası poliçesi gereğince; değil ise (yani üçüncü kişi ise) 15271865 sayılı 3. şahıs mali sorumluluk sigortası poliçesine göre karar verilmesi gerektiğini, ayrıca ilk derece mahkemesinin müteveffayı ne konumda değerlendirdiğini hiç açıklamadığını, bilirkişi raporunda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararı gereğince müteveffanın işçi sayılması gerektiğinin belirtildiğini, fakat iki ayrı poliçe olduğundan işçi ya da üçüncü kişi sayılmasının müvekkili yönünden sonuca etkili olmadığını, 26.03.2019 tarihli bilirkişi incelemesinde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2016/7325 Esas-2017/4774 Karar sayılı ilamı gereğince müteveffanın işçi sayıldığını ve bu nedenle İşveren Mali Sorumluluk Sigortasının uygulanması gerektiğinin belirtildiğini, müvekkilinin 100.000,00 TL alacaklı olduğuna dair rapor verildiğini, raporda açıkça ... A.Ş.'nin üst işveren sıfatının bulunduğu ve işveren mali mesuliyet sigortasının uygulanması gerektiğinin beyan edildiğini, İş Kanunun 2. maddesinde de müvekkilinin sorumlu olduğunun açıkça belirtildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararının İş Kanununa uygun olduğunu, İş Kanunu'nun 2. maddesinin 6.fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı sebebiyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğunun düzenlendiğini, bu sebeple tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabileceklerini (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2017/361 Esas-2018/6683 Karar), davalı tarafın tüm savunmasının işveren mali mesuliyetin şartların oluşmadığı yönünde olduğunu,  üçüncü kişi mali mesuliyet poliçesinin uygulanması ile ilgili bir itiraz ya da beyanları bulunmadığını, müvekkili şirket yetkilisi fabrika müdürü ...’in davaya konu kaza nedeniyle Bozüyük 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2016/265 Esas-2018/75 Karar sayılı kararı ile ceza aldığını, kazanın müvekkilinin iş yerinde ve mesai saatlerinde olduğunu...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, işyeri kazası neticesinde ödenen tazminatın rücuen kendi sigortacısından tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; mahkemece dava konusu iş kazasına dair poliçe kapsamında sorumluluğun belirlenmesi için bilirkişi raporları alındığı, alınan kök raporda davalı sigorta şirketinin işveren sorumluluk sigortası poliçesi uyarınca, davacının asıl işveren olma sıfatına dayalı olarak ve kazanın davacıya ait işyerinde olması, vefat eden işçinin iş adresinin de burası olması nedeniyle sorumlu olduğu, buna göre 100.000-TL poliçe teminat limitinden davalının sorumlu olduğu, zeyilnamelerin işbu dava ile ilgisinin bulunmadığının belirtildiği, davalı taraf itirazları üzerine düzenlenen ek rapor ile bu defa, hukuki takdirin mahkemeye ait olduğu belirtilerek, bahse konu poliçede açıkça taşeron işçiler denilerek bu işçilerin uğradığı zararlarla ilgili mevcut bir düzenleme bulunmadığı, bununla birlikte üst işverenin sorumlu olduğu halleri teminatdışı sayan bir maddenin de olmadığı, hukuki takdir mahkemeye ait olmak üzere yapılan hesap bakımından kök rapordaki gibi hesaplama olacağının belirtildiği, davalı tarafın itirazları üzerine alınan son ek raporda da, yeniden hukuki takdirin mahkemeye ait olduğu vurgusu yapılarak, zeyilnamelerin de incelendiği, kaza sonrası düzenlendiğinin görüldüğü, poliçeye göre teminata dahil edildiğine dair açık şerh bulunmayan hallerin teminat harici olduğunun yazılı olduğu ve poliçede üst işveren sıfatından kaynaklı sorumluluk olgusuna dair bir düzenleme görülmediğinin belirtildiği anlaşılmıştır. <br>Vefat eden işçi ve davacı arasındaki ilişki değerlendirildiğinde; her ne kadar müteveffa doğrudan davacının işçisi değil ise de, taşeronunun işçisi olup, davacıya ait işyeri adresinde ve davacının mutad faaliyeti sırasında iş kazasının meydana gelmiş olduğu, müteveffanın sigorta bildirgesindeki adresin de burası olduğu, poliçede bahsedilen iş akdi ile işverene bağlı ve SSK'ya tabi işçiler ifadesi ile, sigortasız işçilerin kapsamdışı tutulduğu, somut olayda ise müteveffanın bizzat davacıya ait işyerinde çalışmakta olan ve SGK kaydı da bulunan bir işçi olduğu, poliçede asıl işveren-taşeron ayrımı yapılmaksızın riziko adresinin davacının işyeri şeklinde belirtilmesi suretiyle teminat tanındığı, poliçede sigorta şirketinin sorumluluğunun, sigortalının adresi ve faaliyet alanı yazılı işyerindeki mutat işletme faaliyetleri sırasında ve poliçe süresi içerisinde SGK'ya tabi olarak çalışan personelin sadece mutat olarak yaptıkları işin ifasına bağlanarak genişletildiği, buna göre asıl işveren-alt işveren ilişkisi içinde yer alan da dahil olmak üzere mutat faaliyet alanı içinde ve yazılı adreste iş yapan herkesin bu sigorta poliçesinin teminatı kapsamı içinde olduğunun kabul edildiği, nitekim daha sonraki tarihlerde sigorta şirketinin zeyilnameler ile sorumluluğunun kapsamını sınırlandırdığı, ancak davaya konu olay tarihi itibariyle bu şekilde bir sınırlı sayım yolu ile taşeron şirket işçisi sınırlandırması bulunmadığı, bu kabulün müteveffanın vefatından asıl işveren olarak davacının da yükleniciyle birlikte sorumlu tutulmasına dair mevzuat hükümlerine de uygun olduğu, anlaşılmakla, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır (Bu yönde bknz. Yargıtay 11. HD 2018/1125 E. -  2019/5640 K.,    2016/7325 E. - 2017/4774 K).<br> Mahkemece işin esasına girilerek, davalının, davacının işveren sıfatı nedeniyle sorumluluğu doğacağının kabulü ile, poliçe tutarı uyarınca ve poliçedeki hükümlere göre (muafiyet vs..) usulünce tazminat hesaplaması yaptırılması, bu kapsamda ödeme tarihlerine ve davalının temerrüdüne göre davalının sorumluluğunun belirlenmesi için kararın kaldırılması gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜNE; İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/713 Esas - 2020/608 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf  karar harcının istek halinde davacı tarafa iadesine,<br>4-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  18/09/2024<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4f91875573408527","SID":"27ce48a736399506"}}